Erkin baba. Bu adamı da 85 doğumlu bir insan ne vakit nüfusuna geçirip baba dedi onu anlamıyorum... Bre paşam akranların 2 saat kiralayıp stüdyolarda kiralık enstürmanlarla müzik yapmaya çalışıp evlerinde çoğalttıkları kasetleri dağıtmaya çalışırken alma, git elli sene önce yurtdışından araklanmış üç tane numarayı radyoda çalan türküye vurmuş, sisteme karşı çıkacam diye kızını ruh hastası yapmış adamı baba diye bağrına bas... Çok rica edeceğim bu ülkede niye bir bok olmuyor diye sorma bari...
not: David Bowie'i gördükten sonra Türkiye'ye glamer olup dönen ve bunu sanat müziğinde bulan Zeki Müren bence "baba" dediğiniz özentileri her anlamda cebinden çıkartırdı, umarım bir ara bunu anlayacak kadar açık kalır gözleriniz...(hoş mirasını TSK'ya bırakacak kadar da boştu rahmetli ama...neyse ölünün ardından konuşmayayım...)
an itibariyle canlı yayında konser veren * kendini çok özletmiş, bir neslin * en önemli bestecilerinden biri olan baba sanatçı. bir o kaldı o da gitmesindir. **
edit:31 Ocak 2009, Barış Manço'nun ölümü üzerinden 10 sene geçmiş, bir daha söyleyesim geldi, Bir Erkin baba kalmıştır o da gitmesindir.
70 lerde verdiği konserlerin video kayıtlarının olmaması kahreden sanatcı. yani bir teyp kaydını bıle agzımızdan sular akıtarak dınlıyorsak kaliteli bir video kaydı olsa cok daha farklı olurdu.off ya
tahtını hayko cepkin'e miras bırakması gerektiğini düşündüğüm efsane sanatçı. tıpkı kendisi gibi hayko da bir dizi yenilikler getirdi türkiyeye. ve asıl ortak noktaları da arabesk rock.
en çok the doors'a benzetirim bu sanatçıyı. doors gibi, dönemin alışılmış, ya da en azından onlardan beklenen bir çizgi doğrultusunda rock bestelemeyi düşünmeyip, büsbütün kendi tarzını yaratmış sanatçıdır. örneğin erkin koray'ın senden ayrı şarkısı, ne denli farklı bir açılımdır rock müzikte. yağmur, anma arkadaş gibi şarkıları da yine tamamen kendi tarzının ürünü olup, kendi çizgisi ile yeni bir müzik tarzı başlatmıştır. bugün fevkalade popüler olan birçok türk rock topluluğunda erkin koray etkisi açıkça görülür.
örneğin, cem karaca'nın da çizgisi çok farklıdır. ikisi o dönem ne denli etkileşim içinde olmuşlarsa bile, kendileri de, "aynı müzik başlığı altında (rock) aslında biz bambaşka müzikler yapıyor, bambaşka çizgiler izliyorduk" demelerinden de anlaşılacağı gibi, çoğunluğun istediği, ya da tesadüfi müzikler yapmamış, kendi doğru bildiklerini bestelemişler, çalışmışlardır bu iki farklı, değerli, önemli sanatçı.
edit: beğenmeyen arkadaşlar ver herhalde, bu eksilerin bir anlamı olmalı; techno, pop müzik, top müzik dinleyin siz de kardeşim, saldırmayın milletin entrysine.
müziğinde arabesk öğeleri fazlaca kullandığı bir gerçek. ancak rock yapmadığını söylemek veya ima etmek saygısızlıktan başka birşey değildir. zira gün ola harman ola albümünü inceleyecek olursak, rahatlıkla albümün hard and heavysoundunda olduğunu söyleyebiliriz. avrupalı ve amerikalı benzerlerinden kalite, üslup ve tarz olarak hiçbir farkı yoktur. fazlası da şudur: arabesk ve batı müziğini harmanlamasıdır. bu bahsettiğimiz şey aşağılanacak kadar basit bir olay değildir. kaliteli bir müzik bilgisi, yaratıcılık ve iyi bir aranjman gerektirir.
ayrıca müziğindeki arabesk öğelerin nedenine; müziğe başladığı dönemlerde türkiye'de dinleyici kitlesi olmadığını rahatlıkla ekleyebiliriz. sanatçının hayatı büyük zorluklarla -ki bir sanatçının en büyük hüsranı anlaşılamamaktır- hayatını idame ettirebilme çabalarıyla geçmiştir. albümlerinin en azından kendisini idame ettirebilecek kadar satılması için bu yönteme başvurduğu apaçık. buna rağmen her albümünde saf klasik rock sounduyla denemeler yapmaya özen göstermiştir.
zaten müziğe başlayışı, ingilizce parçalarla ve avrupa'da olmuştur. bu da türkiye'de o dönemlerde bu müziğin dinleyici kitlesi olmadığının delilidir.
ayrıca kapasitesi, rock ve arabesk ile de sınırlı değildir. yine gün ola harman ola albümünden örnek verebiliriz. albüme adını veren şarkı ve züleyha isimli şarkı arabesk öğelere değil halk müziği öğelerine sahiptir. ayrıca konserlerini takip ederseniz sıkca blues besteler çaldığını veya kendi bestelerini blues sounduyla icra ettiğini rahatlıkla anlayabilirsiniz.
buna rağmen, hala birileri müziğini arabeske kaçmakla -sanki arabesk öğeler kullanmak bir suçmuş gibi- suçluyorsa, suçlamalarda bir eksiklik veya yanlış var demektir. kişisel olarak beğenilmeyebilir ama yiğidi öldür hakkını yeme deyişi de bu konu hakkında pek manidar.
Asya ile Avrupa'yı bağlayan bir coğrafi yapının bekçileriyiz ya. Bir tarafımızda Arap Dünyası duruyor ya. Yeter de artar bile yaptığımız her müziğe bir tutam arabesk tat katmaya.
Bununla birlikte şu da söylenmesi/yazılması/belirtilmesi gereken önemli noktalardan biridir, -sanıyorum- Erkin Koray Modern Türk Müziği tarihinde rak müziğe arabesk tınıları ilk katan müzisyenlerden biridir.
Erkin Koray'ın (nam-ı diğer Erkin Baba) rak müziği arabeskleştirme operasyonu bir dönem öyle yoğun bir hal almıştı ki, yaptığı müziği arabesk müzikten ayırabilmek için gerçekten özellikle çabalanması gerekmekteydi. işin güzel tarafı zorlama çabaları bir kenara bırakırsak rak müzik adına yaptığı pek bir şey de yoktur Erkin Koray'ın. Müziği izzet Yıldızhan'dan bellemiş bir kaç yeni yetmenin nostalji soslu romantik hezeyanlarını datmin edecek şarkılarını saymazsak tabi.
Sonuç olarak : Batı müzik piyasasında sıkça görülen eski olana saygı ve rağbet durumlarının Türkiye versiyonu mudur bu yaptığı müziği rak müziğe benzetebilmek için çabalanması gereken şarkıcılara olan acaip ilgi bilemiyorum. Ancak kulağına arabesk tonlar gelmedikçe kendini dinlediği müziğe yabancı hissedenlerin zorlama bir şekilde rak müzik dinledikleri ülkemde Erkin Koray'a da rak star denmesi gitmiyor ilgincime.
kızını okula yollamayarak kendince mantıklı iş yapan adam, ancak kızının travmaik hallerini nasıl düzeltecek bilmemekteyiz. kızı su an dışarıdan lise bitirme derdinde ancak yaşıtları ile birlikte onu okula göndermeyerek kızına büyük bir darbe vurmuş, insanlarla iletişimine engel olmuştur. ha bizdeki liseler çok mu iyi, hepsi değil, ama madem erkin koraysın yolla kızını özel okula. kızının haklarını ve özgürlüğünü gasp etmek de nesi.
dahilerin,mucitlerin deli olduğunu kanıtlayan müthiş müzisyen. anadolu ezgilerini batı müziği ile muhteşem şekilde sentezlemeyi başaran, türkiye de ilkleri gerçekleştiren bir mücitdir. günümüzde bile onun üretkenliğine ve kalitesine yetişmiş hiç bir müzisyenin olmayışı ne kadar değerli bir sanatçı olduğunu göstermektedir.
geçtiğimiz yıl sanatta 50. yılını dolduran, 'beni dinlemek kolay iş değil' diyen rock müziğin babası, elektro bağlamanın mucidi.
kaç neslin birden büyük bir beğeniyle dinlenmesi hiç tesadüf değil..
anadolu rock tarihi içerisinde gitardan en iyi anlayan kişi ve gerçek anlamda bir müzisyen. klasik rock'ın türkiye'deki en iyi temsilcilerinden birisidir zaten piyasada pek klasik rock yapan insan yok.
sadece müziği dinlenesi, düşünceleri kendisine kalası müzisyenimizdir.
edit:Kesinlikle yukarıdaki görüşlerimin aynısını söylüyorum.tüm olumsuz oylamalara rağmen.
yaşayan efsane. tek başına hem çalar hem söyler, hala müthiştir, zamana meydan okumaktadır. ¨bu adamın kafası bu müziği nasıl kaldırıyor¨ diyenler bile vardır.* slow şarkıları daha bir başkadır.
(bkz: yaşayan efsaneler)
üç sene evveliydi yanlış hatırlamıyorsam. belki de dört. net olarak bildiğim tayyip erdoğan başbakandı. gani müjde'nin henüz tekneye çıkmayı akıl edemediği, stüdyoda kalmayı yeğlediği, eh tabi hava da sıcaksa, bir açık havayla yetindiği ntv'de yayımlanan programına çıkmıştı erkin koray. gündem dışı, galiba. erkin koray'ı televizyonda ne zaman görsem konunun geleceği yer belliydi. gani müjde de olağan davranarak "erkin baba kızınızı okula göndermediniz"den yollandı. erkin koray bunu her zaman ki gibi gerinmeyle gördü; "evet ben öğrettim okumayı yazmayı ona!". sonrası ülkedeki eğitim sistemi üzerine birkaç kelam, belki. buraya kadar her şey tamam. takip eden dakikalar bir coşma kendisi için. "türkiye'deki ilk ve son hippi benim!". oh yeah. devamında gani'nin erkin'i yer yer gazlaması, yer yer gazını alması. sonra bir soru; "başbakanımızı nasıl buluyorsunuz?". ve ardından cevap; "çok beğeniyorum kendisini, bizi çok iyi temsil ediyor". vay be diyorum, temsil hakkını aşmış bir hippi. biz, hepimiz. aradan yıllar geçiyor, meydana mehapeliyim diye çıkıyor. aşka gelince belki hala "ilk ve son hippi benim" diyordur. bu ülkede neden her şey saçma sapan olmak zorundadır, bunu bilmiyorum. ama ağzıma tam oturan bir küfür biliyorum, değmez deyip vazgeçiyorum.