çantasından nutuğun yanısıra enver paşa ve alpaslan türkeş posteri çıkan komünist, ben öyle duydum. hatta che, enver paşanın 49. kuşaktan torunuymuş, devrim de kızıl elma idealinin bir parçası olarak yapılmış. hatta şimdi 571 in ve 1453 ün rakamları toplamı 13, 49. kuşak dedik bakınız ki 4+9 = 13!! 'ç' türk alfabesinin 4. harfi, 23 yıl sonra türkiyenin yüzüncü yılı 23+4=27 bi de 13. ü ekle 40 yapar. mhp nin kırkıncı yılı.
Biliyoruz
Bir yıldız yağmuruna tutulacağız
Toprak çökecek
Başımız dönecek, arkamızda seni bulacağız
"Hayde" diyeceksin Ernesto gibi
Gidelim
Yıldızların çok olduğu
Bir gökyüzü altına ...
küba devrimcisi, komunist düşünceli, özgür ruhlu insan. bilindiği üzere cia tarafından öldürüldü. ancak bilinmeyen gerçek onun cia'e gammazlanmasını sovyetlerin baskısıyla küba yapmıştır.
"aç insanları doyurduğumda bana kahraman diyorlar ama neden o insanların aç kaldığını sorduğumda bana komünist diyorlar" diyerek, kapitalist sistemin ne kadar aşağılık bir canavar olduğunu gözler önüne seren devrimci.
bir türk vatandaşının ne bok yemeye bu kadar ilgilendiğini,resminin basılı olduğu tişörtleri giydiğini anlayamadığım şahıstır.kendi tarihinde bunun gibi binlercesi vardır.ama bizim gençlerimiz her zaman yabancı liderleri ve yabancı siyasi akımları örnek almayı severler.
türk vatandaşının kendisini örnek alıp almayacağı kendisine kalmış devrimcidir. kimse karışamaz. herkesin üzerindeki t-shirtlerde resminin basılı olması da kendisini tanımayıp çoğunlukla göze güzel göründüğü için giymelerindendir. bugün onun t-shirtlerini giyen 10 insandan en az 6'sı kendisini tanımaz. ancak tanıyan insanın örnek alıp almayacağı öz iradesine kalmıştır. burdan çıkıp da yok efendim o seni ilgilendirmez diyenler faşistliğini bir kez daha göstermiştir.
"tek yıldızlı beresiyle ve kendine özgü portresiyle, alçak gönüllü ve proleter devrimci ruhun afişlere yansıyan en büyük simgelerinden biri. portresi ve bu portrenin yansıttığı ruh bugün tüm dünyada milyonların kucakladığı bir değer haline geldi. onun bu imgesi ve amerikan emperyalizmine başkaldırır ruhu her dönemde ve her devirde genç ve diri tutmaya yetiyor. o 39 yaşında hayata gözlerini yuman eşsiz bir romantik, bilimsel sosyalizmin bir sembolü ve insanlığın büyük geleceği, sınıfsız toplum mücadelesinin bir yol eriydi."
hastalığıyla ilgili birkaç şey söylemek istiyorum.
ilk astım krizini ikinci yaş gününden birkaç hafta önce, 2 mayıs 1930'da geçirdi. babasının anlattığına göre, mükemmel bir yüzücü olan karısı, ernesto'yu sık sık plate nehri kıyısındaki san isidro denizcilik kulübü'ne götürüyordu. yine bir gün mayıs ayının rüzgarlı ve soğuk bir sabahında babası onları öğle yemeğine götürmek için yüzme kulübüne gittiğinde ernesto'yu ıslak mayosunun içinde titrerken buldu. "celia tecrübesizdi ve yılın o zamanındaki hava değişiminin tehlikeli olabileceğini fark etmemişti." bu sözler ernesto'nun babasına ait. belki bilmeyenler olabilir, celia ernesto'nun annesinin adı.
aslında şöyle bi şey var; ernesto ilk akciğer krizini doğumundan 40 gün sonra zatürre yüzünden geçirmişti ve halası ercilia guevara'nın söylediğine göre neredeyse ölecekti. bebekliğinde yaşadığı bu hastalık, babasının eşiyle ilgili söylediklerine gölge düşürse de, annesi hep suçluluk hissetti. 1933 haziranına geldiğimizde ise ernesto'nun astım krizleri günlük bir olay haline gelmişti. bu durum ebeveynlerini ciddi derecede endişelendiriyordu. ernesto'nun babasının yüzme olayıyla ilgili açıklamaları sebebiyle herkes hastalık nedeninin annesinin ihmalkarlığı yüzünden olduğunu bilse de gerçek bu değil. annesi celia da çocukken solunum hastalığı yaşamıştı. çocuklarından birinin bu hastalığa yakalanma olasılığı yaklaşık olarak üçte birdi. ernesto'nun asıl hastalık nedeni budur. önceden yaşanan zatürre ve soğuk algınlığı che'nin astımına neden olmamıştı. zaten yüksek risk altında bulunan biri için yalnızca tetikleyici görev üstlenmişti.
annesi celia ile oğlu arasındaki saplantı, suçluluk ve hayranlık dolu ilişki bu dönemde kuruldu. bu bağ, kısa süre sonra ernesto'ya bitmeyen kitap sevgisi ve tatmin olmayan entelektüel merakı aşılayan evde özel eğitime dönüştü. ernesto'nun ailesi oğullarının sağlığına iyi gelecek ya da onu daha fazla yıpratmayacak bir yer aramak için arjantin'i baştan başa dolaştılar. sonra aradıkları bu yeri, cordoba şehrinin 40 km ötesinde, sierra chica'nın eteğinde ve deniz seviyesinden yaklaşık 600 metre yüksekte bir sayfiye yeri olan alta gracia'da buldular. oranın temiz ve kuru havası ernesto'nun astım krizlerini yok edemediyse de hafifletti. iyi iklim, tıbbi bakım, çocuğun kişiliği ve annesinin olağanüstü özverisi sayesinde hastalık yavaş yavaş daha kontrol edilebilir bir hal aldı.
daha sonra bilinmeyen ayrıntılara tekrar devam edeceğim.
beşeri bilimlerden aldığı yüksek notlarla sadece ortalama bir öğrenciydi. 1945'te orta okulun 4. yılında edebiyat ve felsefeden çok yüksek, matematik ve kimyadan zar zor geçer notlar aldı. ritimleri ve melodileri ayırt edemiyordu. hiçbir zaman dans etmeyi ya da müzik aleti çalmayı öğrenemedi. ingilizcesi de çok kötüydü. dördüncü yılında 10 üzerinden 3 ortalama yapmıştı. ama evde annesinden öğrendiği fransızcası etkili ve akıcıydı. sınıf arkadaşlarına göre kültür ve eğitim seviyesi yaşıtlarınkinden daha yüksekti. bütün nobel edebiyat ödülü kazanan kitapları alıp okurdu. tarih ve edebiyat profesörleriyle yoğun tartışmalara girerdi. okuldaki yetersizliği ders programlarının dışında kalan faaliyetlerden kaynaklanıyordu. satranç, rugby ve il karayolları inşaat müdürlüğünde işe başlaması yüzünden. ama okuldaki eğilimlerinde belli bir süreklilik mevcuttu. 1938 tarihli ilkokul karnesinde resim, el sanatları ve müzikte yetersiz, aritmetik ve geometriden ortalama notlar almışken, en iyi notları tarih, yurttaşlık ve ahlak derslerinden almıştı.
bütün bunlar olurken o dönemler anne ve babası gittikçe birbirlerinden uzaklaşıyorlardı. düzensizlik ve mali sorunlar vahim bir hal almıştı. o dönemler babası bir kübalı olan raquel hevia ile yasak aşk yaşıyordu. bu babasının ne ilk ne de son ilişkisiydi. hatta o karıyı bir keresinde eve getirmişti ve bu durum che'yi ve annesini hiç memnun etmemişti. che bu durumdan çok derin şekilde etkilenmişti. che'nin 1943'te son kardeşi dünyaya gelmişti. ardından 1947 yılında anne ve babası ayrıldı. en küçük kardeşi che hakkında şöyle der; "bir nevi kardeş-oğuldum. ernesto benim hem babam hem abimdi. beni yürüyüşe çıkarır, omuzlarında taşır, benimle oyun oynardı." (cümlenin kaynağı: juan martin guevara de la serna, ernestito, sayfa 97)
aile içi sorumluluklar sebebiyle annesi oğluna istemeden de olsa zorlu görevler yüklemeye başladı. che çalıştığı işlerden elde ettiği tüm paraları annesine veriyordu. annesi şöyle der; "bende babasının yerini almış gibi bir izlenim bıraktı" (cümlenin kaynağı; fernando cordova iturburu röportajı, 22 ağustos 1996, buenos aires)