kendisini a'dan z'ye anlamak için sindire sindire richard dawkins ve darwin kitaplarını okuyacağım teoridir. sağolsun çevremdeki odtübiyoloji ve moleküler biyoloji ve genenetik bölümündeki bilim insanları da aklımdaki soru işaretlerini gidermek için beklemekteler.
körü körüne saldırılanlar top list'inde ilk üçe oynayan teori. hala insanlar baltalamasına "ne yani biz şempanzeden mi geliyoruz?" diyip, "deden maymun mu lan senin hıyar" gibisinden çemkirebiliyorlar. sözlükte de bu kafada insanlar görmek çok üzücü.
bak kardeşim, senin deden maymun değil, önce bir sakin ol.
süperfamilyamız hominid. buradaki ortak atalarımız 7-7.5 milyon yıl önce günümüzdeki orangutanlara gelen atalarla ayrıldı.
ardından homininae. burada 6 milyon yıl önce gorillerden ayrıldık.
ardından hominini. 5milyon yıl önce ayrıldık. burada australopithecus isimli, insansı bir tür de çıktı, bizim ilk atalarımızdan olan homo habilis'ten önce taştan aletler kullanıyorlardı. maymuna çok daha yakın bir türdür. sonradan kuruyup gittiler tabi.
ardından nihayet homo. insansıların hepsi burada. homo gautengensis bilinen ilk, iki milyon yıl önce evrildi. buradan da ufak ufak günümüz insanına geliyoruz:
homo habilis, 1.9 milyon yıl önce evrildi. taş yontmuş, silah kullanmış, deri işlemiş bu dedemiz. dedemiz dedim ama insana en az benzeyendir kendisi. kollar uzun, kısa boy, küçük beyin falan.
homo erectus, 1.8 milyon yıl önce evrildi, 250 bin yıl önce yok oldu. dik duran dedemiz adından da anlaşılabileceği gibi. Australopithecus ile homo sapiens arasında bir türdür. hani sayıklayıp durdukları "geçiş formu" niteliğinde.
neandertaller, 200 bin yıl önce evrildi, 28 bin yıl öncesine kadar yaşıyordu. mağaralarda yaşamış, taş aletler kullanmış bir insansı. avrupa bölgesinde yaşadılar. günümüzdeki homo sapiens sapiens'lerde neandertallerin genetik kalıntıları var, karışmışız yani fakat akıllı insan karşısında direnemeyip yok oldular.
yukardaki homo türlerinin tamamı yok oldu.
homo sapiens, işte modern insanın atası. akıllı insan. günümüzden 200 bin yıl önce afrikada evrildi.
homo sapiens idaltu. afrikada yaşayan homo sapiens alttürü.
homo sapiens sapiens. düşündüğünün üstüne düşünebilen insan. "insan" diyince aklına ne geliyor? heh işte o bir homo sapiens sapiens. 50 bin yıl önce evrildi, soyut düşünme, konuşma, değişik değişik araç gereçler yapabilme, kendinin farkında olma gibi insanı insan yapan meziyetleri gösterir, modern insanın babasıdır.
bazı türleri yazmadım, unuttuğum eksik olduğum yanlış olduğum noktalar olabilir. fakat burada bahsi geçen her türün fosilleri mevcuttur. dikkatinizi çektiyse yüz binlerce, milyonlarca yıldan bahsediyoruz. ormandaki maymunun bir gün bir tarafında meşe yaprağıyla saç sakala karışmış halde "insan oldum" diye çıkagelmesini beklemek nasıl bir kafa anlamıyorum. evrim şans işi değildir. bir fırtına hurdalıktaki metal yığınını bir arabaya çeviremez. tutup burada doğal seleksiyonu anlatmayı çok isterdim fakat fena halde üşeniyorum, başka zamana artık.
son olarak. bazı kafa yapısındaki insanlar da ara form fosili yok diye ağlaşıp duruyorlar. ara form diyince yarı timsah yarı ördek, yarı balık yarı kertenkele falan bekliyorlar kendileri. en iyi cevabı richard dawkins vermiştir.
komik oluyor aslında, körü körüne "ne yani peygamber soyunu maymunlara mı dayandırıyorsun sen" diyen insanlar.hiç uyarmayalım bence, eğleniriz.
Hocalarımdan birinin söylediğine göre eğitim sistemi bu teori üzerine kuruluymuş. Yani evrim teorisi kabul ediliyormuş. Ama tabi burda evrilenin ne olduğu da önemli.
temelinde bütün bilim dünyasının kabul ettiği mutasyon, mayoz bölünme, varyasyon, adaptasyon ve doğal seleksiyon yatar.batı dünyasının tartıştığı ise evrimin canlılar üzerinde ne şekilde gerçekleştiğidir.dolayısıyla bilmem kaç milyon yıllık bir fosil, evrimin olmadığını çok zor kanıtlar.
Türkiye'de yanlış politika ile anlatılan teori. adam Allah'ın olmadığını anlatmaya çalışıyor. aq beyinsizi.
evrim teorisinin kesin olarak varlığının sindirilmesi, uzaylılarla paraleldir. şaka gibi ama bence böyle. milyarlarca galaksi var, gezegen var, yalnızca bizim gezegenimizde yaşam olması ve canlıların olması mantığa terstir. bu cümleyi ben değil Hawking söylüyor.
kendilerine adnan oktar ve kediciklerini rehber eyleyenlerin kabul etmeye yanaşmadığı bilimsel gerçektir.
bilgileri yetersiz olduğu halde saçma sapan gerekçelerle evrimi yalanlamaya çalışırlar. "buyrun kendi inandığınız gibi izah edin doğanın işleyişini" dediğiniz anda verecekleri yanıtlar aşağıdaki gibidir:
"evrim yoksa türlerin çeşitliliğini nasıl açıklarsınız?" dediğinizde basitçe "allah yarattı" demeyi yeterli bulurlar.
"bir çok türün yok olduğu ve geçmişte olmayan türlerin şimdi mevcut olduğunu görüyoruz. demek ki tüm türler bir anda yaratılmamış. o zaman bunlar nasıl yaratıldı? arada dünyamıza bir ışık huzmesi iniyor, onun içinden yeni tür mü çıkıyor" derseniz yine "allah yarattı" derler.
"homo erectus'u, neanderthalleri filan nasıl açıklıyorsunuz?" dersen. "allah yarattı" derler veya yaşanmış tek bir olaydan hareketle tüm fosillerin sahte olduğunu iddia ederler.
"bunların fiziksel özellikleri mevcut tüm insan ırklarından farklı" deseniz, ya "önemli değil, hepsi, kitap, şeriat sahibi insanlardı" veya "hayır onlar maymun türüydü" derler. "hangisi? karar kılın" deseniz bir türlü karar veremezler.
"onlar kitap şeriat sahibi insanlardı" diyenlere "homo sapiens'e kadar, bir resim, bir süsleme, bir heykel bırakan tek bir tür bile yok. mental yeteneklerinin o kadar gelişmiş olduğunu nasıl iddia edersiniz?" derseniz "öyle olmalı" derler.
bu türlerin maymun çeşidi olduğunu iddia edenlere "siz hiç dik yürüyen, ateş yakan, taştan balta ve mızrak ucu yapan maymun gördünüz mü?" derseniz "kafamı karıştırma lan" derler.
"peki insan ırklarını nasıl açıklıyorsunuz? size göre insan adem ve havva'dan türediğine ve türleşme mümkün olmadığına göre bu kadar çeşitli ırklar hangi mekanizmayla oluştu?" derseniz "allah yarattı" derler.
tabi australoid, negroid, mongoloid, nordik vb. ırklar için ayrı ayrı adem ve havva yaratılmış olamayacağına göre (inançlarına ters) ister istemez bir değişim olduğunu kabul eder fakat bu değişimin asla türleşmeye yol açmayacağını iddia ederler.
"değişim ve türleşme gibi kelimeler -hatalı olarak- sanki arada kesin bir bariyer varmış gibi kullanılıyor. bariyer varsa, değişime izin veren ama türleşmenin önünü kesen nedir? bilimsel olarak tespit ettiniz mi?" derseniz yine "allah değiştirdi ama allah değişimin çok ileri gitmesini engelledi" derler.
"nasıl?" derseniz, "allah bilir" derler.
"sözde engelleme mekanizmasını neden keşfedemiyoruz?" derseniz, "allah istemediği için" derler.
işte yüz binlerce uzman biliminsanının hemfikir olduğu bir gerçeği reddedenlerin, alternatif açıklamaları bunlardan ibarettir. kendilerine malum çevreler tarafından çarpıtılarak sunulan bilimsel tespitleri çok bilmiş edalarla reddedenlere açıklama yapmak boştur. kendilerini ciddiye alıp, alternatif açıklamalarını detaylandırmalarını isteyen olmadığı için, çok tutarlı olduğunu sandıkları alternatif açıklamalarının ne kadar zayıf olduğunu göremezler. aslında bunlara laf anlatmaktansa kendi açıklamalarını dinlemek daha eğlenceli...
roma katolik kilisesi bile evrimi "tanrının yönlendirdiği" notunu düşerek de olsa kabul etmek zorunda kaldı ama bunlar evanjeliklerin vakıflarından siftinenlerin yalanlarına inanmayı sürdürürler.
kanıtlanmış bing bang teorisi karşısında kendini ispat edemeyen teoridir.
canlının koşullar karşısında kendini yenilemesi ve ortama uydurması tamam da "hani nerede bu canlının ilki?" sorusuna cevap verememektedir.
zira bu teoriyi ortaya atan darwin de "türlerin kökeni" adlı kitabında bu soruya cevap veremediğini zikretmiştir. açıp okursak eğer.
siz bunları okuyun, sonra bir daha dönüp düşünün. şu entrylere koskoca sözlükte tek cevap verebilen hala yok aylardır.
çünkü evrim diye birşey yok. bilimsel verilerle ve bilimsel gerçeklerle anlattık herşeyi, tüm bilim dallarını ele alarak söyledik ki evrim diye bir şey yoktur.
yukardaki entryleri okuyun önce de ondan sonra ''bilim'' kelimesini evrimciler olarak ağzınıza alabilecek misiniz göreceğiz.
bilimselmiş, ulan siz hangi dünyada yaşıyorsunuz aceba! Ya ca bu kafaya sahip olmak için ne içiyorsunuz?
madem bilimsel o zaman nerde gözlemlenebilirlik gibi bilimsellik kriteri, ben hiç görmedim bir türün diğer bir türe dönüştüğünü bilen varsa söylesin, ya da yanlışlanabilirlik gibi modern bilimin kabul ettiği bilimsellik ölçütlerinde hangisini karşılıyor sizin evrim teoriniz(!)
anca her boka tesadüf demekle ya da uzun zaman dilimlerine atarak kaçamak cevaplar vermek bilimsellik değil ancak korkaklık ve sahtekarlıktır, bugün evrim ilk tek hücreli organizmza yani ortak atanın ortaya çıkması olarak 5 milyar yıl gibi geriye götürülüp gözlemlenemezken ve bunun nedeni olarak çok uzun zaman dilimi olduğu sebep gösterilirken, big bang 15 milyarlık bir zaman dilimi gibi çok uzın bir sürece sahip olduğu halde modern astrofizikçiler bunun evrendeki genişlemenin gözlemlenmesiyle ispatlandığını söylemişlerdir, ama evrim için böyle bişey yok, bu durumda nasıl oluyor da bilimsel oluyor, neyse fazla uzatmayım takdir sizin...
bir de isteyenler caner taslaman'ın evrim kitabına baksınlar, bunları nasıl itin götüne sokuyor görsünler...
Evrim teorisine ise çok farklı bir açıdan yaklaşacağız. öncelikle kunatum fiziğini ortaya çıkmasını sağlayan çift yarık deneyi ile kuantumu çok az bir şekilde açıklayarak bazı şeylerin bizim için anlam kazanmasını sağlayalım ;
Çift yarık deneyinin eğlenceli bir görsel açıklamasını bu videoda bulabilirsiniz ; (bkz: (vid #31799))
Young deneyi olarak da bilinen çift-yarık deneyi, madde ve enerjinin aynı anda dalga ve parçacık özellikleri sergileyebileceğini gösterir. Deneyin basit versiyonunda lazer ışını gibi koherent (eş fazlı) bir ışık kaynağı, iki paralel yarık açılmış ince bir levhayı aydınlatır, ve yarıktan geçen ışık levhanın arkasındaki bir ekranda gözlemlenir. Işığın dalga doğası ışık dalgalarının iki yarıktan da geçerek girişim yapmasını, ve ekranda aydınlık ile karanlık bantlar oluşturmasını sağlar, ki bu sonuç ışık tamamen parçacıklı yapıda olsa beklenemez. Fakat, parçacıklardan veya fotonlardan oluşuyormuş gibi, ekranda her zaman ışığın soğurulduğu görülür. Bu durum dalga-parçacık ikiliği olarak bilinen prensibi ortaya koyar.
Gözlemci maddenin davranışına direk etki etmektedir. Bilinç ile madde etkileşiminin sebep olduğu bu durum , kesin bir dille veya teoremle açıklanamayan bir durumdur. Maddenin ve enerjinin bu davranış biçimi bildiğimiz tüm fizik yasalarını ihlal eder. (Kuantum mekaniği farklı bir konudur , burada anlatmak istediğim Atomaltı parçacıkların hereketleridir)
Bu bilgi temelini attıktan sonra bir de evrime matematik gözüyle bakalım ;
Matematik , olasılık teoremi üzerinden evrimi kesinlikle kabul etmez. Evrim durumları anlatılırken "şu oldu bu oldu" diye kesin bir dille anlatılmaktadır , fakat anlatılmayan olasılık durumu tüm dünya genelinde olan bir piyangonun size çıkmasının kesin olduğuna inanmak gibidir. Keza bu olasılık bile 10 üzeri 118 kez daha kuvvetlidir. Örnek olarak anlatılan ve öğretilenlerde "canlı sudan çıkmaya başlayarak kara hayatına uyum sağlamaya başlamıştır...." denir , fakat cümlenin doğrusu şudur ;"canlı 10 üzeri 48'de 1 ihtimalle sudan çıkmaya başlayarak kara hayatına uyum sağlamaya başlamıştır...." olması gereklidir. Bunları bilimsel olarak da destekleyebilirsiniz.
Keza biyoloji size hayal gücünüzü kullanma yetisini verir fakat matematik kesindir ve nettir. Biyoloji biliminde "bu şu an iki olabilir ama önceden 1 idi çünkü söyle söyle şeyler oluşarak 2 olmuştur" der fakat matematikte 2 , 2dir , 1 ise 1dir. kesindir , nettir. ihtimaller hesabı ile evrim teorisi yüzlerce kez çökertilmiştir. Keza ihtimaller teorisine göre bu ihtimal tüm evrende gezen bir toz parçasının size denk gelmesi gibi bir durumdur. Ayrıca bu toz parçasından size binlerce kez denk gelmesi de gereklidir , 1 kere değil. Yani matematiğe göre imkansızdır.
Bu arada bu araştırmayı günümüzde , en son bilimsel sonuçlara dayalı bir biçimde yapan ve kendisi bu hesaplamalardan önce ateist olan Prof. Dr. Stephen D. Unwin'e aittir. Bundan önce ise aralarında Pascal'ında bulunduğu birçok matematikçi bu konuda görüşlerini bildirmiştir. Prof. Dr. Stephen D. Unwin'e göre Tanrı'nın "olmama" olasılığı 17x10^117de 1'dir. Bu da demek oluyor ki ; matematik Tanrı'nın varlığını kesinlikle doğrular. Keza matematikte 10^18'de 1 ihtimal imkansız olarak nitelendirilmketedir.
Bunları neden anlattım peki? Yani evrimle kuantumun ne alakası var?
Gördüğünüz üzere matematiksel olarak , bildiğimiz fiziğe göre hareket eden bir parçacığın bir insan ortaya getirme olasılığı yoktur.
Peki bu madde bildiğimiz fiziğe göre değil de kuantum yasalarına göre davranırsa? Yani atom parcacıkları bilinçli hareketlerde bulunursa?
işte bu zaman evrim mümkündür. Fakat burada atlanılmaması gereken bir nokta vardır. Eğer madde kuantum yasasına göre bilinçli hareket ediyor bile olsa , belli bir bilgisi olmadan bunları deneme yanılma yoluyla bulması gene imkansızdır. Keza Jeolojik olarak evrime bakarsak eğer kütlesel yokoluşları görebilmekteyiz. Yeryüzü 5 defa kitlesel yokoluştan geçmiştir. Bunlardan 3.sü ise en ünlüsü olan ve dinazorları yokeden Kretase-Tersiyer yokoluşudur. Bu yokoluşlar çerçevesinde Dünya üzerindeki türlerin %99.6sı türlerin soyu kurumuştur. Keza ilk yokoluşun 3 milyar yıl önce olduğu düşünülürse ve o zamanlar dünyanın şu anki tür sayısının 250 kat fazla olduğu düşünülürse evrim o kadar hızlı ilerlemeliydi ki , 200-300 yıl içerisinde çok rahat gözle görülür farklar gözlemlememiz gerekirdi. Yani eğer evrim varsa bile kuantum yasalarına göre ve belli bir bilgi birikimi olan maddeler tarafından gerçekleştirilmiştir. Bu bilgileri kendiliğinden öğrenme gibi de bir şansı yoktur. Şu an ise halen evrim varsa eğer , bildiğimiz fiziğe göre değil kuantum fiziğine göre hareket etmelidir ve bunu da yapmayı durdurmuştur , çünkü eğer devam etseydi kesinlikle bunu gözlemleyebilirdik.
dolayısıyla evrim yoktur , varsa bile tanrı olmadan oluşması imkansızdır.
abiyogenez gibi bir zırvayı savunan denyonun, evrim gibi bir saçmalığa inanması gayet normaldir.
ne söylense boştur.
hangi canlı kendi kendine oluşur?
hangi cansız madde kendi kendine oluşur?
hangi cansız madde daha sonra canlıya dönüşür?
pastörizasyonu "bilim'in bilimsel düşünce ışığında lineer ilerleyişi efsanesi'ne uymayan bir örnek" olarak gösterilmesini saymıyorum ama şu nedir ya?:
laboratuvar ortamında bile doğru dürüst bir bileşim yapamamışsın, yaptıklarını da sahtekarlıkla bilim dünyasıyla paylaşmışsın ve hala dünyada, kainatta, evrende bu düzenin tesadüfen oluşabileceğine inanmamızı mı bekliyorsun salakcan?
sen bekle, biz gidiyoruz.
(#24152337) vay amk adam dehşet şekilde harun yahya okumuş beyler, bilim çöktü, insanlık iflas etti, bütün bilim dünyası bu aynştanın peşinde.
ulan hala ara fosil diyen dallamalar var ya asıl ona gülüyorum ben. Gençlerin gelin beynini biraz açalım.
öncelikle gençler ara fosil söylemleri seksenli yıllarda kaldı şu an daha popüler 2 evrim söylemi var.
1 - hızlı ve ayrıklı evrim süreci
bu teoriye göre evrim yıllara dayalı değil radyoaktivite, iklim koşulları ve doğal seleksyonun çok hızlı olması sebebiyle hızlı bir şekilde dallara ayrılarak olmuştur. bu evrim teorisi her ne kadar darwin ve lamarck'ın teorilerine ters olsa da günümüzde bir çok antropolog ve biyolog bu teoriyi desteklemektedir.
okuyacak arkadaşlar anlayacaktır ki bu teorilerin hiç biri o kadar da boş değil.
bir insan kalkıp şu 2 teoriyi araştırsa zaten söylediklerinin ne kadar saçma olduğunun farkına varır. ulan kalkıp evrim karşısında söz söyleyecek papağanın standart 3 sözü var.
1 - prekambriyen patlaması, 2 - kompleks organlar, 3 - ara geçiş fosilleri.
lan inanın bundan başka sözleri yok bu adamların, aynı adamları tanrı nasıl var oldu de susar kalırlar lan. hemen sarılırlar kutsal bi kitaba oradan ayet mıncıklarlar teorilerinin doğruluğu için lakin bilmez ki bu varlıklar karşısındaki insan için onun o kitaplardan sunacağı her şey anlamsız.
bakın bi entryden alıntı yapayım misal.
--spoiler--
ben bu konu üzerine oldukça uzun ve detaylı bir şekilde yazarım ama okunmayacağını biliyorum, bilhassa evrimciler tarafından. o yüzden anlaşılır bi dille şunu söyliyim ki kambriyen döneminde günümüzdeki hayvan grupları bir anda ortaya çıkmıştır. yani evrimcilerin dediği gibi ''canlılar milyonlarca yıl boyunca sudan karaya geçiş yaparak ve evrile evrile mutasyona uğrayarak'' bugünlere gelmemiştir, aniden filumlar halinde ortaya çıkmışlardır. bunu ben değil paleontoloji bilim dalı söylemektedir.
--spoiler--
az önce ne dedik daha günümüzdeki modern evrim teorisini bilmiyor hala lamarck ve darwin'e sıkışmış durumda. bu arada bu notun sahibine not geçeyim kambriyen patlamasında günümüzdeki canlılar ortaya çıkmamıştır, sadece basit canlılar ortaya çıkmıştır.
gelin hadi dinleyelim karşı evrimcilerin masallarını. onlar prekambriyen desin, ara form desin, kompleks organlar desin ama başka bir şey diyemesinler olur mu?
aşağıda vereceğim linkteki sorularıma hala cevap veremeyenlerin "yoktur da yoktur... caner taslaman dedi ki..." filan diye içlerini rahatlatma gayretlerine girmelerine sebep olan teoridir.
sizi mi kıracağım? varsın yok olsun! o zaman bir zahmet sorularıma yanıt verin verebiliyorsanız da anlayalım alternatif açıklamanız neymiş?
size göre teori, bize göre sahte metafiziksel bir hipotez olan evrimi savunmaya çalışanların bizlere hala wikipedia yı kaynak göstermesiyle komedinin en büyüğünü gördüğümüz teori. ulen harbiden güldüm he.
bi de neye hastayım biliyor musunuz? evrime inanmayan herkesi adnan oktarcılıkla suçlamanıza. adnan oktar büyük bir şarlatandır diyerek tek savunma mekanizmanızı çökertelim böylece.
gerek makro evrimsel sıçrayış iddialarınız da, gerekse mikro evrimsel sıçrayış iddialarınız da, yani bu geçiş süreçlerinde mutlaka ama mutlaka ara geçiş formu olmak zorunda. ulan bunu söyleyenler sizlersiniz, sizin teoriniz bu geçiş formlarını bulmak zorunda.
bi tarafımızdan element icat etmiyoruz. milyonlarca tabakada trilyonlarca ara geçiş formu olmak zorunda.
ama paleontoloji bilim dali 1 tane bile ara geçiş formu bulamadı. 1 tane bile yok lan! soğuk kanlı sürüngen hayvanların sıcak kanlı kuşlara dönüşmesi imkansızdır, bu yüzden ara geçiş formu yok canım kardeşim yok, olamaz da.
kuşların kanatlarının aerodinamik tasarımının kör tesadüflerle oluşabilmesine imkan yok. kendiliğinden bu kadar kusursuz bir tasarım oluşamaz çünkü.
-ara geçiş formu yok. evrim çöker.
-kambriyen patlaması dönemiyle evrim çöker.
-iddia ettiğiniz ilk tek hücreli canlı nasıl oluştu? cevap veremezsiniz evrim çöker.
-kompleks organlar kör tesadüflerle oluşamaz, evrim çöker.
-dna replikasyonu canlıya özeldir, evrimleşmez, evrim çöker.
bu kadar net kanıtlar var, bunları bilim söylüyor. paleontoloji söylüyor, mikrobiyoloji söylüyor.
siz ısrarla bilime karşı durarak hala bunlara nasıl karşı çıkıyorsunuz anlamamak mümkün değil. neyin inadıdır bu ''beyaz'a ısrarla siyah'' demek?
bu arada vikipedia ya bir yazı gireyim birazdan. al sana kaynak olsun. vikipedia kaynak gösterilir mi ulan, utanır insan.
neyse gençler, açın gözünüzü ve bu insanlık tarihinin en büyük kandırmacasının gerçekte olmadığını görün artık.
hiçbir bilim dalının desteklemediği bu köhne hipotezden kurtulun.
al bu da bir başka entryim. oku da gerçeklere gör, bilim yaratılışı nasıl da işaret ediyor anlarsın.
alternatif açıklamaları sorulduğu halde birilerinin hala adnan oktar, caner taslaman saçmalıklarını sıralayarak yanlışlamaya çalıştıkları teoridir.
bu zihniyet derste anlatılan konunun özünü anlamamış ezberci öğrenci zihniyetidir. siz bakmayın ağızlarına verilen büyük büyük lafları eveleyip, gevelemelerine.. görüldüğü gibi soru ters yönden sorulduğu anda apışıp kalıyorlar her medrese talebesi gibi. çapları bu kadar... hiç üşenmeden sorularımı tekrarlıyorum: