bu haftasonu yapılan evrim bilim ve eğitim sempozyumunda, konuşmacılara gelen sorulardan birkaç örnek, ya da bir örnek diyeyim, zira bütün sorular aynı şeyi demeye çalışıyordu, ama bu soru özellikle çok beğenildi; "bu kadar güzel kuşlar varken, sevimli tavşancıklar varken, doğanın bütün bu renklerini rastlantısal bir süreçle açıklamak ne kadar doğru olur?"
çok doğru olur, şöyle ki;
öncelikle bu düşüncedeki en büyük yanlış, insan-merkezci görüştür. yani herşeyin amacının, doğanın varoluş amacının insanı oluşturmak olduğu görüşüdür. ya da yeryüzü koşulları ve insan beyniyle sınırlandırılmış bir anlayıştan doğmuş bir görüştür. halbuki doğru olan şudur, evrende, dünyanın oluşumundan bu yana öncelikle bizim şimdi bahsettiğimiz anlamıyla canlılığın oluşması için hiçbir amaç yoktur. dünyanın bulunduğu konumda, yeryüzündeki koşullarda, tamamen rastlantısal bir olayla* canlılığın temel yapıtaşları olan proteinler ve nükleik asitler oluşabildiği için onlardan evrilerek oluşan bu bütün doğa da temelde rastlantısal olarak oluşmuştur.
biz özel olarak yaratılmadık tabi, bu bir gerçek, ama burdan şunu çıkarmamak gerekir, özel olarak yaratılmadıysak ne anlamı var yaşamanın diyemeyiz, tam tersine, yaşadığımız, ve diğer her insanla, börtü böcekle etkileşim halinde olduğumuz bütün zaman içerisinde, en basitinden, nefes almayla bile doğayı etkilediğimizi bilmeli, ve kendimizin de o doğanın bir parçası olduğumuzu unutmayıp, ona göre yaşamalıyız.
doğa sürekli bir değişim içindedir, bu evrimdir, ve insanlar da doğanın ve tabiki de evrimin bir parçasıdır. evrim, bütün insanlar tarafından tam anlamıyla öğrenildiği ve anlaşıldığı zaman hiçbir sorun kalmayacaktır.