niye bugüne kadar yazmamışım bu mevzuda bilmiyorum. buranın evli insanlara öcü muamelesi yapmasının da etkisiyle sanırım es geçmişim bu en bildiğim mevzuyu. neyse konuya dönelim.
klişe diye demiyorum ama öncelikle şükretmeyi, yetinmeyi ve sabretmeyi bilmeyenlerin uzak durması gerekendir. çünkü iki kelimeyle soğuyup ''artk dhst klalım sıkılhan'' diyebilen bir neslin katlanabileceği birşey değil evlilik. yükü ağır, yolu uzun...hal böyle olunca bir uzun yol şöförü kadar sabırlı olmasınız.
çünkü bir insanın tüm hallerine, tüm egolarına tanık olup ondan soğumamak, kendinize bile tahammül edemediğiniz bir çağda, hele hele de özel alanlarınıza saygı duymayan birine katlanabilmek (genelde böyle olur)güç gerektirir.
hadi tüm bunları ''şımarık modern insan'' kaygılarına sayalım, birkere işsiz olmak, aylak olmak, istediğiniz yere basıp gidebilmek gibi kavramları unutmanız, kavga ettiğinizde diş fırçamı, terliklerimi alır giderim ben abi...gibi cümleleri de rafa kaldırmanız gerekir.
hiç mi iyi tarafı yok bu işin kardeşim? diyenler için polyanna tadında tespitlerim var tabi ki. cicim aylarını bitirip ortalama bir evliliğe erişmişseniz, ilişkinizi sevgi-saygı gibi kavramlara teslim etmişseniz bekar insanlara göre daha dingin ve huzurlu bir hayatınız olacaktır. hele birde çocuğunuz varsa dünyanın en telaşlı, en yorgun ama en mutlu insanına dönüşüverirsiniz.
fakat tüm bunları başaramayıp dostlar alışverişte görsün mantığıyla yürütüyorsanız evliliğinizi sizden mutsuzu ve yalnızı olmayacaktır. işte bu yüzden dikkat edin 40 kere düşünmekten, sorular sormaktan, araştırmaktan hiç çekinmeyin.
çünkü evliyken ''gitmek'' her halükarda birini üzmektir.