“Ey Gençler! Sizden evlenmeye gücü yeten evlensin. Çünkü evlilik gözü harama bakmaktan korur. Tenasül uzvunu zinadan alıkoyar. Evlenmeye gücü yetmeyen de oruç tutsun. Çünkü orucun şehveti kıran bir gücü vardır."
"Allah kime dindar bir kadınla evlenmeyi nasip ederse, ona bu şekilde dininin yarısında yardım etmiş olur. Geriye kalan yarısında da Allah’a karşı gelmekten sakınsın”
bugün aklıma gelen hadisedir. hadise dediğim şarkıcı olan değil. neyse. şöyle ki
mesela bi kadın düşünün, bi kadın kendini olabildiğince güzel göstermek ister. giyimine özen gösterir falan. sahip olduklarını güzel göstermek ister. annenizin evi, özellikle misafir odasını ne kadar özenli tuttuğunu hatırlayın. çünkü başkalarına güzel göstermek ister. çocuklarının başarılı olmasını ister, onlar da güzel olsun ister. kısacası kadınlar sahip olduklarını güzelleştiriyor. haliyle eşlerine de çeki düzen veren insanlardır kadınlar.
hayatı dağınık olan adamlar evlenmek istemezler ya genelde, düşündüm ki o dağınıklığı düzeltebilir kadınlar.
dolayısıyla evlilik kötü bişey değildir diye düşündüm.
(yolda aklıma gelen bi düşünceydi. yanılıyor da olabilirim)
hani sulu boyada sarı ile mavi rengi karıştırdığınızda yeşil olur ya öyle bir şeydir evlilik. eğer açık yeşilse dominat bayan, koyu yeşilse erkektir. ve sarı ve mavi de diretme varsa ya zamana ihtiyaç vardır ya da yanlış bir evliliktir.
avrupa ya da amerika da büyüyen birisi olsaydım asla yapmayacağım birşey olurdu. evlenmektense sevgilimle birlikte yaşamak daha cazip geliyor. evlilik düşüncesi bile korkutucu. birbirimizi seviyorsak niye bunun için sözleşmeye gerek duyarız ki. evlenmek sanırım biraz kendini garantiye almak oluyor.
erkeklerin egolarinin urunu haline gelmis olan kurumdur. erkekler bir yastan sonra gerek aileleri tarafindan gerek toplum tarafindan saygi gorebilmek icin bir kadina ve cocuga sahip olmak ve onlara bakmak durumundadir yani hem aileler hem de toplum erkekten cok sey beklemektedir. zaten bir kadin ilerleyen yasina ragmen evlenmemisse en fazla evde kalmis kadindir. ben kimse tarafıindan boyle kadinlar icin culsuz, ev idare etmeyi beceremez veya kotu kadin (ki genelde boyleleri herkesden once evlenir) olduklarindan oturu evlenmediklerinin soylendigini duymadim. olsa olsa en fazla cirkin ya da huysuz olduklari rivayet edilir. fakat bir erkek icin ilerleyen yaslarda hala evlenmemis olmak serserilikten, beceriksizlikten tutun da farkli cinsel tercihlerinin olabilecegine kadar varan cesitli yorumlarla degerlendirilir. iste bu nedenlerden erkekler icin bir yastan sonra kabul gormek en azindan bir evlilik gecirmis olmakla esdeger hale gelir ki bu evlilikteki diger tarafin kim oldugu nasil bir insan oldugu pek de onem arz etmez bu saatten sonra.
bugün artık bu mevzudan kusucam.
gerçekten kusucam.
kimse evlenmek zorunda değil.
zannımca, kimse evlenmek için evlenmemeli.
evlenmeyen insanlara üzülerek bakılmamalı.
anlatılanlar kadar zor olmadığını düşünüyorum. kadın dediğin varlık en ufak şeylerden bile mutlu olabiliyor. bir çiçek alıyorsun bütün gün seni sevdiğini söylüyor, iki iltifat ediyorsun hemen çocuklaşmaya başlıyor. kadınlar çok duygusal varlıklar. sevdiğim insanla aynı evde yaşamayı hayal bile edemeyecek kadar güzel buluyorum açıkcası, bütün gün birlikte el ele dolaşmak, akşamları sarmaş dolaş film izlemek ve yatarken saçlarıyla oynayarak uyumayı beklemek.. bunlar harika şeyler değil de ne ki? nedense bi erkek olarak ben hiç korkmuyorum evlenmekten. yeterki sevdiğim beni sevdiğini bildiğim bi insan çıksın karşıma..