her şeyden önce bir teoridir. adı üzerinde mutlak doğruluğu ispatlanmamıştır. ancak dünya genelinde insanın varoluşuyla ilgili kabul gören en yaygın bilimsel görüştür.
dini görüşlerle büyük çelişkiler gösterir. ama bana asıl garip gelen dine inananların bu görüşü saçma sorularla çürütmeye çalışmasıdır. benim bildiğim islam dini bilimi destekleyen bir dindir. insanın sürekli kendini geliştirmesini aydınlanmasını ister. başkası nasıl düşünür bilemem beni de ilgilendirmez ama ben inandığım islamı bu şekilde yorumluyorum.
evrim görüşünü kabul etmememe rağmen 'sen inanıyorsan senin baban maymun benim babam insan' gibi komik bir cümlenin ardına sığınmıyorum. evrim teorisi bilimsel bir görüştür ve -inansanız da inanmasanız da- okunmaya, araştırılmaya, tartışılmaya değer bir teoridir.
gün itibariyle hakkında evrim teorisi ile ilgili salak sorular top10 listesine kafadan giriş yapabilecek 3 adet soru sorulmuş teori. bir alkış istiyorum:
"evrim varsa, neden hala evrim geçirmekte olan canlı yok? mesela insan neden kanatlanmamış. evrimin temelinde canlıların zayıflıklarını giderme ihtiyacı varsa dünya üzerinde uçmaya insan kadar ihtiyaç duyan bir varlık daha var mıdır?"
"her renkten canlı varken insanlar neden sadece siyah ve beyaz tenli. niye evrimleşip yeşermemişiz."
"evrimleşme neden insanla hayvan arasında konu ediliyor. mesela düşünebilen bir ağaç ya da kolunun biri elma ağacı olan insanla karşılaşmıyoruz. bitkiler de canlı değil mi sonuçta. onlar da hücrelerden oluşmakta."
hele ki son soru tam bir efsane olmaya aday, fakat ne yazık ki yedinci sıraya kadar geldik, artık bunları 8-9-10 şeklinde uygun bir zamanımda listeye yerleştiririz.
ister altı milyon yıl ister 1 milyar yıl geçse bile olamayacak hadise. kenidinizi buna inandırmaya çalışmayın objektif bir şekilde bakın. evrim varsa nerde geçiş sürecine ait fosiller? ayaklı yılandan bahsetmiyorum veya ayaklı balinadan. onlar tam olarak özelleşmiş yapıya sahiptirler. ayağı yarsına kadar çıkmış bir fosile rastlanmamıştır. pıt diye mi oluyor bu evrim. hem biraz biyoloji biliyorsanız. vücudunuzda meydana gelen fiziksel değişmeler oğul döllere aktarılmaz. evrim mümkün değil.
artık öğğğg...! dedirten bir teori, benim dedem maymun değildi, öyle olsa ortada maymunlar olmazdı, onlarda birbirlerine baka baka insan oalabilirlerdi. bilime ve bilim adamına saygımız sonsuz ama sayın darwin sırf iskeleti ve genetik yapısı bir birine çok yakın diye bu sonuca nasıl ulaştı bilmiyorum ama sanırım bi noktadan sonra koptu bi grup sazanda koptuğu yerden tuttu, arslan ve kedininde genetik yapısı çok benzer ama aslan aslan kedide kedidir hiç bir aslanda benim dedem bir kediydi demez.
ara form yok, ara form yok, ara form yok diye altı yüz elli kere tekrarlayınca çökecek teori. hadi tembellik var, linklere tıklayamıyorsunuz anladık ama üç beş entry yukarda otuz tane ara form örneği verilmiş, sadece mouse'un wheel'ini azıcık yukarı çevirseniz göreceksiniz.
kanıtlama çalışılmaktan çok cevaplanamayan soruları araştıran kuram..
bizim anlamadığımız şey ise sanki evrim darwin den sonra hiç gelişmemiştir.. üzerine tek bir tuğla bile konmamıştır.yok böyle bir şey arkadaş bilim ileliyor..
ki bir de araform bulunamamıştır deniyor.. en çok üzen de bu işte.. kardeşim bu kadar da belli edilmez ki evrimi harun yahya dan takip ettiğin..
ayaklı balina, ayaklı yılan ve bir çok fosil bulundu ki (bunların milyon yıl önceden olduğu tespit edilmiş) neandentalleri saymadım bile..
bunca şeye karşı nasıl halaa bulunamamıştır deniyor anlamıyorum..
bilim adamı bozuntularının ilk canlı olduğunu iddia ettikleri mikroorganizmaların suda kendi kendine(bir yaratıcısı olmadan) oluştuğunu,bu mikroorganizmların zaman içinde balıklara dönüştüğünü,daha sonra yaşamın sudan karaya geçtiğini ve insanların da bu başkalaşımlar yoluyla oluştuğunu yani insanın da hayvan kökenli olduğunu iddia etmeye çalışan,görünüşte sadece bilimsel bir teori gibi duran ama biraz araştırıldığında birilerinin ne tür amaçlar peşinde olduğunu açıkça görebileceğimiz teori...
bir organ grubunun yada dokunun, artık kullanımına gerek kalmadıgında zamanla yok oldugunu; ya da yeni bir dokuya, organa ihtiyac varsa bunun zaman içinde olustugunu savunan teori.
bir haber cıkmıstı, cinli kadınlar ayaklarını 28 numara tutacak demir ayakkabılar giyiyorlar ama hala yok olmadı diye, fotograflar felan da vardı. o kadınlar o genis ayaga ihtiyac duydugu surece o ayak kuculmez.
iktidarların biyolojik yapısını açıklayan teori, başat olanın doğada üstünlükle beraber devamlılığın temsiliyetini sağlar. charles darwin in açıklık getirdiği doğal seleksiyon* kuramına göre " doğal şartlara uyum sağlayan ancak ayakta kalabilir ,güçlü her zaman için güçsüzü yener ve ayakta kalan kişi süreci devam ettirir " .
teori aşamasını hiç aşamayacak olan varsayım. zira kanıtlamak asla tam anlamıyla mümkün değil, din gibi birşey, ya inanırsın ya da inanmazsın bu kadar basit.
Doğa bilimlerinde teorinin ne anlama geldiğini bilmeyenlerin "sadece bir teori" dedikleri, üstüne üstlük "teori aşamasını aşamayacak varsayım" gibi inanılmaz cahillik kokan açıklamalar yaptıkları teori. Avrupa'da okullarda okutulan bazı fizik kiaplarında "yerçekimi teorisi" başlığı vardır. Doğa bilimlerinde teori sözcüğü daha kanıtlanmamış anlamında kullanılmaz. Doğa bilimlerinde teorinin hiç bir zaman matematiksel kanıtı yoktur, devamlı olgusal olarak doğrulanması yeterlidir. Bu bakımdan yerçekimi teorisi bilimsel açıdan ne kadar yeterliyse, evrim teorisi de o kadar yeterlidir.
linkteki fotografı görenler hemen aynı şeyi söyleyeceklerdir: evrim teorisi. lakin yanlış. söz konusu fotograf bir karikatürist tarafından çizilmiştir. çizilme amacı ise evrim teorisinin sahibi darwin'e " ne yani, senin dediğine göre biz böyle mi evrim geçirdik?" demektir. ama o günlerde fotograf halk tarafından çok tutulmuş ve adeta teoriyle özdeşleştirilmiştir.
teori olmayan, bilimsellikle bağdaşmayan, bir ilim bilgisi olmaktan ziyade ideolojik ve teolojik bir inanç olabilmiş iddiadır. bir protein molekülü bile "protein molekülü" olabilmek için 40.000 kadar farklı atomun, atom altı taneciğin birleşmesine gereksinim duyuyorken ve bu birleşmenin sorunsuz olabilmesi için büyük olasılık hesaplarının sonuçlarına göre dizilmeye ihtiyaç duyarken evrendeki hemen her şeyin milyarlarca yıl önce olmuş büyük patlama ve sonrasında gelen rastgele olaylar zinciri sonucunda oluştuğunu iddia etmek ne büyük bir saçmalıktır. evrim her şeyin tabiat tarafından oluşturulduğunu da ifade etmektedir ancak tabiat nedir, onun açıklamasını yapamamaktadır. taş, toprak, canlılar, ağaçlar, bitkiler, hayvanlar, dünyada gördüğümüz ve göremediğimiz her şey tabiatın bir parçası ise, bunları yaratıcı olarak (tabiatın yaratıcı olduğunu farz ediyoruz) kabul edersek, tabiattan çıkarıldıklarında geriye ne kalır? yani tabiat bu durumda neyi yaratmıştır? madem bunlar yaratıcı değil fakat tabiat bunlardan oluşuyor, o halde tabiata nasıl yaratıcılık vasfını yükleyebiliriz?
evrim insanlar arasında genel olarak "maymunla insanın atası aynıdır" tezi olarak bilinmektedir ancak evrim bundan çok daha farklı, sonu tanrı'yı reddetmeye kadar giden, hatta tanrı'yı reddedenlerin bugün en büyük dayanak olarak kullandıkları bir hipotezdir. hipotez diyorum çünkü bir şeyin teori olabilmesi için üzerinde yapılan kontrollü deneylerin sonuçlarının, fikri desteklemesi gerekir. bu sebepten ötürü newton'ın yer çekimi iddiası deney ve gözlemlerle ispat edilebildiğinden bir kanundur, kanun ise teorinin çürütülememesi sonucunda kesinliği onaylanmış olgulara verilen isimdir. peki evrim teorisi deney ve gözlemlerle ispatlanabilmiş midir? tabii ki hayır. çünkü "keçi büyüklüğünde bir memeli türünün ağaçların alt taraflarında yaprak kalmaması sonucunda boyunlarını üst taraflara uzata uzata zürafa formuna ulaşmış olmaları" transformasyon iddiasını temel alan bir iddia (evrim) bugün zaten bilim tarafından çürütülmüştür. nasıl çürütüldüğü konusu ise gayet basittir, fenotipte oluşan ve genotipe, dolayısıyla da gelecek nesillere aktarılamayan özelliklere modifikasyon denir ve modikasyonun evrim için hiçbir önemi yoktur. keçi şeklinde tanımlanmış hayvanın niçin üst dallara güya uzandığı, niçin zeminde ya da başka yerlerde bulunan otları tıpkı bugün de olduğu gibi diğer hayvanlar gibi göç etmek suretiyle hedef edinmediği de sorulabilecek bir sorudur. bu da zürafaların zaman içinde (nasıl oluyorsa artık) keçi gibi bir canlıdan oluşmadığına delildir. işte evrim teorisinin saçmalığının bir kanıtı da burada gizlidir.
ayrıca bilimsellik değil de bilim felsefesi açısından bir yaklaşım açısı da sunduğumuzda durumun nasıl şekillendiğini görebiliriz. bir iddianın bilimsellik kazanabilmesi için ortaya atılan iddialara yapılan eleştirilere açık olması, bunları kesin bir dille çürütebilmesi gerekmektedir. ancak bugün darwinizm'i ve evrim'i birer inanç, teolojik fikir olarak benimsemiş insanlar ve biliminsanları evrim'e ve darwin'in fikirlerine yapılan her türlü eleştiriyi gericilik, geri kafalılık ve bağnazlık olarak görmekte ve göstermekte, hemen saldırıya geçmekte ve iddialara cevap vermektense karşıdaki insanı sindirmeye ve bu kişiyi bilimdışı göstermek suretiyle kamuoyu nazarında dinlenilmemesi gereken insan şekline sokmaya çalışmaktadır. bu gerçek de evrimi bir bilimsel olay olmaktan çıkarıp, bir ideoloji haline getirmektedir çünkü bilimsel olan her şey üzerine saatlerce, günlerce, haftalarca tartışılmaktan kaçınılmayacak bir şey olmalıdır. eğer bu böyle değilse, o şey bilimden uzaktır.
evrim, tanrı'nın mutlak bir güç olarak kainatı yarattığı ve muhteşem bir düzene oturttuğu fikrini kesin bir dille reddettiği için yeryüzündeki hayatın oluşumunu bazı temellere dayandırması gerekmektedir. darwin'den önce yine bazı biliminsanları birkaç çeşit temel ortaya atmışlardır, bunlara bakalım.
1) abiyogenez: biyolojik bir menşeî olmayan, kendi kendine ortaya çıkış anlamına gelen abiyogenezde iddia edilen şey, cansız şeyler üzerinde zamanla canlıların meydana gelmesi olayıdır. buna kanıt olarak da bataklıklardaki çamurlardan kurbağaların, kirli gömlek ve buğdaydan 21 gün içinde farelerin meydana gelebilecekleri iddiaları sunulmuştur. bu iddialara anti-tez sunmama herhalde gerek yoktur; zira 7 yaşındaki bir çocuğa bile kurbağalar kendi kendilerine zamanla çamurdan oluşuyor desek bize güler geçer.
2) kozmik teori: bu teoriye göre fezadaki gök cisimlerinin üzerindeki mikrobiyolojik canlılar dünyaya düşerek yeryüzündeki canlılığın temelini oluşturmuşlardır. bu canlıların geldikleri yerde nasıl ilk olarak var oldukları, dünyaya nasıl ulaşabildikleri (uzaydaki radyasyona ve dünyaya girişte oluşan muhteşem büyüklükteki ısı enerjisi sebebiyle ısınıp erimeye başlayan göktaşları üzerinde nasıl dayandıkları) ise haliyle açıklanamamaktadır. açıklanabilse bile ilk olarak belirttiğim gibi, geldikleri yere nasıl geldikleri, yani mutlak ve yoktan var eden bir tanrının kudreti olmadan nasıl vücud buldukları sorusu cevabı olmayan bir muammadır. bu muamma da bu kozmik teoriyi çürütmektedir.
3) naturalistik teori: bu teori ilk başta abiyogenezle benzerlik gösterse de aralarında farklılıklar vardır. örneğin abiyogenez cansız maddelerden canlı maddelerin doğrudan oluştuğu iddiasını ortaya atarken, bu teori cansız maddelerden ilk etapta basit canlıların meydana geldiğini iddia eder ve daha sonra zamanla (zaman denen şey resmen ilahlaştırılıyor) bu basit canlıdan gelişmiş metabolizmaların oluştuğunu savunur. basit canlı diye küçümsenen şey, yani cansız bir varlıktan oluşması mümkünmüş gibi gösterilmeye çalışılan şey bile aslında ne kadar kompleks bir yapıdadır, bunu ortaokul biyolojisi görmüş olan her insan kabul eder, biliminsanlarının sözlerine gerek bile yoktur. haliyle bu iddia da çürütülmüştür.
4) ilahî kudret: bu iddia zaten bugün ilahî dinlerinin hepsinin temelini oluşturmaktadır ve akla ve mantığa en yatkın olan fikir olarak görülmektedir; zira böylesine muhteşem karmaşıklıktaki yapıların, böylesine muhteşem büyüklükteki gezegenlerin vb varlıkların, en büyüğünden en küçüğüne taneciklerin, kendi kendilerine bu muhteşem düzene dahil oldukları, dış güce gereksinim duymadan meydana geldikleri, büyük bir patlamanın sonucunda şans eseri oluştukları iddiası ne kadar da akıl dışıdır.
işte evrim dediğimiz şey bu iddialarla hemen hemen aynı temeller üzerine oturtulmaya çalışılmış akıl almaz saçmalıklar bütünüdür. gelecek eksi oylar da artı oylar da kabulümdür, yeter ki herkes bu yazıyı elinden geldiği kadar objektif olarak okumaya çalışsın. herkese selamlar.
Lise biyoloji bilgisi ile çürütmeye çalışanların olduğu, bu bilgisinin de sınavdan ancak 2 alacak kadar yüksek(!) olduğu insanların onlarca satır yazıp birşey anlatamaması ve kendini kandırmasına neden olan teoridir. internette işi olmayan ve bilgisi olmayan konularda teori çürüten Türk gençliği kaç kez bilimsel araştırma yapmıştır?bilimsel çevrelerin kabul ettiği bir teoriyi bilgisayar başında iğne ucu kadar biligisiyle teoriyi çürütmeye çalışmak, kendini bir biyoloji uzmanı gibi göstermek ne kadar komik veya ne kadar acıdır?
ilahi kudret ?Basit çürütmeler yapılabilir. Mükkemmel bir düzen yoktur. Peki şunu soruyoruz o insanlara insanlar dünyada olduğu için mi hayat vardır yoksa dünyada hayat olduğu için mi insanlar vardır? Neden insanlar merkürde yaşayamaz? Çünkü Merkür çok sıcaktır ve insanların yaşamasına uygun değildir. insanların dünyada bulunmasının sebebidir dünyanın yaşanabilir olması. Düzen?Alın işte. ağdan soldan duyma bilgilerle teori çürütmeye çalışmanın ilk sonucu.
Çürütülmüş bir iddia evrim teorisini çürütmez. Lise bilgisi ile ahkam kesen insanların molekküllerin çevre etkisiyle değişime uğradığını bilmekte midir?Yıldırımlar,yağmur,sıcaklık gibi faktörlerin göze alındığı deneyden haberdar mıdır? Değildir bu da 2. ayardır.
( Ortaokul lise bilgisi diyenlerin yalnızca lise bilgisi olması komiktir , zira lise biyoloji kitabından alıntılarla teori çürütmek yerine o çürüttüğünü sandığımız teorinin bir yan sayfasını okumamız gerekir di mi * ? )
Dünyaya moleküllerin uzay cisimleriyle gelmiş olması çürütülmüş değildir. Çürütülmüş ile başlangıcı bulunamamış arasındaki farkı demek ki herkes anlayamıyormuş. Bu teori dünyadaki yaşamdan bahsetmektedir çürütüldüğü falan yoktur bilimum organlardan sallamamak lazım.
Saçma sapan iddialar denen iddiaları dünyanın en büyük bilim adamları laboratuarları destekliyor, ingiliz angelikan klisesi bile Darwinden özür diliyor hala yurdumun takunya-hacı sakalı kombinasyonu sevdalıları aklınca hiçbir çalışma olmadan çürüttüğüne inanıyor komik.
Sonuç olarak bilim dünyasının çok çok büyük bir çoğunluğunun kabul ettiği bu teoriyi sırf "allah fedailiği" adına cahilce, bilgisizce,googlea yazarak, ders kitabından bakarak çürütmeye çalışmak komiktir. Cem yılmzın bir tat bir doku cdsi yerine izlenebilir.
tıp fakültesinin ilk gününde ilk derste adından bahsettirmiş teoridir. CH4 gazının yıldırım şimşek vb. etkisi ile diğer organik bileşiklere dönüştüğü ve bu bileşiklerinde diğer canlıları oluşturmuş olabileceği öne sürülmektedir.
insanoğlunun binlerce yıldır biyolojik ve zihinsel olarak aynı kaldığını sananların paçasına saldırdığı kuram. çekik gözlülerin, siyah derililerin, hinduların, sarışın vikinglerin adem ile havvadan çeşitlenebildiğini iddia etmek için insan beyninin nasıl bir imanla körelmesi gerekiyor? bugün iki beyaz ırk üyesinin evliliğinden bir zenci çocuk doğsa, kadının adamı boynuzladığını idrak edebilecek bir zeka, yeryüzündeki ırkların iki insandan çeşitlenebileceği gibi komik bir iddiayı gözü kapalı kabul ediyor, neden; çocukluğundan bu yana kendisi ile aynı cendere içinde bilinç edinmiş ebeveynlerinin, toplumun ve tek taraflı milli eğitimin yönlendirmes ile... o çemberi aşmak kolay mı, elbette değil; tıpkı bir hristiyan-evangelistin içinde yetiştiği çember gibi.
hayır bir de yaratılışçılığı bilimsel bir forma sokup kromozomlarla proteinlerle atışanlar var, asıl onlar komik. bu arkadaşların iddia ettiği gibi uzayın tamamı hakkında bilgi sahibi olan bir tanrı ve onun yönlendirdiği seçilmişler var ise, bu insanoğlu madddenin yapıtaşı olan atomu, canlının yapıtaşı olan hücreyi ve dna'yı keşfetmek için neden yüzyıllarca bekledi? seçilmiş peygamberlerin ve kutsal kitapların tum bu bilgilere, elektron bilgisine , hücre bilgiine, yarı iletken bilgisine sahip olduğunu iddia edebiliyor musun? insanoğlu tüm bu bilimsel bilgi ve birikimleri neden dinden bağımsız bir yolda edinmek zorunda kaldı? neden yüzyıllarını mağara resimleri çizerek, ateşsiz ve yazısız geçirdi?
bir tanrıdır ki, kurallarını koyarken amerikan kızlderililerini, eskimoları, amazon yerlilerini unutmuş, onlara dair hükümler vermemiş te, kurallarını arap yarımadasının o dönemki kavimlerine yöneltmiş, onların sosyal yaşamlarına dair yasalar koymuş, bu tanrının evrenselliğinden aklı başında kim şüphe duymaz? neden üç büyük dinin de ortadoğudan, neredeyse aynı bölgeden çıktığı ve aynı söylencelerden beslendiği sorusu bile yeterli.
islamiyet, hristiyanlık, yahudilik, budizm vs insanların kendi iç huzur ve ihtiyaçları ile ilgilidir, o nedenle vardırlar; kişi bilincini bir sonuç değil de neden olarak kabul ettiği sürece, kendini doğada vazgeçilmez kabul ettiği ve kendinden sonra da bu devinimin devam edeceğini hazmedemediği sürece de varolmaya devam edecek; çünkü insanoğlu öldükten sonrada yaşamak istiyor; o nedenle bir öte dünyaya ihtiyaç duyuyor.
ama ne sizin inanç sisteminiz insanlığın merkezidir, ne insan doğanın ve dünyanın merkezidir, ne de dünya uzayın merkezidir. herşey siz olmadan milyonlarca yıl önce oluyordu ve herşey siz ve inanç sisteminiz olmadan da milyonlarca yıl boyunca olmaya devam edecek.
değişmeyen ve yokolmayan tek şey değişimdir, o da bizzatihi evrimin ta kendisi.