iki asırlık muamma olmayan olay. gayet nettir varolduğu. bütün bir bilim alemi topluca bize yalan söylemiyorsa tabi. sahte fosillerin ortaya çıktığı doğrudur ama çok istisnai olaylardır ve yapanlar bilimden dışlanmışlardır. evrimin tek dayanağı da zaten fosiller değildir. genetik bilimi de evrimin ilerleyişine ışık tutmaktadır.
bilim ortaya koyduğu hiç bir teoride tanrıya yer vermez. vermemelidir de. çünkü tanrı benim gözümde evreni işleten bir makinist değil, o karmaşık ve mükemmel kuralları koyan yaratıcıdır. bilimin amacı bu kuralları ve evrenin işleyişini ortaya çıkarmaktır. o yüzden kuralların nereden geldiğiyle ilgilenmez. kuralları araştırır sadece.
evrim vardır arkadaşım. ne kadar kıçınızı yırtsanız da orada kabak gibi bir gerçek olarak duruyor. liselerimiz, üniversitelirimiz bilimi öğretmek için kurulmuşlardır. nitekim adları medrese değil, lisedir ya da üniversitedir. okul evrenin işleyiş kurallarını öğretir. kimseyi de ateist olacaksın diye zorlamaz zaten. isteyen kuralları kimin koyduğuna dair fikir yürütebilir hatta kural koyan biri olmadığını da düşünebilir. insanlar evrim teorisine inanmaya zorlanmamaktadır. evrim teorisi anlatılmaktadır. son derece net olduğu için birisi tarafından güdülmediğininz sürece olduğuna kendiniz inanırsınız.
bilimadamları yeterince zekidir. toprak altında kalmış milyon yıllık ramaitpechus kafatasını şempanzeden ayırabilmektedirler. o konuda hiç derdiniz olmasın sakın. zamana uygun olarak gelişen değişen tüm fosiller evrime işaret etmektedir. siz istediğiniz kadar ağlayın yenileri ortaya çıkarıldıkça evrimin teorik zemini daha da güçlenecektir.
oktar babuna dediğiniz o adam zamanında türkiye yi lösemiyim diye kandırmaktan ve binlerce insanın onun için verdiği kan örneklerinin yurdışına kaçırılmasından sorumlu olan insandır. belki o yüzden konuşturulmamıştır kendisi. konuşunca ne olduğu bellidir.
belki bilmezsin ama evrimi bağladığın vatikan, evrime karşılıkta sizin yanınızdadır. yobazlığın milleti yoktur çünkü. güldürmeyin insanı lütfen.
bu dünyada olan tüm ilerlemeler dinleri amacına göre kullanan yobazlara isyanla meydana gelmiştir. bu isyanların en büyüğü de bilimin kendisidir. kitlelerin afyonu olan mikrop olan uyuşturan sorgulamayı engelleyen yobazlıktır. bilim değildir. hele evrim hiç değildir.
sadece insanın değil tüm canlıların ortaya çıkışını ve gelişimini açıklayan bilimsel teori.
fakat duyduğuma göre hepsi yalanmış bilimadamları durumu kurtarmak için fellik fellik heykeltraş arıyorlarmış. dinozor kemiğidir balina kemiğidir yaptırmak için. yeni bir alet de yapmışlar bu heykelleri milyon yıllık kayaçların içine ışınlıyormuş.
Evrim teorisi adi ustunde bir teoridir bunun yaninda izafiyette bir teoridir einstein in ortaya surdugu. simdi oncelikle teori nedir onu aciklayalim.
Bilimde kullanıldığı anlamıyla teori ya da kuram, zaman içinde defalarca test edilmiş, fakat hiç yanlıs çıktıgı gorulmemis, ongorulerinde dogru çıkmıs hipoteze teori (kuram) denir. Ornegin ilk Newton tarafindan ortaya atılan cekim ilkesine, yercekimi teorisi denir.Farkedilecegi uzere teorinin bilim dunyasindaki anlami ile halk arasındaki anlami arasında onemli fark vardir. Halk arasında teori diye geçen sey, aslinda hipotezdir. Ornegin şu soz çok kullanılır: "Bu soyledigin sadece bir teori." Halbuki teori bilim dunyasindaki en yüksek kesinlik derecesidir. Bu gune kadar aksi kimse tarafindan gosterilememiş, ve gelecekle ilgili ongoruleri hep dogru cıkmıs gorus anlamina gelir. Tek bir deney sonucu bile kabul goren teoriyle bagdasmazsa teori gecerliligini yitirir.
Teoriyi acikladigimiza gore simdi de orumcek kafali olmak ne onu aciklayalim.
Bilimde orumcek kafali olmak belli dogmalarin arkasina siginip kendi dogmasiyla celisen butun tez hipotez teori ve kanunlari reddedebilme gucunu kendinde bulmaktir.orumcek kafali insanlar ortaya surulmus tez teori ya da kanun her neyse; belli bir reel kanit gosteremeden ki gosterse teori ya da hipotez curuyecek, kendi dogmasiyla celisen butun bilimsel verilere 'sacma safsata tiyatro*' diyebilir. ancak unutulmamalidirki bu tur kullanimlar anlamsizdir.koca bilim dunyasi oturup bunu reddedenlere aciklama yapmak , kendi dogmalarindan cikmasina yardim etmek zorunda degildir.ki bilim gucunu burdan alir insanlarin kendi kendilerine yarattigi kesfetme inancindan.bu tur insanlarin zarari nelerdir? bu tur insanlar bilimin cokta ipledigi adamlar olamayacaklardir burasi acik. orda burda yazip cizebilirler ki bilim dunyasi bunlara izin verip vermeme gucune sahip degildir ki sahip olsa bile izin verir bilim tamamiyle ozgurlukcu olmalidir.
siz eger evrim teorisine bok atma gucunu kendinizde buluyorsaniz.bu sadece tek tarafli yayinlar okuyarak olmaz (bkz: harun yahya) ya da hic birsey okumayarak.
gelgelelim evrim teorisinin okul kitaplarinda yer almasina,yer almalidir bu bir gercektir sadece bati dunyasi tartismaz ya da arastirmaz butun bir bilim dunyasi (bkz: japonyali bilim adamlari) da bunu savunur.bunu bir seytan isi bati dunyasinin bir oyunu diye niteleyen insanlarda sadece egitimsizligin verdigi bir asagilik kompleksi bulunur.
bu ulkede zorunlu egitimin amaci her ulkede oldugu gibi,bu kompleksin azami bi egitim verilip en azindan bir genel kultur ve genel kurallar silsilesini herkese anlatarak yok etmektir.gelgelelim zorunlu egitim evrim teorisini de anlatmakla mukelleftir.ha turkiye de egitim denen sey hakkiyla veriliyor mu derseniz verilmiyorki biz yazioruz.
burada "batıcılık, maneviyetsizlik" diye lagaluga yapanların kendilerini nasıl inkar ettiklerini göstermek açısından, isterseniz, "islamiyet'te evrim" adı altında bir kaç örnekte inceleyelim de, bilimsel bir teorinin dine herhangi bir kin gütmediğini, güdemeyeceğini soksunlar o paranoyak kafalarına. (pseudo-bilimsel görünmesini istemiyorum, ama bu zevata bunu başka türlü anlatabileceğimi sanmıyorum:)
Cahiz (öl. 255/869) iyi bir kelamcı ve edebiyatçı olmanın yanı sıra ünlü bir zoolog (hayvanbilimci) ve antropologtu (insanbilimci). cahiz, hocası Nazzam'ın kumun ve buruz teorisi olarak bilinen fikirlerini benimser görünmektedir. O, Nazzam gibi, ilk yaratılışın, Allah'ın hür iradesiyle yarattığı bir çekirdek varlıkla başladığını kabul etmektedir. Fakat çekirdek varlıktan nasıl türediklerinin izahı konusunda hocasından ayrılıyor. Cahiz tüm evrenin bütün olarak nasıl oluştuğunu izahtan ziyade, canlıların oluşumu ve aktüel evrimleri üzerinde durmaktaydı. Cahiz, Kitab ul-Hayavan adlı kitabında biyolojik evrimi açıkca savunmuştur. Ona göre evrenin yaratılışını başlatan Allah, aynı zamanda onu evrimleşme yoluyla teşekkül edici, hem de türleri devamlı evrimleştirici kılmıştır. Bu bakımdan evrimin gerçek sebebi Allah'tır. O, yaratılışı yaratıcı tekamül süreci olarak irade etmiştir. Türler kendi içlerinde taşıdıkları potansiyel kuvvet sebebiyle evrimleşmektedirler. Bu potansiyel kuvvet onlara Allah tarafından konulmuştur. Türlerin içindeki potansiyel kuvvet, fiziksel çevre, iklim şartları, hayat mücadelesi ve doğal seçilimin etkisiyle ortaya çıkmakta, yaratıcı tekamül birbiri ardı sıra türleri ortaya çıkarmaktadır...
ibn Miskeveyh (öl. 1030): islam tarihinde ilk ahlak filozofu. Ona göre varlığın hiyerarşik mertebelenişi, ana hatlarıyla en aşağıdan başlamak üzere inorganik cisimler, bitkiler, hayvanlar, insanlar ve melekler şeklindedir. Dolayısıyla basitten karmaşığa, inorganik olandan organizmaya, fiziki olandan metafizik olana doğru yükselen hiyerarşik bir yapı söz konusudur. Her mertebe ayrıca kendi içinde çok sayıda katmanlara ayrılmaktadır.
Nazzam (öl. 232/845) orijinal bir şair, düşünür, edebiyatçı, kelamcı ve filozoftu. Birçok eser yazdığının bilinmesine rağmen günümüze hiçbir eseri ulaşmayan Nazzam, kendi döneminde Dehriye, Zerdüştlük, Cebriye, Murcie vb. akımlarla mücadele etmesiyle ve Aristo'yu eleştirmesiyle tanınıyordu. Nazzam bir nevi kozmolojik evrim diyebileceğimiz bir teori savunmaktadır. Nazzam'ın, Kur'an'daki bazı ayetlere dayanarak kumun, buruz ve tecdid kavramlarıyla izah ettiği kozmolojik yaratıcı tekamül görüşü şöyle özetlenebilir;
"Yaratılış, Allah'ın doğrudan doğruya bütün canlı ve cansız varlık türlerini, kendi içinden çıkaracak şekilde bir anda var etmesidir. Bütün varlıklar bu ilk varlık çekirdeğinde potansiyel kuvvet halinde gizliydi. (kumun). ilk çekirdekte potansiyel kuvvet olarak gizlenen varlığın kozmik özü zamanla açığa çıkmakta, bariz olmaktadır (buruz). Bu açığa çıkış veya bariz oluş, evrenin, birbiri ardı sıra, madde (fizik), yeryüzü (jeoloji), gökyüzü (astronomi), hayat (biyoloji), şuur (psikoloji) hareketleri halinde varlık sahnesine çıkmasıdır."
yani anlayacağınız, islam'da evrim darwin'den önce konuşulmaya başlanan bir konudur. ha ama bilimsel, ama teistik, ama felsefi.
burada anlaşılan tek bir açık konu var, o da "ateistik evrim" ve "bilimsel anlamda evrim teorisi" fecii şekilde karıştırılmakta çoğu günümüz müslümanı tarafından. bu bağlamda, "evrim vs islam" diye bir karşılaştırma, "yerçekimi vs islam", "izafiyet vs islam" vs gibi karşılaştırmalarla aynı kapıya çıkmaktadır, ve bu malesef "averaj tc vatandaşı" tarafından anlaşılamamaktadır.
lakin gerçek olan tek birşey var, zaten küçük amerika diye tabir edebileceğimiz, evanjelik amerika'nın ılımlı islam yansıması bu ülkede, bunun gibi karşılaştırmalar bu ülkenin insanlarını bilimden soğutmak için ortaya atılmış birer "suni gündem" malzemesidir. anlaşılan o ki, amerikan evanjelistlerinin yaşadığı "6000 yıllık dünya" tartışmalarıyla ateşlenen evanjelizm-bilim çatışmalarının bir uzantısı türkiye'de de belirli gruplaşmalar tarafından alevlendirilmeye çalışılagelmektedir yıllardan beri.
şimdi, o bir takım "bariz görünen mihraklar", müslüman işi evanjelizm taraftarları, abd simbiyotistleri vs tarafından, yalan yanlış bilgilerle, kin gütmeyle doldurulan bilim karşıtı, paranoyak kafalarınıza, bilimsel herhangi bir konunun din/ideoloji/hayat görüşü vs gibi kişisel unsurlara herhangi bir düşmanlık besleyemeyeceğini, daima agnostik durmak zorunda olduğunu, aksi halde bilim olamayacağını, amma velakin bilime karşı, bilimin, birilerinin sizleri gütmek ve hizaya getirmek için oluşturduğu, dinden yararlanan "dini gruplaşmaların" ve bunların bilim konusuyla uzaktan yakından ilgili olamayan, en fazla oturdukları yerden yarım akıllarıyla "ben anlamadım demek ki yok" diyen/veya böyle yutturup sizi güdebilen akıl hocalarının söylediklerini yalanlayabilme gücü olduğu için, bu kişiler tarafından suni gündemlerle düşmanlık yapıldığını şu raddeden sonra sokmanızı salık veriyorum.
bütün yazılanları okuyor ve yıllardır insanların neden anlamamayı tercih ettiklerini bilmiyorum. evrim karşıtı olanlar buna o kadar sıkı yapışmışlar ki ne desen boş. evrim zamanın çevre olaylarının yaşama uygulatma zorunluğu kattığı olaylar dizisidir.
teknoloji en iyi evrim açıklamalarından biridir. neden son 100 yılda buluşların sayısı arttı sanıyorsunuz.
ya da neden 20lik dişlerimiz artık ya çıkmıyor yada hafif çıkıp kalıyor. ben söyleyeyim 20lik dişlerimiz çıkmıyor çünkü onları kullanacak kadar çiğneme işlemi yapmıyoruz. artık çatal ve bıçaksız yemek yemiyoruz dolayısıyla 20lik dişlerimize ihtiyacımız kalmadı.
taraf olan ve karşıt olan güruhun ezici bir çoğunluğunun, "insanın maymundan türemiş olması" noktasında kavgaya tutuştukları ve üzerindeki bu kısır döngünün "inançlar" ve "niyetler" sebebiyle daha uzun yıllar devam edeceğini düşündüğüm teori. ama imkanlarım ölçüsünde araştırdığım, öğrenebildiğim, duyduğum kadarıyla, insanın maymundan gelmiş olması tezinden daha fazlasını barındıran teori.
öncelikle şunu belirteyim. ben, insanın maymundan falan geldiğine inanmıyorum. insan ayrı bir türdür ve insandan türemiştir. ancak böyle düşünüyor olmam, evrim teorisini bir kalemde çöpe atmamı gerektirmez. öyle ya da böyle, biyoloji biliminin en kapsamlı araştırmalarından birine "değersiz bilgiler, safsata ve saçmalıklar yığını" diye kestirip atmak, benim dinimin engin hoşgörüsüne ve bilime olan övgüsüne de ters düşer.
evrim teorisi, bilime kazandırdığı "doğal seleksiyon" kavramıyla da günümüzdeki birçok biyolojik olguya ışık tutmuştur. tıp dünyasının en amansız hastalıklara bile çözüm getirebildiği bir çağda, çok basitmiş gibi gözüken "grip" vakasına kökten bir çözümü asırlardır bulamaması gibi...
Hz. Adem ve Hz.Havva nasıl bir biyolojik donanıma, yapıya sahiptiler? boyları posları bugünün ortalama ölçüleri içerisinde miydi? yoksa dev gibi miydiler? rivayet edildiği gibi ilk insanların ortalama ömrü 900-1000 sene civarında mıydı? eğer öyleyse, insanoğlu nasıl bir evrimleşme süreci yaşadı ki ortalama ömür 70-80 seneye kadar düştü?...vb gibi soruları insanlık yıllardır kendine soruyor? bu soruları sormayı, merakı da din yasaklamaz zaten? aksine tüm bu düzenin ne şekilde gerçekleştiği üzerine kafa yormayı, araştırmayı teşvik eder ve insanların üzerine farz kılar.
genomik, proteomik, molekuler biyoloji, filojeni gibi kelimelerin bir anlam ifade etmedigi cahil insanciklarin yorum yapmaktan bikmasini umdugum teori.
"evrim teorisi kanitlanmamis" iddiasinda bulunan mallarin da onemsemesi gereken nokta su: evrim teorisi ispatlanmistir. ispatlanmayan noktalari molekuler duzeyde olan noktalaridir, zira milyonlarca molekuler sisteme ait tum evrimsel veriler iki gunde ispatlanamaz.
ornek olarak, kuresel isinmanin da bir teori oldugunu hatirlatalim?
simdi buraya kadar okumaya usenmis adamin gidip de bilim teorisi hakkinda atip tutmasinin mantiksizligini dusunelim. buyrun.
adnan oktar (yada harun yahya, yada ahmet, mehmet) gibi bir tane oz adi dahi olmayan, seks partileri verirken goz altinda alinmis bir kokain bagimlisinin akliyla is yapan gerizekalilara diyecek soz bulamamak rastlanti eseri degil.
evrim teorisi ispatlanmamıştır, ancak akside kanıtlanamamıştır. yani hala araştırmaların yapıldığı bir konudur. bu yüzden adı teoridir. evrim teorisi sadece ' maymunlardan geldik ' tarzında bişey değildir. evrim teorisinin birçok dalı vardır. kullanılar organların gelişmesi, kullanılmayan organların körelmesi, bir tür canlının, kendisinden tamamen ayrı başka bir canlı ile benzerlik göstermesi evrim teorisinin temelleridir. ancak kanıtlamak için yani kanun olabilmesi için daha çok araştırma yapılmalıdır. evrim teorisi doğru demekte imkansızdır. bunun nedeni ise aynı türe ait canlıların aralarında farklılık göstermesidir. bu çevreye uyumun* bir sonucudur. bu nedenden dolayı ne kanıtlanabilir, ne de aksi ispatlanabilir.
bir diğer konu ise evrim teorisinin din ile alakasıdır. evet din kitaplarında her canlı ayrı ayrı üretilmiş bir evrimin olmadığı söylenmiştir. evrim teorisi ise daha kanıtlanmadığına göre bu konuyu tartışmak gereksizdir. ayrıca evrim teorisinin kanıtlanması din kitaplarında yazanı tartışmaktan daha önemli bir olaydır. bilimsel bir olaydır.
büyük olasılıkla doğru olan teori. çünkü insanda kıl dönmesi rahatsızlığının olması, insanın geçmişte kuyruğa sahip olduğunu gösterir ki bu insanın maymundan türemediğini ancak maymunların bulunduğu primat ailesiyle ortak bir atadan türemiş olabileceğimizi gösterir. ayrıca kuşların uçan dinozorlardan evrimleştiği kanıtlanmıştır. maalesef tübitak'ın sansürüne uğramıştır.
edit: eksileyen arkadaşa sözüm. insanın ana karnında spermle yumurtanın birleşiminden doğuma kadar geçirdiği bütün aşamalar afedersiniz evrim değil midir ? ayrıca kuran-ı kerim, evrimi reddetmiyor.
hala darwin'i tartışan evrim karşıtlarına bilgilerini güncellemeleri için nature dergisinin hakkında bir döküman hazırladığı teori. son on yıl içerisinde ortaya çıkmış, evrim teorisini destekleyen en büyük on beş kanıtın sunumu. biraz üst düzey ingilizce gerektirebilir.
taraftarlarının zorlama yorumlarla savunmaya gayret ettiği teori. üst düzey üstü ingilizcemle okuduğum nature dergisi alıntısında sadece hipotez ve yorum buldum. tartışılamaz düzeyde somut ve yorumlanmadan yalın haliyle evrimi destekleyen bir fosil kanıtı varsa ben o yazıda göremedim. kimbilir hala evrimin açıklayamadığınız gözlerim belki de evrimleşmemiştir. ne dersiniz... ingilizcem mi yetersiz acaba. yoksa gidip bir daha toefl alıp yurtdışında bir-iki üniversite daha mı bitirsem.
zorlamadır. geçen gün samanyolu tv'de bir belgesel izledim. orada anlatıcı kişisi "bakın bu güzel aslan nasıl evrim geçirir, yüce rabbim onu oraya böyle koymuş" dedi. kulaklarımla işittim. halbuki türkçem de süperdir. ayıptır söylemesi öss'den full çekmiştim. ne yapayım yani tekrar mı üniversite okuyayım?
avrupa da 'var mı yok mu' tartışması 50 yıl önce bitmiş olay. adamlar artık nasıl gerçekleştiğini araştırıyorlar.
hatta escherichia coli adlı bakteri laboratuar koşullarinda 30,000 kusak sonra evrimleserek sitrat sentezleme özelliği kazanmış. deney sonucunda ilk kez bir canlının böyle bir büyük değişim geçrimesi gözlemlenmiş.
eline kürek verip fosili kendine çıkarttırsan sahte diyecek karşıtlarının bulunduğu bilimsel teori.
(lütfen başlamayın yine sadece teori sadece hipotez bıdır bıdır)
en sevdigim yaratılıscı teori argumanlarından biri;
-yani siz simdi atalarınızın maymundan ya da baska bir primattan geldigini soyluyorsunuz. yani dedenizin maymun oldugunu soyluyorsunuz. ( alt metinde verilen mesajı da yazıyorum), yahu siz dedenizin maymun oldugunu soyleyecek kadar onursuz ve haysiyetsiz miziniz? nasıl olup da dedenizi, kıllı garip bir yaratık olarak kabul edebilirsiniz?
el yaratılıscı-karsıt laf: e abi, bk cevrimi diye bir cevrim var.
simdi butun canlılar sıcar. onların sıctıgı bku bakteriler bozup topraga kazandırırlar. topragın geri kazandıgı vitaminleri, sunları bunları bitkiler tekrar kullanır. insanlar da o bitkiyi yerler, bazı tip hayvanlar da bitki yer, sonra o hayvanları da insanlar yer. abicim, sen bu durumda bk yemiş olmuyor musun? anlamıyorum, bk yemiş oldugunu nasıl kabul edebileceksin? bk yemek bir insana yakısıyor mu? hatta bak simdi, senin embriyondaki vitaminler falan da o bktan geliyor. yani demek ki herkes bktan geliyor.