vazgeçilmezdir.
uefa kupasını alamayan takımların taraftarları, bu kupadan bahseden bizlere temcit pilavı gibi ısıtıyorlar desede, türkiye henüz bunun üstüne kupa görmedi. *
her kime ne şartlarla yenilirse yenilsin, taraftarı olmaktan hep gurur duyulan takım.
90-00 yılları arasında kalecisi,
00-09 yıları arasında defansı olmadan şampiyonluklar kazanmış, kupalar almış, her daim 11 kişilik kadrosunda 2 tane kazma bulundurmasına rağmen türkiyenin en iyi takımı.
diğer lig takımlarından erken form tutacağı için ilk yarıyı lider kapatma ihtimali çok yüksek takımım.
eğer sağlam bir antrenör getirilirse -gerets gibi- şampiyonluk için bu büyük bir avantajdır. ama avrupa ligi ile türkiye ligini bir arada götürmesi de gerektiği için önce çok sağlam bir fizyoterapist-doktor ekibi sonra da yerinde transferler yapılmalıdır.
2009-2010 sezonu için avrupa'da söz sahibi en az 6 teknik direktörle anlaşmış futbol takımı. bugün itibari ile (bkz: juande ramos)'da teknik ekibimize dahil olmuştur. böyle de büyük bir kulübüz işte.
gazetelerin her sayfasında başka bir isim var. ve hepsiyle anlaşılmış.
edit: bugün yazılanlara göre fatih terim'de ekibe dahil olmuş. böylelikle eder 7. 12 forvet, 4 orta saha, 5 sağ bek ve 9 kaleci alıyoruz aynı zamanda. hepsi yabancı!
gittikçe fenerbahçeleşen kulübüm. galatasaray tarihinde ne zman sezon ortasında teknik direktör değişikliği yapılmış? başkanın herşeye karıştığı bir düzen galatsaray'da bu döneme kadar hiç olmamıştı. medyanın gündemi artık galtasaray ve transferleri, oysa ki biz alışmıştık sessiz sedasız transfer yapmaya. adı duyulmadık iliç ile bile sevindik biz.
ama son dönemlerde adı geçen adamlara bakınca yıldızı sönmek üzere 32-33 yaşında adamlar. galatasaray'ın ilie gibi admalara ihtiyacı var crespo'lara değil! hele aziz yıldırımlaşmış bir adnan polata'a hiç ihtiyacı yok!
kulübün menfaatlerini en üstte tutmakta sonuna kadar haklı olan ancak yine de "vefasız" olmaktan kurtulamayan yönetimlere sahip kulübüm.
kimse gelip de hakan ünsal'a, emre belözoğlu'ya, okan buruk'a, fatih akyel'e vefasızlık edildi diyemez. hatta hiçbir kulübün yapmayacağı iyilikleri yapmıştır galatasaray bunlara, kulübünü sırtından bıçaklayanlara bile söz etmemiş, bazılarını ise tekrar bağrına basmıştır.
ama bülent korkmaz'a üstüste usanmadan yapılan vefasızlıklar, bülent herşeye eyvallah demişken aynı şeylerin tekrar etmesi ve hocanın küçük düşürülmesi, başlı başına hagi vakası-özellikle hocalığı döneminde, en önemlisi de lucescu ve gerets'e yapılanlar vefasızlığın alasıdır...
not: mutlaka eklenmesi gereken bir abdurrahim albayrak meselesi de vardır elbette. oy almak için kendisini listeye alıp son anda çıkaran ve o güzel insanı haksız yere üzen de bu yönetimdir. gerçi vefasızlıktan çok terbiyesizlik demek lazım...