feminizm

entry932 galeri146
    161.
  1. erkeklerin desteğini elinin tersiyle iterek amacına ulaşamayacak akımdır.
    1 ...
  2. 162.
  3. vazgeçilişi hakkında söylenenlerin kalıp haline geldiği, fakat insanların gözünde "aşağılık" görülmekten caymayan "izm"dir.
    hani şu "kocayı bulana kadardır" denen şeyden bahsediyorum. tabi bir de "erkek düşmanı" olarak nitelendirilmesi var feministlerin, halbuki pek çok kişi açıklamış erkek düşmanlığı değil erkek egemen toplum düşmanlığı olduğunu... okumaktan aciz bireylerimizin küt beyinleri bizi ilgilendirmiyor tabi. yine de benden günah gitsin
    her ne kadar mary wolstonecraft ilk feminizm içerikli yazıyı 1700'lerde yazmışsa da kadının ezilmeye başlaması özel mülkiyetin ortaya çıkışıyla başlıyor.
    kadının üretimin içinde olmasına rağmen artı değeri elinde tutan erkeğe köle haline gelmesi ise doğurganlığın sadece iş gücüne katkı sağladığının düşünülmesi ve kadını sadece iş gücü üreticisi olarak görmeyle hız kazanıyor. kadın bebeğin yanında kalması gereken süre içersinde evin etrafıyla uğraştığı için o alanda "uzman"laşırken, erkek evin dışında kalan işlerle uğraşıyor ve bu kadının eve hapsedilişinin öncüsü haline geliyor.
    köleci toplumlarda erkek kölelere eğlenme hakkı verilirken, kadın köleler evin efendisine cinsel hizmetkarlık da yapmak zorunda bırakılıyor.
    feodal topluma gelindiğinde ise yeni adetler, gelenek ve görenekler üretiliyor. örneğin ilk gece hakkı, evlenen kadının bekaretini bozanın derebeyi olması gerektiğini söylüyor.

    burjuva devrimi döneminde ise değişen çok fazla şey yok; kadınlar ve köleler için tabi...
    fakat daha sonraları yani 19.yy'ın sonlarına doğru birinci dalga feminizm olarak adlandırılacak olan talepler silsilesi baş gösteriyor. yani kadının seçme, seçilme, mülkiyet ve eğitim talepleri... genel olarak bunlar üzeride yoğunlaşan bu hareketin ayrıntılı talepleri aslında fazlasıyla aşin olduğumuz şeyler. doğum izni, eşit işe eşit ücret vs. birinci dalga feminizm burada kalarak tarihin çok ileri safhalarında "marksist feminist" dediğimiz kişilerin kadınlara yönelik taleplerin içeriyor olacak.
    durum türkiye'de dışlanma olarak yansıtılacak ve her ne kadar cumhuriyet döneminde bazı haklar "verilmiş"se de daha sonraları geriye gidiş başlayacaktır. türkiye'de diğer pek çok ülke gibi "siz hak almazsınız, biz size hak veririz" söylemiyle yola çıktığı için; kadınlara verilen seçme ve seçilme hakkı birçok kadın tarafında hak statüsüne sokulmaycak ve meclise giren kadınlar sadece konu mankeni olarak kalacaklardır.

    ikinci dalga feminizm ise kadının doğurganlığıyla cinselliği ayırma çabasıdır ki bu konuda yazılan üç ciltlik bir yazı insanın doğumundan itibaren aslında cinsel bilince sahip olmadığı fakat daha sonraları toplumsal yönlendirmelerle kimliğini kazandığını ortaya koyacak. ki bizler şu zamanda bunu adına "toplumsal cinsiyet" diyeceğiz.
    bu durum sonucunda kadınların doğurduğu insanları isteklerine göre yetiştirebilmeleri masaya yatırılacak ve kürtaj hakkı istenecekti. ilk alan fransa oldu tabi...
    türkiye'de ise 80'lerin başında baş gösteren bu akım neredeyse feminizmin doğuşu olarak kabul edildi. türkiyeli kadınlar için feminizm daha yeni başladı diyebilirzi de.
    buna ise daha sonraları sosyalist feministler diyeceğiz ki bu kişiler birinci ve ikinci dalgayı sahiplenen kişiler olacaklar.

    üçüncü dalga kadının kimliği sorunu oldu ve ikinci dalganın aksine eşitlik yerine kadınlığın az buçuk üstünlüğünden bahsetti. türkiye'de 90'ların sonlarına doğru gördük biz bunu ve hala daha sürmekte olduğunda bir başka dalgadan henüz söz edemiyoruz. üçüncü dalgada talepler daha çok sistem içerisine yöneldi. kadın sığınma evleri, kadınlar için farklı haklar gibi sesler yükselmeye başladı. biz bu insanlara ise radikal feminist dedik ki marksist feministlerle günümüzde eylem birliği kalmamıştır.
    sosyalist feministler hem birinci dalga hem de üçüncü dalga eylemliliğiyle hareket edebilseler bile bu kıvraklık diğer iki akım içim geçerli değil.

    buraya kadar işin orada burada yazan teorik kısmını aktardım. gelelim asıl meseleye...
    feminizmin mücadele ettiği şey erkekler değil, "erk"ler; ki zaten asıl düşman bir erkek değil bütün erk'ler. erkten kastım hükümet iktidar kim olursa olsun özel mülkiyet var oldukça insanlar üzerinde hüküm sürebilmeyi başaran topluluklardır. bu topluluklar ki kadının ezilmişliğini taze beyinlere aşılayabilmek adına ilkokul kitaplarına yemek yapan anne ve kızını, gazete okuyan baba ve oğlunu çizenlerdir, bu topluluklar ki ortaya bir namus kavramı atıp kadının yaşam hakkını bacaklarının arasına sıkıştıranlardır, bu topluluklar ki kadın üzerinde güç gösterisi yapmaya kalkan örümcek beyinleri cezadan kurtarmak için anayasa yapanlardır, bu topluluklar ki kadının doğurgan ve estetik bedenini (ki estetik olması gerektiğini de onlar söyler) pazar ihtiyaçlarını karşılamak için kullananlardır, bu topluluklar ki işçiyi kadın erkek diye ayırıp aralarındaki eşitliği bozanlardır, bu topluluklar ki kadını öküzden sonraya atanlardır...

    temennimiz, uzun zamandır var olan kadın cinayetlerinin, taciz-tecavüz-şiddet olaylarının en kısa zamanda bitmesidir. elbette mücadelemiz ve kalkan yumruğumuz da bu amaca yöneliktir.

    ben sosyalist feminist olarak benden sonra gelecek olan kuşağa iyi bir gelecek bırakmak niyetindeyim, ya siz?
    2 ...
  4. 163.
  5. sosyalist, postmodern, radikal, eşitlikçi, marksist gibi türleri barındıran bir nebze de olsun ülkem kadınlarını bilinçlendirmeyi başarabilmiş felsefe.

    Yaşasın radikal feminizm.
    Yaşasın amazon kadın!
    2 ...
  6. 164.
  7. 165.
  8. Herhangi bir kadın felsefi akımının olmamasının doğurduğu; eziklik duygusunun bastırılmak istenmesi sonucu ortaya çıkmış saçmalıktır.
    0 ...
  9. 166.
  10. femen grubundan dolayı bir daha unutamayacağım düşünce anlayışı. kadınlar taa rusya'dan geliyolar buraya. süper bir şey.
    1 ...
  11. 167.
  12. Erkek düşmalığı yapan kadınlar. Kadın erkeksiz, erkek kadınsız yapamaz.
    1 ...
  13. 168.
  14. erkekler tarafından erkek düşmanlığı olarak bilinen ancak aslında erkek egemenliğinde olan toplumumuzda kadın ve erkek eşitliğini savunan bir kuramdır. fenimizmde erkek düşman değil sadece kadınlardan üstün değillerdir. ayrıca erkek egemen toplumlarda kadına dayatılan rolleri değiştirmeye çalışan bir yaklaşımdır.
    2 ...
  15. 169.
  16. 165.
  17. ben garı olsam ben de feminist olurdum. garılar eziliyor abi bu bi gerçek.
    2 ...
  18. 166.
  19. herkesin "erkek düşmanlığı" olarak nitelendirdiği, sadece kadınlar tarafından desteklendiği düşünülen yanlış bir kanıdır. doğrusu ise kadın erkek eşitliğini savunmaktır. yani kadın erkek eşitliğini savunan bir erkek de feminist olabilir.
    3 ...
  20. 167.
  21. fazla aşırıya kaçılmış bi görüş. eskiden amacı daha iyiydi simdi fazla aşırıya kactı.
    1 ...
  22. 168.
  23. biraz murekkep yalamis akilli bir kadinin icinde mantikli bir taraf bulamayacagi gorus akimi.
    2 ...
  24. 169.
  25. Sosyoloji okuyan Çoğu öğrenci mezun olduklarında bir bakmışlar feminizmi yemiş yutmuş oluyorlar. Kadın erkek farketmeden feminist olmuş oluyor yine ayni cogunluk.
    1 ...
  26. 170.
  27. kadınlarla erkeklerin eşit olduğunu savunan düşünce akımıdır. Ancak günümüzde feminist düşünceye sahip bireyler kadınların erkeklerden üstün olduğunu savunmaktadır.
    1 ...
  28. 171.
  29. 'erkek düşmanlığı' sanılan fakat alakası olmayandır.
    feminizmin birçok alt türü vardır. bunun içinde tabiki kadının üstün olduğunu savunanlar da vardır ama genel olarak feminizmin felsefesi kadının üstünlüğünü vurgulamak yerine kadın haklarını ve eşitliği vurgulamaktır.
    şahsen ben kendimi bir feminist olarak nitelendiriyorum ve erkek düşmanı değilim, ama katı bir eşitlikçiyim. istediğim pozitif ayrımcılık falan da değil, eşit muamele. ataerkil toplumun baskısından, bu erkek egemenlikten kurtulmak. kadınların da karar alabilmesi, bilimde, sanatta, siyasette kısacası hayatta daha aktif olması.
    evlenmeden önce babanın malı evlendikten sonra kocanın malı olma durumundan kurtulmak. 'birey olabilmek'.
    kadından öte insan olarak görülebilmek.
    işte savunduğum tam olarak bu, yani insan muamelesi görmek.
    herkes hak vermeli buna, daha iyi bir dünya için.
    5 ...
  30. 172.
  31. en son buraya yazdığımda bir tanesi fena sardı *
    reaksiyonel bir harekettir.
    1 ...
  32. 173.
  33. freud'a karşı çıkıp erkeklerin rahim hasedinin olduğunu iddia etmektir. zira erkekler kadınların doğurgan olmasına hayran kalırlar ve buna bir haset geliştiriler. işte bu yüzdendir ki karen horney feminist psikolojinin temelini atmıştır.
    0 ...
  34. 174.
  35. birbirlerinden nefret kadınların nasıl olur da bir konuda yanyana durdukları hayretidir. kesin var bir iş. ortak yön tipsizlik olabilir mi?
    1 ...
  36. 175.
  37. kadın haklarımı savunur. savunur da yanlış savunur. düşmanını iyi bilmeyen kadın tercihidir. nefret doludur. sistemin suçunu erkeğe atar. oysa ki bu ülkede erkek de ezilir. parası olmayan herkes ezilir. kadın ezilenin de ezilenidir o ayrı. ama suçlu erkek değildir.
    2 ...
  38. 176.
  39. bell hooks'un tanımlamasıyla... "cinsiyetçiliği, cinsiyetçi sömürüyü ve baskıyı sona erdirmeye çaışan bir hareket".
    1 ...
  40. 177.
  41. Marksist, Liberal, Sosyalist ve Radikal Feminizm olmak üzere 4 gruba ayırabilir. 20. yy. son çeyreğinde gün yüzüne çıkmıştır. evvveliyatı yok mudur, tabi ki vardır fakat bu dönemde gelişimini tamamladığını söyleyebiliriz.

    Sosyolojik alanda değişimler yapmışlar ya da yapmaya çalışmış olsalar da, uzun ömürlü bir akım olduğu söylenemez. Kesinlikle sadece "erkek düşmanlığı" demek değildir.
    0 ...
  42. 178.
  43. kitabı yoktur. kitapsız bilim olamıyacağı için bilim değil, hurafedir.
    0 ...
  44. 179.
  45. her kadının hatta her insanın savunması gereken akımdır.
    zira feminizm kadın üstünlüğü/erkek düşmanlığı falan gibi şeyleri savunan bir akım olmaktan ziyade eşitlikçi bir akımdır.
    tabi radikal feministler de vardır.
    1 ...
  46. 180.
  47. hümanizm, komünizm gibi bir zehir daha. hadi eski çağlarda olsak bir nebze, ancak günümüzde kadının erkek karşısında ezildiğini idda ediyorsan sen bir aptalsın kardeşim kusura bakma. günümüzde kadınlar da artık iş hayatına atılabiliyor, tahsillerini tamamlayabiliyor, günlük hayatta fahişeler gibi süslenip açık seçik elbiselerle dışarı çıkabiliyor. buna karşın askere gidip depresyonlara sürüklenen erkek, şehit düşen erkek, ölümle burun buruna yaşayan erkek, eş seçme hakkının olmadığı erkek. sen napıyorsun? en zengin, en yakışıklı, en popüler erkeği arayıp hangisiyle gönül eğlendirsem diye düşünüyorsun.

    şunu kabul edelim baylar. bu ülkede kırsal kesimlerde yaşamadığın ve şiddet görmediğin sürece kadın olmak erkek olmaktan daha avantajlı. kadınlar eziliyor ha. böyle feminizm gibi bir zehiri yaratıp gerçek ezilen erkeği sanki eziyormuş gibi göstermek bir insanlık suçudur, ruh hastalığıdır.
    2 ...
© 2026 uludağ sözlük