bazı islam alimleri tarafından da buna benzer fikirler ortaya atılmıştır. Dahası evrimi asıl ateşli bir şekilde reddeden hristiyanlıktır. Çünkü onlara göre tanrının oğlu isa maymunla ortak bir atadan gelmiş olamaz. islam'daysa her şeye gücü yeten bir tanrı anlayışı vardır. Harun yahya ve türevleri neden -gayet saçma bir şekilde- islam'ı direk evrimin karşısına koyar derseniz; bi şey diyemem, belki ılımlı islam derim.
Yarın öbür gün ispatlanır evrim, o zaman da ''zaten kuran'da yazıyor bu. Bak şimdi, okuyorum. Euzubillahim...'' felan derler, o da ayrı mesele tabi.
evrim kuramını açıklayan teorilerden birinin adıdır evrim teorisi. kusursuz bir tanrı veya tanrılar tarafından yaratılmış herşeyin muhteşem kusurluluğunu ortaya koyar. kutsal kitaplar da yaratılanların en üstünü ve kusursuzu denilen insan primat türünün bile gözü olması gereken kadar iyidir. gözün arkasından geçmesi gereken damarlar önden geçmiş ve kör nokta oluşturmuştur, içi ters dışı ters bir gözün bile kusurlu yapısı evrimin sadece ihtiyacı olanı sağladığını gösterir.
herşeyi geçtim ya hangi akla hizmet bir bilim dalının karşısına pseudoscience (akıllı tasarım) 'ı çıkarabilirsiniz.
tanrı'nın varlığıyla değil türlerin oluşumu ve gelişimiyle ilgilenen, daha doğrusu bununla ilgili olarak ortaya atılan teoridir.
bunun üzerinden "hacı şimdi tanrı yalan oluyor ama kusura bakmayın..." diyenleri ya da "haşa, hayvanlar nasıl evrilir ulan!" diye karşı çıkanları elimde çekirdeğimle, keyifle, bir o kadar da üzüntüyle izliyorum.
tanrı "ulan dünyanın her köşesine 3-5 tane insan, hayvan serpiştireyim, kafalarına göre çoğalsınlar anasını satayım" demediyse ve gelişimi, değişimi evrimle sağladıysa? bunu düşünemiyorsunuz değil mi?
sonra biz ateistiz, aydınız. yürü be, kim tutar seni. ben de bi' külah daha çekirdek alayım.
Biyolojide evrim, canlı türlerinin nesilden nesile kalıtsal değişime uğrayarak ilk halinden farklı özellikler kazanmasıdır. Evrim, modern biyolojinin temel taşıdır. Bu teoriye göre hayvanlar, bitkiler ve Dünya'daki diğer tüm canlıların kökeni kendilerinden önce yaşamış türlere dayanır ve ayırdedilebilir farklılıklar, başarılı nesillerde meydana gelmiş genetik değişikliklerin bir sonucudur.
Evrim, bir canlı popülasyonunun genetik kompozisyonunun zamanla değişmesi anlamına gelir. Genlerdeki mutasyonlar, göçler veya çeşitli türler arasında yatay gen aktarımları sonucu türün bireylerinde yeni veya değişmiş özelliklerin ortaya çıkması, evrim sürecini yürüten temel etmendir. Evrim, bu yollarla oluşan değişimlerin popülasyon genelinde daha sık veya daha nadir hale gelmesiyle işler.
Dünya'daki canlı türlerinden henüz sadece 2 milyondan biraz fazlası tanımlanabilmiş ve sınıflanabilmiştir. Bazı tahminlere göre henüz tanımlanmamış 10 ila 30 milyon canlı türü vardır. Bir milimetrenin binde birinden kısa bakterilerden tutun, yerden yüksekliği 100 metreyi, ağırlığı binlerce tonu bulan sequoia servi ağaçlarına kadar dünyadaki canlı türleri, cüsse, biçim ve yaşayış biçimi açısından çok büyük farklılıklar gösterirler. Sıcak su kaynaklarında kaynama sıcaklığına yakın derecelerde yaşayan bakteriler olduğu gibi, Antarktika'daki buzullarda ya da tuz göllerinde -23°C'ye varan sıcaklıklarda yaşayan algler ve mantarlar vardır. Aynı şekilde karanlık okyanus tabanlarındaki hidrotermal çatlakların kenarlarında yaşayan devasa boru kurtçukları olduğu gibi, Everest Dağı'nın yamaçlarında, 6 bin metre yükseklikte yaşayan hezaren çiçekleri ve örümcekler vardır.
Dünyadaki bu neredeyse sınırsız sayıdaki yaşam biçimi, evrimsel sürecin bir sonucudur. Tüm canlılar, ortak atalardan geldikleri için akrabadırlar. insan ve diğer tüm memeliler, yaklaşık 150 milyon yıl önce yaşamış sivrifaremsi bir canlıdan evrimleşmişlerdir. Memeliler, kuşlar, sürüngenler, iki yaşamlılar ve balıkların ortak atası 600 myö yaşamış su solucanlarıdır. Tüm hayvanlar ve bitkiler, yaklaşık 3 milyar yıl önce yaşamış bakterimsi mikroorganizmalardan türemişlerdir.[1] Biyolojik evrim, canlı nesillerinin ortak atadan değişerek türeme (ing: descent with modification) sürecidir. Yeni nesiller, eski nesillere göre farklılıklar taşırlar ve ortak atadan uzaklaştıkça çeşitlilik artar.
2009 yılında fosili bulunmuştur be vıcık vıcık arap aşıkları. el-ilah bu sefer güldürmedi sizi; bence koşup harun yahya denilen ruh hastasına bu haberi götürün de saçmalamaya devam etmesin, tabi siz de :
herhangi bir fotoğraf makinesi, gözden daha iyi çeker herhangi bir fotoğrafı lan ahahaha. slr var ot bok var bir dünya hd var, göz gibi 3d görüntüyü 2d retinaya düşürüp sonra kimyasal senkronizasyonla tekrar 3d görüntüyü beyne yorumlatmaya çalışan bir teknolojiye mükemmel demek tamamen, mükemmelliği yanlış anlamak ile ilgili.
ha gözün mükmemmel olmayan bu hai tanrı yoktur demek değil ama göz mükemmel demek ki tanrı var demeye de çok net bir cevap oluyor bu durumda.
düzenin tesadüfen oluşması argumanı da, artık ep kbir eskimiş bir arguman, yanıtları da her yerde var ben de çok yazdım ama bir daha yazayım; herşey mükemmel değil, ama olsa bile bu sadece mükemmel olduğu anlamına gelir, ortada bir dizayn eden olduğu anlamına gelmez, hadi dizayn eden olsun bu dizayn edenin tanrı-islam özelinde allah olduğu anlamına gelmez. bir milyon tane tanrı var insanlığın en başından beri inandığı,
üstüne üstlük bu çok karmaşık -mükemmel değil ama karmaşık- yapılar tesadüf eseri oluşamaz diyen zaten evrim teorisi. yani nasıl olmuş bu diye araştıran bakan eden teorinin araştırmacıları zaten. yoksa kimse evrim yok demiyor, evrim var lan var. evrim teorisi bunun nasıl olduğunu araştırıyor. yani teori de zaten bu complex yapılar zart diye olmadı ya nasıl oldu acaba diye bakıyor.
sen de bu complex ama bazen o complexlikten doğan gereksiz, ve anlamsız olaylara olgulara canlılara bakıp, allah yapmış diyorsun. e peki bu senin tanımınla mükemmel olan şeyler, kendi kendine var olamıyor da, tüm bu şeyleri yapan eden tasarlayan şey doğal olarak bu şeylerden daha karmaşık -hadi mükemmel- olması gerektiği için, o tek başıan ansıl var olacak senin sorunla?
milyon kere yazdım; hiç kimse, evrim var mı diye sormuyor, evrim teorisi de evrim var mı diye ispatlamaya çalışmıyor.
evrim var; gözlemlenebiliyor, evrim teorisi (evrimin teorisi) bu var olan ölçülebilen görülen evrmin nasıl olduğunu araştırıyor.
yaratana yaranmak ne tatlı şeymiş ki insanlar dini bilime yamamayı hak biliyor, diye düşüncelere sevk eden teori. neymiş efendim? evrim yokmuş, adaptasyon varmış. bunlar, söz konusu evrim olunca bilimde teorinin ne olduğunu unutuyorlar. örneğin yerçekimi teorisi, "yerçekimi yok, bilmem ne var" diyebileceğiniz bir şey midir?
hiç bir şeyden kendiliğinden oluşmamıştır bunu olasılıklar dahilinde düşündüğünüzde de imkansızdır yani bir yaratan vardır. peki evrim nedir? evrim içinde bulunulan koşullara ayak uydurmaktır. mesela afrikadaki insanla rusyadaki insanın anatomisi aynı değildir. burun yapısı, ten rengi, göz rengi hepsi yaşanılan coğrafya'ya göre şekillenmiştir. ama dna bazında bakıldığında neredeyse hiç değişiklik yoktur. tutupta maymundan geldik, türlerin hepsi sudaki tek hücreli organizmadan geldi derseniz siktir oradan derim. fakat küçük değişiklikler olmuştur bu bir nevi adaptasyondur, yani evrilmektir. ben bunu yaratanın marifeti olarak görürüm, sen başka bir şey olduğunu düşünürsün orası ayrı bir tartışma mevzu. sözün özü evrim ve yaradılış arasında bir bağlantı var evet; ama maymun filan ayıp oluyor arkadaş.
tüm hayvanlar ve bitkiler, yaklaşık 3 milyar yıl önce yaşamış bakterimsi mikroorganizmalardan türediklerini izah etmeye çalışan bir teorıdir. ispatlanmış yönleri olmasına karşın ispatlanamamış yönleride vardır. evrim kitaplarında en çok geçen cümle yapısı ".... olduğu düşünülmektedir" olduğundan insan bir zaman sonra "maymundan türediğimi düşünmekteyim" artık gibi cümleler kurabilir. (bkz: okudum biliyorum)
bugünki modern dünyanın ilk temellerini atan şey nükleik asitler sular ve bazı minerallerin yıldırım sonucu oluşan elektrik deşarjları ile canlı meydana getirebilmesidir. günümüzde bu deney lab. koşullarında yapılmıştır ve olumlu sonuç alındığı söylenmektedir. (bkz: ben görmedim)
evrim teorisiyle ilgili birkac soru sormak istiyorum. bana gore bu sorulari iyi anlayan birisi teorinin neden sacma oldugunu aninda cakozlayacaktir.
simdi efendim,
soru 1 : butun bu harikulade mukemmel sahane oh pek guzel duzenin tesaduf eseri olusmasi mumkun mu? degil. he gerci bir takim evrim yandaslari milyarlarca yil falan diyor da, ortalama 70-80 yili kavramak uzere gelismis algilarim 10 yillik bir surec ile 150 milon yillik sureci ayni filtreden gecirince dogal olarak cok uzun bir zaman araligini hayal edebilmek bana biraz uzak.
neyse dedigim gibi tesaduf olmus olamaz, bi kere goz denilen mukemmel organ su anda odada gordugum herseyi benim beynime ayni anda aktariyo, ama biz onun kadar basarili fotograf bile cekemiyoruz, gozun kendi kendine olusmasi imkansiz, allah yaratmistir.
okuma-yazma bilmeyen,
ya da okuma ve öğrenme-bilgi edinme alışkanlığı olmayan,
sorgulamayan-araştırmayan,
fizik kanunlarından,
tarihten ve bilimden habersiz,
kulağına fısıldanan mucizeler-hurafelerle beyni sulanan kişilerin,
bilmeden-öğrenmeden
karşı çıktığı bilimsel teoridir.
evrim teorisinde;
ayın yarılması-sopanın yılana dönüşmesi,
denizin ortadan ayrılması,
ata binip göğe uçmak,
gökten yağan yazılı taşlar,
yolda giderken taşların-ağaçların selamlaması,
''tepsi gibi dümdüz bir dünya''...
cinsellik yaşayınca cennet denilen utopik yerden kovulmak,
14-15 kadınla veya en yakın akraba kızlarıyla evlenmek,
adem-havva'nın çocuklarının ensest ilişkisinden üremek,
sel felaketinde, bütün hayvanlardan çifter-çifter bir gemiye doldurmak,
erkek pipisinin ucunu tanrıya kurban etmek...
13 yaşındaki bakireden doğmak,
bir dilim ekmekle binlerce kişiyi doyurmak,
sakatları bir anda iyileştirmek,
çarmıha gerildikten sonra dirilip göğe uçmak,
ölmüş adamların mesih olarak yeryüzüne inmesi,
kıldan ince sırat köprüsünü develer üstünde geçmek,
bakire hurilerle oynaşmak...
gibi fanteziler, mitolojik hikayeler, yalanlar ve akıl dışı hurafeler yoktur.
Bing bang e inanan insanların inanmaları güç hadise ki böyle bişeye inanan zaten en büyük aptaldır. bunca yıldır tez den öteye gidememesinin sebebide budur zaten. la amuha goyduhumun salakları. tamam insan maymundan geldide bunca maymun neden hala maymun diye sorarlar adama. ya onca diğer hayvan?
bu teoriye inananların cehennemin en dipsiz kuyularında cayır cayır yanacağını şimdiden söyleyeyim. maymundan filan gelmiyoruz biz. allah'ın yarattığı en üstün varlık bizleriz. kendinizi bir maymunla mükayese edip de küçük görmeyin, allah'ın gücüne gider taş olursunuz.
ölünce ne olacağı, evrim teorisi ile ilgili bir durum değildir.
öte yandan, ölünce bedenin kurur gider, co2 olur. bu ruhun varsa da allah varsa da cennet varsa da böyle.
sorun ne ki ölünce bedeninin co2 olmasında ?
ama yine söyleyelim, evrimle ne alakası var ölmüş bedenin. basitçe evrim teorisi, yaşayan canlıların nasıl ortam koşullarına adapte olduklarını araştırıyor, bak dikkatli oku; ortam koşullarına adapte oluyor mı değil araştırdığı çünkü oluyorlar bu kesin net ve gözlemlenebilir bir durum. evrim nasıl oluyor bu; diye bakıyor.
Sürekli fiyasko çıkan ara geçiş formlarından sonra, yeni yeni formlar bulup, hadi bunu da kanıtlayın çabaları(kanıtlanınca yenisini bulurlar, kanıtlanamayan olunca da kesin ara geçiş formu derler. Halbuki bir öncekine de kesin ara geçiş formu diyorlardı), 800 bin yıllık modern yüzün bulunması ve "evrimin daha eski olduğunu kanıtlar!" diyerek olayı geçiştirmeleri, R.Dawkins'in salak saçma "ben afrika kökenli bir maymunum ve bundan gurur duyuyorum" demesi. Ayrıca yetişkinlerden ilgi göremeyip, çocukları küçük yaşta buna inandırma çabası, hatta bunun için çocuklar üzerine bir kitap yazmaya başlaması/düşüncesi olması. Harun Yahya gibi bir adamla bile tartışmaktan kaçması, evrim seminerlerinde insanların özel hayatlarına bile atıfta bulunan bir evrimci olması. Kısaca komple bir fiyasko bu evrim teorisi. Tek yararı, evrim konusunda yapılan araştırmalar neticinde, bilime olan katkısıdır. Ve asla, hiç bir zaman, teoriden öteye geçemeyecek bir olaydır.
"Oldukça iyi biliyorum ki, spekülasyonlarım meşru bilimin sınırlarının oldukça ilerisine uzanmıştır.(N.C. Gillespie, Charles Darwin and the Problem of Creation, 1979, s. 2 [Chicago üniversitesi kitabı])"
"Teoriye karşı haklı olarak yöneltilmiş itirazların ve teorinin karşılaştığı güçlüklerin ağırlığı altında yıllarca ve onların ağırlığından kuşkulanamayacak kadar çok ezildim.(Charles Darwin, Türlerin Kökeni, s. 528)"
not:Evrimcilerin %90 dan fazlasınn ilahi güce inanmayanlardır. Yoksa bir insan toprak yerine, nasıl eciş, bücüş bir maymundan geldiğini kabul edebilir?
"Benim inandığıma göre en aşağı hayvanlarınki kadar basit bir zihinden çıkmış olan bir akla, böyle büyük bir sonuç çıkardığı zaman güvenilir mi?"(Robert B. Downs, Dünyayı Değiştiren Kitaplar, Tur Yayınları, istanbul 1980, s. 289) "