evrim teorisi

entry3509 galeri178 ses2
    951.
  1. bilimselliğinden şüphe edenlerin taşlandığı tabu.
    0 ...
  2. 952.
  3. 1-tek hücreli canlıdan evrilmek
    2- göremediğim bir amca tarafından topraktan yaratılmak
    neden bilinmez ama ilk şık bana daha bi mantıklı geldi.
    1 ...
  4. 953.
  5. Tüm gelişmiş ülkelerin aksine Türkiye'nin demir perdesinin dışında kalmış teoridir. Yine de güzel bir ders konusudur: http://www.youtube.com/watch?v=bw9fwNSp8vs
    0 ...
  6. 954.
  7. bazı bilgisizler, kitap okuma noksanlığı olan insanlar tarafından malesef bu teori "karışım" gibi saçma sapan kelimelerle beraber kullanılmıştır.

    bilmeyenler için; evrim teorisi insan-maymun karışımını değil, insan ırkının maymun ırkından geldiğini anlatmaya çalışan bir teoridir. teori şeklinde kalmış, kanunlaşmamıştır.

    hala anlamayan arkadaşlar için evrimi tanımlamak gerekirse "Evrim, bir canlı popülasyonunun genetik kompozisyonunun zamanla değişmesi anlamına gelir"
    0 ...
  8. 955.
  9. Eger yaratılışçılık, iddia ettikleri gibi alternatif bir teoriyse,
    mevcut gözlemleri ve evrim teorisinin iyi ya da kötü açıkladığı noktaları aynı başrıyla veya daha iyi açıklayabilmelidir.

    Köpeklerin fazlalık parmağı

    Köpeklerin ayağının arka üst kısmındaki o küçük uzantı nedir? Hiç bir işe yaramadığına göre bu parçanın varlığının sebebi nedir?
    Tanrı'nın gereksiz yere böyle bir uzantıyı yaratması mı daha mantıklı bir açıklamadır,
    yoksa bu uzvun artık işe yaramadığı için evrim sürecinde yok olmakta olan beşinci bir parmak olması mı? Nitekim,
    kurtların, kedilerin ve kaplanların da aynı uzvu vardır.

    Parmaklarımız

    Mesele şu ki, 5 tanedir. Bu da bizi memeliler sınıfına sokar.
    Tüm memelilerin kol veya kol yerine geçen uzuvlarında 5 parmak veya parmak kalıntıları bulunmaktadır.
    Tipik 5 parmak yapısına tam uymayan canlılarda fosil kayıtlarına bakarak bu sayıdaki azalmayı gözleyebiliyoruz.
    (Örneğin atlarda). Fakat prensip aynı. Memelilerin 5 parmağı vardır. Bunu gerektiren doğru dürüst bir sebep olmadığı durumlarda bile.
    Örneğin neden balinaların yüzgeçlerinin altına gömülmüş 5 kemik uzantısı bulunur?
    Neden yarasaların açıkça beş uzantıyla ayrılmış kanatları bulunur? Bunların dizayn benzerliği olması mı daha iyi bir açıklamadır,
    yoksa tüm memelilerin ortak bir atadan gelmesi mi? Bazı memeliler bu 5 parmağın tümünü hala kullanır, bazıları birkaçından kurtulmuştur,
    bazıları ise hala işe yaramayanları taşımaktadır. (Örneğin yunuslar).

    Yılanların ve balinaların kalça kemikleri

    Boa yılanı, piton yılanı ve kör yılanların tümü vücutlarına gömülmüş,
    tamamen işe yaramaz birer bel kemiği artığına sahiptir. Aynı zamanda balinalar da.
    Niçin bir yaratıcı böyle yaratıkların vücuduna o yaratıklar için tamamen işe yaramaz olan ve tamamen bel kemiğinin
    evrimsel bir kalıntısı gibi görünen böyle kemikler koymuştur? Ayrıca piton ve boalarda pençe artığı birer kısım da bulunmaktadır.

    Tavukların ayakları

    Tavukların ayaklarının alt kısmı tüyle örtülü değildir. Pullarla örtülüdür. Eğer bu tavukların reptil
    atalarından kalma bir kalıntı değilse nedir?

    Erkeklerin memeleri

    Tanrının erkeklerde hiçbir işe yaramayan memeler ve bu memelerin altında meme dokusu yaratmasının ne sebebi olabilir?
    Hele de önce Adem'i yarattığı ve Havva'yı sonradan ona eş olsun diye yarattığı düşünülürse. Bu meme dokusu ergenlikte
    uygun hormonal sinyali almadığından erkeklerde hiçbir zaman iş gören gerçek memelere dönüşmez. Bunun cinsiyetin yaşam süresi
    boyunca değişebilir olduğu ilkel atalarımızdan kalma bir evrimsel kalıntı olması mı daha olası bir açıklamadır
    (nitekim bazı balık ve reptil türleri normal ömürleri boyunca birkaç kez cinsiyet değiştirirler),
    yoksa bir yaratıcının insanları böyle işe yaramaz parçalarla donatmış olması mı?
    Ayrıca kötü tasarımın birbaşka örneği: Niçin testisler vücudun içinden (kadınlarda yumurtalıklara karşılık gelen yerden) aşağıya,
    normal bölgelerine inmek zorundadırlar? (Ki nitekim bazen inmeyip sağlık sorununa yol açarlar).

    Kör mağara balığı

    Neden mağaralarda yaşayan bazı balık türleri ve diğer tür canlıların (örneğin yarasalar) işlev görmeyen gözleri vardır?
    Evrim süreci kör işlediği için böyle tuhaflıklara yol açabilir ama bilinçli ve sonsuz güçlü bir yaratıcıdan
    beklenecek şeyler midir bunlar?

    "Plantaris" kası

    insan bacağının alt kısmındaki "plantaris" kası maymunlarda işe yarayan birkastır.
    Tüm ayak parmaklarının bir anda esnemesini sağladığından ayakları kullanarak ağaçlarda daldan dala atlarken faydalıdır.
    insanlarda ise yok olmaya yüz tutmuştur. Ayak parmaklarına kadar ulaşmaz bile, "Achilles tendon"una kadar inip yok olur.
    insanlarda bu kasın bulunmasının maymunlarla bir akrabalık haricinde mantıklı bir açıklaması aklınıza geliyor mu?

    Köpek dişleri

    insan vücudunun evrim olmadan doğru dürüst açıklanamayacak birbaşka özelliği köpek dişleridir.
    Üst köpek dişlerimizin kökleri diğer dişlere göre çok daha iridir. Örneğin maymunlarda bu dişlerin iriliği daha da belirgindir.
    Fakat bizlerde bile elinizi dişetinizde gezdirdiğinizde bu gereğinden iri kökleri farkedersiniz.
    Daha ilkel türlerden evrimleşme haricinde bunun daha tutarlı bir açıklaması aklınıza geliyor mu?

    Ensenin arkasındaki tüyler

    Neden insan korktuğunda ensesinin arkasındaki tüyler diken diken olur? Evrimsel biyolojiye göre bu memeli atalarımızdan kalma
    bir tepkidir. Diğer memeliler (kedileri düşünün) tehlikeli durumlarda tüylerini kabartırlar.
    Bu hayvanı daha iri ve korkutucu gösterir. Biz belli ki bu sinyali çoktan terkettik,
    fakat geriye korktuğumuzda ensemizde oluşan bu etki kaldı.

    Kuyruk Sokumu

    Röntgende veya bir iskelette incelendiğinde kuyruk kalıntısı gibi görünür. Günümüzde kesinlikle hiçbir işlevi yoktur ve eğer
    bu kemiğinizi kırarsanız büyük ihtimalle Tanrının neden böyle gereksiz ve başbelası bir organı yarattığını merak edersiniz.

    Doğum anormallikleri

    Zaman zaman kuyruklu veya vücudu tüylerle kaplı bebekler doğar. Kuyruklu doğum pek çok kişinin zannettiğinden çok
    daha yaygın bir olgudur ve karşılaşıldığında hemen cerrahi müdahaleyle kuyruk alınır. Çocuğa ise genellikle birşey söylenmez.
    Kürklü insanlara ise bir örnek meşhur Meksikali bir ailedir. Bu kişilerin pek çoğu sirkte çalışmıştır.

    Ayrıca, bir not olarak şunu eklemek gerekir ki, yaratılışçıların imrendiği, herkesin dine inandığı o eski günlerde bu tür
    doğum anormalliklerinde, örnegin çocuk kuyruklu doğduğunda, bu çocuklar seytanın çocuğu kabul edilir ve hemen öldürülürdü.
    Tabi anneleri de onlarla birlikte. (Cadı oldukları için).

    Apandis

    Apandis gibi hiçbir işe yaramayan bir organ niye vardır? Bir faydası olmadığı gibi,
    zaman zaman iltihaplanarak hayatı tehlikeye sokan sorunlara da yol açmaktadır.
    Bunun artık işe yaramayan evrimsel bir artık olması dışında, yaratılışçıların yapabileceği tutarlı bir açıklama var mıdır?

    işe yaramayan genler

    Bu genler 1994'te keşfedilmistir. Bunlar artık işe yaramayan fakat DNA ile birlikte fazlalık bir yük olarak taşınan gen artıklarıdır.
    Ayrıca zaman içinde değişirler. Nesilden nesile taşınırlar. Ayrıca evrimsel soyağacı çıkarmada da çok faydalıdırlar.
    iki organizmanın en son ortak atası birbirinden ne kadar uzaksa bu iki organizma arasındaki işe yaramayan
    genlerin ortaklığı da o ölçüde az olacaktır. Şempanze ile insanın işe yaramaz genleri karşılaştırıldığında farklılık çok azdır.
    Bir kemirgeninkiyle karşılaştırıldığında daha fazla, bir tahıl ile karşılaştırıldığında ise çok daha fazladır.

    C vitamini

    insan bünyesi C vitaminine ihtiyaç duyar. Eğer düzenli bir biçimde bu vitamini almazsak iskorbit hastalığına yakalanır ve
    zaman içinde ölürüz. insan bünyesinde C vitamini üretmek için gerekli gen yukarıda bahsettiğimiz işe yaramaz genlerden biridir.
    Halbuki örneğin köpeklerin bünyelerinde bu aynı gen iş görür ve köpekler kendi C vitaminlerini kendileri yaparlar.
    Dışarıdan almaya ihtiyaç duymazlar. Acaba Tanrı neden köpekleri daha fazla sevmiştir bu konuda?
    Eski yüzyıllarda uzun deniz yolculuklarına çıkan gemiciler bu hastalıktan ölürken gemideki köpeklerin başına birşey gelmemiştir.
    Eğer bu olay evrimsel süreçteki kör rastlantı sonucu değil, bilinçli bir tasarım ürünü olarak oluştuysa,
    belli ki Tanrı gemi yolculuğuna çıkacağını bildiği kullarını değil, gemideki köpekleri kollamayı tercih etmiştir.

    insülin

    Günümüzde şeker hastalarının kullandığı tüm insülin genetik mühendisliği yoluyla genlerinde değişiklik yapılmış
    E.coli bakterisi (ki bu bakterinin normalde yaşadığı yer insan kalın bağırsağıdır) yoluyla üretilir.
    Gerçek insan genleri rekombinant teknikleri kullanılarak bakterinin DNA'si içine katılmıştır.
    Böylece bu bakteriler bildiğimiz insan insülini üretirler. Öyle gözüküyor ki bizi insan yapan biyokimyasal
    yapıyla mikropları mikrop yapan biyokimyasal yapı aynıdır ve görüldüğü gibi birbiriyle kolayca değiştirilebilmektedir.
    Bu biyokimyasal bir ortaklıktan başka ne anlama geliyor olabilir sizce?

    Göz

    Göz denen organ söz konusu olduğunda yaratılışçılar önce tipik söylemleri olan göz gibi bir organın basitten karmaşığa gelişemeyeceği,
    yarım bir gözün hiçbir işe yaramadığını falan söylerler.
    Fakat Darwin'in bile o zamanlar gözlediği göz gelişiminin çeşitli aşamalarındaki canlılar bunu çürütmekte ve tam tersi
    evrim lehine delil üretmektedir. Birkaç tane ışığa duyarlı hücreden, fincan şeklinde fakat merceksiz reseptörlere,
    oradan insan gözünden çok daha keskin kartalların gözüne kadar çeşit çeşit gelişmişlik düzeyinde göz bulunmaktadır doğada.
    Yarım gözle veya 1/100'luk gözle yaşayan pek çok canlı bulunmaktadır, günümüzde bile.

    Ayrıca, insan gözü, bir mühendislik hatasıdır! Retinanın içi dışı terstir.
    Sinirler ve kan damarları retinanın ışığa duyarlı kısmından geçerek bir kör nokta oluştururlar ve ışık reseptörü hücrelerinin
    önünde dağılırlar. Böylece ışık bu fiberleri geçip reseptörlere ulaşmak zorundadir. Neden sinirler ve damarlar
    reseptörlerin arkasında değildir? Böylece yoldan çekilmiş olurlardı ve bir kör noktamız olmazdı.
    Örneğin mürekkep balığının gözleri öyledir. Evrim elindeki materyalle çalışmak zorunda olduğundan,
    ancak eldeki mevcut sistemi kullanabilir adapte olmak için. iste bu durum bu tür tuhaflıklara yol açabilir.
    Mutlak bir yaratıcı böyle bir hata yapar mıydı? Hele de daha önce yarattığı canlılarda bu hatayı yapmamışken.

    Bu arada, gözde başka bir kötü tasarım örneği: insan gözünün görme açısı 120 derecedir ki bu yanları ve arkayı doğru dürüst
    görmemize engeldir. Örneğin kuşlarinki türünde bir göz yerleşimiyle görme açısı cok daha artmakta ve arkayı kısmen
    görmek de mümkün olmaktadır. Gözün odaklanma hızının AZLIĞI da bir baskası. Bazı yaratılışçıların iddialarının aksine.
    Sonuçta göz, eğer bir kusursuz yaratıcının tasarımıysa, kusursuz bir yaratıcı için fazla kusurlu bir yaratımdır.

    Mikroorganizmalar

    Mikroorganizmalar niye vardır? Bunların yaratılmasının mantığı nedir? Ayrıca Nuhun gemisine mikroorganizmalar
    nasıl alınmış ve yerleştirilmiştir? (Nitekim sayısız mikroorganizma vardır dünyada ve pek çoğu ancak belli ortamlarda yaşar).

    insan embriyosu

    insan embriyosu, gelişme sürecinde, özellikle çok küçükken kuyruğa ve solungaç yarığına sahiptir.
    Tüm memeli, kuş, reptil, amfibi ve balık embriyoları da öyle. Embriyonun gelişim sürecini herhangi bir biyoloji
    kitabından kare kare izlerseniz, bunu kendi gözlerinizle görebilirsiniz. (Evet, Haeckel benzerlikleri vurgulamak
    için çizimlerinde değişiklik yapmıştır ve emriyo sürüngen ve maymun aşamalarından geçmez, ama kuyruk ve solungaç yarıklarını
    Haeckel icat etmedi. Onlar oradadır).

    Yirmilik dişler

    Çoğu kişinin ağzı yirmi yaş dişlerinin tam olarak çıkmasına izin vermeyecek kadar küçüktür.
    Bazılarında bu dişler hiç dişarı çıkmaz, bazılarında ise örneğin üsttekiler çıkıp alttakiler çıkmaz (ya da tersi)
    ve bu yüzden bu dişleri çiğneme için kullanamaz pek çok kişi. Pek çok kişide bu dişler çürümeye ve ağız problemlerine yol açmaktadır.
    Öyleyse, ya bu dişler evrimsel bir kalıntıdır, ya da yüce yaratıcı tuhaf bir iş yapmış ve ağzımıza bu hiçbir işe yaramayan ve
    sadece dert kaynağı olan fazlalık dişleri koymuştur.

    Ani irkilmeler

    Her insanın zaman zaman yaşadığı ani irkilmelerin veya uykudan irkilerek uyanmalarin sebebi nedir?
    Evrimin güzelliği böyle ilgisiz görünen konuları bile açıklayabilmesidir. Örneğin evrim biyolojisine göre bu tür
    irkilmeler ağaç dallarında uyuduğumuz zamanlardan kalma evrimsel bir tepkidir.
    Denge hissinde olan en ufak bir değişiklik veya çevredeki bir ani hareket, bizde bu ani irkilmelere sebep
    olmakta ve eğer uyuyorsak uyandırmaktadır. Peki yaratılışçılığın bu irkilmeler için açıklaması nedir? Daha doğrusu
    "Tanrının işine akıl sır ermez" sözünden başka bir açıklamaları var mıdır?

    Fosiller

    Fosiller yaratılışçıların her zaman başını ağrıtmıştır. Her şeyden önce, soyu tükenmiş türlerin mükemmel bir yaratım ürünü
    olan bir evrende işi yoktur. Ayrıca bir diğer sorun da, fosillerin çok fazla çeşit ve sayıda olmalarıdır. Yaratılışçılar,
    soyu tükenmiş canlılara ait yorum yaptiklarında genellikle çok komik duruma düşmektedirler.

    Örneğin yaratılışçılar tarafindan bu konuda yapılan birkaç yorumun örneği:

    * Dinozorlar çok büyük olduklarından Nuh'un gemisine sığmadılar ve çamura gömülüp öyle ölüp kaldılar.
    (Dinozor çağının çok daha küçük yaratıklarına ne demeli peki? Hem hani Nuh bütün canlılardan birer çift almıştı gemisine?
    Hem zaten dinozorların nesli 50 milyon yıl önce tükenmiştir. Hani Nuh tufanı 6500 yıl önce olmuştu?)

    * Soyu tükenmiş canlılar Nuh'un gemisindeydi, fakat sonradan öldüler.
    (Acaba Nuh Seismosaurus ve T-Rex gibi devasa dinozorları gemisine nasıl sığdırdı?)

    * Fosiller canlı kalıntısı değildir. Şeytanın veya materyalist bilimin uydurması olan şeylerdir.

    * Fosiller canlı kalıntısı değildir, Tanrı tarafindan inancımızı sınamak için yaratılmış şeylerdirler.

    Açıklama yapmak zorunda bırakıldıklarında yaratılışçıların ağzından bu konularda çıkabilecek iddialarin içeriğine bir bakın,
    sonra da gelin evrime saldırırken gösterdikleri sofistike performans ile karşılaştırın.
    Evrime saldırırken bilimsel görünen ve moleküler biyolojiden, vs örnekler veren bireylerin,
    son derece basit sorulara gelince nasıl saçmalayabildiğini görmek insana hayret veriyor.

    Geçiş fosilleri

    Yaratılışçıların cahil olanları basitce "Ara geçiş formu yoktur" deyip çıkarlar işin içinden.
    Konuyla ilgili daha fazla okumuş ve muazzam sayıdaki fosil bulgusunun birkaçından haberdar olan biraz daha fazla bilgi sahibi
    yaratılışçılar ise, kademeli geçişi gösteren örneklerde bile sadece bir noktada çizgi çekip, örneğin şu taraf insan,
    şu taraf maymun der çıkar işin içinden. Eğer birbaşka fosil daha bulunur ve tam bu iki bölgenin arasına denk gelirse,
    bunu sadece alt ya da üst gruptan birine dahil etmekle yetinirler. Gelişimin aşamaları ne kadar açıkça görünüyor olursa olsun,
    geçiş görmemekte direnir ve ara geçiş fosili eksiğinden yakınmaya devam ederler. A ile C arasında geçiş formu olmadığını söylerler.
    Bir süre sonra B bulunduğunda, bu sefer, A ile B ve B ile C arasında ara geçiş formu olmadığını söylemeye başlarlar.
    Ne kadar örnek getirirseniz getirin bu onları tatmin etmeye yetmez, çünkü ara geçiş formu olmadığını baştan kabul etmişlerdir.
    işin komiği değişik yaratılışçı uzmanlar, örnegin insan ile maymun arasındaki çizgiyi değişik noktalarda çekmektedirler.

    Çakal benzeri bir yaratığın balinaya dönüştüğü fikrini reddederler, fakat hemen ardından bilim adamları Ambulocetus,
    Pakicetus, Prozeuglodon ve pek çok diğerlerini çıkarır.

    Kertenkeleler kanat geliştirip kuş tüyü çıkaramazlar derler, ardından Archaeopteryx bulunur.
    Tabi bunun sahte olduğunu iddia ederler. Ama hemen ardından Protoavis, Sinornis, Hesperornis ve Ichthyornis gelir.

    Evrimcilerin tüm kara canlılarının denizden çıktığını söylemesine karşılık, nerede ara formlar diye sorarlar,
    karşılarına Eusthenopteron, Panderichtys ve Acanthostega getirildiğinde bunu görmezden gelirler.

    insan ile maymun arasında geçiş yoktur derler, ardından Lucy örnek verilir (Australopithecus afarensis), fakat bunu beğenmez,
    başka geçiş formları sorarlar. Sonra A. ramidus, africanus ve H. Habilis ve Erectus getirilir örnek olarak,
    aşamalı geçişi gösteren her örnekten sonra, o örneği bir tarafa (insan ya da maymun) dahil edip başka örnek istemeye devam ederler.

    Tabi bunlar yaratılışçıların biraz daha işin içinde olanlarının yaptıkları.
    Yaratılışçılığa inanan pek çok kişinin bu bulgulardan haberi bile yoktur.

    insan Gen haritası

    Gen haritasi projesi DNA?mızı daha eski türlerden miras aldığımızı kanıtlamıştır.
    Reptillerle, böceklerle, bakterilerle, solucanlarla ve balıklarla ortak genler paylaşıyoruz.
    Çok sayıda işe yaramaz DNA'ya sahibiz ve bunun tek açıklaması bu DNA'ları miras aldığımız ilkel türlerdir.
    Tüm bilim adamları bu bulgulardan emindir.

    Bu örnekler sayı olarak çoğaltılabilir. Evrimin yığınla kanıtı olduğunu hep söylüyoruz.
    Fakat bu kadar örnek bahsettiğimiz noktayı göstermek için yeterlidir. O da evrimin bir gerçek olduğu,
    "Evrim Teorisi" nin adına hala teori denmesine rağmen ("izafiyet teorisi" gibi) aslında artık bir bilimsel gerçek
    olduğu ve bilim dünyasında işin gerçekten içinde olan hiçbir uzmanın artık bundan şüphesi olmadığıdır.

    Amerikan NAS (National Academy of Science-Ulusal Bilimler Akademisi)'nin ünlü evrim-yaratılışçılık
    mahkemesinde bilirkişi raporu olarak sunduğu, tümü nobel ödüllü bilim adamları tarafindan yayınlanan bildiri ve buna
    dayanarak mahkemenin evrimci kanat lehine karar vermesi bunun bir göstergesidir.

    Evrimi bilim adamları tartışmaz. Daha doğrusu bilim adamları evrim var mıdır, yok mudur diye tartışmaz.
    Evrim nasıl olmuştur diye tartışır. Evrimin var olup olmadığını tartışanlar hala dinin etkisinden kurtulamamış,
    evrime karşi çıkarak farkında olmadan bilime, gelişmeye ve uygarlığa karşı çıkan, içlerinde iyi niyetli
    ve halk için iyilik yaptıklarını zanneden, fakat bu uğurda, topluma ve insan uygarlığına en büyük kötülüğü
    yaptıklarının ve geriliğe, karanlık çağlara, ilkelliğe, cahilliğe ve despotluğa yol açtıklarının bilincinde olmayan dinci kesimdir.

    işin tuhaf yanı, evrime inanmıyorlarsa, bu ve bazi başka konularda kendi teorilerine dayanarak açıklama getirmeleri beklenir,
    fakat yaratılışçılardan bu konuda çıt çıkmaz. Kutsal kitaplardaki yaratılış hikayesiyle çelişmeyen bir alternatif açıklama
    yapmaya yeltendikleri durumlarda ise oldukca komik duruma düşerler.

    Eger yaratılışçılık, iddia ettikleri gibi alternatif bir teoriyse, mevcut gözlemleri
    ve evrim teorisinin iyi ya da kötü açıkladığı noktaları aynı başrıyla veya daha iyi açıklayabilmelidir.
    Peki yaratılışçıların bu konulardaki açıklamaları nerededir?

    Örneğin, yaratılışçılık teorisine göre evren ve canlılık ne zaman yaratılmıştır?

    Tüm canlılar bir arada mı, yoksa kademe kademe mi yaratılmıştır? Eğer kademe kademeyse, hangisi önce,
    hangisi sonra ve hangi sırayla yaratılmıştır? Canlılarda hiç mi değişiklik olmaz, yoksa biraz olur mu?
    Olursa ne kadar olur? Ve en önemlisi, nasıl olur?

    Neden fosil yataklarında değişik dönemlere ait kademe kademe canlı kalıntıları var? Neden bir tabakadaki canlı
    kalıntıları diğer tabakadakilere uymuyor? Neden aralarında geçişler gözleniyor?

    Bunca canlı türünün yok olmasının sebebi nedir? (şimdiye kadar yaşamış canlıların %99'undan fazlasının soyu tükenmiştir).
    Allah soyunu tüketeceği bunca canlıyı niye yaratmıştır?

    Dinozorları ve soyu tükenmiş diğer canlıları yaratılışçılar Nuh tufanıyla açıklamaya kalkıyorsa eğer
    (ABD'deki yaratılışçıların yaptığı gibi), o zaman zaten büyük bir saçmalığın içine batiyorlar demektir.
    Nuh tufanı efsanesinin elle tutulur yanı yoktur. (Lütfen bu sitedeki bu konuyla ilgili yazıyı okuyunuz).
    Çocukların bile gördüğü yüzlerce saçmalığı vardır bu hikayenin.

    Uzun lafin kısası, yaratılışçıların yaptığı şey evrime saldırmaktan ibarettir. Evrim-yaratılışçılık tartışmalarında
    (halk önünde yapılanlar, vs dahil), tek yapılan insan etkileme ve tartışma teknikleri (demogoji, vs)
    kullanarak tartışma sanatı sergilemektir. Evrimcileri savunma pozisyonunda tutup olur olmadık iddialarla
    evrim teorisine saldırıp dururlar. Unutmayın, maksat polemik yapmaksa en sağlam şeylere bile saldırırsınız.
    Rüyada olmadığımızı ve dış dünyanın gerçek olduğunu kanıtlamaya bir çalışın bakalım? Böyle bir konunun ne kadar derinine inerseniz,
    o kadar polemik yapabilir, o kadar kafa karıştırabilirsiniz. Birisi matematiksel denklemlerle 1=2'yi kanıtladığını bile iddia etti
    bir tarihte. Ciddiye alanları ise karatahta başında uzun uzun denklemlerle oyaladı durdu.

    Birşeye karşı gelmek istiyorsaniz, yerçekiminin olmadığı, 1'in 2'ye eşit olduğu,
    dünyanın yuvarlak olmadığı gibi konularda bile polemik yapabilirsiniz. (Dünyada hala dünyanın düz olduğuna inanan insanlar
    olduğunu biliyor muydunuz? Hatta örgütleri bile var "Flat earth"culer diye).

    Kısacasi, yaratilişcilar evrimi tartişmaya gelince ahkam kesmeyi bilirler. Fakat yaratilişciligi tartişmaktan kacarlar.

    Çünkü yaratılışçılık alternatif bir bilim değil, sadece evrime karşı çıkma bilimidir. Yaratılışçılıkla ilgili tüm kitaplar,
    web siteleri, vs. de ortak olarak gözleyebileceğiniz tek sey evrimin sağına soluna saldırma gayretleridir.
    Sorulara alternatif cevap verme gayreti değil.

    ABD'deki yaratılışçılar yine de biraz daha benzetmişlerdir fikirlerini teoriye.
    Sorulan sorularin bazılarına alternatif açıklamalar vermeye çalışırlar.
    Ama bizim yerli yaratılışçılarda (örneği Harun Yahya'nın sayfasında),
    öyle birşeye rastlayamazsınız. Doğayla ilgili hiçbir gözleme, yukarıda sözünü ettiğim noktaların hiçbirine verilmiş
    doğru dürüst bir yanıt ve açıklama bulamazsınız.

    Çünkü açıklama yapmaya kalkarlarsa, dini kaynaklarla çelişmemek zorundadırlar.
    Bu da günümüz bilimiyle örtüşen tutarlı açıklamaları imkansız hale getirir.

    Örneğin yaratılış hikayesinin Kuran'da nasıl geçtiğine bir bakalım:

    Allah bir gün melekleriyle otururken, canı birden bire Adem'i yaratmak ister ve 'ben yeryüzünde bir Halife yaratacağım' der.
    Fakat melekler bu işten hoşlanmazlar ve 'kanlar akıtacak birini mi var edeceksin?' derler.
    Fakat Allah 'sizin bilemeyeceğinizi herhalde ben bilirim' der. (Bakara-30)

    Meleklerin uyarisina aldırmayan Allah, 'kuru çamurdan, degişken balçıktan' iki eliyle(!) (Sad-75) biçim verip (Secde-9) insani yaratip,
    ona kendi ruhundan üfler. (Hicr-26-28-29) Daha sonra yarattığı insandan (ki bu insan Adem'dir), onun eşini yarattı.
    (Zumer-6) Bu eşin adı batı dillerindeki karşılığı 'Eve' olan 'Havva'dır. Kuran'da Havva adı geçmez, pek fazla da konu edilmez.

    Ademi yarattıktan sonra, meleklerle Adem'i bir araya getirip, hepsini imtihan eder. 'Eger sözünüzde samimi iseniz,
    onlarin ismini bana söyleyin' der. ('Onların ismi' ne demektir bilinmez, çünkü Kuran bu konuyu açıklamıyor.)
    Melekler 'onların ismini' bilmediklerinden cevap veremezler. Daha sonra Allah Adem'e dönerek;
    'Ey Adem haber ver onların adlarını' der.

    Adem 'onların ismini' şakır şakır söyler. Fakat Allah burada hile yapmıştır, çünkü imtihandan önce 'onların ismini'
    Adem'e öğretmiştir. (Bakara-31-32-33)

    Bu şekilde Adem'in daha , üstün olduğunu ispatlayan Allah, bütün meleklerden Adem'in önünde secde etmelerini ister.
    iblis (Şeytan) dışındakiler, Adem'e secde ederler. (Bakara-34) Allah Şeytan'ın neden secde etmediğini sorduğunda,
    Şeytan gerekçesini söyler; 'beni ateş'ten onu çamur'dan yarattın; ben ondan hayırlıyım.' (Araf-12, Hicr-33)

    Daha sonra Allah ile Şeytan arasında geçen tartışma ise şöyledir:
    'o halde in oradan. Senin haddine mi orada büyüklük taslamak! Hadi çık sen alçaklardansın.' (Araf-13)

    'Dedi: insanların dirileceği güne kadar bana süre ver.' (Araf-14)
    'Buyurdu: 'Süre verilenlerdensin.' (Araf-15)
    'Dedi: Beni azdırmana yemin ederim ki, onları saptırmak için senin dosdoğru yerin üzerine kurulacağım.' (Araf-16)
    'Sonra onlara; önlerinden, arkalarından, sağlarından, sollarından musallat olacağım. Bir çoklarını şükreder bulamayacaksın.' (Araf-17)
    'Allah buyurdu: Çık oradan. Yenilmiş ve kovulmuş olarak. Onlardan sana uyan olursa yemin olsun ki cehennemi tamamen sizden dolduracağım.

    Fakat görüldüğü gibi Araf-12'den başlayıp Araf-19'a kadar olan bölüm, tamamiyle Şeytan'in Allah'a (yani yaratıcısına)
    meydan okuması şeklindedir ve yüce yaratıcı böylesi küstah davranışa karşı hiç bir yaptırım uygulayamamaktadır.
    Ve hatta şeytan kariısındaki aczini, insanlari cezalandırarak gösterir. Çünkü o ana kadar cehennem diye bir şey yokken,
    birdenbire cehennem ortaya çıkıverir. Bu diyalog'da cok daha önemli bir ayrıntı daha vardır; henüz yaratılmış insan
    (Adem ve Havva - 'Sizi bir tek canlıdan yarattı; sonra o canlıdan onun eşini vücuda getirdi...' Zumer-6) Allah'ın yanındayken
    (yani henüz cennet'den kovulmamış), bu tartışma içinde birçok insanlardan bahsediliyor. Allah da daha ortada olmayan insanları da,
    cehenneme dolduracağını söylüyor! Bu iki anlama gelir ya bu olaylar cennette yaşanırken dünyada zaten insanlar vardi,
    ya da Allah ile Şeytan ilerisi icin aralarinda planladiklari olayı, kimseye sezdirmeden dramatize ediyorlar...
    Bana göre ikinci şık daha kuvvetli bir ihtimal. Çünkü büyük bir güce sahip olan Allah'ın,
    kendi yarattığı bir yaratık karşısında bu duruma düşmesi ve durup dururken cehennemden bahsetmesi,
    ayrıca 'yeryüzüne bir halife yaratacağını' (Bakara-30) söylemekle kurgulanmış bir plan hakkında kopya veriyor gibi...

    Hikayenin sonrasi malum; Allah Adem ve Havva'ya cennet'de yaşamalarını, fakat bir ağacın meyvesinden uzak durmalarını söyler.
    Kovulmasına rağmen her nasılsa hala cennet'de bulunan Şeytan, onları kandırıyor ve yasak meyve'den yemelerini sağlıyor.
    Çok kızan Allah her ikisini de 'birbirlerine düşman olarak' (nedense!!?) indiriyor.
    (Araf-24) iyilik ve güzellik tanrısı insanlari (yoksa sadece kadinla erkeği mi?) peşinen birbirine düşman olarak dünyaya,
    ölümlüler olarak gönderiyor.

    Görüldüğü gibi yaratılış ve takip eden olaylar kısaca budur.

    Bu hikayenin elle tutulur yanı var mıdır? Biraz düşününce görülecektir ki yaratılışı çürüten evrim değil, sağduyu ve bilimdir.

    Bilim, ilk insan konuşamaz der, oysa Adem konuşur.

    Bilim ilk 3 Milyar yıl oksijen yoktu der, oysa Adem nefes alır! Yani dünya yaratıldıktan 3 milyar yıl sonra 'yaratılmış' olmalıdır.

    Allah koyun, keçi, sığır, inek yarattım der.

    Bilim ise, böyle hayvan türlerinin doğada bulunmadığını ve bu hayvanların, yabani hayvanlarin birkaç bin sene önce evcilleştirilerek,
    insanlarca "yapay seleksiyon" a tabi tutularak, bu hale getirilmesi yoluyla üretildiğini söyler.

    5.000 sene önce armutun acı, mısırın 2-3 santim olduguna yaratılışçıların itirazi var mıdır?

    Neden insan yaşamayan yoğun ormanlık, vs yerlerde, koyun, keçi; inek; sığır, washinghton portakal vs bulunmaz?

    Yaratılışçılar evrime karşi bilimle saldırıyor izlenimi verirler ama yaratılışçılığı çökerten bilimdir.
    Evrim de zaten bilimin bir parçasıdır. Bilimden bağımsız birşey değildir. Yaratılışçıların evrim karşıtlığı,
    açıkça bilim düşmanlığıdır.

    Sözde bilim ("pseudo science"), insan uygarlığının gelişiminin önündeki en tehlikeli engellerden biridir.
    Yaratılışçılık ise en popüler "sözde bilim" örneklerinden biridir.
    8 ...
  10. 956.
  11. Milli egitimin bioloji kitaplarinda 3 satirla anlatilabilinen teori.
    0 ...
  12. 957.
  13. bilimselliğin en önemli kriterlerini karşılamayan teoridir. örneğin gözlemlenemez, geleceğe yönelik tahminde bulunamaz. hiçbir evrimci insanın 100 milyon yıl sonra nasıl bir canlıya evrileceğini kestiremez. bunun nedeni teorinin her hangi bir formüle sahip olmamasıdır. bu durumda bilimsellikten kasıt nedir a dostlar.
    1 ...
  14. 958.
  15. her şey tamam abi, evrim teorisinin doğru olduğunu kabul ettik.

    ama bu sefer de aklıma başka şeyler takılıyor. biz neden türkiyede atom teorileri, fiziğin temel kuramları ya da taslanın elektromagnetik tasarımlarını tartışmıyoruz da, yine aynı sınıfa sokabileceğimiz evrim teorisi üzerinden hararetli tartışmalar yapıyoruz.

    evrim teorisi, diğer teori ve çalışmalar kadar ciddi bir bilimsel çalışma değil mi yoksa, yok eğer öyleyse neden diğerleri değil de evrim dini bütün olarak tanımlanabilecek bir milletin yaşadığı topraklarda hararetli bir biçim de tartışılıyor.

    avrupada ya da amerika da insanlar bu konuyu televizyonlarda birbirlerine bağırarak tartışmıyorlarken, biz bütün cehaletimizle neden bu konuda birbirimizi yiyoruz?

    yani hakkaten hiçbir pislik yok mu bu işte?

    evrim teorisini anlayınca ya da doğruluğunu kabul edince çağ mı atlayacak bu millet?

    lisede biyoloji dersinde evrimi kavrayınca, süper güç mü olacağız?

    çok daha mühim meseleler var beyler, adı üzerinde bilim, bilim adamı donanımını kullansın ve çalışsın, biz niye birbirimizi yiyelim?
    0 ...
  16. 959.
  17. evrim teorisine inanmak, yolda bulunan 200tl nin orada kendiliğinden bir tesadüf eseri oluştuğuna inanmaktır. oysa bilmezler ki onu oraya birisi düşürmüştür...*
    1 ...
  18. 960.
  19. 961.
  20. 400 milyon yıldır hiç değişmeyen balık ile çürütülen teoriymiş. at yalanı sikeyim inananı demek geliyor insanın içinden. bu arada trt'de iyice stv'ye bağladı o da ayrı bir saçmalık.
    3 ...
  21. 962.
  22. trt'nin iyice zıvanadan çıktığı ve akp'nin resmi televizyonu konumuna yükseldiğini görmemizi sağlayan teoridir. ulan bir balık ile koskoca evrim teorisini çüretebilir misiniz denyolar? başka taktik bulun, mesela inkar politikalarına devam edin. çünkü, konuştukça batıyorsunuz. hepimiz biliyoruz ki, evrim teorisi çok akılcı ve yüzde yüz doğru bir kanundur.
    2 ...
  23. 963.
  24. 964.
  25. masal 1: Bir varmış bir yokmuş. Evvel zaman içinde, kalbur zaman içinde, Avrupa diye bir kıta varmış. Bu kıtanın bir zamanlar garip bir din yorumu varmış, adı da bağnaz ortaçağ hristiyanlığıymış. bu dogmaya göre dünya düzmüş, güneş dünyanın çevresinde dönermiş. dünyanın bir küre olduğunu ileri süren bilim adamları, dünyanın güneş çevresinde döndüğünü anlayan astronomlar dinsizlikle suçlanırmış. engizisyon mahkemelerine göre, dünyayı yuvarlak sananlar allahsızmış, çünkü incilde herşey açıklanmış ve bilim bunu red edemezmiş.

    masal 2: Bir varmış bir yokmuş. Evvel zaman içinde, kalbur zaman içinde, Türkiye diye bir ülke varmış. Bu ülkede garip bir din yorumu varmış, adı da bağnazca müslümanlığı ele almakmış. bu dogmaya göre insan hiç evrilmemiş, allah ol demiş ve insan şıppadanak oluvermiş. insanların da tüm diğer canlılar gibi milyarlarca yılda evrimleşerek bugüne geldiğini anlayan bilim adamları dinsizlikle suçlanırmış. örümcek kafalılara göre evrim teorisine inananlar allahsızmış, çünkü kuranda herşey açıklanmış ve bilim bunu red edemezmiş.
    5 ...
  26. 965.
  27. trt nin rte ye nasıl evrildiğini de açıklamasını istediğim teoridir.
    gerek var mı biliyorum ama...
    1 ...
  28. 966.
  29. "evrim yoktur" diyerek çürütüldüğü sanılan teoridir.*
    2 ...
  30. 967.
  31. an itibariyle haber türk te tartışılan konu.
    0 ...
  32. 968.
  33. sürekli yaratılışla karşılaştırılaran teori. yaratılış bilimsel değildir. bilimsel olmayan birşeyi bir teori ile karşılaştırmak saçmadır. aynı zamanda evrim teorisindeki insan-maymun ilişkisinden dolayı sürekli bok atılıyor. senin atan maymun olsa nolur bilader? havan mı kaçar? çoğu insan benim gözümde maymundan daha düşük mertebede.

    şempanze ile insan arasındaki muhteşem benzerliği de unutmayın.
    http://www.facebook.com/v...61346560488&ref=share (dawkins açıklamış burada benzerliği)

    edit: kanıtlanmış teori kanun olmaz. sonra "evrim kanıtlanmış olsaydı kanun olurdu, hede hödö" demeyin. bakalım wikipedia ne demiş...

    --spoiler--
    Ve genel kanının aksine, kanıtlanan teori (kuram) kanun olmaz. Kanunla teori arasında doğrudan, tamamlayıcı bir ilişki yoktur.Kanunlara örnek olarak verebileceklerimiz şunlardır: mendel kanunu newton un hareket kanunu.Fakat kanunla kuramı yani teoriyi ayırmak gerekir. M-kuramı Evrim Teorisi gibi...
    --spoiler--
    http://tr.wikipedia.org/wiki/Kanun_%28bilim%29
    0 ...
  34. 969.
  35. var mı yok mu diye birbiriyle kapışan insanların olduğu teori. hiç birisiyle tek kelime tartışmam çünkü ben gerizekalı değilim.

    evrim vardır, nasıl olduğu tartışmalıdır.

    olup olmadığını tartışmak cehalettir. ancak nasıl olduğunu tartışıyorsanız, saygım sonsuzdur. nasıl başladı, hangi şartlar neye sebep oldu, ilk canlı nasıl evrildi gibi tartışmaları yapanlara saygım sonsuzdur.
    2 ...
  36. 970.
  37. aslinda gercekligi pek cok veriyle kanitlanmis olmasina ragmen bazilarinin israrla itiraz ettigi teori. bir primattan evrimlesmedik diyelim, nasil olustuk ademle havvadan mi geldik yani, bu mudur alternatif? diyelimki oyle onun kaniti ne diye sormazlar mi. bir kac tane kutsal kitap (-ki tevratta mecaz anlamda olduguna dair fikirler nispeten yaygindir), trt/stv bide adnan oktar disinda bunu kanitlanmis diyen kim var?

    aman herneyse, cani istemeyen anlamaz,evrimide anlamamak icin debeleniolarmis haberim yokmus.

    bu arada duymayanlara mujdeler olsun! bir sure once evrim teorisindeki eksik halka olan kacak arkadasin bir baska deyisle "ara form"un fosili bulunmus. tabi adem baba ve havva anaya saygimiz sonsuz ben oylesine (bkz: gegik olsun)diye araya kattim ...

    ama hersey bi tarafa bulunmasaydi da birsey degismezdi aslinda, cunku mesela darwinin evrim teorisi yaygin bilinen fonksiyonlarinin disinda psikolojide korku ve aliskanliklari aciklayabilmemize yardimci olur. daha da onemlisi kadin- erkek iliskilerini yalnizca evrim psikolojisiyle aciklayabiliriz.

    bu bakimdan darwin ve dusunceleri yok varsayilamayacak yada reddelimeyecek kadar onemlidir.
    0 ...
  38. 971.
  39. evrimi açıklamaya yarar. sanıldığının aksine bir teori değildir. yani aslına bakarsan teoridir ama evrim denen şeyi açıklamaya yarayan bir teoridir. mesela ben de farklı bir teoriyle evrimi açıklamaya çalışabilirim. ismini de murtaza koyabilirim ve buna murtaza teorisi denir. ama bu evrimin varlığına bir halel getirmez. çünkü evrim bir kesinliktir. sadece açıklamaya çalışan teoriler farklılaşabilir.

    yine anlamadın di mi? tahmin etmiştim zaten. yok sana bundan sonra murtaza teorisi falan.
    2 ...
  40. 972.
  41. evrim teorisi ile tanrı inancı sadece yahudilikte ve hristiyanlıkta çelişmektedir arkadaşlar. dindarların karşı çıkmasının sebebi budur. çünkü yahudilikte insan yaratılışı olarak toprak ve suyun birleşimi olarak anlatılmakta , dolayısıyla insan çamurdan meydana gelmektedir denmekte. hristiyanlıkta da benzer bir söylemle birlikte erkeğin eksik olan kaburgasından -ki eksik değil- kadın yaratılmıştır denmektedir. bizim müslümanlarımız da neden karşı çıktıklarını anlamadan evrimi çürütme çabasındalar. evrim teorisi tanrısız değildir. sadece açıklarken -belki bu kelimeyi kullanmalıyım- tanrının insana kadar olan yaratma sürecinin nasıl gelişmiş olacağını anlatmaktadır.
    1 ...
  42. 973.
  43. bazı şeylerin kader yoluna girmesini, değişmesini sağlayanmış.

    (bkz: ben bugün bunu gördüm)
    0 ...
  44. 974.
  45. evrim teorisinin kurucusu kabul edilen charles darwin (1809-1882)in doğumundan otuzyedi yıl önce ölen erzurumlu ibrahim hakkı efendi(1703-1772) canlı yaşamındaki evrimin sünnetullahın bir gereği ve gerçeği olduğunu marifetname adlı eserinde şu şekilde belirtmiştir;

    "Hak Teala'nın emir ve tesiri ile felekler ve yıldızlar hareket edip, dört unsuru istihale (evrim) ile birbirine karıştırıp yoğurmuşlardır. Böylece, önce madenler, sonra bitkiler, daha sonra hayvanlar meydana gelmiştir. Hayvan kemalini bulduğunda insan zahir olmuştur. Bu bileşik cisimlerin dört mertebesi arasında yani maden, bitki, hayvan ve insan arasında aracı bileşik cisimler de vardır. Madenler ile bitkiler arasında vasıta ve geçit olan mercandır... Bitkiler ile hayvanlar arasında geçit hurma ağacıdır. Çünkü o bitki olmasına rağmen hayvan gibi erkeğine yakın olmadıkça (döllenme olmayıp) neticesi hurma olmaz. Hayvanlar ile insanlar arasında geçit olanların en açığı maymundur. Çünkü bütün organları, kıl ve kuyruğundan başka dışı ve içi insana benzer. Mercan, hurma ağacı ve maymun gibi maden, bitki, hayvan ve insan arasında geçit olanların varlıklarındaki hikmet, her birinin kendi mertebesi aşağısından son yükseklik derecesine ulaşması, varlıklardaki mertebelerin o silsile yoluyla tertip edilmesi ve insanlık mertebesinde nihayet bulmasıdır. Zamanın devretmesinin tamamlayıcısı ve cihan varlıklarının özü insanın var olmasıdır. Yedi yüksek babanın (felekler) ve dört aşağı ananın (anasır-ı erba'a) ve üç bileşik cisimlerin (mevalid-i selase) neticelerinin özü insan bedenidir. Belki iki cihandan sebep ve gaye, ancak hazret-i insandır...
    Bu şerefli vücudun yükselişinin başlangıcı madenler olmuştur. En önce kaygan çamurdur, sonra taş mertebelerine yükselmiştir, sonra kıymetli cevherler mertebesine vasıl olmuştur... o mertebeden de yükselerek tohumsuz biten bitkiler mertebesine varmıştır. Sonra tohum ile biten bitkiler mertebesine, oradan ağaç şeklini alıp hurma ağacına kadar varmıştır. Hurma mertebesinden hayvanların mertebelerine yükselip nice seneler o mertebede ömür sürmüştür. Oradan fiil ve şekil bakımından insana benzeyen yarı insan (nesnas) ve maymun mertebesini bulup daha da yükselerek insan şekline gelmiştir."

    evet, erzurumlu ibrahim hakkı efendi insanın balçıktan lak diye vücuda gelmediğini, balçıktan başlayan sürecin milyonlarca yılda birçok süreçten geçerek sonuca ulaştığını akıl, mantık, hikmet ve ilim çerçevesinde anlatıyor.
    ayrıca aşağıdaki yine konuyla alakalı olan ayetler de çok iyi incelenmelidir;

    *Ve le kad halaknel insâne min salsâlin min hamein mesnûn (mesnûnin). (15/Hicr:26)
    -Andolsun ki; Biz insanı, "hamein mesnûn olan salsalinden" (insan şekli verilmiş ve organik dönüşüme uğramış salsalinden) halkettik.

    *Elleziy ahsene külle şey'in halakahü ve bede'e halkal' insâni min tıyn. (32/Secde:7)
    -O herşeyi güzellikle halkedendir ve insanı halketmeye balçıktan (tıyn'den) başlamıştır.

    *iz kale rabbüke lil melaiketi inni halikum beşeren min tiyn. Fe iza sevveytühu ve nefahtü fihi mir ruhiy fekau lehu sacidin. (38/Sad: 71-72)
    -Rabbin Melâikeye demişti ki: Ben balçıktan (tıyn'den) bir beşer halkedeceğim. Onu tesviye ettiğim (kıvama erdirip tamamladığımda) ve ona ruhumdan nefheylediğimde derhal ona secdeye kapanın.

    *... kulle yevmin huve fi şe'n. (55/Rahman: 29)
    -O her an yeni bir oluştadır.

    *... yahlûku ma yeşa. (42/Şura: 49)
    -Dilediğini halkeder.

    bunlarla beraber aşağıdaki ayetler; olayların misallerle bize aktarıldığını, kafayı iyi çalıştırmamız gerektiğini söyler niteliktedir.

    *Ve lekad sarrafna linNasi fiy hazel Kur'âni min külli mesel feeba ekserun Nasi illâ küfura. (17/isra: 89)
    -Andolsun, insanlar için şu Kurân'da (Hakikati) her türlü MiSALLERLE açıkladık. insanların çoğunluğu (misalleri orijin gibi gerçek olarak {muhkem} kabul ederek) hakikati örttüler.

    *Ve lekad sarrefna fiy hazel Kur'âni linNasi min külli mesel ve kânel insanu eksere şey'in cedela. (18/kehf: 54)
    -Andolsun ki biz şu Kurân'da, insanlar için, gerçekleri her türlü misalle sayıp döktük! insan ise gerçekleri tartışmaya en düşkün olanıdır.

    *Ve sekentüm fiy mesakinilleziyne zalemu enfüsehüm ve tebeyyene leküm keyfe fealna Bihim ve darebna lekümül emsal.(14/ibrahim: 45)
    -Nefslerine zulmetmiş olanların yaşam ortamlarında yerleştiniz! Onlara neler yaşattığımız size açıklanmıştı... Size misaller de verdik.

    *Elem tera keyfe darebAllahu meselen kelimeten tayyibeten keşeceratin tayyibetin asluha sabitün ve fer'uha fiys Sema. (14/ibrahim: 24)
    -Görmedin mi Allah nasıl sembollerle anlatıyor: Tayyib Kelime (Hakikat bilgisi); aslı sâbit (kökü şuurda), dalları semâda (getirisi olan yaşantısı bilinçte) olan, tayyib ağaç (Kâmil insan) gibidir!

    *Tü'tiy üküleha külle hıynin Bi izni Rabbiha ve yadribullahul emsale linNasi leallehüm yetezekkerun. (14/ibrahim: 25)
    -(O ağaç) Esmâ bileşiminin elvermesi sonucu (Bi-izni Rabbiha) her zaman yemişini (ilim ve marifet) verir... Allah insanlara, belki derinliğine düşünüp hatırlarlar diye, misaller verir.
    4 ...
  46. 975.
  47. bir iş dalıdır. (bkz: evrim teorisine sahip çıkacak akademisyenler aranıyor)
    1 ...
© 2026 uludağ sözlük