derler ki paralel evrenlere geçişin yegane yolu, kadim uygarlıkların gizlediği esenler otogarının derinlerindeki mahzenlerde arkturusların dünyayı ziyaret ettikleri sırada açtıkları portallardır.
efsaneye göre portalların bir takım gizli ilimler kullanılarak aktif edilmesi gerekmektedir. bu spiritüel bilginin sahibi olarak da nesiller boyu burada yaşayan tostçu recep gösterilir.
istanbula olan her otobüsle yolculuğum samandıra veya dudullu'da sonlanırdı hep. bir keresinde öyle uyuyakalmışım ki otobüste, sekiz şiddetinde deprem olsa uyanmayacağım cinsten.
ömrümde hiç rastlamadığım inanılmaz bir gürültü, kargaşa ve bağırtıya uyandım ürkerek. gözlerim etrafı seçebilmek için kendine organik ayarlar çekmekte olduğu sırada; gürültüyle orantılı koşuşturmalar ve koltuğunda oturduğum otobüsün nedensiz sallanmaları karşısında 'aha' dedim, kendi kendime, 'büyük istanbul depremi'.
ayıkma sürecinde kabus zannettiğim şeyin gerçek ve otogar için sıradan bir günün normal hali olduğunu anladığımda ise, 'eyvah' dedim. 'otobüs beni başka bir ülkeye götürmüş'.
ankara'dan yanlışlıkla azarbeycan otobüsüne bindiğim, afganistan'a kadar uyuya kaldığım korkusuna kapıldım bir an. kabusum bir kez daha pik yapmıştı.
ne ise ki, gürültünün arasından sıyrılabilmiş bir kaç türkçe kelime kulak kepçeme çarpınca korkulu bir ses tonuyla 'neresi yaa burası' soru cümlesini ağzımdan çıkarma cesaretini göstermiştim. yakınımdaki bir adamdan aldığım cevap 'esenler' olunca inanmayan bakışıma dövecekmiş gibi bir bakışla karşılık veren adam burnundan soluyarak 'essenler abi, essenler' diye kükremişti gürültüyü bastırma gayretiyle çıkardığı çatallı sesiyle..
Daha sonra biriki kere daha yolumun düştüğü bu gar denen yer için, 'avrupa'nın bizi kıskandığı yer burası olmalı' demiştim ken kendime, uzaklaşmak için bir çıkış yolu aradığım sırada.
herkes otogarin sadece bilinen pisliklerinden bahsetmis. toplanin size esenler otogarinin az bilinen bir lanetinden bahsedeyim.
bilet dilencilerinden siyrilarak zor bela gittigin yazıhaneden biletini aldin. arka tarafa otobus peronlarinin bulundugun kisima ciktin. sigara iciceksin. o sigarayi yaktigin an baslar hersey.
bir koseye gecersin birden bir calisan gelir 'kardesim az kay kenara depodan malzeme alicam' der sizi kovar. artik kovulmussundur baska kose bulman lazim. ve bir bakarsin tum koseler koca valizleri olan yolcularla dolmus bile.
elinde sigara o keseden uzaklasip bekleyen otobusun yan tarafina gecersin. kocaman bir bosluk. genelde oynayan cocuklardan baska kimse olmaz orda. tam yerimi buldum dedigin an birden muavin ordusu sarar etrafini. duyduğun tek sey 'gel gel topla gel' sesleri olur. o girdigin boslugada gelip otobus yanasir. geri geri cekilerek insanlarla otobuslerin tam ortasinda kalirsin. bazi an valizlerden cekilirsin gecsin diye bazi an el arabalariyla su tasiyan gomlekli agzinda sigara olan calisanlardan.
yol ortasina dustuysen eger artik bir hayir sever oluverirsin. birden butun dilenciler seni bulur. yanina kadar yanasip, asla samimi ve icten olmayan dualarla kambur bir sekilde yuzune yuzune konusurlar. 1 gelir 2 gelir 3. geldiginde yine digerlerine yaptigin gibi duymazdan yaptiktan sonra dilenci gidince hemen bosalan bir koseye gecersin.
artik kendini güvende hissedebilirsin. yada sadece yaniliyorsundur. sen artik bir avsin. avci seni coktan gozune kestirdi ve sirtindaki valizle sana dogru geliyor. farkinda degilsindir. genelde bu avcilar sana hic fark ettirmeden yaklasip dibine gelince 'vay yuzu guzel abim sen kaliteli bir abiye benziyorsun guzel parfum kullanirsin elimde bedavaya fiyatina sattigim orjinal parfumler var' diyerek ilk saldirisini yapar sana. istemiyorum, param yok gibi kelimeler onun umrunda olmaz. sana yalvardikca yalvarir ve seni geberene kadar over. o an 90 tl dedigi suyla karistirilip siktiktan 7 dakika sonra ucusan parfumu 15 tl versen hemen sana vericektir. bir yolunu bulup ondanda kurtulduktan sonra sigarani bitirdikten sonra otobusune binersin. genelde oda 10 dakika falan gec gelir oda ayri bir bela. onu baska birisi yazsin.
neyse. bana kalirsa en buyuk sorunlar bunlardir bu otogarda. okuduklarima dikkat edin. bu tuzaklardan uzuk durun ve dusmeyin.
iyi tarafından bakın. Yıllardır sevdiklerinizi size, sizi de sevdiklerinize kavuşturuybdbbsh. Olmuyo amına koyim neresinden baksan elinde kalır. Otogar etrafı 1 km karelik alan sidik aromalı. içeri girer girmez abi nereye diye 10 tane yarasa dolanıyo etrafında. Hakkari abi hemen kalkıyor.. ne hakkarisi oğlum keşana gidiyorum ben?!?! Önce personelini sonra da binanın kendinisi değiştirmeliler.
hayatımda gördüğüm en iğrenç en estetikten yoksun en saçma sapan iki beton yığınından birincisidir. ikinciliği bizim eski mersin otogarı alıyordu allah'tan yıktılar taşıdılarda şehrin ortasındaki mezbelelik yok oldu.
ne rezil biyersin sen yahu gündüz ayrı pis gece ap ayrı pislik yuvası çalışanlarından tinercilerine insanın kendini tedirgin hissetiği yerlerin başında bi yıkamadınız şurayı.
En korkunç, en kanlı, asmalı, kesmeli filmlere platform oluşturabilecek nitelikte, istanbul' un yüz karası otogarıdır.
Tillahına kadar otoyol yapana kadar, bir aklı selim çıkıp da, şurayı elden geçirelim demiyor mu?
Her anlamda pislik yuvası!
Büyük istanbul Otogarı’dır. Bayrampaşa Otogarı olarak da bilinir. Halk arasında yaygın kullanımıyla Esenler Otogarı'nı Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, 1994 yılında istanbul Belediye Başkanı iken hizmete açtı.(kimin eseri olduğu belli).
nefret ediyorum lan. burada değil de başka bi otogarda inebilmem için metro'yla gitmem gerek. iki ucu boklu değnek resmen. napsam diye düşünmekten 3 gündür bilet alamadım aq. o derece ürkütücü.