artık zengin milyarder arap, amerikalı, çinli ya da rus iş adamlarından birinin satın alması ve profesyonelce yönetilmesi gereken kulüp. köhneleşmiş müteahhit zihniyeti ve şımarık yalı çocuğu zihniyeti ile idare edilecek durumda değil. satılmasının gerekliliğini gösteren en önemli olgu ise son çeyrek asırda yalnızca 3 farklı başkan görebilmesi ve yeniden başa sarması (bkz: aziz yıldırım)
dünyanın en centilmen, en fair-play, en barışçıl, en işine bakan, rakibiyle uğraşmak istemeyen dostane adamını bile kendiyle dalga geçmeye zorlayan kulüp.
ismail dün sayfayı her f5 yaptığımızda gidip geliyordu. kulübün efsane topçusu oğuz çetin'in tesisten eve, evden kahveye gittiği bile an be an haber yapıldı. saat 4'te ismail'in transfermarkt profili kulüpsüz diye güncellendi, 9 gibi internete otururken yeniden göreve başladığı açıklandı. aralarda entryler giren fenerliler de gsliler de duruma göre komik duruma düştü. "ismail hocam sözünü yutmaz gitti dedim mi gider" gibi yazan fenerliler toparlamaya çalışıyor şimdi laflarını. adamların suçu yok süreç normal değilki.
hayatın olağan akışına göre şu takımla istemesen bile dalga geçersin yani. insanı buna mecbur ediyorlar. lütfen biraz çuvaldızı kendinize batırın, gs'lilerin bjk'lilerin kötü insanlar olmasına gerek yok sizin takım harbi komedi ahahsd.
Talisca'nın gönderilmesinin akla mantığa uygun tek bir açıklaması var mı? Hayır madem gönderiyorsun niye yerine transfer yapmıyorsun? Asensio'nun sakatlanabileceğini akıl edemiyor musunuZ? Maalesef büyük çıkmazda takım.
Fenerbahçe, 1923-1989 yılları arasında tartışmasız bir biçimde Türkiye’nin en büyük futbol takımıydı. 1923-1951 arası ulusal şampiyonlukları sayarsanız 21 şampiyonluk ile en yakın rakibine 13 şampiyonluk fark atmıştı. Saymazsanız da 12 şampiyonluk ile en yakın rakibine 4 şampiyonluk fark atarak zirvedeydi.
Ne olduysa 90’larda oldu. Efsane Başkan Ali Şen’in üstün çabasıyla, 1995 yazında Fenerbahçeli futbolcular Brezilya’ya kampa götürüldü. Futbolcular Brezilyalı kadınlarla samba yaptı; Brezilya’yı 1994 yılında dünya şampiyonu yapan Parreira takımın başına getirildi. 90’larda kazanılan tek şampiyonluk da böyle geldi.
2000’lerde efsane başkan Aziz Yıldırım, Fenerbahçe’yi yıldız yağmuruna tuttu. 2000’lerde 4 şampiyonluk kazandı ancak ezeli rakibi Galatasaray da o dönem 4 şampiyonluk elde etti. Özellikle Fenerbahçe’nin 2004-2008 dönemi bir altın çağdı ve kadrosunda yıldızlar topluluğu vardı. Galatasaray ise aksine berbat yönetiliyor, o dönem Fenerbahçe’nin kadro kalitesinin çeyreği bile etmiyordu. Galatasaray bu dönemde bile 2 şampiyonluk kazandı.
Fenerbahçe’nin 1990’lı yıllardan beri gelen sorunun ne olduğunu çözmesi gerekiyor. Üstelik Galatasaray, 1988-2002 yılları arasında Avrupa kupalarında inanılmaz başarılara ulaştı ve müzesine 2 Avrupa kupası getirdi. Geçen sezon da dünya markası Juventus’u eleyip Şampiyonlar Ligi’nde son 16’ya kaldılar ve dünya futbolunda en çok tanınan Türk futbol takımı oldular.
Fenerbahçe kendine gelmezse, Liverpool karşısında gerileyen Everton gibi olacak.
Artık acımayı da geçtik ters psikolojiyi bırakıp taraftarlarına yapılması gereken hamleleri söylemeye başladık şu zavallılıklarından kurtulsunlar diye.