hayat

entry2345 galeri116 ses1
    1719.
  1. bizi biryerlere sürükleyen içinde bulunduğumuz yapı. o bizi sürükleyene kadar kendi yolumuzu da çizmiş olmamız gerek. ne olur ne olmaz.
    0 ...
  2. 1720.
  3. My momma always said, "Life was like a box of chocolates.

    annem her zaman hayatın bir çikolata gibi olduğunu söylerdi. içinde ne olduğunu asla bilemezsin.
    0 ...
  4. 1721.
  5. nefes alıp vermeler bütünü. ya da bundan tamamen bağımsız bir şey.

    hep aklıma takılan bir soru var: madem attığımız her adım bizi ölüme yaklaştırıyor, neden buna yaşamak diyoruz? bunun adı düpedüz ölmektir..

    ""seni görene dek ölüyordum ben. hep bir ölü olduğumu düşünmüştüm. olmasam ne olurdu diye düşünmüştüm. yoktum sanki. ya da hiç olmamıştım. birileri aniden beni soracak olsa kimse görmemişti beni. en son görüldüğüm üzerinden aylar geçmiş olmalıydı hep. ben böyle yaşıyordum işte. ölüyordum giderek..

    sonra bir gün, öldüğüm önceki tüm günlerden farklı bir şekilde hissediyordum. seni görmüstüm. bir melek edasiyla yürüyordun. tenine bakan gözlerim göz olduklarının farkına yeni varmislardi. o ana dek gördüğüm her şey soyuttu. bunu fark etmiştim. kabul edemediğim yalandan nefes alıp vermelerin sonunda bir anlama dayanmasıydın sen. ben de senin hayatımın kıyısından geçip gitmene razı gelemezdim. sen ölmekte olan beni kurtaracak tek kişiydin. bunu yazınca çok bencil olduğumu hissettim. inan öyle değilim. bencil değil senden sonra ben hep sen oldum..

    Gecenin bir vakti buz gibi kaldırıma oturup orada öylece gözlerimden yaşların akmasının sebebi sendin. En son ne zaman ağladim diye düşündüğümde sen vardın orada.. Sen hep hüzünlerimdeydin, oysa seni mutluluklarımda görmek isterdim.

    Söylenecek sözlerin kıymeti yok artık. Zaten senden önce de yoktu. Cennetten çıkmış benim gozlerimin önünden geçip gitmiştin sadece. kimseler görmedi, kimseler anlamadı Benden başka. Sen gittin gideliyse artık ben başka bir ölü oldum, ruhuma el fatiha..""

    hayat demistik. hayat içinde iki hakikat ve bir sonuç barındırıyor. doğum ve ölüm iki hakikati oluştururken bu ikisinin arasında geçen zaman da yaşam olarak anılıyor. buradaki denklemde bilinmeyense hayat. hayat nerede peki? x nerede? ya da hangi hayat bahsedilen? geceler boyunca uyuyamamışların yaşadığı hayatın tanımına uyar mı? hiçbir sevince yetişemeyenlerin yaşadığı hayat mı? Her defasında bir yere tutundum derken ellerine boşluk dolanların yaşadığı hayat mı? söylemek zorunda olduklarını kendini üzmek pahasına içine atanların yaşadıkları hayat sayılır mı? geceleyin yağmur yağdiginda şemsiyesiz çıkıp yağmur bitene dek sokaklarda yürüyenlerin hissettikleri nedir? ya da artık mutlu olmayacağını, mutlu olamayacağını bilen birinin geri kalan ömründe yaşayacakları nedir? ben bunlara hayat demeye korkuyorum. var mı bilen ne olduğunu? yok değil mi? susun en iyisi.. susalım. ve hatta kapatın dünyanın bütün ışıklarını. hiçbir sokak lambası dahi kalmasın ışık saçan. masa lambaları telefon ışıkları fenerler ışıklı tabelalar hepsi sönmüş olsun.

    karanlığı bir kez olsun sevebilir miyiz?

    durdurun ya da bu düzeni.
    hepimiz aynı anda ağlayalim. gozyaslarimiz karışsın birbirine. arka planda yağmur yağmalı ve flying çalmalı bir de.. şarkının tam ortasında ayni anda en yüksek gokdelenden kendimizi bırakalım yeryüzüne. Sevdiğimizin gozlerinden birakalim kendimizi ve geldiğimiz yere kendi isteğimizle dönelim bir kez de..

    anladım ki ben ölüyorum.
    kendime yoldaş arıyorum.
    ölüm yoldaşlığı.

    aslında tüm insanlar birbirinin ölüm yoldaşıdır. ama aynı evlerde bile birbirimize o kadar uzağız ki. çok acı olan şey de kimseyi gerçekten tanıyamayacak olmamız. annemizi babamızı kardesimizi o çok sevdigimiz kadını dostum dediklerimizi.. kimseyi tanıyamayacagız.

    ve en büyük yalnızlık ölümü günler sonra duyulan bir adamın yalnızlığıdır.

    en büyük yalnızlığımı alın benden.
    taşıyamıyorum..
    9 ...
  6. 1722.
  7. 5 kredilik derstir. milyonlarca insan sınavına girer. 2 midterm 1 finaldir. sınav average'ları sırasıyla 72 35 24'tür. * çocukken girilen ilk sınav sonrası ortalama yüksek çıkar. çünkü o zamanda en büyük dert bilgisayarın x oyununu kaldırmamasıdır. büyüdükçe, dertler arttıkça, ortalama düşer. çan düşer.

    çanın diğer sınavlarda düşük olmasına rağmen, çana bindiren çok insan vardır. bunlar da ee'cilerdir. dhhasdjfk. şaka lan. ama arttırıyorlardır belki de. adamlar felaket çünkü.

    dersin en kötü özelliği ise tek bir alma hakkı vardır. doğduğunuzda ekli gelir. drop'lama gibi bir şansınız olmadığı gibi withdraw çekmek gibi bir olayınız hiç olamaz.

    ne anlatıyorum amk ya..

    https://www.youtube.com/watch?v=gtlQiRvEOxU
    1 ...
  8. 1723.
  9. 1724.
  10. tesadüflerle falan değil bildiğin ibneliklerle dolu.
    yoksa neden Başkalarını değil, sadece hoşlandığın kadınları karşına dingil adamlarla çıkarıp dursun.
    feyiz vermeye çalışıyor pezevenk.
    0 ...
  11. 1725.
  12. her şeyin karşılıklı olduğu oluşum.

    kendine yapılmasını istemediğin şeyi başkasına yapmayacaksın hayatta.
    yoksa sonuçlarına katlanırsın.

    kimse benim koca gün üzgün gezmeme sebep olacak kadar değerli olmamalı.
    olursa bana yazık oluyor.
    karşımdaki buna değmiyor.
    hiç kimse değmiyor, değmeyecek.
    0 ...
  13. 1726.
  14. Gel şaşırt bugün beni diyesim geldi.
    1 ...
  15. 1727.
  16. En sevdiğimi, en sevinçli olduğum günde aldı.
    0 ...
  17. 1728.
  18. berbere saç kesimi tarif etmek gibidir. hep bir şeyler için çabalar, hayal kurar ve planlar yaparsınız ama olmaz. her şey kendi seyrinde gerçekleşir.
    jensen ackles dersin, alişan olarak çıkarsın.
    0 ...
  19. 1729.
  20. 1730.
  21. 1731.
  22. Kimine göre yaşanan, kimine göre yaşanmış olan.
    0 ...
  23. 1732.
  24. hani derler hep bir oyundan ibarettir aslında, bi rol verilmiştir herkese burda onu oynayıp dururuz.
    anne, baba, eş, abi, abla, arkadaş... bunun gibi roller. aynı anda bir çok kimlik...
    bu kadar çok görev olunca insanın bir yerden sonra sıyırmaması imkansız hale geliyor nerdeyse.
    hep birilerinin ablası/abisi olmak, akıl vermek, dinlemek, açıkçası bazen sadece dinler gibi yapmak.
    zor hepsini aynı anda idare etmek. bünye şaşıyor bu kadar yükün altında.

    illa söylemek mi lazım…
    2 ...
  25. 1733.
  26. çok garip. Örnek mi ?

    Peynir - ekmek yiyince gariban, peyniri ekmeğin üzerine koyup kürdan batırınca sosyete oluyosun.

    Hakkatten ya niye böyle.
    1 ...
  27. 1734.
  28. 1735.
  29. sizce de harikulade güzel ve harikulade saçma değil mi?
    1 ...
  30. 1736.
  31. bütün hayat benim perspektifimdedir. benim meselem, benim davam
    1 ...
  32. 1737.
  33. ey hayat, nefret ediyorum senden. en çok da sevdiklerimizden nefret etmeliyiz. en çok kendimizden.
    0 ...
  34. 1738.
  35. 1739.
  36. Hayata razı olup yenilmeyin.... Zayıf bir yeri vardır, oradan tutun.
    6 ...
  37. 1740.
  38. bir günü yirmi dört saat olduğu halde hiçbir anını istediğimiz gibi yaşayamadığımız şey. sorumluluklar arasında sevdiklerimize bir türlü vakit ayıramadığımız şey. yarın yanımızda olup olmayacağından emin olamadığımız insanlar için vakit yaratmaya uğraştığımız, bunu yapmanın bile sorumluluktan kaçmak olarak görüldüğü azap veren zaman dilimi. oysa ne vardı insan gibi geçirebilsek hayatı. sevdiğimiz insanlarla anı biriktirebilsek, yanlarındayken bile onları özlemesek, on üç yaşında çocuğun intiharına sebep olacak kadar sorumluluklar yüklemesek el kadar bebelere. biraz özgür olsak, biraz daha mutlu, daha çok gülerdik belki, daha neşeli olurduk, daha yaşanılası olurdu hayatımız. bir düşünsenize, hepimiz her gün hiç sevmediğimiz, görmeye bile dayanamadığımız insanlarla sekiz belki on saat geçiriyoruz. bunu haftanın beş ya da altı günü tekrarlıyoruz. minicik bir vakit ailemize, eşimize, dostumuza kalan. ufacık. define aramak gibi bir şey hayat, hep beklemek, hep koşturmak, hep başı su üstünde tutmaya çalışmak. halbuki sırt üstü uzanıp sulara götürdüğü yere gitmek de güzel, koşmaktansa ağır ağır yürümek de güzel, yokuş yukarı çıkmaktansa düz bir yolda yürümek de öyle. sürekli koşmak çok sık düşmek demek. dizlerde hep yara demek. hayat dediğinin yaşamaya değer kısmı çok uzaklarda, belki bir ihtimal hala. ama cidden çok uzakta.
    9 ...
  39. 1741.
  40. Fazla takmamak lazım , her şeyin bir sonu var.
    1 ...
  41. 1742.
  42. doğum ile ölüm arası yaşanan zaman. insan evladının hiç biri annesi babasını, ailesini, ırkını, memleketini seçmeden doğar. kimisi sağlıklı kimisi engelli kimisi de o kadar fakir. yaradan bu kısacık rüyayı bizim için sınama yeri olarak seçmiş. herkesi verdiği eksik kadar yükümlülük vermiş fazlasını da istemez emin olun. çok zengin veya şatafatlı görünen yaşamlar bir afrikalı sıcak altında çalışan insan kadar ne değerlidir bazen ne de mutludur. dünya kadar da paran olsa bir baş ağrısı servetten vazgeçme nedenidir bazen.

    ana rahminden mezara uzanan kısa yolculukta Allah bizim yardımcımız olsun..
    1 ...
  43. 1743.
  44. türkiyede doğduktan sonra bir anlam ifade etmeyen şeydir.
    1 ...
© 2026 uludağ sözlük