bana, ilk defa geldiğim bu şehri bir turist rehberi edasıyla gezdiren hoca'nın* danışmanının, çevredeki ağaçları gösterip 'bu ağaçları kendimiz yetiştiriyoruz' demesine cevaben, istem dışı attığım şaşkınlık nidasının hemen akabinde 'neden bizim* gibi italya'dan almıyorsunuz?' sorusunu yönelterek ortamdaki herkesin yüzünde acı bir tebessüm olduğum şehirdir.
olağanüstü bir kent. anadolu'nun kültür başkenti. yerleşmeyi düşünüyorum. ama çok soğuk. karasal iklimin tüm asabiyetiyle hüküm sürüyor. yine de sevdim. hatta bir şiir bile yazdım; okuyayım mı sevgili sözlük?
iki iklime açarım kollarımı
birinde dudaklarım çatlar
ayazdır, bozkırdır
diğeri her daim on dokuz yaşında
her daim bahar
bir yanım anadolu bir yanım osmangazi
iki kapılı bir şehirdeyim
adı eski kendi yeni
4 yıl okumaya gittiğim ancak 2 sene sonra pılımı pırtımı toplayıp terk ettiğim şehrim.
şehrim diyorum çünkü bana 22 yıllık ömrümde geçirdiğim en güzel 2 seneyi bağışlamıştır. çok şey yaşadım, daha fazlası ne olabilir ki diye düşünürdüm eskişehir'e giderken fakat geçen yıllarda anladım ki oranın tadı ve havası bambaşkaymış. 2 yıl boyunca gezmek, tozmak, yiyip içip sıçmanın dışında da birçok şey kattı ruhuma. bi daha asla yaşayamacağım duyguları ve aslında sürekli hissetmek istediğim şeylerle doldurdu bünyemi.
eskişehir'in göt donduran soğuğunun aslında sevdiğinin elini sımsıkı tutup, sokakları arşınlarken vız geldiğini öğrendim. arkadaş kelimesinin içini dolduran adamların bu şehirde var olduklarını anladım. aileden uzak genç hayatı yaşamanın burada anlam kazandığını keşfettim.
tabii tüm bu özgürlükler insanı sapıtma noktasına da sürükleyebilir, eğlenceli bi anı olarak da kalabilir, tüm ömrüne işleyecek izler de bırakabilir. ama götü başı dağıtmadan, biraz saygı kuralları içerisinde öğrenci hayatı yaşadığın takdirde sen kralsın, çevrendekiler de hep dostların.
aradan 4 ay geçmiş. ben, uğruna okulu bıraktığım bölümü kazanmak için ne yapmam gerektiği düşünmem gerekirken, hala tekrar eskişehir'e dönme hayalleri içerisindeyim.
yarım kalan dostluklar ve sonu gelmeyen aşk tamamlanacak mı yoksa bir efsane olarak mı kalacak hep birlikte göreceğiz.
eskişehirspor taraftarının içinde yaşamayı haketmediği kadar güzel bir şehir. ufak ve yaşanılabilir. ankara ve antalya'dan sonraki en beğendiğim şehir diyebilirim.
Candır.. Bir insan evladının öğrenciliğini geçirebileceği en nefis yerdir. Küçücüktür bi kere.. Canınız mı sıkıldı? Yalnız mısınız? Çıkın bir adalara, muhakkak oturabileceğiniz 3-5 tanıdık masa bulursunuz. izmir Belediye Gazinosu'ndan bilmem kaçıncı seferdir bahseden Bomanti ismail'i ile, Sıcacık'taki gözlemesiyle, 6:45'teki, Del mundodaki eğlencesiyle özlenilendir.
Mezun olurken göz yaşlarıyla ayrılırsınız, ama bilirsiniz ki döneceksinizdir, onsuz yapamayacaksınızdır. Nitekim her boş anınızda da kaparsınız çantanızı, düşersiniz yollarına.. Ama bu sefer içinizde bir burukluk olur, zaman geçse de, her şey ne kadar yabancılaşmış gibi gelse de aslında bir o kadar sıcaktır hala, işte budur sizin de canınızı yakan..
metropolün kalabalığından bunaldınız mı?
gürültüsü kulak zarınızı mı titretiyor?
okula iki vasıtayla mı gidiyorsunuz?
işte o zaman eskişehir sizi ferahlatacak şehirdir.
eskişehir gerçekten yaşanılabilir bir yer evet ancak oraya tatil için ya da bir süreliğine gidiyorsanız öyle.çünkü bir yerden sonra tramvayda 40 yaşında sağlıklı kadınlar size yer vermediğiniz için dik dik bakacak,kalabak su ve jet sesleri sizi uykudan uyandıracak,''bir gün dünyaya sahip olacağız ve adı esyer olacak''mesajı veren estram,eskart,esgaz sabrınızı zorlayacak,watmanın gözünüzün içine bakarken duraktan ayrılması ''olmaz bu kadar'' dedirtecek.gün gelecek halkından tiksineceksiniz plakanız 34 diye arabanızı çizecekler,sileceklerini kaldıracaklar.eskişehirspor maçlarında tramvayı durdurup size es-es,ki-ki diye bağırtacaklar * o övündükleri kentparkları,esparkları,çimleri gezmeyi planladığınız günlerde apaçilerle dolup taşacak,trafikte çileden çıkıp ''hepiniz öküzsünüz * o gördüğün kol götüne girsin'' diyeceksiniz,bijonu alıp arabadan inmek gelecek içinizden.şehir eskişehir'dir tabi.
izmirbornovaküçük park'ın çakması, küçüğüdür.
daha alsancak, kordon, bostanlı, karşıyaka'dan bahsetmedim....
maalesef sadece bornova küçük park'ın küçüğü kadardır; ve orayı andırır eğlence mekanları.
türkiyenin güzel kentlerinden birisi, türkiyenin öğrenci kenti olarak geçer. son 10 yılda çok büyük değişim göstermiştir yılmaz büyükerşen sayesinde, gazetelerde 'burası venedik değil, eskişehir!' başlıklarıyla çıkmış, şehirin ortasından geçen porsukta kanolarla gezebileceğiniz, botlarla gezebileceğiniz, merkezi pekte büyük olmayan şirin şehir. ayrıca (bkz: türkiyenin en büyük olimpik havuzu)yapılmakta.
gün geçtikçe zengin sayısında daha da artma bulunan şehir.nereden biliyorsun derseniz; espark'ın civarlarında akşam saat 10'dan sonra çok tane audi Q7, jaguar gibi üst sınıfın kullanacağı araç görülen şehir.bir de geçen tramvay da iken sarı renkli, 34 plakalı bir ferrari gördüm ki,aman allahım...
büyükşehir belediye başkanının avrupadaki bir geminin birebir çakmasını hayal park a yaptırarak trilyonlar harcaması sonucu alt yapı ve şehir planlamasının parasızlık yüzünden bir türlü yapılamadığı şehir.
memleketim benim.sadece çarşısının bir avrupa şehri olan şehir merkezine 3 km uzaklıkta bulunan bir çok mahallenin daha doğru düzgün asfalt ve alt yapısı olmayan bir anadolu şehri.