gerçekliğini kabul etmeyip dalga geçen mallara iki çift lafım var:
lan salak herifler avrupası abdsi uzak doğusu yani dünyanın en gelişmiş ülkeleri bu teorinin doğru veya yanlış olduğunu en son 1960 larda tartışmışlar. bu ülkelerin üst düzey üniversitelerinde evrimsel biyoloji, evrimsel tıp vs gibi bölümler kurulmuş onlar artık bu teori gerçekmi değilmi diye tartışmışyor bu bilimden insan hayatı için nasıl faydalanabiliriz diye düşünüyorlar.
ama beyinsiz cahil ortadoğu ve arap coğrafyasında hala maymundan mı geldik biz diye dalga geçilyor. evrim teorisini ne olduğu belirsiz harun yahyadan ve ilik kanseriyim deyip halkın kan örneklerini toplayan oktar babunadan öğrenen malların kabul etmesini beklemek zaten olanaksız.
burda boş beyninizle sağa sola cehaletinizi gösteren ayar vermeye çalışacağınıza çok değil ya 2-3 saat evrimi araştırsanız hakkında videolar izleseniz makaleler okusanız böyle cahil durumuna düşmeyeceksiniz ama kime anlatıyorum ki ben...
evrim teorisini bilimsel bir teori olduğu için kaale almayan ve kanunlaşacak sananlar, cahilliklerini gidermeleri için bir zahmet okusunlar: (bkz: teori ve kanun)
teorisyenlerin açıgından yararlanarak bu sene veya bir kaç sene içinde güzel bir proje ile ortalıgı zikip atacagım teoridir.
her şey hazır muhafızlar. bu dangalak teorisyenlere bakmayın gerizekalılar evrimi tüm canlılara baglıyor halbuki yok öyle bişey. evrim var ama bu insana sıçramamış, "kanıtlarım var ugur bey ".
insanların üzerinde türlü muhabbetler ettiği ve laf lafı açar sözünü kabullenerek 3 büyüklere kadar giden muhabbetin temel girişi.Eminim hiçkimsenin bilgi sahibi olmadığı teori.
basit bir soru lan, harbi diyorum bak karşı olan herkes düşünsün. * triyasik dönemi falan vardı bir aralar. sonrasında dinazorlar ortaya çıktı. 160 milyon yıl hüküm sürdü vs...
şimdi sizin deyiminize göre türler değişmez, ezelden beridir aynı genetik dizilimle ve aynı fenotiple bugüne geldik. şimdi benim iki sorum var;
birincisi; ben diyorum ki, dinazorlar zaman içinde evrimleşerek çok güçlü silahlar ve adaptasyonlar kazandı, besin zincirinin en üstüne yerleşti ve ortalığı sikip attı. eğer sizin yöntemle gidersek, neden dinazorlar 300 milyon yıl önce dünyanın amına koydu da, daha önce koymadı? madem türler değişmeden günümüze kadar geliyor, bu silahlara dünyanın başından beri sahip olan dinazorların milyarlarca yıl boyunca dünyayı sikip atması gerekmez miydi?
hadi birinci soruya sikik de olsa bir cevap verdiniz diyelim; insan ne zaman yaratıldı? siz "tanrı hayvanları insanlara hizmet için göndermiştir, insan doğanın en üstündeki varlıktır" vs diyorsunuz ya, 300 milyon yıl önce nerede lan bu insanlar? mesela dinazorlar varken biz nerdeydik? tanrı milyar yıllık canlılık tarihini yaşatmış ve 6-7 milyon yıl önce mi insanı yaratmış? (6-7 milyon yıl diyorum çünkü daha önce insana ait fosil yok!)
evrimi maymundan gelme sanan cahil takımı olarak hiçbirine cevap veremeyeceğinizi biliyorum, fakat ola ki verdiniz, eliniz değmişken şunlara da verin; (#11797996)
ha bir de aklıma geldi! atrofi beyinli koyun şakirtler, kitlesel yok oluşlarla türlerin %80-90'ının yok olduğunu bilmezler. dünya tarihinde bu kitlesel yok oluşların 4 kere meydana geldiğini biliyorum *. birisinde de dinazorlar yok olmuştu. dünyadaki tüm türlerin %90'ı yok olmuşken yeni yeni türler nasıl meydana geldi bu konuda da bilgi açlığımı giderirseniz minnettar olurum.
savunanlara hayvan dendiğinde hakaret diye algılayanların teorisi. milyon kere aksi ispat edilmiştir ama bilimsel görüneceğim diye hala debeleniyorlar.tanıdığım bir kızcağız vardı' tutturmuşlar bir maymun diye halbuki evrim teorisi tek hücreli ve sürüngenden gelir cahiller' diye debelenmişti. sürüngen dense daha çok hoşuna gidecek zağar?????
gerçek bir kanıt getirmeden sadece bir tahminden öte gitmeyen hipotezleri bilimsel ispat diye yutturmaya kalkanlara cevap verilmiştir. hipotez ile kanıt arasındaki farkı bilmeyip hipotezi gerçek kabul eden cahiller müstesna.
bu konuda onlarca mesajım var. henüz cevap alınamamış soruylar içeriyor. evrimi ispatlayın denildiğinde ama yaradılış hede hödö yapanların amacı zaten başka. siz önce evrim teorinize yönelik sorulmuş sorulara bilimsel kanıt gösterin, konuyu saptırmayın. bilimsel kanıtın özelliği tekrar test edildiğinde aynı sonuçları verebilmesidir birilerinin iddaa tahmini gibi ürettiği hipotezler değil.
masal anlatmayı bıraktığınızda evrim ile ilgili tüm başlıklarda sormuş olduğum sorulara karşı bilimsel kanıtlarınızı ortaya koyun, özelden mesaj atın gerçekten bilimsel bir tartışma yapalım. yoksa epistemolojik kuramlardan bile habersiz papağanlara ayıracak vaktim yok benim.
bilim adamlarının yıllarca yaptıkları deneyler testler araştırmalar sonucu oluşturdukları bilimsel makaleleri bir çırpırda oturduğu yerden yok sayacak kadar körelmiş beyinler için :
Yaradılışçılar fosil kayıtlarını pek severler, çünkü birbirlerine sürekli "fosil kayıtlarında bir sürü 'boşluk' var" mantrasını tekrar tekrar söylemeleri (yine diğer yaradılışçılar tarafından) öğütlenmiştir: "Bana 'ara formları' göster!" Bu "boşlukların" evrimciler için bir utanç kaynağı olduğunu çok (ama çok) büyük bir keyifle hayal ederler. Bırakın elimizde hâlihazırda inanılmaz sayıda bulunan ve evrimsel tarihi belgeleyen (üstelik de aralarında harikulade "ara formların" da bulunduğu) fosilleri, aslına bakılırsa, herhangi bir fosili bulabildiğimiz için bile çok şanslıyız. Eğer tek bir vücut bile fosilleşmemiş olsaydı, evrimin kanıtları tamamen sağlam olurdu. Kazabileceğimiz zengin fosil madenlerine sahip olmamız tam anlamıyla bir "ikramiye" ve her geçen gün daha çok fosil keşfediliyor. Pek çok hayvan grubuna ilişkin fosil kanıtları muazzam bir güce sahip. Fakat elbette her şeye rağmen boşluklar var ve yaradılışçılar o boşluklara hastalıklı bir sevgi duyuyor.
Gelin, dedektifin hiçbir görgü tanığının bulunmadığı suç mahalline geldiği benzeşimimize geri dönelim. Baronet vurulmuştur. Tabanca üzerindeki ter izinden elde edilen DNA, parmak izleri, ayak izleri ve güçlü bir motivasyon, suçlunun uşak olduğuna işaret ediyor. Bu hemen çözülebilecek bir vaka gibi görünüyor, nitekim hem jüri hem de mahkemedeki diğer insanlar cinayeti uşağın işlediğine ikna olmuş görünüyorlar. Fakat uşağın suçlu olduğu kararına varacağı her halinden belli olan jüri karar almak için mahkeme salonundan çıkmadan hemen önce yeni bir kanıt ortaya çıkıyor: birisi baronetin eve hırsızlara karşı gizli kameralar koydurduğunu hatırlıyor. Herkes nefesini tutmuş bir şekilde kamera kayıtlarını izliyor. Kayıtlardan biri uşağın çekmeceyi açtığını, içinden tabancayı çıkarıp doldurduğunu ve yüzünde habis bir ifadeyle sinsice odadan çıktığını gösteriyor. Bu kaydın davayı iyice uşağın aleyhine çevirdiğini düşünebilirsiniz. Ama acele etmeyin. Uşağın savunma avukatı kurnazlıkla, cinayetin işlendiği kütüphanede ve uşağın odasına giden koridorda hiçbir gizli kamera olmadığına dikkat çekiyor. işaret parmağını o avukatlara özgü ikna edici havayla sallıyor. "Kamera kayıtlarında bir boşluk var! Uşak odasından çıktıktan sonra neler olduğunu bilmiyoruz. Müvekkilimin mahkûm edilmesi için yeterli kanıt olmadığı çok açık."
Savcı, beyhude bir çabayla, bilardo odasında ikinci bir kamera olduğuna ve bu kameranın açık kapıdan koridoru da çeken kayıtlarının elinde hazır silahı ile parmak ucunda koridor boyunca kütüphaneye doğru ilerleyen uşağı gösterdiğine dikkat çekiyor. Bu görüntülerin kamera kaydındaki boşluğu doldurduğu aşikâr değil mi? Uşağın suçlu olduğunun kanıtları şüphe götürmez değil mi? Ama hayır. Savunma avukatı, muzafferane, son kozunu oynuyor. "Ama uşak bilardo odasının açık kapısının önünden geçtikten sonra ne olduğunu bilmiyoruz ki. Bu durumda artık kamera kayıtlarında iki boşluk var. Jürideki sayın baylar ve bayanlar, başka sözüm yok. Son bilgiler ışığında müvekkilime karşı öncekinden de az kanıt bulunmaktadır."
Fosil kayıtları bu cinayet öyküsündeki gizli kameralar gibidir, yani aslında sahip olmayı beklemeye bile hakkımızın olmadığı bir "ikramiyedir." Zira hâlihazırda zaten uşağın suçlu bulunması için fazla fazla kanıt bulunmaktadır ve zaten jüri gizli kamera kayıtları ortaya çıkmadan hemen önce uşağın suçlu olduğuna karar vermek üzeredir. Benzer şekilde, evrimin gerçek olduğuna dair, günümüzde yaşayan türlerin karşılaştırılma çalışmalarından ve coğrafî dağılımlarından elde edilen fazla fazla kanıt bulunmaktadır. Fosillere ihtiyacımız bile yok; evrimin gerçekliği onlarsız bile su götürmez; bu durumda fosil kayıtlarındaki boşlukları sanki evrime karşı kanıtlarmış gibi kullanmak tam bir çelişki. Dediğim gibi, fosillere sahip olduğumuz için bile şanslıyız.