bahis oynaması, tv'den izlemesi, tribünlerden izlemesi, oynaması, taraftarlığı, üzerine konuşması, hırsı, heyecanı, eğlencesi ile insanlığın en güzel oyunudur.
--spoiler--
"Sadakatin açık havadaki krallığıdır" demiş, italyan düşünür Antonio Gramsci futbol için. Futbolu tek bir cümleyle en güzel anlatan söz kesinlikle. Bu sözün gerçek değerini anlayıp futbola bir kez daha hayran olmak içinse, futbolu futbol yapan rekabetin toplumsal boyutunu; bir anlamda sadakatin tarihini kucaklamamız yeter.
Futbol kitlelerin afyonu değil; işçi sınıfının balesi, umutsuzların umudu, orta direğin eğlencesi, sadakatin açık havadaki krallığıdır. Oyun dünyasındaysa PES ve FIFAnın kafa kafaya tokuşması.
--spoiler--
toplumdaki her tabakayı 1.30 saat boyunca aynı şartlar altında himaye eden, herkesin eşit haklara sahip olabildiği çok az alandan biri. asla yalnızca bir oyun değildir yeri geldiğinde bir ayaklanmadır, kendini kabul ettirmedir, isyandır. hatta bazen devrimdir.
insanlar yoksulluktan ölürken yüzlerinin biraz gülebileceği yerler varsa orası bu yeşil sahalardır. bir toplum diktatörlük altında ezilerek kendi dillerini bile konuşamıyorsa bunu yapabilecekleri yerler sadece stadyumlardır (bkz: fc barcelona tarihi), ezilmiş toplumların, ezenlerle aynı haklara sahip olduğu yer burasıdır. zenginlerle işçi sınıfını bir araya getiren şey bu top oyunudur (bkz: liverpool-everton). kısaca futbol asla sadece futbol değildir...
bireylerin severek izlediği bir eğlencesi olması gerekirken , kendilerine
eziyet olarak yansıyan oyundur.
sahiplenme duygusu yüksek yurdum insanının kendinden çok sevdiği oyundur.
bağımlılık ve zararlı bir oyun haline gelmiş , para odaklı insanların eline düşmüştür.
sonuç olarak kulüplere para olarak geri dönmüş , taraftarlara ise koca bir sıfır .
bir türlü sevemediğim spor türü. sol framede futbolla ilgili başlıkları görünce aklıma bir fıkra geldi. futbolseverler biraz alınabilir ama sözüm meclisten dışarı. sonuçta fıkrayı ben uydurmadım, uyduran uydurmuş yani ona kızın.
"Einstein ölünce insanlığa hizmetlerinden dolayı onu cennette bir villaya yerleştirmişler. Bir gün kapısı çalmış. Gelen adam benim iq 200 demiş. einstein ooh demiş gel içeri seninle quantum fiziği konuşuruz.
Bir vakit sonra başka biri gelmiş. Adam benim IQ 90 demiş. Einstein gel gel demiş seninle siyaset konuşuruz.
Derken üçüncü adam kapıyı çalmış. Benim iq 35 demiş.
einstein biraz düşünmüş ve cevabı vermiş.. Gel içeri seninle de Futbol konuşuruz."
tribünlerde insana canı istediği gibi bağırıp küfür etmeyi sağlayan, inanılmaz stres attıran bir olaydır, hele bir de takımınız galipse değmesinler keyfinize *
farklı yaşam tarzlarında ve karakterlerde olan insanları aynı duygularla ortak noktada buluşturan ve bana göre en keyifli en eğlenceli spor.
başlasın artık şu lig...
*bir de holiganlık, şiddet, futbol terörü olmasa tadından yenmez.
temellerini tsubasa ile atan insanlar için hala bir soru işaretidir.. futbolu tsubasadan öğrenen ben ve benim dönemimdeki insanlar hala büyük anlam karmaşaları yaşamaktadır.. bu nedendendir ki bu neslin hala kafası karışıktır..
'22 kişinin bir topun peşinden deli dana gibi koştuğu oyun' tanımına kesinlikle uymayan oyundur. bunu söyleyen insan zaten bildiğin düzdür. ona göre müzik de 'birkaç notanın bir araya gelmesi'nden öteye gitmez.
nasıl ki müzikte bundan başka bir uyum, duygu, tutku varsa futbolda da vardır. nasıl ki müziğin müthiş bir sanat yönü varsa futbolun da vardır. nasıl ki müzikte, tiyatroda, sinemada ürün sahibi ortaya birşeyler koyarak izleyiciye duyumsal veya izlenimsel olarak keyif veriyorsa futbolcu da göze hitap ederek bunu yapar.
ve en önemlisi futbol da en az sanat kadar birleştirici ve bütünleştirici etkiye sahiptir. sanat insan yaşamı boyunca devam edip popülaritesini koruyacaktır. fubol da öyledir. insan yaşamı sona ermediği sürece futbol bitmez.
"futbol şiddettir, futbol holiganlıktır, futbol adam bıçaklamaktır."
malesef futbolun namına yakıştırılan bu beter slogan sadece kulaklarımız tırmalamakta kalmayıp, aynı zamanda ömrümüzüde törpülemeye başlamıştır. kendini sosyal hayatta futbol şiddetkarı ve holiganvari tavırlarından başkaca bir kisveye sokamayan sözde taraftarlar tarafından.
sadece futbol izlemeye ve takımını desteklemeye giden insanların can güvenliğini tehlikeye sokmak mıdır taraftarlık? bu nasıl bir sevgi anlayışıdır? bir takıma gönül vermek diğer takım gönüldaşlarının kafasına bira şişesi fırlatmak ve satırla kovalamak mıdır? maç öncesi yapılan kıştırtıcı beyanatlarda bulunmak, gönül borcu mudur? bu borcun ifası için, alınan bunca can yetmemiş midir hala?
kin ve nefrete bulanan çimlerin rengi artık kırmızıya çalmaktadır. çimler üstünde alınan galibiyetleri sadece öç alma vesilesi... mağlubiyet sonrası hüzünlerse kendini bileme ve kin besleme aracı haline gelmiştir. köklü takımların bilinçli taraftarlarını bile içine çeken bu şiddet ortamı, futbolun bir savaş oyunu olduğunu hissettirmeye başlamıştır. artık gidilen tüm deplasmanlar fethetmek için çıkılan sefer anlamı taşımaktadır. "orduların" ilkel silahları; satır, döner bıçağı, mınçıka, ekmek bıçağı ve benzeşleri... insanın kanını dondurmaktadır.
artık kana bulanmış ellerinizi ve savaş nağralarınızı çekin sahalardan... hatta sözleşip meydan muharebesi yapın ve kana bulayın sadece sizin olduğunuz meydanı... kan akıtmanın zevkine futbolu alet etmeden...