Çoğu uydurmadır kesinlikle şüphesiz. bu dönemde bile ünlü isimlerin söylemediği yazıp çizmediği sözler onlara nispet ediliyor oysa bakıyorsun adamın sosyal medyada hesabı bile yok, ilber Ortaylı'ya birçok söz mal ediyorlar altına ilber Ortaylı yazıyorlar hatta kendisine kafa Tv'de cahille sohbeti kestim'de sordulardı da ben böyle bir şey demedim ama güzel laf diyordu sjsj.
Hz. Peygamber (sav) şöyle buyurdular: "Kim Allah'tan başka ilah olmadığına Allah'ın bir ve şeriksiz olduğuna ve Muhammed'in onun kulu ve Resulü (elçisi) olduğuna, keza Hz. isa'nın da Allah'ın kulu ve elçisi olup, Hz. Meryem'e attığı bir kelimesi ve kendinden bir ruh olduğuna, keza cennet ve cehennemin hak olduğuna şehadet ederse, her ne amel üzere olursa olsun Allah onu cennetine koyacaktır."
Buhari, Enbiya 47; Müslim, iman 46, (28); Tirmizi, iman 17, (2640)
“Belaların en büyüğü peygamberlere, sonra evliyaya, sonra diğer has kullara gelir.” (bk. Münâvî, Feyzü’l-Kadîr, 1/519, no: 1056; el-Hâkim, el-Müstedrek, 3/343)
Ümmü Seleme radiyallahu anha'dan nakledildiğine göre Resulullah sallallahu aleyhi vesellem sabah namazını kılıp selam verdikten sonra şöyle dua ederdi:
''Allahumme inni eseluke 'ilmen nafi'an ve rızgan tayyiben ve 'amelen mutekabbelen.''
''Ey Allahım! Senden yararlı ilim, güzel (helal) rızık ve makbul amel dilerim.''
Nerede olursan ol, Allah'a karşı sorumluluğunun bilincinde ol! Kötülüğün peşinden iyi bir şey yap ki onu yok etsin. insanlara da güzel ahlaka uygun biçimde davran.
“Gençlerinizin en hayırlısı, (sefahetten uzak durmakta ve temkinli davranmakta) ihtiyarlara benzeyendir. Yaşlılarınızın en fenası ise, (başını gaflete sokmakta ve nefsinin arzularına uymakta) gençler gibi yaşayandır.” (Heysemî, Mecmau’z-Zevaid, 10/270; ibn Hacer, el-Metalibu’l-Aliye, 3/3)
“mal çoğalıp, kapıdan taşmadıkça kıyamet kopmayacaktır. o derecede ki: bir adam malının zekâtını çıkaracak, fakat onu kabul edecek hiçbir kimse bulamayacak. hatta arap toprağı / arap yarımadası (ziraat, mera, bağ-bahçe ile) ırmakların aktığı yemyeşil bir hale dönmedikçe kıyamet kopmaz.”
bk. müslim, zekât, 60; ahmed b. hanbel, 2/370, 417; mecmau’z-zevaid, 7/331