yani varg vikernes ağa tarihe geçecek ayarında diyor ki;
çağdaş kadınlar aileleriyle zaman geçirmeyi nimet sayan sıcak, derli toplu ve sevgi dolu yaratıklar değiller artık; yemek pişiremiyor, çocuk yapmak istemiyorlar. büyük olasılıkla kendi ailelerini kurmak için bile fazla "özgür" ve "güçlü"ler. modern kadının bugün erkeğe sunabileceği tek şey seks. böylece yemek pişiren ve çocukları büyüten ev kadını olmak yerine yalnızca seks objesi olmaya indirgeniyorlar ve duygusal ve entelektüel olarak o kadar dağılmış durumdalar ki çekici kalmak ya da olmak adına beyhude bir çabayla işlerinden kazandıkları paranın çoğunu plastik cerrahi, kozmetik ürünler ve onları güzel göstereceğini düşündükleri tonla giysiye harcıyorlar. yani, erkeklere çekici gelebilecek başka hiçbir özellikleri yok; ne bekleyebilirsiniz ki? bu feminizmin meyvesi. "kadınların özgürleşmesinin" meyvesi.
kadın haklarının savunulmasını esas alan kadının toplumda hak ettiği yeri alması için mücadele eden fikir akımıdır.
bana göre de desteklenmesi elzem olan akımdır. Kadınlar toplumda daha çok söz sahibi olabilmelidir hatta o kadar söz sahibi olmalıdır ki kadın ve çocuktan sorumlu bakanlıklar bile gereksiz hale gelmelidir.
ayrıca feminem fikirlerle yoğrulmuş maskulen bir dünya daha mutlu olabilir. Belki kadın erkek eşitliği sonucunda biz erkekler saçma tripler çekmekten bile kurtulabiliriz.
Artık eşitlikten fazlasını isteyen bir ideolojidir.
Ki bence eşitlik istemek bile yanlış. Erkeğin de kadının da değeri, görevleri ayrı ayrı.
Maaş konusunu, oy konusu, yani "insani" hakları anlarım.
Ama gerisi gereksiz, Aşırılık.
Geçenlerde bir tanesi yapay rahimleri (yani çocuğun anne karnı dışında büyüyüp dogma fikrini) savunuyordu.
Hayır bunu yaparsak biz insanlıktan çıkarız.
Asıl o zaman kadın dezümanifye olur, Asıl o zaman sadece obje olur. Çünkü annelik değerinden uzaklaşır, sadece cinsel bir araç, bir robot olur...
feministler hayal dünyasında yaşıyor lan. geçen birisi yazmıştı "ped alırken utanıyorum" diye. he erkekler prezervatif alırken göğsünü gere gere alıyor zaten.
"ilk cinsel deneyimlerini annelerine babalarına anlatamıyorlarmış" zaten erkekler gidip ballandıra ballandıra anasına babasına anlatıyor aq. gidip söylesek ağzımızdan burnumuzdan kan gelene kadar döverler olm.
neymiş regl olunca arkadaşına kısık sesle söylüyormuş. lan derste erekte olunca biz de nasıl gizleyeceğimizi şaşırıyoruz.
avrupa kafasında anadolu'da yaşayan gerizekalılar hep bunlar. işi hemen kadın özgürlüğüne çekmişler bir de. lan bu ülkenin ahlaki yapısı, gelenek görenekleri bu şekilde ve sadece kadınlara işlemiyor. bu feministlerin ağlaklığından iğreniyorum resmen. barda içip tanımadığı herife verir sonra da "bana tecavüz ettiler ", kendisi insanları yobaz, cinsiyetçi, taşkafalı diye sınıflandırır, birisi kendisine kaşar diyince yeri yerinden oynatır....
Bilinenin aksine yalnızca kadınların benimsemediği, erkek düşmanlığının olmadığı ve eşitliğin yalnızca değer yargıları olarak savunulduğu düşünce biçimi.
eğer samimi olsalardı karısı kendisini aldattığı için cinnet geçirip cinayet işleyen adamı yuhladığı gibi en azından sadakatsiz eşlere de bir tepkisi olmalıydı.
kahrolsun kadın cinayetleri demekle kadın cinayetleri bitmiyormuş demek ki.
Şu anda amacında iyice sapmış bir düşünce biçimidir. Feminizm esasında iki cinsinde eşit olduğunu, erkek karşısında ezilen kadınında bir sesi olduğunu duyurmaya çalışan eylemdir. Lakin şu anda kadının erkekten üstün olduğunu iddia eden yozlaşmış bir kavram. Artık kadın gibi kutsal bir kavrama yetemez oldu feminizm.
sadece erkekler tarafından değil bir takım kadınlar tarafından da yanlış anlaşılan, toplumda kadını erkek üstün bir varlık olarak değil de erkeklerle aynı haklara sahip eşit statüde bulunması gerektiğini savunan fikir akımıdır.
mottosu kesinlikle ' erkeklere ölüm ' değildir. feministler erkek düşmanı hiç değildir. aşık olabilir, aşkından ölebilirler. sadece iyice bencilleşen ve güç savaşlarının yaşandığı bu dünyada insanda olması gereken erdemle hareket edip kadının toplumdaki haklı yerini koruma çabasındadırlar.
feminizm kadinlarin erkeklerden nefret etmesi onlari ezmesi anlamına gelmez, feminizm kadin-erkek eşitliği ve bunun en iyi şekilde surdurulmesidir. bir feminist bir erkeği dini yönlerden kesip bicmeyi, gommeyi, öldürmeyi amaclamaz(!) bir feminist kadim sünnetine karsi bir aktivist olmalidir. eyyorlamam bu kadar.
yanlış anlayanı çok olan düşüncedir. kadınların erkeklerden daha üstün olduğu, erkekler olmadanda yaşanabileceği, kadınların çok ezildiği düşünce gibi yorumlayanlar vardır ancak aslen erkeklerin kadınlardan daha üstün olmadığı, her iki cinsiyetinde eşit olduğu, erkeklerin yapabileceği çoğu mesleği kadınlarında yapabileceğini savunan düşüncedir.
kısaca özetlemek gerekirse, "elinin hamuruyla bulaşma şu işe" ye karşı "senin yapabildiğini bende yapabilirim" düşüncesidir.
benim anladığım feminizm; kadına kadın gibi muamele yapılması değildir*. Aksine, kadına insan muamelesi yapılmalıdır. demem o ki, feminizm insanın cinsiyetinden bağımsız değerlendirilmesini savunur. ha erkek ha kadın.
ince bir çizgi var arada. ayrıntıya girip şu güzel perşembe akşamı kimseyi yormayayım. sonuçta her şey kısmet işi. sübhaneke.
"Feminizm sözcüğü ilk kez Fransada 1837
yılında kullanılmıştır. 1890lı yıllarda o zamana
kadar kullanılagelen kadıncılık (womanism)
teriminin yerini alarak ingilizceye geçmiştir.
(Kayhan 1999:9) Feminizm terimini ilk kez Kadın
Hakları akımını betimlemek için kullanan kişi ise
1872de Fransız yazar Alexandre Dumas (oğul)
olmuştur. (Arat 1991:21) Feminizm kadın
hareketlerinin gelişimine ve ilgi alanlarının yüz
yıllar içinde değişimine paralel farklı anlamlar
kazanmıştır. Michelin Robert Sözlüğünden
alıntıladığına göre sözcük kadınların toplum
içindeki rolünü ve haklarını genişletmeyi öngören
bir doktrin olarak tanımlanmaktadır. (1995:6)
Benzer bir tanımı başka bir yazar da vermektedir:
Feminizm, cinslerin (kadın ve erkeğin) eşitliği
kuramına dayanan ve kadınlara eşit haklar isteyen
bir akımdır. (Arat 1991:12) Watkinse göre de
feminizm kadınların birer insan olarak tüm
haklarını talep etmesi! dir. (1996:5)
Sözcüğün yeni anlamlar içeren farklı
tanımlarını ise şöyle sıralayabiliriz:
Feminizm, erkeklere kamusal alanın iş,
spor, savaş, hükümet- sorumluluğunu verirken,
kadınları ev içinde ücretsiz çalışmaya, yani
köleliğe mahkum eden, aile hayatının bütün
yükünü onların sırtına bindiren toplumsal
işbölümünün sorgulanmasıdır. , Bir grup olarak
erkeklerle diğer bir grup olarak kadınlar
arasındaki ilişkilerin sorgulanmasıdır. ,
Kadınları aşağı, bağımlı, ikincil konumda tutan
bütün iktidar yapılarına, yasalara, geleneklere baş
kaldırılmasıdır. , Haklarını kazanmak için hep
birlikte mücadele veren kadınlardır. (Watkins
1996:5)"
kadini ozgurlestirdigi kadar erkegi de ozgurlestirecek olan ideolojidir.
erkegin eve ekmek getiren, savasan, aglamayan, yikilmayan, uzulmeyen kalibini yikip sosyal anlamda erkegin sirtindaki yuku azaltacaktir. bir annenin calismayip sadece ev isleriyle ve cocuklariyla ilgilenmeyi tercih etmesi ne kadar normalse ayni sekilde bir babanin da sadece ev isleriyle, cocuklariyla ilgilenmesi o kadar normaldir ama ne yazik ki gunumuz toplumu bir erkegin boyle bir hayat secmesine en ufak bir sans bile tanimaz. yetiskin bir erkege evin butun gecimini saglamasi sorumlulugu otomatik olarak toplum tarafindan yuklenir ve bu cogu zaman erkek icin gereginden fazla bir sorumluluktur. hele ki bu sorumluluk esit bir sekilde, esit sartlardaki esiyle veya partneriyle birlikte paylasilabilecekken.
bunlarin hepsinden ote, cok daha basit bir sekilde aciklamak gerekirse aglayamayan bir erkek cinsiyeti yaratir ataerkil toplum; halbuki aglamanin nesi yanlistir ki? bir erkegin aglamasiyla bir kadinin aglamasi arasinda nasil bir fark vardir ki? daha da otesi neden olsundur ki? feminizm de, olmasi gerektigi gibi bu gereksiz olguyu yikar. en azindan yikmaya calisir.
erkeklerin de kadinlar gibi rahatca duygularini ifade edebildikleri bir dunya olsaydi daha guzel olmaz miydi? bence olurdu.
" Feminizm kötü bir kelime değildir. Erkeklerden nefret ediyorsun anlamına gelmez. Güzel bacakları ve teni olan kadınlardan nefret ediyorsun anlamına gelmez. Orospu ya da lezbiyen olduğun anlamına da gelmez. Eşitliğe inanıyorsun anlamına gelir.