çözülemeyen tek problemdir hayat.
dünyaya ağlayarak gelip gözlerimizi kapayana kadar geçen süre.ne kadar garip?doğdun yaşadın ve öldün.bana mı öyle geliyor bilmiyorum ama insan yaşlandıkça hayattan aldığı haz azalıyor sanki.küçükken bana hediye edilen şeylerden aldığım mutluluğu şuan hiçbir şeyde bulamıyorum mesela.annemin bana aldığı çikolatalar,oyuncaklar...
rolümüzü oynamaya çalışıyoruz sadece.ben olmasam bulunduğum yerde başka biri olurdu.ben gidince benim yerimi başka biri alacak.kırkımdaki mevlütten sonrada yavaş yavaş unutulacağım.yine her şey eskisi gibi devam edecek.olan bu,insani bir şey.dedimya sadece rolümüzü oynuyoruz bu hayatta.
yaş kemale erdiğinde, yaşam sorgusu ve determinizm tadında cümleler beyinde dolaşmaya başladığı an'a denk gelir.
kurulmuş bir senaryo içinde figüran olunduğu anlaşılır. gökkubbe ve toprak arasına sıkışmış olmanın hüznüdür, sevincidir, tanımsız kalmanın hissiyatıdır. yaşam ve ölüm arasında ki bir göz kırpma anıdır..
doğarken, yaşam boyu içini tanımı olmayanlarla dolduracağımız küfeleri sırtlarız. bu küfeler, anlam veremediklerimizin, sebeb-sonuç ilişkisinin, ve ilişki kuramadıklarımızın merkezi olur. zamanla, yıllar geride bırakıldıkça reaksiyona girer. iç dünyada fırtınalar kopar, oysa yüz tebessüm halindedir. ruhumuzda feryat figan yangınlarını en durgun halimizde hissederiz. oysa o yangın sürekli vardır içimizde.. kimse bilemez, bu huzurun hangi basamağında olduğunu. ruhun dinginliğine eriştiğini, durulmayı, topraktan gelip toprağa gitmenin paradoksunu. yemek yemek, uyumak, sevişmek. aslında hepsi 5 dakika ihtiyaç molası verilmiş bir sinama arası değilmidir? amenna, yoktuk zaten. var olduk. hareket ediyoruz. sonra tekrar durup yok olacağız. **
hayat aslında denemek lüksünün olmasıdır..denedim olmadı diyebilmektir bazen de..bazen denemekten vazgeçmek..bazen hiç denememektir..bazense hayat sadece hayattır..bazen biter..bazen de yiter..
--spoiler--
-"Satranç hayat gibidir, David." demişti babası.
" Her parçanın kendi işlevi vardır.Bazıları zayıftır bazıları ise güçlü. Bazıları oyunun başında işe yarar, bazılarıysa sonunda. Ama kazanmak için hepsini kullanmak zorundasın. Aynen hayatta olduğu gibi satrançta da skor tutulmaz. On parçanı kaybedip yine de kazanabilirsin oyunu."
--spoiler-- **
kendimiz gibi olan mikro evrenden bakıldığında tanrının gölgesini oynadığımız, makro evren karşısında ise aciziyetimizin baki ve yaşam süremizin sadece bir göz kırpma gibi olduğunu gördüğümüz paradoks.
Hayat kısa bir battaniye gibidir. Yukarı çekersen ayak parmakların isyan eder. Aşağı çekersen, omuzların titrer. Ama yine de; neşeli insanlar dizlerini karınlarına çekerek rahat bir uyku uyumayı başarır.
mizahçıların anlattığı kadar basit ve dalgaya alınacak şekilde değil, edebiyatçıların anlattığı kadar zor ve karmaşık değil.ikisinin arasındaki ince çizgide hayat.
yaralanmamıza rağmen oyundan çıkarmayandır.
kenara çekilip yaralarımı sarmak istiyorum izin vermiyor. kısa bir mola bari ? geçtiğim yollar kan içinde kaldı.
"hayat satranca benzer. ikisine de başladığınızda onlarca mantıklı hamle vardır. ancak oyunun * sonuna geldiğinizde mantıklı bir hamle için saatlerce düşünürsünüz."
ps: bu sözü nereden duydum, kim söyledi bilmiyorum. bilen varsa mesaj atsın.