feminizm devrimi esas alır, savunur. ideadır, yapıya karşıdır, erkeklerin ya da kadınların sağduyularına bırakılamayacak kadar zor oluşur, şu anki sisteme adapte edilemez, hiyerarşiyle çatışır, insanlara yönelik bir sistem önerisi; anarşist, savunucularının sert kadın olmak için kullandıkları aksesuar olmaktan uzak, * tüketim odaklı, hiyerarşiye hizmet eden erkek ve kadın için atışma konusu olmaktan öteye gidemeyecek, uzak görünen ideal. *
bir askeri üste es olarak yasayan bir kadinin kendi ilerlemesi, kocasinin terfi edecek kadar basarili bir performans göstermesine baglidir. böylece kapisinin disindaki kadin baris eylemcilerini bir müttefik degil, düsman olarak görür.
ancak bir askeri üsse kendi güvenligini kazandiran sey bu kadinlarin arasindaki ayrimlarin ta kendisidir. silahli kuvvetlerin üslerini ayakta tutabilmek için kadinlara ihtiyaci vardir, ama ayni zamanda bu kadinlarin karsilikli olarak dislayici kategorilere ait olduklarini tasavvur etmelerine ihtiyaç duyarlar. farkli ülkelerin kadinlari mesafelerle ve genellikle de irk ve siyasi nüfuz esitsizlikleriyle birbirinden ayrilmistir.
britanya silahli kuvvetlerinin dis siyasetlerini yürütmek için cinselligi nasil kullandigiyla ilgili belizeli kadinlarin (ayrica bazilarinin anlattigina göre ithal edilen guatemali kadinlarin da) anlatacagi çok sey vardir.(1) britanya birlikleriyle flört eden kuzey irlandali ve bati blman kadinlarin, belizeli kadinlarla paylasacagi çok önemli bilgileri var.
britanyali kadin baris eylemcileri ve üniformali kadinlar gibi, britanyali askerlerle evlenen britanyali kadinlar da bu resmin tamamlanmasina yardimci olabilirler. bu kadinlarin görünüse göre birbirlerinden çok farkli deneyimlerinin hepsinin bir araya getirilmesinin sonucu ise toplumsal olarak cinsiyetlendirilmis üs siyasetidir.
bir askeri üste es olarak yasayan bir kadin kendini güvende hissetmek ister. ayrica onun kendi ilerlemesi, kocasinin terfi edecek kadar basarili bir performans göstermesine baglidir. böylece kapisinin disinda kamp kuran kadin baris eylemcilerini bir müttefik olarak degil, düsman olarak görür. üniformali kadin, ordunun erkeklik geleneklerine meydan okumaya çalisir; kendini erkek takim arkadaslarinin elde edebilecegi bir cinsel nesne olarak degil, savasan bir yandas olarak görür.
öyleyse, bu kadinin, kendi çalisma mekanini erotize ettiklerini düsündügü üs kapilarinin disinda (ya da bazen içinde) fahiselik yapan kadinlara içerlemesi sasirtici degildir. askerlerin kiz arkadaslari hiçbir zaman flört ettikleri askerin evde bir karisinin olup olmadigindan tam olarak emin olamazlar.
sevgilisinin komutani onu yabanci bir kadinla evlenmemesi için uyardiginda ya da vazifesi sona erdiginde ve yerli eslikçilik ihtiyaci birden bire kesiliverdiginde evlilik vaatlerinin gerçeklesip gerçeklesmeyecegini hiçbir zaman bilemezler.
eger asker esleri ve kadin askerler fuhusun yalnizca kendi askeri üs yasamlarini degil sirtindan geçindikleri ülkenin yasamini da nasil kirlettigini kesfetmeye koyulurlarsa kendileri için aradiklari sayginin kökleri de daha derin olacaktir. böylesi bir kesif ayrica onlarin siyasi ufuklarini gelistirmelerine, kendi çikarlarina daha az odaklanip militarizasyonun sonuçlari hakkinda daha fazla soru sormalarini da tesvik edecektir.
savas karsiti mücadelede kadinlarin rolü, onlarin barisçil özelliklerinden kaynaklanmaz. bu varsayim, savasi dogal yapiya indirgeyerek mesrulastiran teorileri besler. kadinlar, savasin hem öznesi hem de rehinesidirler. kadin, patriarkaltoplumun kendisine yükledigi role boyun egerek de, erillesmis davranis kaliplarini benimseyerek de, geri hizmetlerde bulunarak da, devsirme savasçilar haline gelerek de savasa destek oluyor. bu, bir bilinç ve seçim meselesidir. dolayisiyla, kadinlarin baris mücadelesine katilimi, onlarin sevecen ve pasif yapilarinin dogal bir sonucu degil, politik bir seçimdir.
ornegin, irlanda da dikkate deger bir kadin baris mücadelesi var. öncelikle kadin merkezleri araciligiyla, cemaatler arasi kaynasma için bir zemin saglandi. farkli aidiyetler içindeki kadinlar, yasadiklari ortak sorunlari ve deneyimleri birlikte kesfettiler. bu tanisiklik üzerinden, belfastli isçi kadinlarin bir projesi olan kadin destek agi, birbirine düsman ulusal projelere sahip iki etnik gruptan kadinlarin bir ittifaki haline geldi. kendini kolektif feminist ses olarak adlandiran kadin destek agi, çatismayi durduramadi ama diyalog zeminini güçlendirdi.
israil ve filistin de de, feminist kadinlar, oldukça etkili baris çalismalari gerçeklestirdiler. ornegin, feminist nova dergisinden
kadinlar tel aviv meydaninda jeneratör ve slaytlarla sansürlü isgal fotograflarini gösterdiler. eylemlerine kudüste baslatan siyahli kadinlar önce bölgeye, ardindan dünyaya yaydilar. kadinlar ve baris koalisyonu ile bat salom, israil ve filistinli farkli siyasal arka planlara sahip kadinlarin ittifaki olarak, toplumsal cinsiyeti temel alan baris siyasetini yapan kampanyalar, konferanslar, yaratici, etkin, pozitif, siddet disi kitlesel eylemler düzenledi. kadinlar, ince ince islenmis bir baris örtüsü diktiler. bunlar, kadinlarin baris sürecinde muhatap alinmasini saglamadi tabii uluslararasi alanda baslayan baris görüsme masalarinda, kadinlarin diktigi örtü bile yoktu. baris görüsmelerine katilmak isteyen israilli ve filistinli kadinlar 'erkeklerin askeri geçmisleri barisin önünde engel' dediler. gerçekten de bu görüsmelerden hala baris çikmadi ama cemaatler arasinda bir ittifak zemini olustu ve kadinlar arasinda, siddet mekanizmalarinin ortakligi konusunda ortak bakis gelisti.
ataerkil sistem analiz edilmedigi takdirde, toplumsal yasama militer degerlerin ve gündemlerin neden giderek daha fazla hâkim oldugunu kavramakta zorlaniriz. bu zorlanma, baris eylemlerin de basarisizligina neden olur. savasi asmak için feminizme ihtiyaç vardir. patriarka-millet-militarizm arasindaki iliskileri gösteren, söylemi sorgulayan, savasin yarattigi mitleri sarsan feminist analiz, siddeti bütünlüklü görmek açisindan iyi bir çikis noktasidir. savas karsiti bir hat olusturma, militarizasyon süreçlerini geriletme ya da barisi gelistirme mücadelesinde, cinsiyet iliskilerine özel bir önem verilmeli, sadece kadinlarin yasadigi özel magduriyetlerin degil, ataerkil sistemin, aile kurumu etrafinda örülen yargilarin kapsamli analizi yapilmalidir. bir çatismanin görünür sebebi olan baski ile bununla kesisen toplumsal cinsiyet rejimi arasindaki bütünlük görülmezse, savasi asmak da zorlasir. savasin zihniyetiyle çatisilmadigi için, her çikar uzlasmazliginda silahlar yeniden patlar.
*
`
militarizm` askerler, askercilik. yani bir yigin silahli erkek ve bununla var olan iktidarlar. ordunun siyasal ve toplumsal hayatta etkin rol almasi, sorunlarin çözümünde siddet kullaniminin mesru görülmesi, hiyerarsinin yüceltilmesi, erkekligin siddet kullanimi kadinligin ise korunma ihtiyaci ile özdeslestirilmesi...(1) silahli iktidarlar ya da silahla iktidarda kalmanin ideolojisi...
günlük yasantimizda biz farkinda olmadan bu en eski ve en dogal silahi ve onun ideolojisinin hükmünü her zaman ensemizde hissederiz: izleri gerçek hayatimizin ifade araci olan dilimizde, çevremizde, yaratilan maddi ve manevi degerler dizgesinde, algimiz ve davranislarimizda saklidir. incelenirse bir yigin kavramin, simgenin hem cinsellikte, hem de askeri anlamda ortak kavramlar oldugunu görürüz. cok farkli ve alakasizmis gibi duran bu iki alanin, aslinda iç içe geçmis, daha dogrusu birinin digerinin varlik nedeni ve besleyici kaynagi oldugu görülebilir.
kadinlarin ikincil cins olarak magduru olduklari sistemli ayrimcilik, cinsiyetçilik olarak tanimlanirken, bunun fallokrasinin (penis egemenliginin) dogurdugu bir sonuç olarak; erkeklerin (ve fallusun sembolik gücünün) kadinlar üzerindeki egemenligini ifade eden isim(2) oldugunu biliyoruz. yukaridaki militarizm taniminda kadinligin korunma ihtiyacina vurgu yapilmaktadir. korunma ama kimden ve neden? tabi ki ötekilerin cinsel saldirilarindan korunmasindan bahsedilmektedir. fiziksel güçsüzlügünden dolayi degil. oyle olsa zira çok sayida fiziksel olarak zayif konumdaki erkek de var. dolayisiyla militarist yaklasimda çizilen sinirlar içinde ve disinda, dönemine göre kadinlara yönelik tehlikeler yaratilmakta ve bunun sonucu olarak da yine kadinlarin korunma ihtiyacindan bahsedilmektedir. ne güzel degil mi? Özellikle savaslar hep kadinlarimizin namuslarinin korunmasi argumani üzerinde yürütülmekte ve bal gibi de yutturulmaktadir. bu daha çok uzun baris dönemlerinde kullanilan bir söylemdir ki savas, saldiri ve isgal ihtimallerinin pazarlanmasi üzerinden, toplumdaki erkeklerin ve kadinlarin militer hale getirilmesinde önemli rol oynarlar. bu nedenle militarizm aslinda savas zamanindan çok baris zamaninda gelisir.(3) iste yaratilan bu söylem (aslinda gerçek tehlike de) bu korunma ihtiyaci hem militarizmin hem de cinsiyetçiligin yeniden üretiminde kullanilmaktadir. böylece, aslinda cinselligin aidiyetligini tanimlayan bir alan içindeki kadinlarin, bir tür penis saldirilarindan mülk olarak korunmasindan söz edilmektedir. bu nedenle fallokratik simgelerin kullanimi önemli hale gelir.
bu nedenle tecavüz de askeri terminolojide çok kullanilan bir kavramdir; bilinebilen tüm anlamlariyla... tabi cinsel bir saldiri biçimi olarak da. insan'oglu' tarihinin en karanlik, en eski siddet araci olarak; kendi cinsel organini hükmetme, yani iktidar için bir silah olarak kullanmaya baslamasinin ürünü olarak eski bir geçmise da sahip. kendi iktidarinin temel ögesi olarak, bir cinsin kendi ayirt edici organini, biyolojik bir uzvunu, bir silah olarak, diger cinse ya da kendi cinsinden olana karsi bir siddet araci olarak kullanmasi seklinde tanimlanabilir. bir güç, erk, yani iktidar iliskisi olarak, biri ya da birilerinin, ötekini istegi disinda ve güç kullanilarak bedenine, kisiligine, iliskilerine veya tüm aidiyetlerine yapilan fiziksel, sosyal ve psikolojik imha eylemidir. aslinda tam anlamiyla bir militarist eylemdir. bir iktidar hatirlaticisidir.
iktidardan bahsetmisken sadece erkeklere özgü olan iktidarsizlik diye bir hastaliktan bahsetmek sanirim ilginç olacaktir. bir hastalik ve sadece erkeklere özgü(!) nedir iktidarsizlik? Bir erektasyon sorunu? iktidarsiz olmak erekte olamamak ise, o zaman baska bir okumayla erektasyon hali midir iktidar olmak? bir kalp ya da baska bir rahatsizlik degil de ereksiyon probleminin iktidarsizlik olarak halk arasinda nitelendirilmesi sadece bir tesadüf olabilir mi? elbette ki hayir! aslinda cinsiyete dayali hiyerarsinin, güç iliskisinin ve bunun sosyal teorisinin küçük bir açiklamasindan baska bir sey degildir. bu yüzden tüm toplumlarin erkek yanli, yani penisi olanlarin egemenligi seklinde örgütlendigi fallokrasi ve onun militarist yapisini görmekteyiz. dolayisiyla militarizm var oldukça fallokrasi, fallokrasi var oldukça da militarizm hayat bulmaya devam edecektir. umarim bir gün ikisinden de kurtulma sansimiz olur.
dünyanın temel çelişmesi olarak kadın erkek farklılığını alan bakış açısıdır. kadın erkek eşitsizliğinin temelindeki feodal ideolojiyi görmezden gelip, erkekler baş düşmandır düşüncesine odaklanır.
Fransız ütopik sosyalist, Charles Fourier'in ürettiği söylenen kadın hakları genişletilmesini öngören ilke.
Fransız filozof ütapyacı olarak bilinir. Yanında ironisi promosyon.
féminisme
insan olma haklarını bile yitirmişken bazıları, ve diğer kadınların duyarsızlıkları bu kadınların hallerinden bile daha acı bir boyuttayken ve dünya bu haldeyken ve kadınlar farkında olmaktan korkarken; tam da onun zıttının tanımlamalarıyla bilirken ve sorgulamazken haklarını nakıs olmaktan başka bir sonuç çıkamıyor şu an için!
bu yazının hitap ettiği* bellidir, kasmayın.
tüm ataerkil baskılar kadının porno filmlerde oynamasını yasak etse , biz kadının erkekle eşitliğinden yanayız diyerek spesiyal eşcinsel filmler çekecek olan ideolojidir. hamdır, eksiktir, nakıstır.
feminizm, kadınlardan çok erkeklerin önemsediği bir kavram. onların önemseyip hedef alması normal çünkü, menfaatleriyle çakışan bir ideoloji. ama kadınların umursamaması düşündürücü ve üzücü. çünkü onlar için daha iyi bir yaşamı ideal edinmiş bir kavramı erkeklere yaranmak için yok sayıp, bir de karalıyorlar halihazırda. kadınların bu içler acısı hali anadolunun anaerkil karakterinin erkek egemen hale gelmesiyle başladı sanırım,* dogurgan ve kutsal kadın tanrıcalar yerini erkek tanrılara bıraktı ve kadın kraliçelerin yerini krallar aldı. bunun nedeni inanılan sembollerin değişmesidir. sonuç olarak kadın gitgide daha silik hale gelmeye başladı ve istediğini gizli entrikalar çevirerek elde etti. kadının sinsi olmasının temeli ve süreci bu; erkek egemen bir toplumda bundan başka şansının olmadıgını düşünmesi.
ve tabi ki, kırılgan yani duygusal yapısı geregi onlarla birebir çarpışamamış olması yada çarpışmamayı seçmesi. hiç şüphe yok; kadınların şuan itibariyle toplumdaki durumları onların uzun vadedeki seçimleri dolayısıyla. herhangi bir yapılanmada hangi statüde olursa olsun kadınlar belki de bu bastırılmış iktidar hırsları yüzünden birbirlerini hedef alırlar, ve diğerlerine potansiyel tehlike olarak bakarlar şartlanmış olarak ne acı ki; erkeklerde bu yok çünkü onlar erkekleri ciddiye alıyor daha çok. kadınların çabası ise genelde yine erkek merkezli. bu da açıklıyor tabi ki diğer kadınları neden sevip takdir etmediklerini ve onlara olan bitmez hasetlerini. bunu anlıyoruz ama kabul etmek çok zor. kadınların bu şuursuzca diğer kadınlara olan içgüdüsel kinleri ve saldırışları erkek egemen toplumda var olma çabası ama bir yerden değişmeye başlanmalı. * şu da vardır ki bu yazıdan beslenmek isteyen kan emici yalaka pislikler hiç bir şekilde değerlendirilmez **
haklarla alakalı bir sistem, cinsiyet öznesidir. ve ne kadar açıklanırsa açıklansın, açıklanan taraf öküz ise beyhude yere uğraşmaktır. çünkü öküz bir hayvandır ve insanlar gibi sözlü iletişim kuramaz. şaka bir yana anlatması en zor ideolojilerdendir.
sanıldığının aksine, insana düşmanlık içermeyen, insanların cinsiyetleri dolayısıyla mecbur bırakıldıkları rolleri kabul etmemelerinden ortaya çıkan kavram. feminizmin karşıtlığı sistemedir ve sistem kimin işine yarıyorsa feminizme o karşı çıkacaktır. yani, feminizm düşmanlığı vardır, var olan düşmanlık budur. bunu yaratan da sistemin desteklediği erkek hegemonyası oluyor. fizyolojik yapıyla falan alakası yok bunun, daha güçsüz diye yönlendirilmek yada dışlanmak * hayvanlara ait bir hiyerarşi. toplumu güçlü-güçsüz, erkek-kadın diye ayırıp, şekillendiren insanlarla bizim ayrılmamız ve farklı sistemlerde yaşamamız gerekiyor.
açılımı olmayan bu toplumsal hareketin kaç dala açıldığını belirteyim dedim;
Farklı tür feminizmlerden bazıları:
Eşitlikçi Formlar:
Eşitlikçi Feminizm - Önde gelen feminist liderleri de içeren çoğunluk bunun feminizmin gerçek bir formu olmadığını öne sürmektedir.
Bireyci Feminizm - (Libertarian Feminizm olarak da bilinir) Yukarıdakiyle aynıdır.
Liberal Feminizm
Kadın Merkezli (Gynocentric) Formlar:
Kültürel Feminizm
Cinsiyet Feminizmi
Pop Feminizm
Radikal Feminizm
Baskının Ataerkillikten Kaynaklandığını Kabul Edenler:
Anarko-Feminizm
Radikal Feminizm
Fransız Feminizm
Seks Radikal Feminizm
Baskının Kapitalizmden Kaynaklandığını Kabul Edenler:
Marksist Feminizm
Sosyalist Feminizm
Ayırımcı (Segregationalist):
Lezbiyen Feminizm (Lezbiyen Ayrıkçılığı/Lesbian separatism) )
Ayrılıkçı Feminizm/Seperatist Feminizm
Afrikan-Amerikan
Siyah Feminizm / Black Feminism
Kadıncılık/Womanism
Batı-Dışı :
Üçüncü Dünya Feminizm
Sömürge Sonrası Feminizm
ALT TÜRLER
Ekofeminizm
Fransız Feminizmi
Radikal Feminizm
Liberal Feminizm
Lezbiyen Feminizm
Marksist Feminizm
Sosyalist Feminizm
Pop Feminizm
islamcı Feminizm
Ruhsal Feminizm
Maddi Feminizm
Postmodern Feminizm
Varoluşçu Feminizm
Pro-seks Feminizm(seksüel açıdan liberal feminizm, seks-pozitif feminizm diye de bilinir)
Post-Kolonyal Feminizm
Amazon Feminizm
Kültürel Feminizm
Anarko-Feminizm
Üçüncü Dalga Feminizm
Kadınizm/Kadıncılık (Womanism) *
Açılımı olmayan toplumsal harekettir. Basit bir erkek karşıtlığına dayanır. Özgürleşmeyi karşı cinsin dayatmalarına isyanın yanında ona düşmanlıkta bulur. *
sanayi devriminden sonra sanayi alanında iş hayatına giren kadınların erkeklerle aynı iş yerlerinde aynı mesaide çalışmasına rağmen aynı ücreti alamamaları üzerine doğmuştur. aslına bakılırsa eşit işe eşit ücret düşüncesi ile çıkmış ama daha sonra kadın erkek eşitliği daha sonrada erkek düşmanlığına kadar varmıştır. aslına bakılırsa sosyal hayatta kadının hak ve özgürlüklerini korumaya çalışmalarından dolayı takdire şayan bir durumdur ancak evrensel bir din olan islamiyetin bu olguyu ta 1400 yıl önce getirmiş olması bu felsefeyi gereksiz kılmıştır. eğer ki kadınlar ve erkekler kadınların haklarını merak ederlerse Allahın Kuran-ı Kerimde kullarının Allah katında birbirinden farkı olmadığını ancak sevap ve günah olarak birbirlerinden üstün yada aşağı tutulduğunu, kadının erkeğe bir emanet olduğunu okuyabilir. bunların uygulaması olarak da peygamberimizin hanımlarına davranışlarını inceleyebilir. şimdi tüm bu anlattıklarımdan sonra bugün kü müslüman ülkelerde kadına yapılan şiddeti örnek gösterip bu ne perhiz bune lahana turşusu diyenler çıkacaktır. onlara ise eğer peygamberimiz yaşasaydı baskı, şiddet ve zulüme maruz kalan kadınların en büyük savunucusu olacağını hatırlatırım. bu fikrede peygamberimizin hayatını anlatan kitaplardan varmışımdır.
-erkek egemen toplumlarda,kadın haklarını,erkeklerinkiyle eşit düzeye çıkarmayı amaçlayanların genel tavrına verilen isimdir.
-cinsiyet eşitsizliğini anlamaya yönelik araştırmalar yapmayı amaçlar.Toplumsal cinsiyet politikaları ve cinsellik üzerine yoğunlaşır.
bir zamanlar sadece erkekler çalışıyordu ve işgücü az olduğu için pahalıydı. Bu durum sermayenin kadını da iş hayatına sokması ile değişti. artık daha çok işgücü vardı ve kadın ın da varlığıyla işgücü ucuzladı. muhtemelen bundan hoşlanan sermaye kadını desteklediği bir felsefe ile iş hayatına bağlamak istedi. kadını erkekle eşit olarak görme algısı işgücünün eşdeğerliği sonucunu yaratarak ancak aynı maaşı haketme sonucundan başka bir sonuca yaramaz. yani sermaye erkek ile aynı işi yapan veya yapmak için kendini zorlayan kadına aynı maaşı vererek dünyadaki işgücü sayısını ikiye katlar. bilimsel olarak kadın erkek farklılığını ise görmezden gelir.
bir kadının kendine edip edebileceği en büyük hakarettir. hayatları içerisinde erkeklerin yerini unutmamak gerekir bir kaçına olan hınç duygusu bu kadar hastalık seviyesine getirilmemelidir.
tam olarak yaşayının az olduğu bir duruştur. savunduğunu göze batırarak belirten kolpalara inanmayın.
hakkında at koşturan pek çok kişinin neyi savunduğunun farkında olmadığı akımdır, bir duruştur.
kimi karşı cinse toptan savaş açmıştır. kendini tanımak, anlamak yerine rakibi olarak gördüğü erkek kitlesine zarar vererek kendisi hakkında özeleştiri yapmayı güya ertelemeye, kendisiyle yüzleşmekten kaçmaya çalışmaktadır.
kimisi, erkek kadın eşittir, ancak şu anki toplumsal algı bu eşitliğin pratiğe dökülmesine engel olmaktadır, dolayısıyla biz bu algıyı değiştirmek için uğraşıyoruz der, mantıklı ve tutarlı bir mücadele verir.
kimisi, erkek kadın eşitliğinin pratikte asla olamayacağına kendisini ikna etmiştir, bu eşitsizliği ağzına pelesenk ederek ek hak talep etme derdindedir. erkek kadın eşitliği üzerine kafa yormaktan ziyadesiyle kaçınır. işi gücü, böyle bir eşitsizlik algısındna payına düşeni kapmaktır.
kimisi, duyarlı erkeği oynamak adına bu akımı bayağılaştırır. hoşlandığı bir kadının bulunduğu ortamda feminist nidalarıyla kaleyi içten fethetmeye çalışır. kapitalizm sonrasında güçlenen kadın, bu basit numaraları pek yemiyor artık.