hatırlayanlar bilir aykut kocamanın eskişehir maçında sahanın içine kadar girip fırat aydınusla tartışmasına ceza bile gelmemişken, küfürün olmadığı serkan çınar adlı hakemin raporunda yazmasına rağmen 3 maç ceza almış teknik direktördür.
neye 3 maç veriyosunuz !!
birileri tükürür gay işareti yapar 12 maçtan 4 e düşürülür
birileri hakem yalan rapor yazıyor der ceza almaz
birileri rakip takım teknik direktörüne ve futbolcularına ana avrat küfreder ceza almaz
birileri ŞiKE yapar ceza almaz !
ama Fatih TERiM hakemle konuştu diye 3 maç bravo size !!
kimse kimseyi kandırmasın taktisyen filan değildir. her maç sırf dikine oynuyor diye aydın'ı oyuna alan bir adam fatih terim. iş biraz sıkışınca ceza sahasına top doldurmaktan başka bir çare bulamayan bir zeka.
kendisine gerçekten hayranım. karizmasına, başarılarına, balığına, efsanevi sözlerine... ama bir taktisyen değil. asla olmadı.
tribüne gönderildikten sonra taktik verdiği içinde ceza alması beklenen kişi. bu iddiayı ortaya atanların kanıt sunmasını bekliyoruz. diyecekler ki futbol disiplin talimatında şu şu maddeler bu cezayı gerektiriyor.
metin tükenmez'in fatih terim hakkındaki bir yazısının kısa bir bölümü:
Kendisi söyledi zaten; Ben ders almam, ders veririm. Futbolculuğundan bu yana izlediğim Fatih Terim ne zaman zorda kalsa bir bardak suda fırtına koparıyor. Galatasaray kaptanı iken yakın arkadaşı rahmetli Erol Togayın dişlerini eline vermesi, 10.02.1985 günü zemini benim başımdaki saçlardan beter olmuş Ali Sami Yende hakem Hamza Alanın yüzüne tükürdüğü günlerde başlayan fırtınalı yaşamı dinmek bilmiyor. Yaşı 40ın altında olanlar o günleri zor anımsarlar. Ama Terimin Hamza Alanı tartaklayıp yüzüne tükürdükten sonra 5 maç cezayla geçiştirilmesini çok iyi anımsıyorum. Aynı yıl Adanasporun Yugoslav futbolcusu Bakir hakemin yüzüne tükürmüş, bu eyleminin sonucunda tutuklanarak tutukevine konulmuştu. Çifte standart uygulanmasa Fatih Terim hak mahrumiyeti alacak ve bugün teknik direktörlük yapamayacaktı belki de...
Hakkında koca bir kitap yazdığım Fatih Terim için yazı yazmak içimden gelmiyor doğrusu. Bu denli kavgacı, kuraldışı davranışlardan beslenen, hakkında yargı kararları olan ve yenileri açılmış bir insan 60 yaşına gelmesine karşın hiçbir şeyden ders almıyorsa yazmanın da yararı yok. Ancak bir maçta takımı 2-0 geriye düştü diye önüne gelene hakaret etme hakkını nasıl kendinde bulduğunu anlamaya çalışmanın bir çabası bu satırlar.
Gazi üniversitesi öğretim üyesi Doç.Dr. Sezai Türk'ün fatih terim hakkındaki yazısı:
Çatışmadan beslenmek tamamen kendine özgü. Ortalığın sessiz ve sakin olmasından rahatsız olduğunu düşünüyorum. Ortalığı gerip, ölümü gösterip sıtmaya razı etmek de ona has. Olması gereken, son anda olduğu için övgüyü asla hak etmiyor.
Hızla dayılanıp aynı hızla çakılma, yenince aslan kesilip Mucize bizim rutin işimiz havası basma, yenilince faturayı basına çıkartma da çok tanıdık huylar değil mi?
Ya başarıyı takım oyununda değil sahanın uğurunda arama?..
işi son dakikaya bırakma?..
Yumurta kapıya gelmeden çalışmama?..
Yatıp yatıp son anda atağa kalkma?..
Kavgaya anaları karıştırma?..
En sevinçli anda bile dayanamayıp muhaliflere laf sokuşturma?..
Sevinince de yıkılınca da küfre ve silaha sarılma?..
Yabancılar hakkımızda ne demişe kafayı takma?..
Her an her şeyin mümkün olduğu bir ülkenin takımı böyle sürprizli olur ancak
Hırvat takımının Teknik Direktörü işimiz zor. Çünkü Türk takımının belli bir sistemi yok diyordu maçtan önce Aynen öyle
Sistemle değil istemle oynarız biz
Fizik kondisyondan çok devre arası motivasyona güveniriz.
Rakibe taktik marifetiyle değil iman kuvvetiyle yükleniriz.
Sınava, doğru dürüst hazırlayamadığımız çocuğumuzun ardından okur üfleriz.
Bu yöntemle en güçsüz takıma yenilebileceğimiz gibi, en güçlü takımı da alt edebiliriz. Kestirilemeyiz
Dünyayı yeneriz böbürlenmesinden bir dakka sonra Zaten bizden bir halt olmaza evrilebiliriz. Tahmin edilemeyiz.
Teknik direktör olarak hangi takımın başına geçse değişen bi şey yok. Birde Kadıköye çıktı mı iyice dengesizleşiyor. Hakikaten can sıkıyor. Hakikaten kendini imparator sanıyor Her maçında teknik direktörlerle kavga Basınla çatışma var. Unutmadık hala, o meşhur istanbulspor maçından sonra Saffet Susiç için utanmadan söylediklerini;
Benim ülkemde, hele bir Yugoslav bana hiç böyle laf edemez..
Adam olamayacağını bilip senden beklentiler içinde değiliz. En kısa zamanda ülkemize yakışan insanları futbolumuzun başında görmek dileğiyle
adının önünde "doç dr" olunca bir halt olduğunu sananlara söyleyelim, söz konusu zevat* psikoloji, sosyoloji, davranış bilimleri ya da fizyolojiyle ilgili her hangi bir bölümde ihtisas yapmamıştır. gazetecilik bölümünden mezun, halkla ilişkiler falan gibi dersler veren biridir.
ihtisası olmayan alanları neden sıraladığımıza gelirsek, sanki kendisi o alanlarda otoriteymiş, sözü teori kabul edilirmiş gibi bir hava estiriliyor. zira bahsettiği şeyler "psikoloji, sosyoloji, davranış bilimleri ya da fizyolojiyle" ilgili.
neymiş?
- başarıyı takım oyununda değil sahanın uğurunda arama. (fatih terim bu ülkede çıkıp "şans diye bir şey yoktur. şans kavramı millet olarak yıllardır başarısızlığımıza uydurduğumuz en büyük kılıftır." diyebilen tek adamdır.)
- işi son dakikaya bırakma, yatıp yatıp son anda atağa kalkma? (hazret nasıl böyle bir çıkarımda bulunmuş merak ettim. fatih terim hangi işi sona bırakmış, ne zaman yatıp yatıp beklemiş acaba? herkes tatil yaparken tesislerde sabahlayan, maç görüntüleri üzerinden analiz yapan, işkolik bir adamdan bahsediyorsak bu teori en baştan sıçmıştır.)
- en sevinçli anda bile dayanamayıp muhaliflere laf sokuşturma. (hangi muhalif fatih terim'e laf sokuşturmadan, alenen hakaret etmeden rahat durabilmiş ki fatih terim yanıt vermesin. muhatap rıdvan dilmen'se her iki taraf da yalanladı bunu. bir de bu ülke aykut kocaman gibi aziz yıldırım gibi şekip efendi gibi adamları görmüş. işi gücü bırakıp galatasaray'la ilgili web sitesinde gün aşırı açıklama yapan bir kulüple karşı karşıyayız. boş boş konuşmaya lüzum yok!)
- sistemle değil istemle oynarız biz (italya'da 2 kulüp çalıştırmış fatih terim'in sisteminden hala gururla bahsedilirken, avrupa'da sisteme sahip olmadan zirveye oynamak "çok kapalı defansif bir oyun" dışında imkansızken hem galatasaray'la, hem milli takımla ülkenin gördüğü en atak futbolla, en büyük başarıları yakalamak sistemsiz imkansız olsa gerek! sabıkalı türk düşünürü ne demişti: "tesadüf". he canım tesadüf! kafasının almadığı her olguyu tesadüfe bağlayan bir sözde "öğretim görevlisi" var karşımızda. tebrikler!)
- fizik kondisyondan çok devre arası motivasyona güveniriz. (psikolog musun, tıp doktoru musun üstad? soyunma odasına mı girdin, futbolculara gaz verilirken mi gördün? bugün ligde oynayan galatasaray'ın 1 tane sakat adamı yoksa, maça ısınmadan girip sakatlanan tek futbolcusu yoksa, 90+larda deli gibi koşan, rakibe basan, bir devre daha çıkaracak güce sahip bir takım yaratıldıysa bu scott piri ve fatih terim'in eseridir. bu takıma fizik kondisyon olarak yaklaşacak tek türk takımı da an itibariyle yoktur. sana gaz verelim bakalım 90 dakika 10.000 metreye yakın koşu yapabiliyor musun sezai efendi?)
- rakibe taktik marifetiyle değil iman kuvvetiyle yükleniriz. (tabi canım. kadıköy'de maçlardan önce büyücü, falcı çağırıp okutup üfleten de fatih terim'dir zaten.)
- birde kadıköye çıktı mı iyice dengesizleşiyor. hakikaten can sıkıyor. (dahi anlamındaki -de'yi ayrı yazamayan hocam. kadıköy'de dengesizleşen fatih terim mi yoksa kendisine ana avrat küfür eden, kızları hakkında koro halinde küfür yağdıran, kendisinin ve yardımcılarının kafasına 10 senedir şişe, anahtarlık, yumurta, taş, çakmak fırlatan, yardımcısının ve kendisinin kaşının yarılmasına neden olan, kaleci antrenörünün kafasını yaran, sonra da yaptığı vandallığı fatihteriming şeklinde savunmaya kalkan onbinlerce apaçi mi? bir düşün bakalım maça çıkınca kimlerin ayarı bozuluyor, kim hasetinden kafayı yeme raddesine geliyor. iyi düşün ama...)
son söz: yazmak istemezdim ama uzmanlığı olmadığı konuda atıp tutacak cesarete sahip olanlar ya kör cahiller ya da ezberci eğitimde test çözerek, iki satır yazı yazmadan "öğretim görevlisi" sıfatı takınan bu gibi sözde doçentlerdir. bir daha yazıp rezil olmaması dileklerimle...
zamanında yine bu siteye ilgili konuda yazdığım bir girdiyi buraya da yazayım da siz yine mevzuyu istediğiniz yerinden tutup çekiştirin.
uefa kupası almayı marifet zanneden türk takımı
beşiktaşlıyım ve adamların 250896285 sene sonra bile marifet saymaları gerektiğini düşünüyorum, neden derseniz empati yapın yeter derim. unutmadan tanım; iyi ki öyle bir marifet yapmış takımdır. 15521758 numaralı girdidir.
tribünden taktik verdiği için cezasının katlanması beklenen kişi. yahu bir madde koyuyorsunuz madde idari tedbirden bahsediyor. iyi de hakem idari tedbir veremez ki. hukukta mı bilmiyorsunuz. bu kural ancak şimdi geçerlidir. hala merakla bekliyorum maç içinde tribüne gönderildi diye o maç için sahaya taktik veremez diye bir madde var mı?
hakaret etmediği halde haksız bir şekilde 3 maç men yemiş imparator
hakem raporu sabit. hakaret yok. bir de 'o zaman tribünden sahaya müdahale ettiği için ceza almalı' diyen sığırlar var
amk adam oraya çıkacak bir şey yapmamış ki onun üstüne sahaya müdahale cezası veresin. bir de aptal aptal resimler paylaştılar kaç gündür. onların tamamı ya yeni bir oyuncu oyuna girerken yada devre arasında maç başlamamışken çekilenler..
geçen seneki ertelenen cezası, neden bu sene aldığı cezaya eklenmedi diye meraklananlar olmuş, bilgilendirelim.
kendisi küfür ya da hakaretten değil, sportmenliğe aykırı davranıştan ceza aldı. küfür ya da hakaret olsaydı hakem raporunda geçen seneden kalan o 2 maç cezada eklenecekti ve 5 maç ceza almış olacaktı. yalnızca sportmenliğe aykırı davranıştan 3 maçla cezası sınırlı kaldı.