kadın icin ilk günlerde saltanat gibi görülse de zaman gectikce kölelik döneminin hüküm sürdügü bir tür hükümdarlıgın parcası olmaktır evlenmek. askı da, sevgiyi de, saygıyı da öldürür.
başkaları evlenirken imrenerek filan bakılır, ancak aileden biri yada çok yakın bir arkadaş evlenirken hiç de öyle pembe bulutlu hayallerdeki gibi değil.
evinizin panjurları pembe de olsa zor.
başlangıç garip...
kız-erkek tanıştı, sevdi, sevişti, kaynaştı,
sonra aileler; sevişmek dışında her birşeyi bunlar da yaptı.
isteme, verme, sonra cümle aleme haber salma...
söz, nişan, çeyiz, nikah, kına, düğün, gerdek, ertesi sabah, hamilelik, çocuk, evlat... gider böyle.
bir de somut detaylar var. ev hazırlanırken, kürdana kadar düşünülüyor, adam evleniyor, gül gibi bi hatun kapmış,
-nişanlım, kürdan da aldık mı eve?
-kürdan aldık aşkım tek eksiğimiz, yanmaz ütü masası örtüsü...
doyumsuz insanlar için kötü. olmuş insanlar için iyi eylem.
bir arkadaşımın ünlü biriyle yattıktan sonra: "ben şu saatten sonra sittin sene evleneceğim kişiyi seçemem, artık hep daha fazlasını ister oldum, anneme söyleyeceğim bir kız bulsun, görücü usulüyle evlenecem" demiştir.
bu örnekte görülmektedir ki insan ne kadar "tek insanla birlikte olmak diğerlerine ihanettir" gibi düşünse de özünde "doğru kişi" arayışları sürecektir.
anne kokusu nasıl mistikse sevgili (-ki doğru kişi) kokusu da bir o kadar farklıdır. insan o kokuya özlemi, yiyecek yemeği yokken yanında "yemek yok" diyecek birini arar.
düşünün ki evlendikten sonra iki kişinin minyatürü bir insan* oluyor. söyleyince basit düşününce inanılmaz bir olgu.
o saaten sonra da artık kendi hayatınızı bir kenara koyup onunla tekrar sıfırdan yürümeye başlarsınız, konuşursunuz, ödev yaparsınız, kız arkadaş tavlarsınız.
5-6 sene önce bana da "game over" gibi gelen bu eylem doğanın düzeni gereği "gerekli" gelmeye başlıyor, iyi ki başlıyor.
siz hala "evlenmek mi! ahaha saçmalık" gibi düşünüyorsanız, biraz zamana ihtiyacınız var. bu zamanda da canınızın istediğini bağımlı olmadan yapın.
edit: evet evlendim ve fikirlerimi şuanki hayatım tastik ediyor.
Efendim benimn aklima birsey takilmistir 'evlenmek' fiiliyle alakali. aslinda sözcügü inceledigimizde dönüslü bir fiildir. taranmak, aranmak gibi. yani kisi yaptigi eylemde tektir. halbuki evlenmek için en az iki kisi gerekmektedir. o zaman dogrusunun istes fiil olmasi ve evleşmek olmasi gerekmiyor mudur? tabi organize islerde gecen madem dil okuyorsunuz o zaman filoloji yerine diloloji olmasi gerekmiyor mu? sorusuyla benzerlik gösterse de benimki yine de bazi temellere dayanmaktadir. sorunum yokken kendime sorunsal cikarmisimdir. evet buradan da variliyor ki evlenmek daha en bastan dertsiz basa dert almaktir. *
melih cevdet hocanın mükemmel tanımladığı, insan hayatının bir evresi.
Melih Cevdet'e sormuşlar "evlilik nedir" diye.
Eskiden demiş, kız tarafının ve oğlan tarafının ailesi biraraya gelir, yeni çiftin kuracağı yuva için beraber hazırlık yapılır, beraberce yeni ev düzülürdü.
Tabi o zamanlar evler genelde bahçe içinde müstakil evlerdi.
O yüzden buna "Evlenmek" denirdi.
Şimdi ise yeni evliler apartman dairelerinde yani katlarda oturuyorlar,
bu yüzden artık evlilik "KATlanmaktır" demiş."
iki insanın ortak bir kararla geri kalan hayatlarını birlikte yaşamaya karar vermesidir.iyi düşünülerek yapılırsa mutluluk,düşünülmeden aceleye getirtilirse, üzüntüye yol açabilen eylemdir.
daha saçmasapan bir ilişkiyi bile yürütemezken evlilik denen şeyle nasıl başa çıkılır acaba diye sordurmakta sık sık bana. bi de etrafımda o kadar kötü evlilikler var ki. sakınmakta haklı olduğumu düşünüyorum. ne bileyim. hiç olmıcak gibi gelen şey.
doğru zamanda, doğru insanla yapıldığı zaman evlenmeyi düşünmeyenlerin aslında ne kadar çok şeyi kaybettiklerini bilmedikleri, muhteşem birliktelik. daha çok er kişilerin zaman kaybı olarak gördükleri ve şu felsefeyle yaklaştıkları hadise:
-evlenip de balayına gideceğime, evlenmem alayına giderim.
yaşanmış bir 20-25-30 yılın ardından "evet, bu o" hissinin ruhu kaplaması, sorumluluk duygusunun onay vermesi ve aşkın karşılıklı gözlerden okunması sonucu, hayat arkadaşı olma durumudur.
artık kişi hayatta tek başına değildir, neredeyse aldığı tüm kararların iki kişiyi etkileyeceğini iyi bellemelidir.
fikren ya da bedenen olmayacak evliliğim karar verirsem. zaten 22 senedir dostum olan, 6 senedir aynı evi paylaştığım dostumla kağıt üzerinde evleneceğiz ki ben vatandaşlığa geçip çalışma izni almaktan kurtulayım. hiç bir sorumluluk olmayacak üstümde. nikah dairesine gidip kendi kendimize gülerek bir imza atacağız. sonra ben işimi garantiye alınca da boşanacağız. hayatta en sevdiğim insanlardan biri, sırf benim rahatım için hazır o göstermelik imzaya.
ama ben çıldıracağım. ne değişecek hayatımda? hiç bir şey! yine bile ne denli zor.
ben böylesine boktan bir evlilik için bile karar veremezken insanlar ciddi ciddi evleniyorlar. aşk, bağlılık, sadakat, güven... kimileri bunu tadıyor demek ki, ya da kendilerini süper kandırıyorlar.