üniversite okumak için gittiğinde de ağlarsın gurbettir ya sonuçta,mezun olunca dönerken de ağlarsın artık eskişehir hariç her yer gurbet gelir insana.
Eskişehir deyince nedense aklıma Hobbitlerin yaşadığı mutlu şehir aklıma geliyor. Şehirde herkes vur patlasın çal oynasın ama sanırım karanlık yaklaşıyor.
asırı bir sekilde istanbul özentisi ve kompleksi olan bir sehir.yaptıkları tek sey istanbul u taklit etmeye calısmak ama bu kadar cabaya ragmen istanbul un coplugu bile olamayacak bir sehir.
Bağımlılık yapan, bağnaz olmayan, güzel belki en güzel şehirdir. Sakinlikse sakinlik, eğlenceyse eğlence, alışverişse alışveris, konser, tiyatro, sergi, hemen hemen her şeye her zaman ulaşabileceğiniz bence Türkiye'nin en yaşanılası şehirlerinden biridir. Yılmaz Büyükerşen'e sahip olan, Yılmaz Büyükerşen'in ise sahip çıktığı, daha da güzelleştirdiği şehirdir.
yolları insanı kahreden şehir. yabancı iseniz işiniz çok zor şehrin etrafını kaplamış tren yolları çık çıkabilirsen gir girebilirsen resmen. tabelalar saçma istasyona vardığınızda istasyon tabelası çıkacak neredeyse. içerisinde bir yer ararken ceza yememek kaçınılmaz polisler çay bahçelerinde oturmuş yabancı gelsede bi ceza kessek diyerek çayını yudumluyor. duyurulur.
trafik sorunu rezildir, ana caddeler dar ve 15-20 metrede bir lambalar vardır ve şehrin en büyük sorunu artan araç yoğunluğuna ne yolların ne de planlamaların yapılmamasıdır.
çok gelişti değişmeye de devam ediyor ama yol yol yol diyoruz...
harika bir şehirdir. yaşanması kolaydır, trafik sorunu yoktur, öğrencilerle kaplıdır. fakat iş sorunu vardır, grafik tasarımcısı bile iş bulamamaktadır.
(bkz: gidesim var)
son 7-8 yılda tamamen şekir değiştiren yeni bi görünüme kavuşan şehrim.
daha öncesini düşündüğümde çarşıda mağazaların ortasından otobüs simsiyah duman bırakarak geçerdi, en byük alışveriş yeri esnaf sarayıydı, doğru düzgün gezecek yeri yoktu, porsuk çayının üzerinde devrilen ağaçlar yosunlar vs. olurdu.
şimdiyi düşününce (bkz: vay be)
çok iyi bir belediye başkanına sahip olan, üniversiteleri sayesinde içerisinde binlerce güzel, genç ve renkli insanı barındıran, orjinal mekanlara sahip ayrıca gece saat üç ve dört gibi bile dışarıda olsanız sokakları güvenli güzel iç anadolu şehrimizdir.
temmuz ortasında yağan dolusuyla ve fırtınasıyla beni hakikaten donuma kadar ıslatan garip bir iklime sahip şehir. meleketim olmasa çok pis küfür edecem ya... dondum, dondum emmoğlu!
iki yaşlı teyzenin olduğu heykelin önünden geçerken kanlı canlı bir teyzenin yanındaki teyzeye *
-işte bunlar dedikodu yapan iki kadın heykeli müşkülecim *
diyerek beni dumura uğrattığı güzel şehir.
metalden yapılmış iki tane yaşlı kadının oturduğu, ortalarında ise bir kişilik boş yer olan bir bank vardır bu şehirde. o araya oturup resim çektirilir.