evrim teorisi

entry3509 galeri ses2
    974.
  1. evrim teorisinin kurucusu kabul edilen charles darwin (1809-1882)in doğumundan otuzyedi yıl önce ölen erzurumlu ibrahim hakkı efendi(1703-1772) canlı yaşamındaki evrimin sünnetullahın bir gereği ve gerçeği olduğunu marifetname adlı eserinde şu şekilde belirtmiştir;

    "Hak Teala'nın emir ve tesiri ile felekler ve yıldızlar hareket edip, dört unsuru istihale (evrim) ile birbirine karıştırıp yoğurmuşlardır. Böylece, önce madenler, sonra bitkiler, daha sonra hayvanlar meydana gelmiştir. Hayvan kemalini bulduğunda insan zahir olmuştur. Bu bileşik cisimlerin dört mertebesi arasında yani maden, bitki, hayvan ve insan arasında aracı bileşik cisimler de vardır. Madenler ile bitkiler arasında vasıta ve geçit olan mercandır... Bitkiler ile hayvanlar arasında geçit hurma ağacıdır. Çünkü o bitki olmasına rağmen hayvan gibi erkeğine yakın olmadıkça (döllenme olmayıp) neticesi hurma olmaz. Hayvanlar ile insanlar arasında geçit olanların en açığı maymundur. Çünkü bütün organları, kıl ve kuyruğundan başka dışı ve içi insana benzer. Mercan, hurma ağacı ve maymun gibi maden, bitki, hayvan ve insan arasında geçit olanların varlıklarındaki hikmet, her birinin kendi mertebesi aşağısından son yükseklik derecesine ulaşması, varlıklardaki mertebelerin o silsile yoluyla tertip edilmesi ve insanlık mertebesinde nihayet bulmasıdır. Zamanın devretmesinin tamamlayıcısı ve cihan varlıklarının özü insanın var olmasıdır. Yedi yüksek babanın (felekler) ve dört aşağı ananın (anasır-ı erba'a) ve üç bileşik cisimlerin (mevalid-i selase) neticelerinin özü insan bedenidir. Belki iki cihandan sebep ve gaye, ancak hazret-i insandır...
    Bu şerefli vücudun yükselişinin başlangıcı madenler olmuştur. En önce kaygan çamurdur, sonra taş mertebelerine yükselmiştir, sonra kıymetli cevherler mertebesine vasıl olmuştur... o mertebeden de yükselerek tohumsuz biten bitkiler mertebesine varmıştır. Sonra tohum ile biten bitkiler mertebesine, oradan ağaç şeklini alıp hurma ağacına kadar varmıştır. Hurma mertebesinden hayvanların mertebelerine yükselip nice seneler o mertebede ömür sürmüştür. Oradan fiil ve şekil bakımından insana benzeyen yarı insan (nesnas) ve maymun mertebesini bulup daha da yükselerek insan şekline gelmiştir."

    evet, erzurumlu ibrahim hakkı efendi insanın balçıktan lak diye vücuda gelmediğini, balçıktan başlayan sürecin milyonlarca yılda birçok süreçten geçerek sonuca ulaştığını akıl, mantık, hikmet ve ilim çerçevesinde anlatıyor.
    ayrıca aşağıdaki yine konuyla alakalı olan ayetler de çok iyi incelenmelidir;

    *Ve le kad halaknel insâne min salsâlin min hamein mesnûn (mesnûnin). (15/Hicr:26)
    -Andolsun ki; Biz insanı, "hamein mesnûn olan salsalinden" (insan şekli verilmiş ve organik dönüşüme uğramış salsalinden) halkettik.

    *Elleziy ahsene külle şey'in halakahü ve bede'e halkal' insâni min tıyn. (32/Secde:7)
    -O herşeyi güzellikle halkedendir ve insanı halketmeye balçıktan (tıyn'den) başlamıştır.

    *iz kale rabbüke lil melaiketi inni halikum beşeren min tiyn. Fe iza sevveytühu ve nefahtü fihi mir ruhiy fekau lehu sacidin. (38/Sad: 71-72)
    -Rabbin Melâikeye demişti ki: Ben balçıktan (tıyn'den) bir beşer halkedeceğim. Onu tesviye ettiğim (kıvama erdirip tamamladığımda) ve ona ruhumdan nefheylediğimde derhal ona secdeye kapanın.

    *... kulle yevmin huve fi şe'n. (55/Rahman: 29)
    -O her an yeni bir oluştadır.

    *... yahlûku ma yeşa. (42/Şura: 49)
    -Dilediğini halkeder.

    bunlarla beraber aşağıdaki ayetler; olayların misallerle bize aktarıldığını, kafayı iyi çalıştırmamız gerektiğini söyler niteliktedir.

    *Ve lekad sarrafna linNasi fiy hazel Kur'âni min külli mesel feeba ekserun Nasi illâ küfura. (17/isra: 89)
    -Andolsun, insanlar için şu Kurân'da (Hakikati) her türlü MiSALLERLE açıkladık. insanların çoğunluğu (misalleri orijin gibi gerçek olarak {muhkem} kabul ederek) hakikati örttüler.

    *Ve lekad sarrefna fiy hazel Kur'âni linNasi min külli mesel ve kânel insanu eksere şey'in cedela. (18/kehf: 54)
    -Andolsun ki biz şu Kurân'da, insanlar için, gerçekleri her türlü misalle sayıp döktük! insan ise gerçekleri tartışmaya en düşkün olanıdır.

    *Ve sekentüm fiy mesakinilleziyne zalemu enfüsehüm ve tebeyyene leküm keyfe fealna Bihim ve darebna lekümül emsal.(14/ibrahim: 45)
    -Nefslerine zulmetmiş olanların yaşam ortamlarında yerleştiniz! Onlara neler yaşattığımız size açıklanmıştı... Size misaller de verdik.

    *Elem tera keyfe darebAllahu meselen kelimeten tayyibeten keşeceratin tayyibetin asluha sabitün ve fer'uha fiys Sema. (14/ibrahim: 24)
    -Görmedin mi Allah nasıl sembollerle anlatıyor: Tayyib Kelime (Hakikat bilgisi); aslı sâbit (kökü şuurda), dalları semâda (getirisi olan yaşantısı bilinçte) olan, tayyib ağaç (Kâmil insan) gibidir!

    *Tü'tiy üküleha külle hıynin Bi izni Rabbiha ve yadribullahul emsale linNasi leallehüm yetezekkerun. (14/ibrahim: 25)
    -(O ağaç) Esmâ bileşiminin elvermesi sonucu (Bi-izni Rabbiha) her zaman yemişini (ilim ve marifet) verir... Allah insanlara, belki derinliğine düşünüp hatırlarlar diye, misaller verir.
    0 ...