türlerin nasıl oluştuğunu anlatan teoridir. dünyadaki bütün din kitapları ve dini yazıların canlıların oluşumu ile ilgili gösterebilecekleri delillerin hepsinden daha kıymetli ve daha ispatlanmış bilgiler vermiştir bize. "allah hep vardı onu kimse yaratmadı, kimse bilemez, o bütün türleri yarattı" deyince hiçbirşey ispatlanmaz. inanabilirsin buna ama ispatlayamazsın. Evrimi teori diyerek aşağılamaya çalışanlar yaradılış için varsayım bile denemeyeceğini anlamalılar. Yaradılış sadece bir inançtır. Bilimsel kıymeti psikoloi/sosyoloji için vardır, biyolojiye bir faydası yoktur.
savunulanları kanıtlamak için somut ve doğruluğu test edilip onaylanabilir bilimsel kanıtlar ortaya koyamayanların hakkındaki tartışmaları yaradılış inancına alternatiflik boyutuna taşımaya meraklı oldukları iddiadır. madem tek rakibiniz yaradılış/akıllı tasarım inancı o zaman bu iddianız bir inanç sisteminin alternatifidir. yani kendisi de bir inanç sistemidir. dolayısıyla bilimin bir parçası değildir. haksız mıyım? hadi bırakın yaradılışla uğraşmayı da bilimselliğinizi ispatlamak için kanıt getirin. ya da gidin köşenizde darwin isimli peygamberinizin öğretisine uygun ibadet edin ki bilim adamları da işini yapsın.
Scott D. Weitzenhoffer - Debating creationists on the topic of evolution is rather like trying to play chess with a pigeon; it knocks the pieces over, craps on the board, and flies back to its flock to claim victory."
Çeviri : ''Yaratılışçılarla evrim üzerine tartışmak bir güvercin ile satranç oynamak gibidir; taşları devirir, satranç tahtasına pisler, sonra da sürüsüne geri uçup zaferini iddia eder.''
son günlerde yazarların üzerinde baya durduğu konu.
bundan mütevellit şu görüşlerimi belirtme ihtiyacı duydum. dünya üzerinde insanı diğer canlılardan ayıran tek özelliğin düşünmek olduğunu biliyoruz, bu yeteneğin sonradan kazanılamayacağını da biliyoruz. eğer insanlar maymundan geldiyse, düşünme yeteneği de sonradan kazanılamadığına göre maymunlarda da düşünme yeteneği var. fakat az önce düşünme yeteneğinin insanı diğer canlılardan ayıran bir özellik olarak belirledik. şimdi burada bir paradox var. yani ya biz gerçekten maymundan gelmedik ya da maymunlar da içgüdüsel olarak değil, insanlar gibi düşünerek hareket ediyorlar. bu ikilem arasında kaldığımda bana mantıklı gelen, insanların dünya üzerinde tek düşünebilen varlık olduğu* yani insanlığın maymundan gelmediği. he yok abi ben maymunum, benim dedem amazonlardan göçmüş buraya diyorsan, saygı duyarım.
inançla gayet de karışıtılabilecek teori. kim ne derse desin ne kadar yırtınırsa yırtınsın evrim teorisi geleneksel tanrı inancına ve islamiyet ile çelişmektedir. heyecan yapmayın bu yüzden.
fakat 9 yaşında bir kızla evlenen birinin temsil ettiği dine inanan için bu sorun teşkil etmiyor. herşeye bir kulp bulmalarına hiç şaşırmıyorum bu yüzden.
Biz bugün, geçmişte yapılan "dünya mı merkezde güneş mi merkezde?", "dünya düz mü yoksa üçgen mi?" tartışmalarını nasıl komik buluyorsak. Gelecekte insanlar "evrim mi yaratılış mı yoksa" tartışmalarını komik bulacaklar.
tartısılmasının kimseye fayda etmedigi teoridir. adı uzerinde teori. gercek olması icin beklemek lazim. boş seylerle tartısıp kisileri karsilikli kavgaya goturmekten baska bir ise yaramaz. cok destekçisi olması veya karsıtının olması ispatlamaya yetmez. masada konusmakla hallolmayacak bir meseledir. o yuzden dogru veya yanlıslıgı ispatlanana kadar senin inancın sana benim inancim bana diye gecistiriyoruz.
bu haftasonu yapılan evrim bilim ve eğitim sempozyumunda, konuşmacılara gelen sorulardan birkaç örnek, ya da bir örnek diyeyim, zira bütün sorular aynı şeyi demeye çalışıyordu, ama bu soru özellikle çok beğenildi; "bu kadar güzel kuşlar varken, sevimli tavşancıklar varken, doğanın bütün bu renklerini rastlantısal bir süreçle açıklamak ne kadar doğru olur?"
çok doğru olur, şöyle ki;
öncelikle bu düşüncedeki en büyük yanlış, insan-merkezci görüştür. yani herşeyin amacının, doğanın varoluş amacının insanı oluşturmak olduğu görüşüdür. ya da yeryüzü koşulları ve insan beyniyle sınırlandırılmış bir anlayıştan doğmuş bir görüştür. halbuki doğru olan şudur, evrende, dünyanın oluşumundan bu yana öncelikle bizim şimdi bahsettiğimiz anlamıyla canlılığın oluşması için hiçbir amaç yoktur. dünyanın bulunduğu konumda, yeryüzündeki koşullarda, tamamen rastlantısal bir olayla* canlılığın temel yapıtaşları olan proteinler ve nükleik asitler oluşabildiği için onlardan evrilerek oluşan bu bütün doğa da temelde rastlantısal olarak oluşmuştur.
biz özel olarak yaratılmadık tabi, bu bir gerçek, ama burdan şunu çıkarmamak gerekir, özel olarak yaratılmadıysak ne anlamı var yaşamanın diyemeyiz, tam tersine, yaşadığımız, ve diğer her insanla, börtü böcekle etkileşim halinde olduğumuz bütün zaman içerisinde, en basitinden, nefes almayla bile doğayı etkilediğimizi bilmeli, ve kendimizin de o doğanın bir parçası olduğumuzu unutmayıp, ona göre yaşamalıyız.
doğa sürekli bir değişim içindedir, bu evrimdir, ve insanlar da doğanın ve tabiki de evrimin bir parçasıdır. evrim, bütün insanlar tarafından tam anlamıyla öğrenildiği ve anlaşıldığı zaman hiçbir sorun kalmayacaktır.
11 yaşında kardeşimin olaya yaklaşımı beni bitirmiştir. şöyle ki;
daha önce izlemiş olduğum kelebek etkisi filmini arşivlemek amacıyla bilgisayarıma indirdim. sonra kardeşimle birlikte tekrar izlemek istedim. gerine gerine izledik filmi. bitti nihayet. anlamadığı yerleri sordu. bende anlattım bi güzel...
+ ... işte abicim kaos teorisi deniyor buna.
-hmm tamam. bide evrim teorisi var, o ne?
+karışık bişey o. boşver sen. insan maymundan geliyormuş falan...
-e insan maymundan geliyorsa muzu sevmesi lazım dimi?
+eeh..
-ama ben sevmiyorum?
+asjdhasd - fatal errör.
uyku tutmadı bak beni, insanlar işe gidiyor benim gözüme uyku girmedi, ben de bir şeyler yazayım bu konu üstüne.
1) şu 'dede' argümanının hastasıyım; sen dedenin maymun olduğunu kabul edebiliyor musun, şeklinde bir soru bu. şimdi, sana bu soruyu soran adam dindardır ve sürekli ne kadar da sevgi pıtırcığı olduğundan bahsediyordur. maymun dediğin de allah ın bir yaratığı sonuçta, ey dindar neden maymunu hor görürsün? nerede kaldı o, allah ın yarattığı varlığı incitemem edebiyatı, düpedüz dalga geçiyorsun maymunla. maymun, aşşağılık şerefsiz bir hayvan da, dedenin o hayvana benzetilmesine mi kızarsın?
2)'dede' argümanından devam. diyelim ki, evrim teorisyenleri çıkıp dese,
-sizden özür dileriz. şu güne kadar bir hata yapmışız. insanlar, maymunlarla değil aslanlarla ortak atalara sahiptir.
bir anda, evrimci mi olacaksınız? 'biliyodum ben biliyodum, aslan gibi dedem işte off aslan gibi, gururlu heybetli, dosta güven veren düşmana korku salan' mı diyeceksiniz?
sanırım dersiniz. o koca dindar egolarınızı şişiren her şeyi seversiniz.
3) birden ona kadar sıralı top argümanı, yine anti evrimci bir argüman. o kadar saçma ki, bu saçmalığa karşılık verebileceğim mantıklı bir cevap bulamadım. bulamadım valla. ama, bu saçma argümana karşılık saçma bir cevap buldum, kendi hayatımdan bir tesadüfler serisi, bir kızla sevişme hikayem.
bak şimdi, ben normalde haftaiçi akşam 10 dan sonra evden çıkmam. tembellik meselesi. kaldırmam koltuktan. tesadüftür ki, haftaiçi o gün akşam 10 dan sonra evden çıktım. ve yine tesadüftür ki, istanbul metrosunda hayatımda ilk ve tek defa yanlışlıkla taksim de değil osmanbey de indim. ve tesadüftür ki, bir sonraki metroyu beklerken üç gün önce tanışmış olduğum bir çocukla karşılaştım. çocuğa selam verdim, nereden tanıyorum ben bunu dedim, öyle zor bir durumda kalmıştım. neyse o da istiklal e içmeye gidiyormuş ( içmeye ve taksim e gidiyor olması tesadüf değil ama). ve yine tesadüftür ki, istiklal den aşağı yürürken bu çocuğun tanıdığı bir kızla karşılaştık. ve yine tesadüftür ki, biz içiyoruz sen de gel teklifimizi reddetmedi, o da geldi. ve yine tesadüftür ki, çocuğun işi çıktı, kız da beni evine davet etti.
6 tesadüf. yani oluyor böyle tesadüfler. benim küçücük hayatımda olmuş böyle tesadüfler, koca dünyada mı olmayacak?
( hem ayrıca, abi böyle saçma bir argüman görmedim deyu mantıklı itirazlar sunma bana. zaten birden ona kadar sıralı top argümanı saçmasapan. hem belki, ben sadece kızın biriyle seviştiğimi duyurmak için evrim teorisine bu kadar uzun uzun yazıyorum. iyi düşün)
4) önyargı denilen şey bu yaratılış ve evrim teorileri için de geçerli. yaratılış teorisi, her dindarın desteklemesi gereken bir teoriymiş gibi sunuluyor, fakat işin aslına astarına bak şöyle bi, göreceksin ki yok öyle bir zorunluluk. ha ateistler, canı gönülden evrim teorisini destekler evet, fakat bu evrim teorisi sadece ateistler destekler demek değil. evrim teorisi de, her bilimsel bilgi gibi, kanıtlanamayan şeyler hakkında konuşmaktan uzak durur. evrim teorisi, allah vardır ya da yoktur demez, ateistler der. bilmiyorum anlatabildim mi?
( aslında bakarsan, koca egolu din tüccarları, bilinemeyen her şeyin altına allah tandır yazılmasını severler. bilimadamları da, bilemedikleri şeylere allah tan gelmiştir bu sorgulamayalım demez, inadına sorgularlar. bilimadamlarının bu davranışı da, koca egolu din tacirlerinin hoşuna gitmez. bilimadamlarını ve bilimi allahsızlığu yayma kürsüsü olarak ilan ediverirler)
5) bir de abicim, yaratılışçı bir adamla konuşurken kelimelerinize dikkat edin. bu adam yüzde yüz dindardır, ve pek çok dindar gibi tapmak, inanmak, yaratmak vb kelimeleri kendi özeline almıştır. 'abi darwin e inanıyorum yea, doğru söylüyor bence adam, abi ben evrime inanıyorum yea' falan derseniz; sizin darwin i peygamber olarak gördüğünüzü, evrim teorisine taptığınızı falan düşünüp, topunuzu dinsiz allahsız ilan eder. demedi demeyin.
6) tam yazıyı bitiriyordum, aklıma bir şey daha geldi. 'abi bak şu dağlara taşlara uçan kuşlara, bunların nasıl böyle düzenli olduklarını aklın alabiliyor mu, sence bu allah ın bir kanıtı, ve yaratılışçılığın kesin bir kanıtı değil de nedir açıklayabilir misin?'
denirse abicim, ben bir şey demiyorum. hayır şimdi buraya bir şey yazacağım küfür olarak algılanacak, hani sen algılayamıyorsan, anlayamıyorsan kendi saflığına neden beni katarsın a arkadaşım?
eh bu kadar şimdilik. uyuyamayacağım garanti.
bak adam arkamdan ne diyecek?
-sen şimdi evrimcisin yeaa, allah ta sana ceza verdi uyutmuyo seni.
yok ben şimdi gidip kafamı dağlara taşlara vurup allahıma kavuşçam arkadaşım merak etme sen.
'çiçekler neden güzel, kelebekler neden ahenkli ve göz alıcı' diye sorduran teoridir. diğerlerini etkilemek için mi? ama bu bir amaç? bilinci olmayan bir şeyin nasıl amacı olabilir? bu amacı nasıl gerçekleştirebilir?
tabi canım, kendi kendine olmuştur kesin. elektrik akımıyla avlanan balık da tesadüf eseri.
artık batı dünyasında (abd dışında) reddedilmeyen bir teoridir. artık tartışmalar evrimin olup olmadığı konusunda değil, evrimin tesadüfen mi yoksa bir bilinç sonucu mu oluştuğu üzerinedir. katolik kilisesi bile evrimin incil ile çelişmediğini açıklamıştır. sonuç olarak bence de evrim ile tasarım arasında bir fark yok. evrilerek tasarım zaten şu dünyada sürekli gördüğümüz bir şey. teknoloji de tasarımdır ama bir evrimi olmuştur.
çürütülmüştür ya da kanıtlanmıştır diyenlerin salladığı teoridir. daha ne kanıtlanmış ne çürütülmüştür. ama kanıtlanmaya daha yakındır. çünkü bugün haberlerde de izlediğimiz gibi missing link olabilecek bir fosil bulunmuştur. ki izleyenler bilirlen national geographic in missing link isimli bir belgeseli vardır ki evrim teorisini ve tarihini ayrıntılı olarak anlatır.
ilahi yaratıcının olduğuna inanmak istemeyenlerin işine yarayacak birçok yerinde gediği olan çürütülmüş bir hipotezdir.
efendim biyolojide fizik,matematik gibi soyut kabullerle teorem oluşturmaya çalışırsanız tabiki beceremezsinizdir.