"evlilik geleneksel olarak kadınlara sunulmuş yegane gelecektir.kadınların çoğunluğu ya evlidir, ya da bir zamanlar evlilik yapmış,ya boşanmış ya da duldur, veyahutta evli olmadiği için aci çekiyordur." der simone de beauvoir.
sanırım bir filmde idi*, güzel bir noktaya değinilmişti evlilikle ilgili.
adamın mutlu evlilik yoktur hipotezi vardı ve bir çift ile tanışıyordu. baya baya mutlu bir evliklikleri vardı ve sorduğunda çiftlerden kadın olanı şu şekilde bir şeyler söylemişti bu evlilik ile ilgili:
''çiftler ilk tanıştıklarında hep farklı davranır, iş evliliğe geldiğinde ise her iki tarafın gerçek yüzü ortaya çıkar. işte evlilikte sıkıntı budur. ancak biz birbirimizi olduğumuz gibi tanıdık ve evlenince değişen bir şey olmadı.''
böyle bir şeydi işte basit ama güzel demiştim o zamanlar.
içine maddiyatın harmanlandığı şey.
tamam mübadele devrinde yaşamıyoruz ancak bir insanın mutlak surette yaşaması gerektirdiği bir durum bile bu kadar imkansız hale sokuluyorsa söylenecek fazla şey yok.
sebebi ney biliyor musunuz?
kadın olsun erkek olsun, herkes, hem de herkes bir şeyi kaybetti; yokluğu da paylaşabilmenin erdemini.
işte bu yüzden evlilik hem psikolojik bağlamda hem de maddi anlamda zorlaştı.
güzel ve sorunsuzuna rastlanmayan kurumdur.
bazılarına göre kaçınılmaz son, bazılarına göre amaç, bazılarına göre araçtır.
içi boşaltılmış ve 3-5 çocuk sahibi olmak için dayatılmış kuraldır.
herkes evlensin.
evlilik yaşı 13e insin.
kızlar 4.sınıftan sonra evlensin.
hatta hadi karıcım "koca" de "ko-ca" aşamasına kadar düşeceğinden ölesiye korktuğum fikirdir.
sorumluluk isteyen bir müessesedir, evlilik sorumluluk, olgunluk, saygınlık ister, malesef günümüz de evlilikler çocuk oyuncağına döndü, adetlerimize göre önce kız ile erkeğin ailesi tanışır, sonra nişan ve düğün, bu kavramlar artık günümüzde azalmaya başladı.
iki aşığın aynı evi paylaşıp, bebek yapabilmesidir. Bulantı nazı yapıp, aş ermemenin lezzetine varmaktır, yemek yapma denemelerinde sürekli sınıfta kalıp azimlenmektir. Daha bir sürü şey...
esasta; dünya evini yuvaya çevirme teşebbüsüdür; birlikte yaşlanma arzusudur; çoğalma isteğidir.
ama biz ona fikrimizce, çeşit çeşit anlamlar yüklemekteyiz. mesela bazıları bu kuruma ancak karşı çıkarlarsa daha modern daha hür olacaklarını sanıyorlar. bazıları bu kurumu sahiplenmekle, geleneklerini muhafaza edebileceklerini. evlilik, bazı kızlar için görece olarak kendilerine ait dünya kurmanın tek yolu demek. memleketin muhtelif yerlerinde ise, kızlar köle gibi alınıp satılırken uydurulan kılıf. bazılarının elinde oyuncaktır, bazılarının elinde araçtır.
sözün kısası siz onu ne sanıyorsanız odur. çünkü yaşayacağınız budur.