otogarda bir aracı değnekçi elemanın anlattığına göre metro turizmin sahibibin /sahiplerinin tamamına sahip olduğu alanmış.
hikayesi de yarı gerilim mafyavari bir örüntüye sahipti dinlemeye korktum.olay akışı kurgusal ilerledikçe kahramanlara yeni isimler ekleniyordu bilindik isimlerdi.
kim kime dum duma bir ortam. kargaşanın canlı kanıtı. ilk defa gittiğimde, metrodan yukarı çıkıp etrafa şöylece bir baktım. bilmediği bir dünyaya kazara düşmüş bir uzaylı gibi hissettim kendimi. kullanacağım firmaya ait yazıhanenin nerede olduğunu bilmiyor olmam çok büyük bir handikaptı, zira peronlar o kadar uzuyordu ki, bir uçtan bir uca giderek aramak yapılacak bir iş değildi. neyse ki zor da olsa telefonla firmaya ulaşabilmeyi bir şekilde başardım. yeşilçamda hep istanbula ilk gelenler hep haydarpaşadan çıkıyorlardı, deniz manzarasını görünce seni yenecem istanbul diye efeleniyorlardı. sıkıysa aynısını bayrampaşa otogarı için yapsınlar. hadi!
bu kadar rezil , bu kadar başıboş , mezbele bir kamu alanı yoktur sanırım.
hele hele altkatlarının durumunu anlatmayayım mideniz kaldırmaz.
bir an önce yıkılıp yerine park yapılması çok güzel olur.
hayatımda gördüğüm en berbat yer diyebilirim.dünyaca tanınan ve nüfusu 20.000.000 a dayanan bir şehire hiç yakışmıyor burası ama çok ilginç bir şekjilde kimsede bunu değiştirmek için bir şey yapmıyor.
dünyayın en pislik otogarı. tartışmasız. neresinden bakarsan bak iğrenç, düzensiz, tertipsiz saçma sapan bir yer. ve evet burası istanbul'un büyük otogarı.
Devlet bugün el koyduk otogarı yikacagiz dese, otogarın bodrum katlarından, derinliklerinden, gizli zulalarından milyonlarca dolar degerinde mal çıkar.