gölgeler

entry40 galeri4
    40.
  1. ''gölgeler''
    salih Mirzabeyoğlu'nun 1986 yılında yayınlanan romanı...
    hemen söyleyeyim, Tilki Günlüğü'ne benzemiyor, onun gibi "ilmî yönü baskın", "zor anlaşılır" veya "karışık" nitelemelerine mevzu değil... Son derece basit, günlük insan ilişkileri ve karakterleri üzerinde, heyecanla okunacak bir hikâye havası taşıyor.

    Şunu da ilave edeyim: Bugüne kadar Batı klasiklerinin birçoğunu elden geçirmiş, yerli roman alanında da bir hayli dolaşmış, daha lise yıllarında ruhu Genç Werther'le, Pavel ile, Langais Düşesi ile alevlenmiş, yani roman âleminde epey bir fenni olan biri sıfatıyla belirtecek olursam, Gölgeler, çok farklı bir lezzet bırakıyor damakta, pek öyle kimselere benzemeyen çok hoş bir koku veriyor insanın kalbine...

    Belki en büyük handikapı, Salih Mirzabeyoğlu gibi biri tarafından yazılmış olması... Meselâ onu Orhan Pamuk yazmış olsaydı -kendisini beğenmediğim için söylemiyorum bunu-, en az 50 dünya diline çevirilmiş olmakla kalmaz, bana kalırsa, aldığı Nobel'in de tanımlanmış gerekçesi olurdu. Veya ne bileyim, islâmcı camiada daha az sivri siyasî iddiaları olan biri tarafından kaleme alınmış olsaydı, bugüne kadar 100 baskı rahat yapar, hatta satır satır ezberlenirdi çoktan...

    Fakat Salih Mirzabeyoğlu'nun hikâyesi bu...
    Onun edebiyat hünerine aşina olanlar için sürpriz değil: Bir seçim günü, seçim sandığında görevli kimseler arasında başlıyor hikâye...

    Sonra onların ve onlarla ilişkide olan kimselerin hikâyesi olarak devam ediyor. Ressamlar, aktörler, iş adamları, bar kadınları, hayal gören genç kızlar, veremliler, teröristler, banka soyguncuları, kimlik arayışları, kadın erkek ilişkileri, reenkarnasyon, varoluşçuluk, sosyalizm, Büyük Doğu, hayatın kendisi, hayatın anlamı giriyor devreye...

    Herbiri "uçarı", ressamların "hafif dokunuşlar" dediği tarzda ve herbiri içinde akılda kalır, fikri yönü ağır sözler, tesbitler eşliğinde...

    Bir yerde, Baudelaire'in o ünlü Albatros şiiri geçiyor. Metris'teyken birkaç defa bu şiirden bahsettiğini hatırlayorum. Sanırım, şiirin o gün için en dikkat çekmek istediği mısra şuydu:

    -"Yeryüzüne sürülmüş yuhalar arasında..."

    Şairi böyle nitelendiriyor Baudelaire, onu, gemiciler tarafından yakalanmış ve onların alaylarına, kahkahalarına konu olan Albatros'a benzetiyor. Sonradan varoluşçuların "uyumsuz" adı vereceği, çevreyle uyumsuz, dıştan bakınca bir anlam verilemeyen, kolayca tanımlanamayan, yuhalara ve kahkahalara konu olan, yeryüzüne sürülmüş, başka bir âlemin sürgünü:

    "Exilé sur le sol au milieu des huées..."

    Gölgeler'in kendisi gibi... Ve tuhaf biçimde, iskilipli Atıf Hoca'nın hikâyesi ile sona eriyor roman; onun yakalanıp asılmasıyla...
    28 Kasım 2011
    ilginç değil mi? Bence de... Daha ilginci de var: Bu hikayenin, Mütefekkir Salih MiRZABEYOĞLU'nun Gölgeler romanında(1986) ayrıntılarıyla yer alması...
    Neden acaba? 25 yıl sonra kendisine "Zamanın Atıf Hoca"sı lakabı yakıştırılacağını tahmin ettiği için mi?..

    Selim Gürselgil
    0 ...
  2. 39.
  3. haramilere bir selam çak (selam, selam, selam) .
    0 ...
  4. 38.
  5. paslı bir hançer yarası gibi,
    Belki aşk, belki korku, hep soru,
    işliyor derine derine...
    Orası onun bileceği iş!...

    ya ben kimim, ya ben?
    Burası sizin bileceğiniz iş!
    Eğlence değil, düşünce diliyorum;
    Haydi iyi düşünceler!...

    salih mirzabeyoğlu - gölgeler
    0 ...
  6. 37.
  7. Yağmur yağıyor; yine yağmur, yine yalnızlığımın üstüne...
    Hem de nasıl!..
    Yağmur yağıyor; hayâlle hakikat arası bir alacakaranlıkta, böyle bir geceydi kendimden kaçışım...
    Ve herkesten...

    salih mirzabeyoğlu -gölgeler sf:84
    0 ...
  8. 36.
  9. anlamak değil, inanmak lazım! inanacaksın ve ömür boyu mutlak fikre nisbetle, olacağını olmak yolunda arayacaksın.
    rabbini bildiğin kadar kendini bileceksin... işte aşkın yolu!..
    salih mirzabeyoğlu - gölgeler
    0 ...
  10. 35.
  11. Orhan gencebay'ın ismi gibi gölgede kalmış harika ve nadide bir şarkısı.
    0 ...
  12. 34.
  13. öyle ya, seyircisiniz lafın gelişi...
    oysa, kendi oyununuzdur seyrettiğiniz;
    aşk ve keder, kahkaha ve gözyaşı,
    korku, kaygı, umut, şah hüzün.
    kanlı canlı, durgun ve heyecanlı;
    bütün bunlar insan olduğunuzdan...
    işte, çetin bilmecemiz!...

    salih mirzabeyoğlu - gölgeler
    1 ...
  14. 33.
  15. bir zorlukla karşılaştığın zaman, o zorluğun tâ gözünün içine bakabilmelisin...

    salih mirzabeyoğlu -gölgeler
    0 ...
  16. 32.
  17. saat dediğimiz zaman bölümü, mesafeleri ve zamanları geçerek bize doğru gelmeye çalışır.
    bunun bize yaklaşması bir gaye güder; o gaye de, nefeslerimizi kesmek içindir.
    kendisine saati varmış kimse derhal ölmüş olur.

    salih mirzabeyoğlu - gölgeler
    0 ...
  18. 31.
  19. .. özellikle solun köpürttüğü bir gözbağcılığına bir misal vereyim: anlatırken "ben geliyorum!" diyeceğine, "ben var gelmek eylemi!" dercesine bir cehdle bütün gücünü klişe deformasyonuna verince, bunun adı "kendine has bir dil ve estetik" oluşturmak!
    oysa iş, satırlar arasına kıvrılan fikir edasında; ve estetik ile dil, bu edayı temin eden görünüşte...
    yoksa keyfiyet davası, kuru kabuk değil!

    salih mirzabeyoğlu - gölgeler sf:151
    0 ...
  20. 30.
  21. senden bir şey istiyorum, biricik şey, tek şey: samimiyet!

    salih mirzabeyoğlu - gölgeler sf :194
    0 ...
  22. 29.
  23. bir insan ki, islâmcılık iddiasındadır ama erkek ve kadın olmanın bir keyfiyet işi olduğunu tınmaz; geç!
    bir insan ki, namus sözünü sadece kadına ait görür ve onu eve kapadıktan sonra kendi namussuzluğunu meşru görür; geç!

    salih mirzabeyoğlu - gölgeler
    1 ...
  24. 28.
  25. güçsüzlerin sayısı arttıkça, güçsüzlükleri de artar; yığınlar her zaman hareketsizdir.

    salih mirzabeyoğlu - gölgeler sf:16
    0 ...
  26. 27.
  27. insanın sorduğu sorudan o meseleye ne kadar vakıf olduğunu anlayabiliriz.

    salih mirzabeyoğlu- gölgeler
    0 ...
  28. 26.
  29. 25.
  30. "Gölgeler" veya orijinal adıyla "Shadows". "Gölgeler", Amerikalı bağımsız film yapımcısı John Cassavetes'in 1959 yılında yönettiği ve aynı zamanda senaryosunu yazdığı bir filmidir. Film, Cassavetes'in sinemada doğaçlama ve gerçekçi yaklaşımlarıyla dikkat çekmektedir.

    "Gölgeler", New York'un yeraltı sanat dünyasında geçen bir hikâyeyi anlatır. Film, genç bir adam ve kız kardeşleri arasındaki ilişkilerin, aşkların ve hayal kırıklıklarının karmaşık dokusunu keşfeder. Cassavetes, filmi gerçekçi bir tarzda çekerken, oyunculara büyük bir özgürlük tanıdı ve sahnelerin büyük bir kısmını doğaçlama olarak çektirdi.

    "Gölgeler", Amerikan bağımsız sinemasının önemli bir örneği olarak kabul edilir ve Cassavetes'in sinema kariyerinin başlangıcını temsil eder. Orijinal ve yenilikçi bir yaklaşımı olan film, bağımsız sinema hareketinin gelişimine katkıda bulunmuştur.

    ChatGPTden alıntıdır.
    0 ...
  31. 24.
  32. dava ne biliyor musun?
    ben, akılsız akılcıları, akıl ve zeka idmanı ile yatmak istiyorum ki, mücerret fikir meselelerine yanaşabilsinler…
    şuur seviyesinin her değişmesinde, gerçeklik seviyesinde değişeceğini anlasınlar.

    salih mirzabeyoğlu - gölgeler sf:77
    0 ...
  33. 23.
  34. mütefekkir salih mirzabeyoğlu’nun ilk basımı 1986 yılı olan, onun kaleminden çıkan her eseri gibi sıradışı bir roman.

    insan düşünmeden edemiyor, eğer sadece sanat ve edebiyat eserleri verseydi karşımıza nasıl eserler çıkardı?
    gölgeler, elif, kayan yıldız sırrı ve münşeat bu konuda bize fikir veriyor.
    gölgeler romanının baş kahramanı “adem”dir.
    adem ikili bir anlama sahip malûm: adem: ilk insan, ilk peygamber; adem: yokluk. günlük hayatın içinde adem ve gölgeleri okuyucuya “hayatın hakikati”ne dair tablolar halinde görünüyor.

    https://galeri.uludagsozluk.com/r/2314274/+
    0 ...
  35. 22.
  36. ahmet muhip dıranas ın üç oyunundan biri. ilk sembolik tiyatro olma özelliğini taşır. bir şair nasıl oyun yazar onun ispatı.
    okuldayken lisans tezim için seçip incelemiştim ödevdir diye çok da önemsemeden bir sunum yapmıştım şimdi vefasızlık ettiğimi hatırladım. canım çekti bu oyunu, olsa da okusam elimde yok pdf de bulamadım. baskısı yoktu o zaman şimdi de yok.
    oyunda kendisi ve hayalleriyle birlikte bazı sıkışık durumlarda bulunan bir baba vardı. bir de annenin isyanını hatırlıyorum:
    "tükendim gerçekdışı labirentlerde dolaşmaktan."
    1 ...
  37. 21.
  38. Zülfü livanelinin az ve öz romanı. Romanın tadına doyamadım. Keşke daha çok sayfalı olsaydı.
    0 ...
  39. 20.
  40. Sorgulayan gölgeler hep takipte
    Yıldırımlar çarpsın haykırayım
    Duyulsun sesim duyulsun
    Tokat olsun kimliksiz diyara kimliğim
    Bu uğurda tükensin nefesim
    Ya da kalbime boyundan neşter çekilsin
    Kaybolsun gölgem kaybolsun
    Gün yorgun gün ürkek susuz geçsin;

    Ne gam ne keder boğmasın içimdeki suskunluk beni Yeter;
    Duvara sor
    Zındana sor
    Hücreye sor!

    Osman öztunç
    0 ...
  41. 19.
  42. Gölgeler ağlar gecelerde...
    Ağladı gölgeler, bu gece yine...
    0 ...
  43. 18.
  44. davul atakları, oldukça etkili bass gitar tekniği ve elektro bağlamanın ahengi şeklinde akıp giden orhan gencebay bestesi ispanyol motiflerde var eserde..

    burdan dinlenebilir.

    0 ...
  45. 17.
  46. orhan gencebayın kendine has müzik duyumuyla bestelediği efkarlı parçasıdır. güçlü bası ve aradaki kederli elektro geçişiyle dikkat çeker.

    --spoiler--
    gölgeler hep pesimizde adim adim iz sürerler
    gölgeler hep sessiz sessiz ne söyler nede dinlerler
    gölgeler gölgeler bizden neyi isterler
    gölgeler gölgeler seni almak isterler
    --spoiler--
    0 ...
  47. 16.
  48. Bütün soruların yanıtları bir tek yerde
    O suların çekilmediği tek yerde
    Bir göç alır başını, bizden çoğa doğru

    Toplasam önüme düşen gölgelerimi
    Yaptıklarıma değil, yapacağıma bakar
    Yine de bir şeylere güvenmemek
    Güvenmektir tek birşeye
    izin verse sevinç yoksunluğu

    Nerelerde gizlidir asıl yolculuğumuz
    Ne zaman, nerede başlayacaksa
    Pusuda çırpınır umudun ilk dilimi
    Şimdi toplandı artık üstümüzde
    Dinle bak, o fırtınanın uğultusunu

    Özel Arabul..
    0 ...
© 2026 uludağ sözlük