bazıları evrimin var oluşu değil, türleşmeyi açıkladığını bilmediğinden ötürü tek cümle ile ayar verdiğini sandığı teoridir.
ilk canlı (veya hücre) neyin evrilmiş halidir? sorusu, evrimin işi olmadığı gibi, bu soru üzerinede üretilmiş çok çeşitli hipotezler vardır. ancak bu sorunun cevabı hala gizemini korumaktadır ve bu soruyu çözmek evrmin teorisinin işi değildir, evrim teorisi türleşmeyle ilgilidir, bi şekilde şu veya bu şekilde yaratılmış olan canlının türleşmesiyle yani. neyin evrimleşmiş hali olduğuyla ilgili çeşitli hipotezler bulunmaktadır, abiyogenez bu hipotezlerden biridir, ancak teori değildir.
bunun gibi pek çok hipotez de mevcuttur, aramaya inanırsanız, ayar verirken bi dahakine saçınız başınız dağılmamış olur. bu evrim teorisiyle ilgili değil evrim görüşüyle ilgilidir. zaten bu bi' noktadan sonra gözlemi yapılamayan bir yere gelir ve olay metafiziğe dayanır. bu noktada zaten evrimde iddialı değil, teoriler yok, hipotezleri var.
(bkz: abiyogenez)
toplumun bilinçaltındaki özetinin dışa vurumu şu olan teoridir:
"e madem evrim var herşey nasıl kendi kendine oluştu o zaman, bu atomların akılları mı var hem bıdıvıdızırtak"
toplumca sadece cahil değil, araştırma özürlü olduğumuzun da turnusolü olmuş teoridir.
şimdi demiyorum "bileceksin olum bileceksin illa ki yoksa öl geber!"
ama!
eğer o konu hakkında konuşma hakkına sahip olmak istiyorsan, öğreneceksin. bir şey bilmiyorsan da, susacaksın veyahut da soracaksın. ama ayar vermeye, aklın sıra cinlik etmeye kalkmayacaksın, zira senden önce senden zekaen daha üstün olan binlerce kişinin(bilimadamının) aynı hususu düşünmemiş olduğunu aklına bile getirebiliyorsan, vay haline.
bugün hala "peki bu atomların aklı mı vardı?" veya "bunlar tesadüf müdür?" soruları, işbu teoriye "karşı" bir argüman olarak sunulmakta.
yukarıda toplumun araştırma özürlülüğünden bahsetmiştim, şimdi bir de buraya okuma özürlülüğünü de ekliyorum. zira, binlerce kez yazılmasına rağmen(ki bu platformda bile 35 sayfa tutmuş, dikkat), hala aynı şeyleri söylemenin başka bir izahatı olmadığını var sayıyorum.
neyse, bunu kendime toplumsal bir görev atfettiğimden tekrardan açıklayacağım. "isabetlidir değildir" polemiğine girmek için değil ha! sırf tartışmanın ne yönde olması gerektiğini göstermek için.
öncelikle, moleküllerin nasıl bir araya geldiğini açıklayan, yaşamın nasıl başladığı üzerine bir teori değildir. birine göre "bir şekilde" moleküller bir araya gelmiştir, başkasına göre "bir güç" tarafından. o konuyu açıklamaya çalışmaz. nasıl inanırsanız da inanın, aksini iddia etmez. edemez. zira bilimsel bir konudur. inanç değildir.
ikincisi, sen "sürecin" birşeylerin kontrolünde, bir amaç doğrultusunda olduğuna inanabilirsin, öbürüsü inanamaz falan filan. bunlarla ilgilenen bir teori de değildir. zaten olamaz da.
daha da açıklayıcı olmak gerekirse, örneğin kütle çekim ve elektromanyetizma da birine göre "birşey/ler" tarafından oluşmaktadır, ötekine göreyse sadece "olmaktadır". nasıl ki kütle çekim ve elektromanyetizma teorileri bunların "niye"siyle ilgilenmiyorsa, sadece "nasıl" olduğunu açıklıyorsa, evrim teorisi de genetik değişimin "nasıl" olduğuyla ilgilenir. neden veya kim tarafından olduğuyla değil.
yani anlayacağımız, "tanrı var/yok" üzerine bir kuram değildir. zaten bilimsel hiçbir kuram bu konu üzerine olamaz. bu felsefenin/inançların konusu dahilindedir. bilimin değil.
anlayacağınız, gelip de "evrim varsa neden mük kemmel bir nizam var herbişeyciklerde?" veya "bunca şey nasıl kendi kendine oluştu o zaman?" soruları, ya felaket kör bir cahillikten, veya ultra zeka geriliğinden kaynaklanmaktadır. zira sorulan soruların aslen evrim teorisiyle uzaktan yakından bir alakası yoktur. gidip "inanç/felsefe" platformlarında tartışılması gereken konular bilim platformlarında tartışılmaktadır. başka bir deyişle, yukarıda verilen örnekle anlatmak gerekirse "madem g.m1.m2/d^2 o zaman nasıl herşey yerli yerinde?" veya "elektromanyetizma diyorsun demek ki allah'ın bize görmeyi bahşettiğini inkar ediyorsun" ifadeleriyle eş değerdedir bu ve benzeri sorular. konuyla alakalı bir soru değeri teşkil etmemektedir yani.
burada, anlamamız gereken şudur ki, bu teori hakkında yapılan polemikler gayet yanlış çıkarımlar ve argümanlar barındırmaktadır çoğunlukla. bunun nedeni "teorinin" ve "bilimin" ne olup ne olmadığıyla ilgili yanlış anlaşılmalar, veya daha da kötüsü, bu ülkenin insanlarının bilimden bilinçli olarak soğutulmaya çalışılmasının sonuçlarıyla ilgilidir. üstelik, bırakın ortalama bir insanı, bu ülkede bilim yaptığını söyleyenlerce bile konu hakkındaki tartışmalar bu gibi yanlış/geçerli olmayan argümanlar üzerinde şekillendirilmeye çalışılmaktadır.
daha hala bu argümanlarla, suni düşmanlıklarla hakkında saçmalanıyor oluşu ve hala bir "teist/ateist" sidik yarışında ilk kurban olması, bu ülkede neden bir bilim kültürünün oluşmadığıyla(oluşturulmadığıyla daha doğrusu) ilgili gayet açık işaretlerdir kanımca.
aslinda teorinin islami kesime saygisi sonsuzdur. bu teoriye gore sadece islam disindakiler homo sapines in evrimlesmesiyle olusmustur. ama islamcilari tabi kide allah yaratmistir. bu teori muslumanlari kapsamaz.
prof. dr. izzet duyar kelimenin tam anlamıyla müslümanlara ayar verdiğini sanmıştır.
kendisi allah'ın mükemmel bir dizayn yaratamadığı için türlerin değiştiğinden filan bahsetmiş -ki bu değişimler genetik boyutta değişimler değil- ve böylece yaratılışçılara ayar verdiğini filan düşünmüş. sevgili izzet, sence de allah bu kadar harika bir dizayn yaptığından bu türler -yine insanın bozup değiştirdiği- bu çevre koşullarına uyum sağlıyor ve bundan dolayı değişmiyor mudur?
caner taslaman bakın bu konuya yaklaşan insanları nasıl gruplamış. yani evrim teorisi tanrı inancı açısından farklı biçimde ele alınabilir. uludağ sölükte de genelde bu bağlamda değerlendiriliyor. fakat inançlılar bu teoriyi destekleyenlere ''inançsızlar bu düzen nasıl tesadüf olabilir'' dedikçe inançsızlar da bakın bu teori tanrının yokluğunu kantladı dediği sürece onu insanların bu konuyu inanç bağlamında kısırca tartışması sona ermeyecektir. kendimi de bu bağlamda ayrı tutmuyorum.
halbuki teori bilimseldir adı üstünde. değerlidir de kesinlikle. inanç bağlamında tedirginliği olanlar ise gerçek anlamda rahat olabilirler. sınıflamaya gelince ;
bilim dünyasına akıllı tasarımcı kisvesine bürünerek sızan yaratılışçı sahtekarlar tarafından her türlü demagoji ve rezilliği başvurularak halkın gözünden düşürülmeye çalışılmıştır. ama gerçek bu ya elini bıraktığın ve hatta tekmelediğin zaman bile seni bırakıp gitmez.
evrim teorisi zaten varlıgı ispatlanmıstır hücrelerin genetik materyalinin değiştiği,mutasyona uğradığı bu şekilde canlılarında değiştiği gibi. evrim teorisi bilimsel bir şeydir adı üstündedir bu bir teoridir bu bir inanç meselesi değildir kişi kafasına göre çıkıp ben inanıyorum ben inanmıyorum diyemez çünkü bu teori bir inanma biçimi değildir.
harun yahya'nın uluslararası bilim çevrelerince içindeki resim kalitesi ve baskı kalitesi hayranlık uyandıran ancak içerik olarak alay konusu olmuş the atlas of creation adlı kitabıyla çürütülmeye çalışılmış teoridir. aklı başında din adamları kuranda evrimi destekler sureler ayetle bulmaya çalışırken, vatikan darwinden özür dilerken bazıları da güneşi sıvayabileceğini, yerçekimi teorisini çürüten bir kitap yazarsa uçabileceğini falan zannediyor. Evrim teorisi tabi ki çürütülebilir belki, bilimde herşeyden şüphe edilebilir ama bir teoriyi çürütebilmek için daha kuvvetlisininin oluşturulması gerekmektedir.
"yerle bir oldu bu teori. gerçek olmadığı bilim adamları tarafından bile kabul edildi" cümlesini çok sık duymama sebep olan darwin teorisi.
fakat burada tuhaf bulduğum iki nokta var :
birincisi, bunu benim tanıdığım bilim adamlarının kabul etmemesi. hiç birinin ağzından duymadım asla "evrim teorisi çürüdü" diye bir şey.
ikincisi, bu teorinin çürüdüğünü genelde türklerden duymuş ve türk sitelerinde okumuş olmam. acaba, bu gezegende bulunan bütün bilim adamları, hiç kimseye söylemeden, türkiye'de toplanıp "evrim teorisine inanmak eşeklikti, evrim teorisi yanlıştır, yoktur. hepimiz tövbe edelim" temalı bir konferansa katılıp, bunu sadece türk halkıyla mı paylaştılar ? yok, dalga geçmiyorum. fakat bir çok türk tarafından bunu duyduktan sonra içime bir şüphe düştü. yok mu aydınlatan ?
maymunlardan gelindiği propogandası ile direk çürütülmeye çalışılan ancak maymundan değil ortak bir atadan yani ape lerden gelindiğini duyunca göt olup susanların karşı çıktığı teori.
atom teorisine niye ses çıkartan yok sormak isterim.teorileri çürütmeye çalışıyorsanız aynısıno atomik teoriyede gösterin de bilimle ilgilendiğinize inanalım.
tanrı inancına sahip bir insan olarak tanrı tarafından yönlendirildiğine inandığım evrimin teorisidir. eğer düşünürsek insan gibi bir varlığın var olabilmesi için kendisine benzer diğer canlılar gerekmektedir. verdiğimiz karbondioksiti soluduğumuz oksijene çevirmek için fotosentez yapan bitkilere ihtiyaç vardır. enerji ve yapı maddesi olarak aldığımız besinleri ancak yapıları bize benzeyen bitki ve hayvanlardan alabiliriz. yaşamımız için gerekli olan ekolojik dengenin var olması için bir besin, karbon ve azot zinciri gerekmektedir.
elbette bu inanç meselesidir. hangi açıdan baktığımıza bağlı. bütün bunların tesadüfen meydana geldiğini düşünmek de mümkündür. ama ben bunu çok olası görmüyorum. bu oluşum arkasında bir niyet ve bilinç olmadan insan noktasına gelebileceğimizi düşünmüyorum.