Hayat çatlak bardaktaki suya benzer. içsen de tükenir içmesen de bu yüzden hayattan tat almaya bak; çünkü yaşasan da bitecek yaşamasan da...Neyzen Tevfik
daha en başından sonunu tahmin edebildiğimiz türk filmleri gibi olsaydı keşke. yok ama öyle olmuyor. illaki tam da "böyle biter artık bu" dediğimiz yerde tekrar başlayan avrupa filmleri gibi olacak.
bir şeyler döküyor başından aşağıya,
bir şeyler üstüne yürüyor, karnına yumruk atıyor,sonra düşünmeye başlıyorsun...
bir süre anlamadığın halde hiçbir şeyi, anlamak gayretiyle, sadece anlamaya çalışıyorsun.
zaman geçiyor üstünden,
kaçıncı düzüşü seni gecenin bilmeden! öylece yaşıyorsun...
ve sonra fark ediyorsun;
her şey birbirinin aynısı.
her şey aslında, o son cümlenin ayaklarının bastığı yerde kalan şey!
yani her şey aslında hiçbir şey!
tıpkı hasta olup sonrasında iyileşmek gibi...
tıpkı hasta olup, bazen iyileşemeyip, hastalığın kronikleşmesi gibi...
tıpkı hasta olup, bazen iyileşemeyip ölünmesi gibi...
emek verip tutunduğumuz tek olgu. Bencillik ve vefasızlıktan sadece şu olguya büyük payı veriyoruz. Başkasından alıp bir iki saniye daha mutlu olalım diye bu tefeci kılıklı aç gözlü şeyi besleyip duruyoruz. Varsın olmasın uzun bir hayatım. Kalp kırmadan yaşayayım da gerisi kalsın.
tuhaf bir zamanlama oyunu. olacak olan, sadece olması gereken zamanda oluyor. ne öncesinde ne de sonrasında. bunu kesinlikle değiştiremiyorsunuz. ve bazen doğru zaman geldiğinde kendinizi bir seçim yapmak zorundayken buluyorsunuz.
bazen bir şeyler oluyor. isteseniz de olmayan, ne kadar çabalasanız da gerçekleşmeyen, uğruna çoğu şeyden vazgeçebileceğiniz şeyler. nedenini anlamıyorsunuz. kendinize ve çevrenize soruyorsunuz ama cevabı kimse bilmiyor. ya da verilen cevaplar tatmin etmiyor. ağlamak, üzülmek, daha da çabalamak nedenini anlamanıza yetmiyor. ve sonra bir noktada yapabileceğiniz tek şey durmak oluyor. duruyorsunuz. sakinleşiyorsunuz. bencilliklerinizden arınıyorsunuz. hayat size sabretmenin ne olduğunu öğretiyor. ve sabrederken olgunlaşıyorsunuz. ve sonunda olmayan "o şeyin" neden olmadığını öğrenebilecek ve o nedenin ağırlığını kaldırabilecek kadar olgun olduğunuzda hayat gerçekleri ayağınıza seriyor.
şimdi ellerim titrese de, yapmam gerekenin ne olduğunu biliyorum. zor olanı seçmem gerektiğini biliyorum. çünkü bunu yapabilecek gücüm olduğunda gerçekleri öğrenmemi istedi hayat. gerçeği bilsem ve ne kadar istesem de onu seçmeyecek kadar olgun ve güçlü olmamı bekledi hayat.
bir rüyadır aslında uyanmak istemezssin çünkü uyanınca bütün zorluklar üstüne gelecekmiş gibi gelir. uyanmaya kalktığında da bırakamazssın rüyanı alışmıssındır. oyle akıp gider işte, ta ki uyanana yani kadar ölene kadar.
Allah der ki: "Kimi benden çok seversen, onu senden alırım." ve ekler: "Onsuz yaşayamam deme, seni onsuz da yaşatırım." ve mevsim geçer, gölge veren ağaçların dalları kurur, sabır taşar, canından saydığın yar bile bir gün el olur.. Dostun düşmana dönüşür, düşman kalkar dost olur, öyle garip bir dünya.. Olmaz dediğin ne varsa hepsi olur.. Düşmem dersin düşersin, şaşmam dersin şaşarsın. En garibi de budur ya.. Öldüm der durursun.. Ama yine de yaşarsın!...
Şerefle bitirilmesi gereken asil görev hayattır...
Bir lokma ekmek için şerefini çiğnetmeye...
Bir anlık eğlence için servetini tüketmeye...
Bir zamanlık mevkii için el ayak öpmeye...
insanları ezip geçmeye...
Günlük menfaatler için onurunu yoketmeye...
Bir kısım insanlara kızıp bütün insanlara düşman olmaya Değmez Bu Hayat...