ne kadar geç olursa çocuğunuzunla aranızdaki yaş farkı o kadar çok olacağı için ileri yaşlara bırakılmaması gerekilir diye düşünüyorum.
düşünsene 30 yaşından sonra çocuğun oldu diyelim. evladın 20yken sen 50. o da hemen çocuk yaparsanız.
20 yaşındaki enerjik gençle 50 yaşındaki artık yaşlılık dönemine girmiş koca adamla kadın ne kadar çok şey paylaşabilir. evde oturup dizi izlemekten başka.
"Öyleyse, karı-koca evliliği tarihe asla erkekle kadının karşılıklı uzlaşması olarak girmez ve hele en yüksek evlenme biçimi olarak asla kabul edilemez. Tersine: bir cinsin öbürü tarafından uyruk altına alınması olarak bütün tarih-öncesinin o zamana kadar bilmediği, iki cins arasındaki bir çatışmanın açığa vurulması olarak ortaya çıkar. "
"Ama bundan, bizzat tek-eşlilik içinde, ikinci bir çatışkı (antinomie) doğar. hétaïrisme sayesinde yaşamın tadını çıkaran kocanın yanı sıra, yüzüstü bırakılmış karı vardır. Ve çatışkının iki teriminden yalnızca biri var olamaz [ancak ikisi birden var olabilir tıpkı, yarısı yendikten sonra, elde bütün bir elmanın kalamayacağı gibi. Bununla birlikte, kadınlar tarafından gözleri açılıncaya kadar, erkekler; elmanın yarısını yedikten sonra da, onun bütününe sahip olacakları kanısındaydılar gibi görünür. Karı-koca evliliğiyle birlikte, ortaya, o zamana kadar bilinmeyen sürekli iki toplumsal tip çıkar: kadının ödevine bağlı aşığı ve aldatılmış koca. Erkekler, kadınlar üzerinde zafer kazanmışlardı; ama mağluplar galipleri [boynuzla -ç ] taçlandırma işini, mertçe üzerlerine aldılar. Karı-koca evliliği ve hétaïrisme'in yanı sıra, eş aldatma, kaçınılmaz bir toplumsal kurum haline geldi, yasaklanmış, şiddetle cezalandırılan, ama yok edilmesi olanaksız bir toplumsal kurum. "
"Ama her ne kadar, bilinen bütün aile biçimleri arasında, yalnızca tek-eşlilik, içinde modern cinsel aşkın gelişebildiği aile biçimi olduysa da, bu asla modern cinsel aşkın, eşlerin karşılıklı aşkı biçimiyle, yalnızca, hatta başlıca tek-eşlilik içinde geliştiği anlamına gelmez. Durmuş-oturmuş ve erkek egemenliği altındaki karı-koca evliliği, özü gereği, bunun böyle olmasına aykırıydı. Bütün tarihsel bakımdan etkin sınıflarda, yani bütün yönetici sınıflarda, evlenme akdi, iki-başlı-aileden beri, ne idi ise o kaldı, büyüklerin düzene koyduğu bir uzlaşma işi."
Kimi güzel der ama bir çok kişi pismandır. Mecburiyetten yapılır genellikle bu dönemde. Allahin emridir, ama etrafında ağlayan yada mecburen surdurenleri gördükçe ne kadar geç o kadar iyi denilen. Evlilik sanki eskiden daha kutsal bir şeydi.
niye bugüne kadar yazmamışım bu mevzuda bilmiyorum. buranın evli insanlara öcü muamelesi yapmasının da etkisiyle sanırım es geçmişim bu en bildiğim mevzuyu. neyse konuya dönelim.
klişe diye demiyorum ama öncelikle şükretmeyi, yetinmeyi ve sabretmeyi bilmeyenlerin uzak durması gerekendir. çünkü iki kelimeyle soğuyup ''artk dhst klalım sıkılhan'' diyebilen bir neslin katlanabileceği birşey değil evlilik. yükü ağır, yolu uzun...hal böyle olunca bir uzun yol şöförü kadar sabırlı olmasınız.
çünkü bir insanın tüm hallerine, tüm egolarına tanık olup ondan soğumamak, kendinize bile tahammül edemediğiniz bir çağda, hele hele de özel alanlarınıza saygı duymayan birine katlanabilmek (genelde böyle olur)güç gerektirir.
hadi tüm bunları ''şımarık modern insan'' kaygılarına sayalım, birkere işsiz olmak, aylak olmak, istediğiniz yere basıp gidebilmek gibi kavramları unutmanız, kavga ettiğinizde diş fırçamı, terliklerimi alır giderim ben abi...gibi cümleleri de rafa kaldırmanız gerekir.
hiç mi iyi tarafı yok bu işin kardeşim? diyenler için polyanna tadında tespitlerim var tabi ki. cicim aylarını bitirip ortalama bir evliliğe erişmişseniz, ilişkinizi sevgi-saygı gibi kavramlara teslim etmişseniz bekar insanlara göre daha dingin ve huzurlu bir hayatınız olacaktır. hele birde çocuğunuz varsa dünyanın en telaşlı, en yorgun ama en mutlu insanına dönüşüverirsiniz.
fakat tüm bunları başaramayıp dostlar alışverişte görsün mantığıyla yürütüyorsanız evliliğinizi sizden mutsuzu ve yalnızı olmayacaktır. işte bu yüzden dikkat edin 40 kere düşünmekten, sorular sormaktan, araştırmaktan hiç çekinmeyin.
çünkü evliyken ''gitmek'' her halükarda birini üzmektir.
niye bu kadar zor anlamadığım müessese! yaşıtlarım çoluk çocuğa karıştı!
ben onun bunun düğününde mutluymuş gibi yapmaktan,
tebrik etmekten bıktım usandım artık. tabi bunlar yaşla dogru orantılı gerçekleşti. eskiden böyle degildim!
onun bunun bebeklerini, çocuklarını sevmek konusundan bahsetmıyorum bile!*
hayır yani ben mi başarısızım ya da bahtsızım ya da kaderimde mi yok anlamadım! ben istedikçe kaçıyor gibi!*
3 sene kota koymuştum kendime evlendim evlendim evlenemedim daha da işim olmaz bu mevzuyla dıye ve evet o süreç işliyor..*