ben size kısaca özetleyeyim bu 2x2=4 seviyesinde bir gerçek olduğu söylenen ve fantastik olmadığı iddia edilen teorinin söylediğini.
dünyayı bitki, hayvan, bakteri vs den arındırılmış bomboş bi gezegen olarak düşünün. ya da şöyle yapalım mars gezegenini alıyoruz. atmosfer, su ve sıcaklık olarak dünya ile aynı koşullara getiriyoruz ama yaşam namına hiçbir şey yok üzerinde. hah, şimdi bu gezegene uzay gemimizle gidip küflü bir ekmek bırakıyoruz. hatta dere yatağına da bi ayrık otu neyim dikelim ki evrim prosesi hızlansın. hatta benden bi kıyak daha, amipdi, öglenaydı, paramesyumdu bi takım bakterileri de serpiştiriyoruz bu bomboş gezegene.
1 milyar yıl sonra birden bire radyo sinyalleri almaya başlıyoruz marstan. lan noluyo orada deyip bi gidiyoruz ki adamlar almış yürümüş. o bizim terliksi hayvan diye dalga geçtiğimiz bakteri olmuş sana nükleer fizikçi, midemizi bulandıran ekmekteki küf kasmış kendini tıp okumuş. amip desen karı kız peşinde dolanıyo, onun dayı oğlu olmuş sana köpek balığı. ayrık otu yardırmış milyon çeşit sebze, meyve, ormanlık alan, tundra... lan nooldu size diyoruz. evrimleştik abi diyolar.
hah işte teorimiz bize bunu söylüyo. ha dersen ki tamam yedik biz bunu, peki o en baştaki astronotlar ellerinde ekmekle nerden geldi? ona cevap zaten yok.
bilmem yeterince anlaşıldı mı size süslü kelimelerle, anlaşılmaz terimlerle, kimsenin ne olduğunu bilmediği istatistiki verilerle bilimsel olarak sunulan teori.
evet, bu adamlar kuran'ın bahsettiği konulara fantastik diyebilir, yaratıcı bir güce inanmayabilirler. tercih meselesi
edit: şunu da ekleyeyim ki burada bahsedilen türlerin kökeni babında bir evrim teorisi yaklaşımıdır. yoksa bir canlının bulunduğu ortama uyum sağlayacak şekilde değişime uğraması apayrı bir olay. veya hastalıkların ilaca karşı direnç geliştirmesi felansa mevzu o konuyu türlerin kökenine monte ederek evrim teorisini savunmak zaten çakallığın daniskasıdır. genetik algoritma geliştiren adamım, yemem bunları.
Asil problem yoktan var olmadir. Yoktan var olmanin evrimle alakasi yok. Hala nasil oldugunu bulamadim. "Allah yaratti iste" demek biraz kolaya kacmak oluyor.
zamanında galile kopernikin güneş merkezli evren modelini savunurken düştüğü durumları getirdi aklıma başlık. o zaman da kilise baskı yapıyordu dünya düz güneş ve ay onun etrafında dönüyor diye. gerçi bugün bile bunu savunan bulursunuz. şimdi darwin de aynı şekilde baskıya uğruyor. onun fikirleri dinlerin sözde kutsal metinleriyle çeliştiği için olabildiğince karalanıyor. neyse ben buna takılmayacağım hrisityanların galileyi, darwin i haklı bulduğu gibi siz de bulacaksınız zaten ilerleyen dönemde.
şimdi şuna cevap verelim.
mesela bir çölde gidiyoruz ve bir saat gördük, hemen bunun bir yapanı var deriz ve arkasında akıllı bir güç ararız. doğru mu?
doğru. peki evrim nasıl kendi kendine oluşur?
birincisi evrimsel mekanizmada türler saatin yapamadığı üç şeyi yaparlar. ürerler, genetik mutasyona uğrarlar ve doğal seçilime maruz kalırlar. o yüzden saat örneği akıllı tasarımcılar tarafından kullanılan palavradır. çünkü evrim durağan bir şeyi zaten savunmuyor. hayatın başlangıcını bir leğenin içine koyulmuş kimyasallar olarak düşünürsek, bu kimyasaların bir araya gelip milyarlarca yıl boyunca trilyonlarca olasılığı denemesini mantıksız görmeyiz.
yani akıllı tasarımcıların sürekli saçmaladığı konu burada. bir resim yapıp insan bunu bile yapıyor ama bak tesadüf insanı yapıyor gibi saçmalık ortaya atıp kendi kendine eğleniyorlar.
şimdi üreme yolluyla kalıtsal bilgileri aktaran türler genetik mutasyonlar sonucu farklılaşabilir ve bu farklılıkların birikmesi türsel ayrıma kadar varabilir.
örnek verelim: bir yerde a bakterisi hakimken bu bölünme sonucu bir yerde genetik hata olup bu bakteri b veya c ye dönüşebilir. ama çöldeki saat bir değişme uğrayamaz çünkü üremez ve mustasyona uğramaz.
ayrıca doğal seçilim denen şey evrimin mantığıdır ve belli olasılıklardan hangisinin seçileceğini bu mekanizma bellirleyerek gayet bize akli görünen sonuçlara ulaşabilir.
ancak bu mekanizma akli bir yan barındırmaz.
örnek verelim bir yerde a bakterisi ve bunlar üreyip genetik olarak hata yaptıkları için kodları değişiyor olsun. biz antibiyotik alıp a bakterisini yok edersek ortama o değişmiş bakteriler hakim olur. ve o ortamda artık onlar hakim olur. bu değişim ise bir öldürücülük barındırmaz aksine o ortamda fayadalı bir hal alır.
ancak hiçbir mantık yoktur çünkü a bakterisi bu antibiyotik alır ben gideyim ürerken genetik bir hata yapıp b veya c bakterisine dönüşeyim böylece hayatta kalayım demez. bu tamamen rastgele oluşan bir süreçtir ve bu süreçte kalanı ise antibiyotik belirler. yani bunu doğaya uygularsan ortamda bazı türlerin kalıp bazı türlerin kalmamasının nedeni işte bu doğal seçilim oluyor.
yani evrim gayet mantıklıdır efendim. ve bir akıllı tasarıma da gerek yoktur zaten akıllı bir tasarım deneme yanılma yöntemini izleyip bir süreç gerçekleştirmez ve bu süreci gerçekleştirirken binlerce hata yapıp bir çok seçeneği elemez. çünkü o her şeyi zaten bilen bir akıldır. mesela beş olasılık var ve bunların biri sadece sonuca ulaşacaksa akıllı bir tanrı gidip beş olasılığı da deneyip işinin rastgele yapmaz çünkü zaten o olasılık içinden sonuca ulaşanı bilir.
neyse konu fazla uzamasın, kısacası akıllı tasarım palavradır ve darwin iyi insandı.
Aslında bana göre ispatlanmış bir kanun gibidir. Çünkü bulunan fosiller, bulunan insan iskeleti fosillerinden daha eski bir yapıya ait olduğu ortaya çıkmıştır. Kuyruk sokumu denilen yapı sadece maymun ve insanlarda vardır. Örneğin ; https://galeri.uludagsozluk.com/r/1328915/+
Evrimleşmiş fosiller kanıt.
kayıp halkasının ülkemizde bulunma ihtimali yüksek olan teori.o kadar çok barzo,öküz ve ayı varki çevrede birisi mutlaka o eksikliği tamamlayacak geçiş formudur.
Adı üstünde teori. Başka türlüsü bulunana kadar geçerli. Bugün var yarın yok. Ama hakikât daimdir. islam'daki bu düşünce ise sabittir. Bu yüzden islam'ın savunduğu hakikât nedir bir bakmak lazım diyorum.
~~insan ırkı haricindeki bazı canlılarda gerçekleştiği bellidir. insan ırkında ise halen tezler ve antitezler vardır.
carl sagan'ın öğrencisi, astrofizikçi Neil deGrasse Tyson'ı bilen bilir. cosmos belgeseliyle tanıdık çoğumuz. olsundu. geç oldu güç olmasın.
hatta bilinen bir söyleşide "sinir bozucu bilimsel gerçekler" başlığıyla facebook, youtube gibi platformlarda döndü videosu.
bir orangutan ile insan arasındaki dna yapısı %99 eşleşmekte. yani geriye kalan %1'lik fark insanoğluna binalar, yasalar, hukuk sistemleri, nano teknolojiler, uzay mekikleri, felsefe, matematik, ileri düşünme yetisi, güdüleri bastırabilme yetkinliği vs vs. veriyor.
inkar edilen maymundan geldiğimiz mi? korkmayın, maymundan gelmedik. maymunlar bizim kuzenler oluyor. maymun olsaydık maymun olurduk zira.
he bir de çok klasik olan 'şimdiki maymunlar neden insan olmuyor?' sorusuna pek sevmediğim ama 'siyaset meydanı'nda imam hatipli bir öğrenciye tatlı bir cevap vererek kapaklayan celal şengör'den alıntı yaparak cevap vermek isterim;
Teori denmesinin sebebi bilim insanlarının elinde geçmişe gidip birebir tanıklık yapmalarını sağlayacak bir zaman makinesi olmaması.
Bu yüzden kanun denmiyor.
Son 15 yıldır bu ülkede bilimsel eğitim kaldırılmasaydı, bunu tartışmak zorunda kalmazdık.
Bilimsel metot nedir bilmeyen Diplomalı ya da diplomasız cahillere laf anlatıyoruz.
Misal: şindi yurttaşlarım bizi kodlayan dna lar var ya, aha onların kendilerini doğru çoğaltmak için; ha bi hata olursa da düzeltmek için birbir çeşit mekanizması var.
Abi bu hücreler mütasyonulan evrimleşiyorsa, neden kendini tamir etme gereği duysun? Nasıl anlasın hatanın hata olduğunu?
Haa demekki biri bunu programlamış demi? Hatanın hata olduğunj biri ona öğretip tamir mekanizması koymuş demi?