erkek kısmının bıyığının ** kış aylarında tipide buz tutması, yıllarca milletin "öfff" diye geçerek burnunu tıkadığı porsuk çayının belediyece rehabilite edilip plaj yapılması, pastırma almak için teee ebesinin nikahından gelinip doktorlar caddesindeki köprünün hemen ilk ayağında yer alan kasabın yolunun özlenmesi, "bi' 10-15 dakika hamam sefası yapalım" diyerek çarşının orta yerinde hamam aranması, kekik toplanılan "huzurevi tepesi"nin artık bir beton kent haline gelmesi gibi enstantenelerinin olduğu güzel şehir. *
aynı bursa gibi alıştıkça sevilen bir şehirdir. hemen sevemezsiniz. ancak iki - üç ay sonra sokaklarda tezahurat yaparak yürüyen eskişehirspor taraftarı, porsuk kıyısında oturup çay içilesi güzel kafeler, iğne atsan yere düşmez çarşı ve hamamyolu, öğrenci dolu eskibağlar, güzel yunus emre kampüsü, şehrin her yerindeki heykeller, tramvay yolu üstündeki, mağaza dolu doktorlar caddesi, tarihi odunpazarı evleri size gülümsemeye başlar.
bir yandan artık okul bitse de terk etsek dediğim, bir yandan da ben bu düzeni nasıl bırakıp da döneceğim dediğim şehirdir.
bağlar kaldırımlarındaki çukurları bile çözdüm artık; acaba bu sefer su nerden sıçrayacak, espark güvenliklerinin siması beynime kazındı, her eve döndüğümde aynı yolları yürümekten içim sıkıldı, aytaç caddesinin her bir sokağını karış karış ezberledim. ama çok güzel dostluklar kazandırdı bana, kardeşimden ayırmayacağım insanlar.. bir de her bir karışında yaşadığım tarifsiz anlar.. ee beni, bana kazandırdığından bahsetmiyorum bile. bu şehre geldiğimde çocuktum resmen, 17 yaşındaydım. eskişehir'in ayazıyla büyüdüm, yazın katlanmak zorunda kaldığım kuru sıcağına değinmek dahi istemiyorum. kanatlı fırını'yla, del mundo'suyla, sağlık pide'siyle, karakedi bozacı'sıyla hatırımda kalacak. özleyecek miyim orasını yaşayıp göreceğiz.
Adı ile pek uyuşmayan güzelim şehir. Anlaşılan o ki Konyalılar içten içe değil bayağı apaçık şekilde kıskanıyorlar. Konya ile nasıl kıyaslanır anlamak mümkün değil, gerçi ben Ankara'da bile sıkıldım ya...insanların cıvıl cıvıllığı benim pek bir hoşuma gidiyor. Cafeler dolup dolup taşıyor, çoğu gençler. Oh, mis, daha ne istersin. Hele ki yanlarından geçip de öğrenci diyaloglarına kulak kesilirseniz pek bir nostaljik oluyor. Bir kaç sene sonra hayatın içine atılıp ebelerinin hörekesini görecekler ama onların şu anki masumluklarını gözlemlemek bile pek bir güzel. Evet, çok özleyeceksiniz bu günleri.
Eskişehir bir öğrenci şehri. Buraya üniversitenin açılmasıyla büyüyüp serpilmiş, kendini bulmuş. Şahane bir belediye başkanı ile de kentin tüm imajı değişmiş. Bunu bütün Türkiye söylüyor. Fesatlığın anlamı yok.
Ben senede bir falan gelirim ama her gelişimde de bir miktar değişmiş, gelişmiş bulurum. Caddelerinin isimlerini falan bilmiyorum. Verman Otel'de kalıyorum daha önce Albatros Otel'de ya da Green park'ta kalırdık ama burası daha mütevazi olmasına rağmen şehrin göbeğinde. Her yer yürüyüş mesafesinde.
Eskişehir'de ne yapılmaz? Kesinlikle kokoreç yenmez. Hele benim gibi bir izmirli iseniz asla yapmayın. Eskişehirlilere ya da burada kokoreç yiyenlere acıdım. Bambaşka bir şey yapıyorlar. Nasıl da imrenmiştim yanından geçerken. Adamlar bir miktar pişirdikleri kokoreçi doğramışlar ve siparişi verince o doğranmış kokoreçi büfe ızgarasının üzerine atıp pişiriyorlar. Olay tamamen bitiyor ve bu kesinlikle göreceli bir kavram da değil. Dileyene domates falan atıyorlar. Kokoreç bir yemeğin adıdır, bağırsağın değil. Onun usulü de bellidir. Alıp bambaşka bir şeye çeviriyorsanız başka bir isim verin sayın Eskişehirli kokoreççiler. Hem sucuk ve köfte pişirdiğin ocağın üzerinde nasıl kokoreç pişirirsin. Tadı yansıyor. Gerçi kızgın ızgaranın üzerinde kokoreç köpüre köpüre pişerken resmen iğrendim. Başka yapan yerler varsa bilemem ama Espark'ın arkasında 2-3 tane büfe var ki, hepsi aynı yöntemle yapıyorlar, kokoreçi seviyorsanız ve aslını yediyseniz asla orada yemeyin. O güzelim tadı da öldürmeyin kafanızın içinde.
Bir de ne kadar çok waffle'cı var burada ve hepsi de iş yapıyor. Eskişehirliler mi çok seviyor yoksa yurdun çeşitli yerlerinden gelen öğrenciler mi bu kadar popüler kılıyor bilemedim. Ama yaşasınlar, iş yapsın o waffle'cılar isterim.
Eskişehir'de hayat ucuz olmalı. Çünkü başka yerde görmediğim kadar küçük esnaf cadde üstündeki dükkanlarda hayatını döndürebiliyor. Terzisi, çiçekçisi, pet shop'u en işlek cadde üstünde barınabiliyor. Hoşuma gitti gerçekten.
Ben yaşayan yerleri sevdiğim için Odun Pazarı evleri çok sarmadı açıkçası. Kök gibi fiyatlarla zaman geçiriyorsunuz. Yemekler güzel ama fiyatlar abartılı. Değer mi, değmez bence. Yarın ayrılıyorum, görüşmek üzere Eskişehir. Bir gün sadece gezmeye geleceğim buraya...
türkiye'nin en güzel şehirlerinden biri, belki de en soğuk... güzeldir eskişehir, anadolunun içinde bir avrupa semtini hissettirir size her şeyiyle modern ve hoştur.
an itibariyle ayazıyla yalnızlığımı yüzüme yüzüme vuran şehirdir. sokak lambaları loş, sokaklar bomboş ve kulağa çalınan rüzgarın salladığı ağaç sesleri.. bu da güzel, ışıklar porsuğa vuruyor.
sabah ayazı olan öğlen terleten akşam donduran şehir.
ulaşım sıkıntısı da mevcut özellikle sabahları.
belli bi süre sevilir sonrasında can sıkıntısı yaratır.
bi nevi küçük ankara tadı verir.
yemekleri bedava dağıtsalar tam güzel olacak şehir.
5 tl'ye çiftlik kebap satıldığını görünce düşüp bayılacaktık ankaralılar olarak. beyaz peynirli sandviçin 5 tl olduğu bi yerde yaşıyoruz ondan zaar.
gidin, odunpazarı ilçesini mutlaka görün.
mumya müzesinde gezinin. süper.