hayat

entry2345 galeri116 ses1
    1340.
  1. 1339.
  2. Hayat, biriktirilmesi gereken bozuk para değildir. Eğer hayatı bozuk para gibi parça parça, içinizde biriktirerek ve geleceğe saklayarak kendi dipsiz kuyumuza atarsak, hiç kusura bakmayalım o hayat bir gün gelir bizi bozar. Düzenimizi alt-üst eder. Geçmişte yaşamamız gereken duyguların, tecrübelerin intikamını bizden çok kötü alır ve bir saniye olsun bize acımaz. Sonra bezgin bezgin hayatın gözlerinin içine bakıp, ''hayat beni neden yoruyorsun'' diye saçmalarız.
    Hayat yaşamasını bilen, paylaşmayı bilen, dürüst olup çok çalışmayı bilen, adam olup sevmeyi bilen hiçbir insanı yarı yolda bırakmaz ve yormaz. Aslında hayatı anlamsızca yorumlayıp, düşman gözlerle bakıp onu fazlasıyla yoran bizleriz.
    3 ...
  3. 1338.
  4. her insana verilmiş 1 haktır. kullanırsın ya da kullanmazsın. 2.si yoktur. reenkarnasyondan emin değiliz.
    1 ...
  5. 1337.
  6. 1336.
  7. 1335.
  8. şu aralar benimkisi arzulanan film kapalı gişe oynuyor diye mecburiyetten girilen ucuz filme benziyor.
    0 ...
  9. 1334.
  10. 1333.
  11. bu hayatta asla vazgeçmeyeceksin, umudunu ve kendine olan özgüveni kaybetmeyeceksin, etrafında ve hayatında olan insanları bir süzgeç misali elek'den geçireceksin. bu hayatta her insana hak ettiği kadar değer vereceksin ve en önemlisi düşmeyeceksin, bu hayatta düşenin affı ve dostu olmaz, ama sen hayatta düşmüş bir insan görürsen vurma bir el uzat, ama hiç bir zaman unutma o el uzattığın insan gün gelir seni sırtından vurur, netice de insanoğlu çiğ süt emmiş, işte bu evrede hayatın ne kadar acımasız olduğunu anlarsın. bu hayatta eşine bile güvenip sırrını verme, gün gelir eşin el olur ve seni mahveder. sen sen ol her zaman gözü açık ol, yoksa günümüz toplumunda ezilmeye mahkum olursun.
    0 ...
  12. 1332.
  13. Aslında ben artık şöyle tanımlamak istiyorum hayatı:
    "Hayat; küçük bir çocuğun gülümsemesi kadar muhteşem ve küçük bir çocuğun ağlaması kadar iğrenç!.."
    0 ...
  14. 1331.
  15. ilkten doğuyoruz, bu dünyanın kuralları bize ait değil. biz sonradan gelenleriz. büyümeye başlıyoruz yaşımız ilerledikçe hayat bizi içine çekiyor diğerlerinin vasıtasıyla. hayatımızın ilk yılları sadece bizim çünkü o zaman asla bir sorumluluğumuz veya sınırlarımız yok. istersek kendimizi 5 kattan bile bırakabiliriz çünkü ölümü henüz bilmiyoruz, onun korkulacak bir tarafı yok. büyüdükçe acıyı, nefreti, sevgiyi, insanları tanıyoruz. onlardan çok var onları kendimize örnek alıyoruz, onlara benzemeye çalışıyoruz. büyüyoruz, bizi okula gönderiyorlar devlet ideolojisini öğreniyoruz, gelenekleri, görenekleri öğreniyoruz. büyüyoruz, kadınlara, erkeklere ilgi duymaya başlıyoruz. bir ara hayatımız sadece onlardan ibaret oluyor, aşkı öğreniyoruz sanki dünyaya aşk için gelmişiz gibi. büyüyoruz yavaş yavaş ölümü öğreniyoruz, ve artık hayattan korkmaya başlıyoruz, o ana kadar hayatın sonsuza kadar süreceğini sanırken aslında bir sonu olduğunu anlıyoruz. bu bizi derinden etkiliyor artık bu kısacık yaşamımızda istediklerimizi yapmaya odaklanıyoruz ama önümüze sorumluluklar yükleniliyor onları itelemek zorunda kalıyoruz. büyüyoruz, artık bir iş sahibi olmaya hayatımızı kazanmaya çalışıyoruz, gençliğimizi harcıyoruz, günlerimiz birbirinin aynısı oluyor, boşuna işlerle o kadar meşgul oluyoruz ki hayatımızın ne kadar saçma olduğunun bile farkına varamıyoruz. bir çoğumuz gerçekleri görmezden gelerek mutlu olmayı öğrenmiştir bile. büyüyoruz, bir aileye sahip oluyoruz, çocuklarımız oluyor, onları bizim yaşadığımız süreçten geçirmeye koyuluyoruz. büyüyoruz artık yaşlandık hayatımızı şöyle bir gözden geçiriyoruz, aslında ne çok şeyler yapabilecekken hayatımı nelerle harcamışım diye kendi kendimize kızıyoruz, bunun bir çaresi olmadığını biliyoruz. büyüyoruz artık korktuğumuz ölümün bizi almasını istiyoruz artık hayat bize bir anlam ifade etmiyor. büyüyoruz, ölene kadar büyüyoruz.
    2 ...
  16. 1330.
  17. insana kendine yakışanı giydiren bir sahne. tozunu yutup da inmek istemediğimiz, hani nuh masalı gibi hani 950 yıl yaşayacakmışçasına bağşanıp kaldığımız yalanlar deryasıdır hayat. ama ölüm; fazlaca gerçek.
    0 ...
  18. 1329.
  19. bir canlının anne ve babadan gelen iki gametin birleşmesiyle ve ya bölünerek bir meydana gelmesiyle başlayıp, gelişimini tamamladıktan sonra kendisini yok etmesidir.
    0 ...
  20. 1328.
  21. sudur. su hayattır ,hayat güzel.
    0 ...
  22. 1327.
  23. mükemmeldir, tarifsizdir, hayatı çekilmez yapan insanlardır. oysa güneşin doğması, yağmurun yağması, ruhuna dokunacak kadar onu ısıtacak kadar tenini okşayan rüzgar, doyasıya aldığın her nefes hayattır .. insan için bu kadar değerli olan şeyleri, yine bir insan hiç ediyor. yaşamak güzeldir, hayat güzeldir ama hep birileri gelir bu güzelliğin içine eder.
    0 ...
  24. 1326.
  25. yaşamak için çaba sarfettiğimiz şey. amınakoyiim onun ben.
    0 ...
  26. 1325.
  27. futbol gibi. Kendi sahana çekildikçe gol yiyorsun.
    0 ...
  28. 1324.
  29. başkalarının koyduğu kurallara göre yaşamaktır hayat. dini kuralların, hukuki normların, ahlak denen fakat geçerliliği tartışılan kıstasların geçerliliği olduğu, insan ömrüyle sınırlı zaman dilimi. kısacası güçlü insanların kurallarının hüküm sürdüğü boktan bir oyundur hayat. hiç kimse gönlünce süremez sefasını. hep bir çıkar, hep bir fayda bir koşuşturma için de geçen sikindirik bi yarış. kimsenin söz konusu faydaları senin kara kaşına kara gözüne sunmadığı..

    bir tarafta çevresi geniş, para açı köpeklerle dolu, kendi deyimiyle "kızların karizmatik ve yakışıklı bulduğu" para babası insan (bkz: ali ağaoğlu). bir tarafta ise sokaklarda yüzlercesi olan, çöplerden yenilir-yenilemez durumda bulduğunu yiyen kimsesiz insanlar. sadece fazladan bir kaç gün doğumu daha görebilmek için yaşıyan insanlar.

    bir tarafta kavuşamadığı sevdiği için göz yaşlarına boğulan kendini harap eden insanlar, diğer tarafta 2 çocuklu cebi kabarık sevgilisinden bir çocukta kendisi peydahladığı için mutlu olan insanlar (bkz: şeyma subaşı).

    yukarıda bahsedilen kuralların sadece güçsüz ve fakir insanlar için geçerliliği süren bir hayat. tüm ümitlerini burdan sonraki ebedi hayata bağlayan büyük bir kısım.
    ya orasıda faso fisoysa?
    0 ...
  30. 1323.
  31. hayat;nasıl nefes aldığımız gibi değil aldığımız nefeslerin toplamı kadardır..
    0 ...
  32. 1322.
  33. Bazen hayallerinle ters düşmektir.
    Bazen tersliklerinle hayallere düşmek..
    0 ...
  34. 1321.
  35. ta anasını avradını sikeyim! adalet madalet yalan lan! yok oğlum öyle bir şey ne adaleti adalet ne lan! her boku yeyin, günah münah dinlemeyin, sikin anasını ortalığın nasıl olsa yok olup gideceksiniz şu içine sıçtığımın dünyasından.
    0 ...
  36. 1320.
  37. 1319.
  38. "y" ile "t" yer değiştirdiğinde acının, yıkımın, kaybın adı... başın sağ olsun hatay.
    5 ...
  39. 1318.
  40. hayat ne güzel konuşan vapurlar filan.
    0 ...
  41. 1317.
  42. 1316.
  43. --spoiler--
    Çok enteresan bir kelimeydi mutluluk. içini asla dolduramazdınız. Ne kadar mutlu olursanız olun, kelimenin içinde yine biraz daha yer kalırdı. Çok değişik şekillerde ve durumlarda olabiliyordu. Bir çocuk sadece bir limonlu top şeker ile mutlu olabiliyorken, bir yetişkini mutlu etmeye bu yetmiyordu mesela. Mesela birisi için mutluluk yaratan bir olay diğer bir kimse için yıkım olabiliyordu. Bu sayede mutluluğun göreceli bir şey olduğunu ve şekilden şekle girerek aramızda dolaştığını anladım. Kendisiyle bu güne kadar pek rastlaşmadıysam da sokağıma uğramışlığı vardır. Birkaç kez de uzaktan gördüm. Yaz günü sıcağın alnında gazozuna maç yapan mahalle veletlerinin gözlerinin içinde görmüştüm bir keresinde. Kızıl saçlı çilli bir genç kızın sahilde esen rüzgârın soğuğundan korunmak için sarıldığı delikanlının gözlerinin içinde de aynı mutluluk vardı. Asker dönüşü oğlunu karşılayan annede de… Anladım ki mutluluk kalbimize ikamet eden ve gözlerimizden kendini ele veren bir olguydu. Ne yazık ki mutluluk kelimesini belki de en çok düşünen ve onu anlamaya çalışan birisi olan bana, hiç uğramamıştı Mutluluk. Seçici paralı bir fahişe gibiydi. Çoğu zaman sizden para isterdi. Bazen sadece zevki için sizinle olurdu.

    Daha derinlerde insanların mutlu olduğu zamanlarda bunun değerini bilmediğini gözlemledim. Mutlulardı. Çoğu insanın uğrunda birçok şeyi feda edebileceği kadar mutlulardı. Ama asla sahip çıkmıyorlardı mutluluklarına. ilk fırsatta yere düşürüyor, çamur ediyorlardı. Bir evcil hayvan gibiydi mutluluk. Büyük heveslerle sahip olduktan bir süre sonra, işini görmesi için dışarı çıkarmaya veya suyunu değiştirmeye ya da temizliğini yapmaya üşeneceğimiz bir evcil hayvan. Sürekli bakım isteyen, Kocaman gözlerle size bakan, ayakkabılarınızı kemiren, koltuğuna pisleyen ve en önemlisi, ilgilenmediğiniz zaman size küsen bir evcil hayvandı mutluluk. Bu yüzden ben evimde hiç mutluluk beslemedim…...

    Sıkıntı.

    Hepsi geçecek.

    Sabır.

    Uyku.

    Hayır uyuma.

    Yazık olan dünlerim vardı mesela benim. ‘Bugün’lerde üzülürdüm onlara hep. Ah keşke derdim kendi kendime. Tekrar orda olsam derdim. Ne vardı şimdiki aklım o zaman olsaydı derdim. Bir şans daha dilenirdim. Dünüme yazık olduğuna çok geç karar verdim hep. Carpe diem vardı hani. Anı yaşamak. işte ben bir türlü senkronu tutturamadım. Hep bir gün öncesini yaşadım hayatım boyunca. Ertelemeli fikirlere sahip bir adamdım ben. Elden ne gelirdi…...

    “Bir gün gelecek, hayat bana bir fırsat verecek” kuyruğuna hoş geldiniz. Adından da anlaşılabileceği gibi bu kuyruğa hayattan fırsat bekleyenler geliyor. Sistem çok gelişmiş, aklınızdaki düşünceniz, hayattan beklediğiniz o fırsat elbiselerinizin üzerinde yazı olarak beliriyor! Ah bi fırsatım olsa yurt dışında okurdum diyenler var mesela. Şu kıza açılacak bir fırsatım olsa diyenler de var mesela. Çok kalabalık bir kuyruk burası. Nasıl olmasın canım! Herkesin bir beklentisi var bu hayatta! Efendim bu kuyruk, uzun zamandan beri hiç ilerlemedi. Zira hayat kimseye fırsat vermiyor, nefes aldırmıyor. içerdeki bazı çok güvenilir kaynaklardan aldığımız habere göre hayat bu gün de ofisinde yokmuş. Çektirdiği ıstıraplardan ötürü tanrıdan plaket almaya gitmiş. Seremoninin ardından da tekrar insanların yakasına yapışmakla meşgul olacakmış. Bu yüzden hayattan bu gün de pek bir beklentiniz olmasın. Kuyruğa yeni katılanlar var. Bak işte genç bir delikanlı. Babamı tekrar görmek isterdim yazıyor üzerinde. Bir diğer kızda ise çok sevdiği ayakkabılarla ilgili uzun bir yazı var. Dediğim gibi beklentiler farklı. Fakat elden gelir bir şey yok. Hayat bu gün de yok…...
    --spoiler--
    3 ...
© 2026 uludağ sözlük