"Diğerleri lüks otomobillere binebilsin diye neden bazı insanlar çıplak ayaklarıyla yürümek zorundadır? Sosyalizmin başarısızlığından bahsediyorlar. Peki kapitalizmin Afrika, Asya ve Latin Amerika'daki başarısı nerede?"
sözünü söyleyen ve ülkesine sosyalizmi gerçekten uygulayabilmiş, ülkesinde yaşayan insanların aralarında büyük uçurumlar oluşmasına engel olmuş, bir dünya lideridir...
'Devletin imkanlarıyla yapılan hizmetler vatandaşa lütuf gibi sunulamaz' Meclis kapısına yazılmalı bu sözü. Oldum olası iktidarların yol yaptım köprü yaptım okul yaptım uçak yaptım uçurcam gibi övünmelerini kabul etmedim etmiycem de.
tamam insani değerler, ideallar falan iyi güzel hoş da iş uygulamaya gelince kimsenin memnun olmadığı açık.
komünizm yoksullukta eşitlenmekse ne anladım ben öyle komünizmden. herkes sürünüyor ülkede.
tamam belki yolsuzluk, rant, sömürü, gelir dağılımında uçurum gibi fark yok ama herkes de açlıktan sürünüyor be arkadaş.
bırak refahı, para kazanmayı, millet sadece aç karnını doyurmak için gizli gizli bir şeyler satıyor ( çoğu ticari eylem yasak ).
yanlış bilmiyorsam sadece birkaç tv-gazete var. onun dışında herhangi bir gazete satmak yasak.
lokantalar bile kendi malzemelerini alıp yemeğini yapıp istediği satışlı yapamıyor çünkü özel girişim sayılıyor. onun yerine devlet belli aralıklarla malzeme dağıtıyor ( çoğu zaman dağıtmıyor tabi. malzeme gelmediği için 1 tencere yemek yapmadan günü kapatan oluyor ) bu malzemeler gelirse lokanta yemek yapıp satabiliyor. yoksa yemek yiyecek yer bile yok. yemek dediğim de çeşit falan yok. burada ( tc ) kafa üstünde satılan sandviçler.
bildiğim kadarıyla taksiciler doktorlardan ayda 40-50 kat fazla kazanıyor. çünkü turist falan gezdirmeleri serbest ve turistlere geçirebiliyorlar. taksici bir doktorun aylık kazancının 2 katını 1 günde kazanabiliyor.
otele gidiyorsunuz oteldeki hizmetçilere bahşiş veriyorsunuz. diyelim zenginsiniz, 50 dolar verdiniz. adam sevinçten köşe. ağzı açık kalıyor. inanamıyor duruma falan. sonra diyor ki " ben doktorum. karnımı doyuramadığım için de otelde ek iş yapıyorum. ben bu bahşişi normalde 1 ayda anca kazanıyorum".
neticede ideallar, hayaller, ütopya güzel de refah olmayınca bir anlamı yok be. yani herkes eşit çünkü herkes aç. ne anladım böyle işten..
castro amcaya selam tabi. direnişine saygı duyuyorum. lakin gerçekleri de görmek lazım.
he bir de tamam tarihi açıdan iz bırakan, efsane bir lider ama bu adamı överken çelişkiye de düşmemek lazım. bugün demokrasi ve özgürlük aşığı solcu arkadaşlar öve öve bitiremiyor ama adam dünyanın en uzun süre hüküm süren liderlerinden biri. tek seçim yok, giderken de yerine kardeşini bırakıp gidiyor. gazete-tv falan yasak. bunları hep göz önüne almak lazım.
kötünün iyiye diktasıyla iyinin kötüye diktasının arasındaki farkları gözümüze sokmuş olan liderdir. elbetteki hiçbir devrim güllük gülistanlık gelmez. mesele halka ne verdiğidir, halkın ondan ne aldığıdır. bu kadar ambargolar altında halkına daha çok bir nevi yoksulluğu paylaştırmıştır, ancak mutsuzluğu değil, ezilmişliği değil, tutsaklığı değil. sermayenin hüküm sürmesine izin vermediği ülkesinde bizim anladığımız anlamda halka refah sunması mümkün değildi. onun için aslında mücadele hiç bitmedi, mücadele bitmediği için de hem kendi hemde halkı için sıkıntılar hep devam etti.
peki halk memnun muydu, fidel halkına ne verdi;
New Economics Foundation adlı bir vakfın araştırmasına göre küba en mutlu insanların yaşadığı ikinci ülke olarak çıkmıştır. yani sen son model bir cep telefonum yok diye mutsuz olabilirsin ama küba halkı bunun beklentisi içerisinde olmadığı için mutsuz da olmuyor.
sevenler ona fidel derken sevmeyenleri castro diye tersler. bu dahi kendisinin ve sevenlerinin hayat felsefesi konusunda bir fikir veriyor.
fidel, komünizm fikri'nin, sınıfsız ve sömürüsüz dünyayı kurmanın öncüsüydü. umuduydu. yol göstericisydi. öte yandan, onu eleştirmekten imtina etmek de yine komünizm fikrine, 1959'da dağa çıkan o genç öndere haksızlık olur.
yas süresinden sonra toprağa verilmiş merhum lider. -abi bu nasıl devrimci bu bildiğin hükümdarmış kardeşini geçirmiş kendinden sonra hemen garip.- bu adam hakkında murat bardakçı geçen günlerde güzel bir yazı yazmış; http://www.haberturk.com/...82-castro-ve-durust-olmak
--spoiler--
...
Herkes bilir: Küba, Castro’dan önce iktidarda olan Fulgencio Batista zamanında Amerika’nın batakhanesi halinde idi. Memleket kumar ve eğlence mekânı hâline getirilmiş ve maalesef bir açık hava umumhanesi yapılmıştı. Halk fakirdi, açtı, perişandı ve aleyhinde söz etmeye kalkışanları Batista inim inim inletiyordu.
Castro işte böyle bir memlekette devrim yaptı, iktidara geldi ama ne değişti?
Hiçbir şey! Devrimin üzerinden 57 sene geçti fakat Kübalılar yine fakir, yine aç ve rejim aleyhte söz söyleyenin hemen tepesine çullanıyor!
Batista zamanının vur patlasın çal oynasın günlerinde sadece âlem yapmak için Küba’ya giden paralı yabancılardan yükselen zevk uğultularının yerini senelerden buyana devrim sloganları almış vaziyette ve özellikle son on-onbeş seneden buyana Küba artık bir “sefalet müzesi” hâlini almış halde: Dünyanın dört bir tarafından bu tuhaf müzeyi görmek isteyenler için Küba’ya turlar yapılıyor, adanın milyonlarca fakir-fukara sâkini hem müze hem de bir çeşit sosyalizm tiyatrosu hâline getirilen bu mekânda zoraki figüranlık ediyor ve Küba’ya gidenler halkın bitmeyen ıstırabını seyredip “Aman şekerim, ne kadar enteresan bir yer, bilsen... Vallahi zaman donmuş gibi! Mutlaka görmek lâzım” diyorlar, hepsi o!
...
--spoiler--
Kim ne derse desin amerikan emperyalizmine boyun eğmemiş devrimci lider. Ancak durum içişlerinde hiç öyle değil. Yıllardır ambargoya maruz kalmış küba halkının bir takım iç baskılara maruz kaldığı dedikoduları emperyalistlerin ortaya attığı birşey olsada bunların gerçeklik payı birazda olsa var. Che' nin torunun Canek' in Castro rejimine yaptığı eleştriler nedeniyle ülkesini terk etmek zorunda kalması , yazar , gazeteci ve sanatçıların baskılara maruz kaldığı gibi bir takım gerçekler ortada. Castro yönetiminde farklı düşünen özgürlükçülerin , hippilerin , eşcinsellerin suçlu lanse edildiği apaçık ortadaydı. Castro ölmeden önce yaptığı bir açıklamada bu yaptıklarının kötü ve telafi edilmesi gereken şeyler olduğu özeleştirisini vermişti.
sanırım adamın tek suçu ülkenin varını yoğunu özelleştirip her problemde de suçu batista ve dış mihraklara bağlamayışı.
öyle fidel hayranı filan değilim ama murat bardakçı gibi, önde gelen karakterlerin fikirlerini değil isimlerini ve içtikleri çay miktarını bilen bir adamın garip tespitlerine önem verecek halim yok açıkçası.
*Fidel Castro, Küba’da gücünü eline alır almaz Monopoly oyununun derhal yasaklanmasını emretmiştir.
*Fidel Castro, uğursuz olduğuna inanılan 13. Cuma’da doğmuştur.
“Devrimci Kemal Atatürk, bizim esin kaynağımız oldu. 1919'da Anadolu'dan emperyalistleri atmak için, Bandırma gemisiyle Samsun'a çıktı. Büyük bir zafer kazandı. Biz de tam 40 yıl sonra, ülkemizden faşistleri kovmak için Granma gemisiyle Havana'ya çıktık. Biz de zaferle kucaklaştık...”