suan ki fransanin yerinde bundan yuzyillar once galya vardi, ve bu galyalilar galce konusuyorlardi. galya avrupa da roma imparatorlugunun fethedemedigi kucuk bir ulke olarak kalmis ve uzun sure de direnisine devam etmisti. nitekim romaliara teslim olmalarina ragmen romanin resmi dili latinceyi ogrenmemekte israrciydilar. bundan iskillenen bilmem kacinci sezar galyada latinceyi resmi ve zorunlu dil haline getirince galyalilarda kendince bir yol buldular ve sessizce isyanlarini surdurduler. sonucta da galcenin latinceyle harmanlanmasiyla fransizca dogdu.
fransizcanin ancak 16.yyda bugunku konusuldugu hale donusebildigini de belirtmeden gecmeyelim.
gün geçtikçe öldüğü söylenmesine rağmen hala diplomasinin iki başat dilinden biridir. latinceden kalan diller arasında en az bozulan dil olduğu söylenmektedir.
ingilizceden daha mantıklı, tutarlı, bu yuzden daha zor olan dildir. fransız edebiyatının cok gelismis olmamasına sasmamalı. ingilizce ezber dili ise, ingilizce'de kalıplar varsa, fransızca'da kurallar vardır, turkce'deki gibi. fiiller turkcedeki gibi ben,sen,o,biz,siz,onlar olarak 6 farklı şekilde cekilir, bu yuzden ingilizler anlam veremese de, aslında turklerin anlayabilecegi bir dildir. bu dile bir kez merak salan için sen-siz ayrımının bile olmadıgı ingilizce dil olarak bile gorulmez, basit kacar.
35 yaş üstü fransızlarla konuşulduğunda şiir gibi gelen ama genç ve yabancı uyruklu * fransızlar tarafından bolca argo kelime ve küfür katılarak çirkinleştirilen dil. avrupa birliğine giriş sürecince, ab yönetim merkezlerindeki * anadil olması sebebiyle önemi de artmaktadır.
şarkılarındaki fransızca konuşma dilindeki fransızcadan kesinlikle daha güzeldir ha konuşması da kötü değildir anlamasanız bile dinleyesiniz gelir oturup dinlersiniz. güzel bir dil. *
neredeyse kendimi bildim bileli öğrenmek konusunda garip bir takıntım olan mamafih ''yarın, birgün'' derken öğrenemeden 20 yaşına geldiğim, geçen hafta nihayet hafiften çalışmaya başladığım baş belası dil... ilk birkaç gün çok kolay gibi görünüp keyifle öğrenirken, bir aşamadan sonra devamlı ''nasıl oluyor ki şimdi bu'' gibi cümleler kurup kafamın allak bullak olmasına sebep olmuş, yine de ne pahasına olursa olsun kursa mursa gitmeden kendi çabalarımla öğrenip şakır şakır konuşmaya inat ettiğimdir. ne yapayım kardeşim, j'adore français işte yahu!..
özellikle bir fransıza aşık olununca insanın normalden 10 kat hızlı öğrendiği dildir.ayrıca 1 sene fransada yaşamak dili kendisini öğretmesine zorlayacaktır.*
kelimeleri "la", "le" ile erkek veya dişi olarak ayrılan(ayakkabı dişi, ekmek erkek), öğrenirken hep "lan şu kelime erkek miydi dişi mi" deyip, zırt pırt sözlüğe baktığım, baktıkça daha çok kastığım dil. ilk başladığınız zamanlar ise bilmediğiniz kelimenin ne olduğuna sözlüğe baktığınızda bazı kelimelerin cümle içindeki farklı yazılışlarından dolayı bulamazsınız. ingilizceye göre daha zor kesinlikle ama konuştuğunuz zaman bir bok oluyormuş gibi herkesin dönüp sizi pür dikkat dinlemesi zevklidir, tribe sokar hani... *
dünyanın en güzel üç dilinden biridir.*** öğrenme aşamasında etmediğiniz küfür kalmaz ve defalarca bırakıyorum lan ben bu işi dersiniz. ancak bir kere severseniz tüm zorluklarına rağmen bırakamazsınız. öyle de bağlayıcı bir dildir. ayrıca çok da etkilidir.**
ulan böyle bir marifetmiş gibi anlatılıyor ya fransızca, bak zerre itibar etmeyin bu sözlere. Yok kardeşim, ben yıllardır fransızca ile hasbıhali olan bir adamım, auxquelles'ler, lequel'ler, subjocntif'ler falan cidden zor. Yani şimdi fransızca biliyorum denilince karşıdaki direkt şöyle düşünüyor.
-vayy, fransızca biliyormuş. Süper keşke ben de öğrensem, ama bir gün öğrenicem süper dil.
Yok kardeşim, yani ilk sözcüklerin çıkışı, tonlanması, fonetiği falan cezbedici gelebiliyor ama işin detaylarını öğrenince illallah diyorsun. Türkçeye karşı geliştirdiğin komplekste cabası, hala öküzlük yapınca "Afedersiniz" demeyi öğrenemedim, hep pardon hep pardon. Ben tavsiye etmem, öğrenci olarak görmüyorsanızda dilin vatanına gitmedikten sonra böyle kurslarda, dershanelerde öğrenilecek bir dil de değil baştan söyliyeyim.
onlarca gramer kuralı vardır. hele ingilizcedeki gramer kuralları ile karşılaştırırsanız fransızcayı öğrenmenin zorluğunu daha iyi kavrarsınız.
öyle ki, ingilizcede neredeyse bütün fiiller *, sonlarına -ed eki getirilerek geçmiş zamana dönüştürülürken,
fransızca da işler çok karman çormandır. etre ve avoir diye iki ana fiilin yardımıyla yaparsınız ve bunlardan hangisini kullanacağınız bazen cümlesine göre değişir.
başka bir zorluğu da le la les des un une gibi sözcüklerdir, bunları da kullanırken kelimelerin feminen mi maskülen mi olduğuna dikkat edersiniz.
ayrıca feci şekilde cinsiyet ayrımcılığı vardır bu dilde. eğer feminen bir sözcükse sonuna bilimum e, aksanlı e vs vs eklenir.
Tüm bunlar da demek olur ki, konuşma esnasında bütün bu kuralları saniyenin binde biri içerisinde düşünmeniz ve uygulamanız gerekmektedir.
sonuç olarak, fransızca her ne kadar çok güzel, asil, kibar ve kulağa hoş gelen bir dil olsa da, benim kişisel düşünceme göre bu dili akıcı konuşbilmenin iki yolu vardır:
Ya fransız olacaksınız, *
ya da uzun yıllar (mümkünse çocukken) fransa da yaşamış olacaksınız.