ilginçtir ki en fakir klüp ilan edilen bu camia, hakemleri satın alır yoluna öyle devam eder. işte bu derece kendiyle çelişen rakip taraftarları vardır bu klübün...
iki kelimeyi bir araya getiremeyip konusmasını ve yazmasını bilmeyen yazarların kendi caplarında b.k atmaya calıştıkları kulüp.
milyonlarca dolar harcasan yapamayacagın reklamı bir kupa kazanarak tek basına yapmayı basarmış kulüp.
bu ülkeye tek avrupa kupasını getirmiş kulüp.
stadıyla, kasasının doluluguyla değil basarılarıyla, kupalarıyla gündemde kalmış kulüp.
ezeli rakibinin kazandığı kupaya tesadüf diyen bi baskana değil, 6-0 yenildiginde bile alkışlayabilecek bi baskana sahip kulüp.
birilerine bir şeyleri ispat etmesine gerek kalmamış, zira bunu yapmış kulüp.
dünya ücüncülügünün kazanıldığı yıllarda milli takımın iskeletini olusturan kulüp.
ülkesini futbol tarihinin en büyük futbolcularını cıkarmış kulüp.
(bkz: tanju çolak)
(bkz: metin oktay)
(bkz: hakan şükür)
devletten* stad temin eden ve kendilerine en büyük* diyebilen çirkef taraftara sahip olan, ayrıca ülkemizi zamanında çok iyi temsil etmiş, avrupanın en iyilerini dağıtmış güzide kulübümüzdür*. renkleri tok bir çingene kırmızısı ile cırtlak sarıdır.
haksızlığa isyan ettiğinde, "ama siz de yapıyorsunuz; sizin de başınıza geliyor" demenin en kaba yolunu seçenler tarafından, salyalı küfürlerle üzerine gidilen takım.
hakemlerin hataları bir ligi, bir takımın kaderini değiştiriyor. fanatikler de hem hakeme, hem de çıkarı olan takımlara saydırıyor. burda itirazım olan iki şey var...
1) hakemler de insan, robot değil ki. hata yapabilirler elbet, hepimiz gibi... yanlış görmüş, pozisyonu kaçırmış, yanılsamaya kapılmış olabilir. bu aslında hakemin bireysel suçu değil; türkiye'de futbolun yapılanma suçu. çünkü teknoloji sayesinde yenilebilecek basit hatalara engel olmak için alt yapı kurulmuyor hala ki, futbol ekonomik sıkıntılara rağmen hareketini hiç azaltmayan bir sektör.
yok, hakem taraf tuttu diyorsanız... büyük takımın şöhreti altında ezildi, onun lehine karar verdi. yok diğer takıma yarıyor bu penaltı/ofsayt, hakkımızı yedi. git şikayet et kardeşim! bangır bangır bağırma. üzerinden 2 maç geçti, sen istediğin puanı aldın; şampiyon oldun diye susma. ne susuyorsun ki? birileri isyan edecek, arkasında duracak ki; bu hakemler elenecek, daha iyileri gelecek. 3 büyük diyorsunuz, neden birleşip yansız yönetim için yaptırım uygulamıyorsunuz? ben cevabını söyleyeyim, çünkü işinize geliyor. yeri gelir de size yarar diye bir iki söylenip pısıyor yöneticileriniz. siz de unutuyorsunuz zamanla. oysa galatasaray ve yönetim, yeri geldiğinde itiraz ettiğinde galatasaray gibi büyük bir türk takımına sövmüştünüz...
2) şu hiç dikkatinizi çekmiyor mu? beşiktaş ya da galatasaray yenildiğinde ya da berabere kaldığında hatayı kendinde arıyor. koşmadık, basmadık, oyundan koptuk gibi. ama fenerbahçe yenilir yenilmez, 90+5'te hakemlere saydırmaya başlıyor. "hakkımızı yediler" diye bağırıyor. bu işte bir gariplik yok mu? bu kadar kibirli davranmaya ne gerek var? sonuçta her takımın iyi ya da kötü günleri var. kondisyonla, koordinasyonla ilişkili bunlar. o gün olmamıştır de sus, ilk cümlende hakem deme bir defa da kardeşim! haydi kötüydü hakem, sövdün. hakem lehine düdük çaldığında neden sesin çıkmıyor? şimdi karşı takımın ve diğer lig takımlarının hakkı yenmedi mi? üstüne üstlük avrupa ve hatta dünya çapında iyi bir yeri olan fenerbahçe kadar büyük bir takımın hakkı yenmiyor mu? arkanızdan "hakem sayesinde..." denmesini kaldırabiliyor musunuz? neden itiraz etmiyorsunuz?!
sonuç itibariyle, galatasaray her daim okların hedefi durumunda şu an maalesef. daha önce bir entryimde daha demiştim; kurt kocayınca... aslında asıl hedef galatasaray olmamalı.
son olarak da şunu söylemek istiyorum. ben maçları izlerken, yorumları dinlerken ve siteleri okurken; takımların biribirini ya da hakemi suçladığını görmek istemiyorum. bunu kendi takımım bile yapsa, hazmedemiyorum. çocuklara öğrettiğimiz şeylere bakın! bence gerçekten takımlar el ele verip, türkiye futbol ligindeki korkunç kirlenmeyi ve gizli gündemi ortadan kaldırmalı. bundan nemalanmayı ve bu ilişlileri körüklemeyi bırakmalı. işte o zaman futbol, futbol olur. işte o zaman insanlar biribirine saygı duymayı öğrenir. sportmenlik, centilmenlik o zaman yerleşir. ben sahalarda temiz futbol görmek istiyorum. bunun ilk adımını da galatasaray'ımdan bekliyorum...
son gençlerbirliği maçı öncesi ve sonrası yaşananlar ile osmanlı imparatorluğu ile benzer bir çizgiye ulaşmış camiadır.
öncelikle ayaklar baş, başlar ayak olmuştur ki en fenası da budur galiba. yeniçeri hasan, kolağası hakan , devşirme tımarlı sipahi lincoln efendi ve bir kaç nefer ile otorite ele geçirilmiş ve anlık bir yanılsama başarı gelmiştir. ancak karlofça yakındır, dikkat etmekte fayda var. haydi hayırlısı.
Türk spor tarihine adını en'ler ve ilklerle yazdırmış, kurucusuyla, amblemiyle, eğitim kurumlarıyla, spor klupleri ve onların efsane başarılarıyla bizatihi tarihin kendisi olmuştur.
Ayrıca lafla peynir gemisi yürümez, pamuk eller cebe dememizi icap ettirmiş, güzide türk spor klubümüzdür.
geçmişinde bir çok başarılar yatmasına rağmen, faruk süren'den sonra sürekli vizyon küçültmüş (veya küçültmeye zorlanmış) insanlar tarafından yönetilmesi hem klübü borç batağına sürüklemiş, hem de avrupada ismi unutulan bir takım haline getirmiştir galatasaray'ı. halka arz adam gibi yapılmamıştır. tesisleşmeden eser yoktur. bir kaç ay sonra yapılacak olan seyrantepedeki stad için 96 dan beri çalışmalar yapılmış, tahmini sadece maketlere, tasarımlara 20 milyon ödenmiş, ancak ve ancak stad 2008 yılına kalmıştır. bu bile klübün basiretsizliğini göstermektedir.
2000 de gelen, türkiye'nin hiç alışık olmadığı bir başarının sahibi olsa da galatasaray, bu başarıyı bir türlü paraya çevirememiştir. günümüzde klübün tahmini 200 milyon dolara yakın borcu vardır. hala nasıl ayakta durduğunu ise biz bile anlamıyoruz.
bu son 10 yıllık dönemde en iyi ve en kötü teknik direktörü fatih terimdir. 96-00 arasında takımı uçuran fatih terim, 2 yıllık lucescu döneminin ardından takımın anasını sikmiştir.
ruh olarak bakılırsa, eskiden avrupada imrenilen klüpleri ali sami yen'e gömmektir. 5 senede milan'ı yeni ezeli rakip ilan etmektedir.* ki o milan şu anda avrupanın en büyüklerinden iken galatasaray uefa daki boktan bir gruptan bile bala göte çıkıyor.
neyse efendim, geleceği parlak bu klübün. 2010 a kadar eski günlere dönüş sinyalleri veriyor. gereken adam gi,bi bir yönetim, van gaal tarzında bir teknik direktçr sonra oluverirsin avrupanın yeni ajaxı.
bi de hasan şaşmış, hakan şükürmüş tez elden takımdan yollanmalı. bu adamlar varken galatasaray takımda bi skimi değiştiremez. anca allahçı, fetocu, kollamacı, teknik direktöre diklenen, "buralar benim lan" diye diklenen yeni adamlar yetişir.
bu ülkede kaç milyon insan aç, parasız, kıt kanaat geçiniyor biliyor musun sen? ülkedeki ekonomik krizden haberin var mı?hem ne yani ayıp mı parasızlık? saman altından su yürütüp kara para aklayarak, şike ile zengin olmadı diye mi afra tafran? git allah aşkına kardeşim. galatasaray'ın prestiji yeter...
2 Kalli dönemini büyük sabotajla atlatan ve bu kadar olumsuzluğua rağmen hala şampiyonluk iddiasında olan ve 5 maçta 15 puan alırsa ligin şampiyonu olup hepimizi mutluluğa boğacağına inandığımız takımımız.Şampiyon olmasalarda olur bu kadar olumsuzluğa rağmen buraya gelmişiniz.Seneye iyi aklı selim bir hocayla bu takımın ligde ve Avrupa'da neler yapacağı ortada.Helal olsun size aslanlar.
Avrupa da, yarıştığı Tüm Kupaları alan iLK ve TEK takım
GALATASARAY ;
-Türkiye nin iLK futbol takımı Galatasaray- (1905)
-Dünya sıralamasında iLK On da 1.sıraya giren iLK Türk takımı.
-Devlet üstün madalyası alan iLK takım
-UEFA kupasını hiç yenilgi almadan kazanan iLK ve TEK Türk takımı
-Üç yıldızı alan iLK takım
-Türkiye Süper Ligi nin iLK Şampiyonu
-Dünya Kulüpler Şampiyonası nda Avrupa Kıtasını temsil eden iLK ve TEK Türk takımı
-Şampiyonlar Ligi nde Çeyrek Final e çıkan iLK ve TEK Türk takımı
istanbul Şampiyonluğu nu kazanan iLK futbol takımı- (1907-1908)
-Yurt dışında iLK galibiyet alan Türk futbol Takımı-(1911)
-Yurt dışında Türkiye yi temsil eden iLK futbol takımı- (1911)
-Şampiyonlar ligine katılan iLK Türk takımı
-Avrupa da, UEFA kupasını hiç yenilgi almadan kazanan iLK ve TEK takım
-Balkanlarda UEFA Kupasını kazanan iLK ve TEK takım
-Uluslararası maçlarda kendi sahasında ardarda EN çok galibiyet alan TEK Türk takımı - 20 kez
-Avrupa Şampiyonu olan iLK ve TEK Türk takımı
-Süper kupa kazanan iLK ve TEK Türk takımı - (1 kez)
-Türkiye 1. Ligi'ni na-mağlup bitiren iLK takım (1985-86)
-EN fazla aralıksız şampiyon olan takım. - 4 kez
-Yerli hocayla EN çok şampiyon olan takım. GALATASARAY - 9 kez
-EN fazla şampiyonluk yaşayan futbolcular Bülent (8 Kez)- Suat, Arif ( 7 Kez )
-Bir sezonda EN fazla Avrupa Kupa maçı oynayan takım.- 18 kez (Süper kupa dahil)
-Avrupa'da Şampiyonlar Ligine EN fazla katılan takım GALATASARAY - 6 kez
-Şampiyonlar liginde EN fazla puan toplayan Türk takımı- 10 puan
-Türkiye Spor yazarları Kupasını EN fazla kazanan takım
-Türkiye Kupasını EN fazla kazanan takım -14 kez
-Cumhurbaşkanlığı Kupasını EN fazla kazanan takım- 10 kez
-Avrupa kupalarında 1 sezonda EN fazla puan toplayan takım. - 17 maç 34 puan
-Avrupa'da, bir sezonda Avrupa kupalarında EN fazla galibiyet alan takım. - 11 kez (Süper kupa dahil)
-Bir sezonda Avrupa kupalarında EN fazla gol atan takım.- 35 gol (Süper kupa dahil)
-Deplasmanda aralıksız EN fazla yenilmeyen takım.- 40 kez
-Bir sezonda EN fazla maç yapan takım. GALATASARAY - 59 kez (Süper kupa dahil)
-Türkiye liglerinde EN çok resmi kupa kazanan takım -57 kupa
avrupa kupası denilince akla gelen ilk şey. futboldan sonra basketbolda da tarih yazmak üzere olan asırlık çınar, sarı kırmızı sevda. avrupa kupalarında herhangibir spor branşında bir başarı yakalanacaksa önce galatasaray yapar sonra diğerleri...
bir zamanlar avrupa'da büyük başarılar kazanmış ancak bu başarıların sadece fenerbahçelileri kızdırmak için kullanılabileceğini sanmış, bu yüzden de o başarılara hasret kalmış spor klübü.
türkiye ye futbol açısından en büyük gururları yaşatan, hakettiği saygıyı görmeyen, sürekli hadsizler tarafından eleştirilen gelmiş geçmiş en iyi türk kulubudur.
2000 civarı yıllardaki videoları izledikçe o dönemi özlüyorum. bir video açıyorum mesela, flerquin diyor, barcelonaya attığı gol. bir bakıyorum daha golü atmadan gs 1-0 önde zaten, farkı açıyor.
başka videoya geçiyorum, jardel'in milana attığı gol, bir bakıyorum köşeye, golden önce gs 1-0 önde, farkı 2'e çıkarıyor milan karşısında.
real madrid'e atılan 3. gol, psv'ye atılan goller...
nerden nereye..umut ediyoruz bu günleri tekrar görelim.
futbol takımının değişmesi çok zor olan takımımız. hakan şükür seni çok seviyoruz. bu takıma muhteşem şeyler kattın. türkiye'nin en iyi golcülerindensin. daha ne diyelim futbolu bırakman için? bir sınıf düşünün. sınıf başkanı öğretmenden daha fazla laf geçirirse sınıftakilere ne olur? sorun çıkar. bu sınıf başkanı öğretmenini gidip okul müdürüne şikayet ederse nolur? öğretmen kovulur ya da öğrenci cezalandırılır. maalesef ki bizim takımımızda öğretmen kovuluyor. yani feldkamp. feldkamp'ın hatalarını oturup da savunmayacağım ama ligin bitmesine 6 hafta kala hiçbir takımın hocası da takımını bırakıp gitmez anlaşmazlıklardan dolayı. anlaşmazlık var ise bu sezon bittikten sonra ortaya koyulur ve yollar ayrılır. nerede görülmüş şampiyonluğun en büyük adaylarından birinin hocasının takımı bıraktığı. feldkamp'ı da tanıyoruz. o da fikir ayrılıklarından dolayı takımı bu kritik dönemde bırakmazdı. ne olursa olsun bu takıma emek vermiş. hakan şükür'ün feldkamp'ın yollamasında en büyük etken olduğunu da bilmeyen kalmasın artık. hakan şükür takım içindeki tüm futbolcuları himayesi altına almış, kulüpten çok kendi çıkarları için kullanmaktadır. bana hikaye okumayın lincoln oynamadı, teknik adamımız yok v.s diye. hakan şükür gitmeden bu takım yeni bir sayfa açamaz. masörünüze kadar değiştirin, hakan şükür takımda kaldıkça bu 7 senelik boktan süreci tekrar yaşayacağız. ama yine de sarı kırmızı işte. bok yolunda olsa da ismi duyulunca heyecanlandırır.