türkiye nin istanbul dan sonra en seksi şehri. kültür falan çoşmuştur *, yazın ayrı kışın ayrı güzeldir. sokakta genç nüfus %90 oranındadır. merak edenler es-es dizisini izlemesin gelsin görsün. çoğu şehirden trenle ulaşılabilinendir.
bursa dan gidenlerin uzun bir süre alışamayacağı şehirdir.
yer yön bulunamaz.
kaybolur insan ve gün gelir
alışır kabullenir sever filan.
ayrıca yol tarifi yapamayanların şehridir ama bu sevimliliğine sevimlilik katar.
bu şehrin yolu kaybola kaybola öğrenilir efem.
istanbul u terk edip yerleştiğim şehirdir. ( bu tanımdı şimdi sıvama zamanı )
Efendim, altı ay ı aşkın bir süre evvel bir takım sebeplerle istanbul dan ayrıldım. Esasında çok önceleri düşündüğüm bir şeydi, lakin yakın zamanda husule geldi. istanbul da yaşayan çoğu vatandaşın sık sık dile getirdiği bir husustur: Bu şehirde yaşanmaz, ancak başka bir yerde de yaşayamam, bıdı bıdısı. Bendeniz bitikos paşa ise evet, metropol köy den ayrılmalıyım, fakat bu vilayete çokta uzak olmayan bir yere yerleşmeliyim, düşüncesine sahiptim. Neyse, biraz süreçten bahsedeyim.
Benim mesleğim sigorta eksperinin raportörlüğünü yapmak. istanbul da çalıştığım yerde genç bir eksper var adı seko, yani Serkan işte anla. Her neyse bizim seko, iş yerinde bir takım problemler yaşıyordu, çıkmazdaydı ve ziyadesiyle huzursuzdu. Nitekim evli ve iki çocuk babası olması bazı şeyleri kestirip atmasına, rest çekmesine maniydi. Kendisiyle konuştum.
Bak seko, gel biz bu işi anadolu da yapalım dedim. Hem istanbul dışında daha rahat çalışırız, hem de başımızı ağrıtan daha az problemle karşılaşırız. Bir hayli gaza geldi, sonrasında eski iş yerimizden izin aldık ve seko ile sigorta şirketlerini dolaşmaya başladık. Çoğu firma bize Eskişehir, Çanakkale ve Konya illerinde eksper yetersizliğinden dem vurdu. Seko nun aklına Eskişehir fikri çok yattı. Çünkü üniversiteyi burada okumuştu, iyi kötü birkaç eski ahbabı da vardı.
Nihayetinde seko ile dönülmez bir yola girmiştik. Evet, belki cebimizde paramız sermayemiz yoktu, fakat seko nun bir sürü kredi kartı vardı ve biz bir süre idare eder, zaten birkaç ay a kalmaz köşe oluruz hayalleriyle kendimizi büyük bir girdabın içine attığımızın farkında değildik. Seko ardında eşini ve iki çocuğunu bırakıp, ben de sevenim olmadığı için sadece arkamdan ağlayan garip anamı gözü yaşlı bir şekilde bırakıp geldik Eskişehir e.
Ulan nasıl anlatsam bilmiyorum, ilk üç ay öyle zorluklar çektik ki, gerçi şimdi de çekmiyor değiliz, ancak ilk zamanlar çok kasvetliydi. Ebe ibneler kim dedi size cebinizde beş kuruş olmadan, böyle basit bir şeymiş gibi görünse de büyük bir nane yemeği.. Hıı? Hadi seko gözü kara bir adam sayılır, pire için yorganı yakar, ya sen bitikos paşa hazretleri! Senin neyine? istanbul dan sıkılmışta, artık nefes almak bile zor geliyormuşta, bu yerlerden alıp başına gidecekmişte. Sıçarsın işte böyle, oh olsun sana. Konu esasında iş mevzusunda sıçmak değil, olur veya olmaz. Hayatımda bugüne kadar ne para biriktirdim, ne de bir taşınmaz sahibi olabildim. Ko götüne, benim derdim esasında bu değil ki. Bu şehrin kahpe ortamı. Can sıkıntısından patlayacam arkadaş, evet uzaklaşacaktım istanbul dan ve kendimi dinleyecektim, gürültüden ve olanca hengameden uzak yerlerdi hayalim. Ancak nerden bileyim Eskişehir in bana hiçte hitap etmeyen bir mekan olduğunu. Fuhuş ve alkol batağına batmış bir yer olduğunu. Gönül muhabbet ister, akşam ince belli bardakta çay içip dost sohbeti ister. Nerde… Emin ol altı aydan fazla süredir buradayım bir tane arkadaş, dost, ahbap adı her neyse yok ulan yok. Üniversiteli tiplerle mi muhabbet edeyim. Adamlar zıvanadan çıkmış. Her yer cafe, bar ve sikko ortamlarla dolu. Bu şehrin üzerinde çok kara bulutlar dolaşıyor çok. Şimdi bana çıkıpta aman çok modern bir şehir de, ne yani akp gelsinde özgürlükleri mi kısıtlasın tarzı söylemlerde bulunmayın. Mevzu bahis bu değil. Ey analar ve babalar sizlere sesleniyorum, Allah aşkına biraz seviyorsanız evlatlarınızı iyi dinleyin beni;
Öğrenci apartları fuhuş yuvası, kız öğrenci yurtları gece vakti genel ev gibi. Araban olsun yeter, takıyorsun koluna 18 lik 20 lik o biçim kızları götürüyorsun. Ne yani eskişehir de üniversite okuyan her öğrenci ailesiyle mi gelsin? Evet, gerekirse gelsin, yada hiç yollamasınlar çocuklarını, özellikle kız çocuklarını. Kendini muhafaza edebilen bacılar sözüm meclisten dışarı. Ahlak polisi filan değilim, gerici hiç değilim. Fakat malumunuz üzre bizim de örflerimiz adetlerimiz, ananelerimiz var. Ahlak yoksunu bir millet değiliz, her taraf abuk sabuk tiplerle dolu. Senin çocuğun evde başka Eskişehir de başka. Bak başımdan geçen bir hadiseyi anlatıyorum dinlemeye devam et;
Yine buhranlı bir akşam, kendimi atıverdim dışarı, kahve içiyorum tenha bir cafede. Kızın biri beni kesiyor, oturdukları masada bahsettiğim tipi tiplerden fazlasıyla var. Sonra ne olduysa kız yanlız kaldı ve usulca yanıma yaklaşıp oturabilir miyim dedi. Demeye kalmadan da oturdu masama. Heralde benim bu şehre bir hayli yabancı olduğumu anlamış olacak ki, muhabbet bu yönde gelişti. Her neyse çıktık cafeden, tam bana müsade diyecek oldum ki, olmaz bana gidecez diye karşılık verdi. Hay anasını, ulan abazanlık tavan yapmış tamam da, bir yanda da göt korkusu var tabi. Bu kadar mı rahat olunur hacım. Kız beni evine attı, ötesi var mı ya? Zor kurtardım bekaretimi ve kaçtım evinden bir fırsatını bulup.
Ne desem boş, hadi al başını dön geri o zaman veya başka bir yere git deseniz, nasıl yaparım seko ne yapacak? işler yavaş yavaş rayına oturur gibi olmuşken, abi ben pişman oldum dönmek istiyorum desem, adamı biz ayarttıkta buralara geldik.Yarı yolda nasıl bırakırım. Velhasılı kelam ne bok yiyeceğimi bilemiyorum. Dışarıda kahpe bir ortam var ve bu sebeple çoğu zaman evde yalnız geçirmek zorunda kaldığım akşamlar. Kıçını parmakla dediğini duyar gibiyim eskişehir in. Ben çıkmazda, Eskişehir çıkmazda...
efendim öyle muhafazakar bir insan değilim.** fakat bu güzelim şehrin , bu üniversiteye değil de her türlü naneyi yemeye gelmiş öğrenci kitlesi yok mu ,ağzına sıçtı efenim.lan bende üniversiteyi eskişehirde okudum.o da yetmedi yaşıyorum bu şehirde.benim zamanımda böyle kendini bilmez öğrenciler yoktu.insan gibi tiyatroya gidilir,eylemlerde konuşulur,konferanslara katılınırdı.kendi sokağımdan geçemiyorum arkadaş.gecenin belli bir saatinden sonra sokakta gördüğünüz herkes sarhoş , her yerde bir sevişme modu.ama gelin görün ki bu adamların bir tanesini bir kitabevinde görmüşlüğüm yoktur.şehirde sanat da bir acayip algılanmaya başladı.tiyatro folloş oldu.herkes tiyatroya gidiyor sırf yeşillik olsun diye, anladığından falan değil ha, bir arkadaşında bilet vardır beleş o da fırsat bu fırsat ortam için gitmiştir.zaten şehirdeki herkes sanatla ortam olsun diye ilgilenmeye başladı.
bak öğrenci arkadaşım bunu okuyorsun biliyorum ,bizde öğrenci olduk bu şehirde. bizde yapmadık mı ,elbette yaptık üç beş hovardalık,ama bunu yaşam biçimi haline getirmedik be anam.sana tavsiyem şu şehre içmeye,karı-kız kaldırmaya gelme artık,okumaya gel de bizde gençlik iyiye gidiyor diye sevinelim.
Son yıllarda anadolu üniversitesi kurucusu ve belediye başkanı yılmaz büyükerşen in kaliteli çalışmalarından dolayı çok değişmiş, gelişmiş, güzelleşmiş güzel yurdumun güzel ili.
şehre ilk gidişimde ilgimi çeken ayrıntılardan biri de tramvayı olmuştur. ankara da metroyu düşündüğünüzde durağa kaçak girmeyi engellemek için çeşitli engeller gelebilir gözünüzün önüne. ama orda öyle değildir alçak barikat gibi sınırlar vardır görevlileri de çok sıkı denetim peşinde değildir. insanlar paşa paşa biletini alır bakar işine. orda geçirdiğim süre boyunca da biletsiz yolcu bindiğini görmedim. düşünüyorum ankara da böyle bi sistem olduğunu... düşünmeye bile gerek yok.
sosyal hayat açısından türkiyenin birçok gelişmiş şehri ile yarışan öğrenci cenneti güzide şehrimizdir. kanımca tek handikapı ev kiralarının hayvani derecede olmasıdır.ogrencılere yazık ulan.
memleketim. yedi senedir görmediğim, kokusunu alamadığım, okuldan sonraları arkadaşlarla toplanıp esnaf sarayında alt kattaki hayvanları görmeye gidemediğim, adalarda aylak aylak dolaşıp, çiğbörekle tıka basa karnımı doyurduğum çocukluğumu hep bir yerlerde saklı tuttuğunu düşündüğüm memleketim. *