"islamın şartı beştir" Bu cümleyi, inansın inanmasın, bir çok insan duymuştur, ezberlemiştir.
Beşten sonrası hakkında, mizahi olarak şu ifadeler kullanılır:
Altıncısı haddini bilmek.
Yedincisi de, haddini bilmeyene, haddini bildirmektir.
insanın kendini beğenmişliği ile, egosuyla orantılı olarak artan bir karaktersizlik olgusudur.
insan merkezli değer sisteminin(anlayışının) bir sonucudur denebilir.
kural olarak hayat ihtisas üzerine kuruludur. herkesin her alanda uzmanlaşması mümkün değildir. bu nedenle normal olarak bir konuda o alanın ehil kimseleri söz sahibidir. yani insan bir sorunla karşılaştığında veya bir hususta fikri sorulduğunda eğer o alanda ihtisas sahibi ise konuşmalı değil ise bir bilene sormalı veya sorulmasını tavsiye etmelidir. yani haddini bilmelidir.
Bugün gelinen noktada ise insanlık, tarihin en hadsiz dönemini yaşamaktadır. mobilitenin yaygınlaşması bunun önemli sebeplerinden biridir.
internette gördüğü ve doğru veya yanlış olduğunu araştırmadan körü körüne inandığı bilgiler üzerine bir düşünce sistemi kuran ve bu önkabulleri putlaştıran kimseler ,ki buna cahiller de diyebiliriz, her konuda fikir beyan edecek haddi kendilerinde görmektedirler.
bunun sonucunda da ilmin/alimin değeri azalmaktadır.
Şu hayatta en nefret ettiğim şeylerden biri de hadsizliktir... Herkesin bir sınırı vardır… Benimkine ‘haddim’ derler. O çizgiyi geçen herkes, bana değil kendi kendine çarpar. Ben uyarı levhası koymam… Karşı tarafın karakteri, zaten ne olduğunu yüksek sesle söyler. Herkesin haddini bildiren kadın muhabbeti değil bu. Ben sadece duruşumu koyarım gerisini kendileri çözer. Çünkü bazı insanlar, sessizliğindeki tokadı duymadan akıllanmıyor. Haddini bilmek zeka işidir çünkü. O yüzden herkesin harcı değil… Benimle konuşurken zorlanıyorsan, sebebi duruşum değil kendi seviyenle pazarlık yapıyor olmandır.