hastanelerden nefret ediyorum. sanki her gidişimde kötü birşeyler çıkacakmış gibi hissediyorum. başkası en ufak rahatsızlansa hastaneye zorla götürürken, ben asla kendimle ilgili gitmek istemiyorum. bilmiyorum bir ben mi, öyleyim.
eski türkiyede; kapısında parası olmadığı için insanlar ölüme terk ediliyordu. artık kimse hastaneye gidene para soramıyor. ister özel, ister devlet hastanesi. sağlık haktır, satılamaz diyen solcular nerede? ak parti sağlığı satılan bir hizmet olmaktan çıkarıp, 'hak' yaptı. onlar konuşsun, ak parti yapsın. yapıyor...
Tedavi olunan yer.
Tanım Saçmalığını yaptıktan sonra,
genelde yüzde 80 i kadınlardan oluşan hastaların olduğu yer.
acaba onları hasta eden biz miyiz?
Yoksa;
Bize hastalık bulaştıran onlar mı?
Kadın Hastalıkları bölümü de cabası.
Geçmiş olsun bacılar.
Dırdırı, trip ve kıskançlığı biraz azaltınca geçer.
Yanlis gormediniz evet otel. Ozellikle dahiliye ve gogus hastaliklari servislerindeki cogu hastalar ay sonuna dogru gelip yatis yaparlar. Mubarek otel burasi sanki. Uc ogun arti ara ogunler. Yedigin onunde yemedigin arkanda. Tansiyonunu olcturecegin naz yapacagin hemsire var. Devlete yuk devlete.
allah'ı en çok anan insanların olduğu yer. camilerden kiliselerden daha ruhani! daha ve daha!
acizlik ve pespayelik.
serumun kesif kokusu.
şakırdayan terlikler...
dezenfektanı üfleyerek kurutmalar...
bilhassa emeklilerin çalışırken farkında olmadıkları hastalıklarının, emekli olduktan sonra meydana çıktığı ve abone olup çoğunun rapora bağlandığı, şifa verilmesinin yanı sıra hayattan da bezdirilen, asıl ismi şifahane olması gereken hasta evleri.