asma
Uyanış
intihar
Yeniyetme
Domates
Sapma
Lokma
Isırmaca
Hain
Bi'lira
Berduş
Dilenci
Prezervatif
(...)
--spoiler--
"O yaz olabildiğince gerçek görünmenin bir yolunu bulmalıydım. Kendi kendimle hiç kimsenin bilmediği yabancı bir dilde konuşuyor ve bunun anlaşılmasından korkuyordum."*
--spoiler--
"sokaklarda dolaşırken, dünya öyle ya da böyle var gibidir. Ama camdan bir bakın: Her şey gerçek dışı olur. Nasıl oluyor da bir camın saydamlığı bizi hayattan bu kadar ayırabiliyor? Aslında bir pencere, bizi dünyadan, bir hapishanenin duvarına göre daha fazla ayırır. Hayata baka baka, sonunda unutursunuz onu."
bir gün yolda yürürken toplumun bize yüklemiş olduğu sorumluluklara ve bize biçmiş olduğu rollere göre yaşadığımız aklıma geldi. onlar neyi beğeniyorsa öyle yapmak zorundaydık. onlar tarafından kabul görmenin tek yolu buydu ve biz bunu öyle içselleştirmiştik ki artık günlük hayatta ne yapıyorsak bunun için yapıyor ve nedenini artık hatırlamıyorduk. bunları düşünüyor ve kendi kendimi sinirlendiriyordum ki birden mihail geldi aklıma. bir kaç dil bilen, geçmişte aristokrat bir yaşamı, hayata dair bir felsefi görüşü ve entelektüel birikimi olmasına karşı onun yarısı bile olamayan sosyal çevresi tarafından "bitli" diye "çırak" diye aşağılanarak çağırılıyordu. ve mihail bundan zerrece gocunmuyordu:
--spoiler--
"ama biri çıkıp size: "bitli!" diye bağırabilir, başıma sık sık geldiği gibi. bitliyseniz, dedikleri gerçektir; değilseniz o yanılmış demektir(...) "
--spoiler--
edit:
Beni hor görme kardaşım
Sen altınsın ben tunç muyum
Aynı vardan varolmuşuz
Sen gümüşsün ben sac mıyım
Ne varise sende bende
Aynı varlık her bedende
Yarın mezara girende
Sen toksun da ben aç mıyım
Kimi molla kimi derviş
Allah bize neler vermiş
Kimi arı çiçek dermiş
Sen balsın da ben çeç miyim
Topraktandır cümle beden
Nefsini öldür ölmeden
Böyle emretmiş yaradan
Sen kalemsin ben uç muyum
Tabiata Veysel aşık
Topraktan olduk kardaşık
Aynı yolcuyuz yoldaşık
Sen yolcusun ben baç mıyım
Kaç kez çarmıha gerdiler seni oysa. Kimse isa demedi sana! müritlerin mi olmadı yoksa çalılardan gelen sesi mi duymadın? yoksa bir yılan mı vardı çalılıklarda? Boş ver! Murphy'i çağır. Herkes sevdiğini öldürür. bu bir tesellidir ve her teselli bir tehdittir, her tehdit bir fırsattır bıçağı kendinde denemek için. yaşarken hiç olmadıktan sonra, ölünce hiç olmanın ne anlamı var? Murphy geliyor. Geliyor ve kulağına 'düşünme' diyor ve çevrendeki insanlar için bedenin söz konusu olduğu dünyada kimsenin özgür olmayacağını söylüyor. geride bir tek söz bırakıyor: "beni bütün deliler dışladı, akıllılar arasında yerim yok!"