yeni sezona iyi başlamış takımdır. rijkaard'ın gelmesi takıma kesinlikle bir hava katacaktr. cvsinde bir şampiyonlar ligi kupası olan bu teknik adamın aynı zamanda genç futbolcuları dışlamayan, altyapıya önem veren tarzı galatasaraylılar için biçilmiş kaftandır. takımımdan en büyük dileğim bu adama sabredilmesidir. aynı guardiola'ya barca'nın sabrettiği gibi. başarı kaçınılmazdır. hele de baros'un yanına nistelrooy tarzı bir forvet alınsın galatasaray gene her kupa'da iddialı konuma geçecektir.
görünüşe göre hollanda ekolüne kayacak takım. bu büyük zevk ve bol gol demek de oluyor. ayrıca yıllardır ajax'la yarışacak altyapımız var diyorduk sanırım artık o da gerçek değerini bulacak.
bu takımın saha kenarında frank rijkaard ve Johan Neeskens gibi iki insan varken ceza sahası dışından bol sert şutlar çekebilitesi olacakmış gibisine geliyor insanın. hadi hayırlısı.
kendinden beklenilmeyen bir atak yaparak frank rijkaard'ı transfer edip sabah sabah güne iyi başlatmıştır. ayrıca adnan polat yaptığı açıklamada birçok oyuncunun dehleneceği geriye sadece birkaç eski futbolcunun kalacağını söylemiş meraklandırmıştır.
TÜRKCELL SÜPEr lig'e ilk sezondan olmasa da bir süreliğine ambargo koyacak takımım.biraz sabır gerekecektir sadece. bir anlayış değişikliğine gidildiği ortada. artık ekol değişiyor daha atak futbol bekelniyor. 3'lü forvetle oynamasını dört gözle bekliyoruz.
sezona hoca transferi ile başlayan ve davamını getirecek olan takım. taraftarını mutlu etmiştir bu süreçte.
altyapısından gelen oyuncuların rijkaard ile daha da ümitlendiği spor medyasının gündemindedir.
galatasaray rijkaard ile iki yıllık anlaşma imzaladığını resmen duyurdu.
sessiz ve ani bir girişim sonucu imzalandığı tahmin edilen anlaşma gerçekten son yılların en başarılı transferidir. 2009 - 2010 sezonunu düşündüğümüzde, rijkaard - denizli - daum savaşı olacak. bir de trabzonspor kaliteli bir teknik adam getirirse kimse kusura bakmasın ama harbi "büyük" savaşı olacaktır.
ancak bu durum hiçbir takımın maçının garanti olmadığını göstermekle beraber, galatasaray'ın elindeki kadro ile düşünmeye itiyor, itmeli. tamam, bu sene başındaki transferler süperdi - yerlisi yabancısı - ancak baktığımızda aşı tuttu diyebileceğimiz en garanti isim bir tek baros, azıcık kewell... başka?
acilen eldeki az kaliteli yerli - yabancıları kira veya satma yöntemiyle takımdan temizlemeliyiz. başta hasan şaş, ümit karan, nonda ve lincoln olmak üzere iyi alıcısı olan oyuncular üzerinde fazla kafa yormadan en iyi fiyatla satışı gerçekleştirmeliyiz. ki bu dörtlü, transferin kare as'ı olmalı; h. şaş ve ümit'i gerets'in dubai menşeili takımı istemekte diyorlar; ki dubai'nin transfer bütçeleri bir hayli cep yakıyor. o yüzden tez vakitte elden çıkarılıp milan baros'a eşlik edebilecek bir forvet alınmalıdır.
lincoln ise almanya'da hala piyasası olan bir isimken elden çıkartılırsa galatasaray kazanacaktır...
nonda için ise "ahı gitti vahı kaldı" dense az. ligin son maçlarında biraz kıpırdansa da iş çıkmayacağı belli. ancak ve ancak bir transferde yanında para da verilerek takas yönteminde iyi iş görecektir.
bank asya'da pişen özgürcan'ın ve bir senelik hasta uğur uçar'ın dönüşleri takıma pozitif ivme kazandıracaktır, keza servet'in dönecek olması da cabası. defansın olsa iyi olur olmasa canın sağolsun manasında bir yabancıya ihtiyacı var.
sezonun ilk transferi mustafa sarp ise bir yudum yusuf şimşek, bir gıdım "hasan şaş'ın-2006 dünya kupası'ndaki-hali" görünümünde, ama okan koç gibi iistanbul büyücülerine kapılırsa işimiz zor!
altyapının gümbür gümbür geliyor olması da sevindirici ancak bizim bir sağ kanat oyuncusuna da ihtiyacımız var, böyle olursa arda'nın da işine gelecektir, bir sağa bir ortaya bir de sola koşmaktansa forvet arkasında gole dönük oynamak elbette performansını yükseltecektir.
kaleci olarak gelen arjantinli hakkında bir şey söylemek için erken, zira kalecilik ateşten gömlek gibi, tek pozisyonda kralken akabindeki pozisyon yüzünden kadro dışı kalabilirsiniz. i̇stikrar sağlayıp sağlamayacağı şu an için önemli. orkun'un ligin son maçlarındaki performansı ise doğrusu aykut'u aratıyor. o yüzden orkun'da inat etmektense bir de yerli yedek almak şart gibi.
30 yıldır kendisine hasta olduğum kulüptür. renkleri sarı-kırmızıdır, 1905 yılında kurulmuştur, türkiye'yi avrupa kupalarında hakkıyla temsil eden tek kulüptür.
bazen anlamakta zorlandığımız bir yönetim anlayışına sahip kulübümüz.
yönetime yakın olanların da, uzak olanlarında, sarı kırmızı medyanın da, kulüpten bir an önce uzaklaşması gerektiğini düşünen adnan sezgin hala görevdeyken, cevat güler gibi bir değerle sözleşme yenilenmeyerek yollar ayrılıyor.
futbolcusunu döven, son yıllarda takımında vefa duyacağı alt yapıdan getirdiği adı kulüple anılacak bir futbolcusu bile olmayan. en son külüple özdeşleşen futbolcularını da takımdan uzaklaştıran (oğuz, aykut), yabancılar, sonradan türk olanlar ve parayı görünce fenerbahçeli olanlar* dışında futbolcusu olmayan fenerbahçe taraftarının "vefa" dersi vermeye çalıştıkları kulüptür.
lucescu, gerets diyenlere daum ve zico'nun gidişini hatırlatırım. cevat güler diyenlere kendisinin sadece 2002'den beri takımda çalıştığını ve kondüsyoner olarak son sezondaki başarısızlıkta payı olduğunu hatırlatırım. uefa kadrosuna vefasızlık diyenlere de o kadroyu önce bizim unutmayacağımızı sonra da size unutturmayacağımızı belirtiyor, ayrıca futbolu her gün geriye giden bir kadroya yıllık birer ikişer milyon dolar ödeme yaparak emeklilik paralarını fazlasıyla ödediğimizi hatırlatıyorum.
siz once açın fenerbahçe'nin kadrosunu 5 yıl sonra hangi futbolcunuza vefa duyacaksınız onu düşünün bakalım. volkan'ı da göndermeye çalışan bir takım olarak herhalde gökçek wederson'u anma geleneksel pilav günü falan düzenlersiniz.