ağa takılan bir kelebeğin hayatı mı yoksa üzerine hızla gelmekte olan arabaya bakakalan yavru kedinin hayatı mı daha değerli ? yoksa dağa tırmanmaya çıkıp ayağı takılınca düşmek üzere olan adamın mı ?
bu değer ölçümünü belirleyen şey evrimsel süreçte ortaya çıkan değer yargıları mı yoksa insan zihninden bağımsız nesnel yargılar mı ?
gerçi insan zihninden bağımsız değer yargıları vardır ve evrimsel süreçte biz onları bulacak şekilde evrimleşmiş de olabiliriz. yukarıda sanki birbiriyle çelişiyorlarmış gibi söylemişim ama öyle olmak zorunda değil.
"zihinden bağımsız "iyi-kötü" gibi kavramlar var ve evrimsel yolculuğumuzda bizler bu kavramları anlayabilecek, onlardan normatif yargılar çıkartacak şekilde evrimimizi devam ettiriyoruz."... bu iki farklı yolcu nasıl oluyor da bir yerde kesişebiliyor ? bizler nasıl oluyorda tam da bu nesnel olarak var olan iyi-kötü kavramlariyla uyumlu olacak sekilde evrimleşiyoruz ? bu olanaklı mı ?
hayat çok zor. hem yasamak hem anlayabilmek..ve kesinlikle arkasında daha derin bir şey var.
Son 2 haftadır ahıllarda kuzu ve oğlakların tavşan gibi zıplayarak analarını bulmalarını görmesem ve beni formamdan çekmeseler bunalıma girebilirdim ama enn kafama takıp dalıp gittiğim anlarda kuzu sesi beee, meee diye sesler duyunca gülümsüyorum sadece.
insan yaşlandıkça zaman ona göre daha hızlı geçmeye başlar. Bundan dolayı hayatı hiç kimse dolu dolu yaşayamaz, 70 yaşındaki birinden duyacağınız söz hep 'gençliğinizi dolu dolu yaşayın, ömür kısa.' olur. Ama ne yazık ki kimse dolu dolu yaşayamaz.
Ölüm ile kalım arasında kalan ince bir çizgi. Su gibi hızlıca akar, ölmediğin sürece de sakız gibi üzerine yapışır. Onu nasıl kullandığın tamamen senin elinde.
Hayat, çatlak bir su bardağına benzer. o suyu içsen de tükenir içmesen de. bir daha karşı karşıya gelemeyebiliriz veya bir daha diye bir şey olmayabilir. bu yüzden hayattan tat almaya bakın. yaşasan da bitecek yaşamasan da.
2 gün önce bir işçinin tırın geri manevrası esnasında ezilerek öldüğü videoyu izledim. telefonunun elinden düşüşü, gövdesinin üst kısmının bir anda öne eğilmesi falan yürek parçaladı.
düşündüm de az buz bir süre değil yaşadığım. şairin yolun yarısı dediği noktayı geçeli epey olmuş. iyi, kötü, güzel, çirkin bir çok yaşanmışlık sığdırmışım bu süreye. herkes için geçerli bu. anlık ölümü görünce insanın hayata teşekkür edesi geliyor. bugüne kadar yaşattıkların için teşekkürler hayat...