Ben sana nasıl küseyim
istanbul üstüme düşer
Karaköy'den vapur kalkmaz
Sezen Aksu şarkı yapmaz
Üsküdar'da yangın çıkar
Hey kanar yüreği güvercinlerin
Minibüsler bağırmaz olur
Aşk üstüne yenim etmez martıları boğazın
Ulan poyrazı küser, olan lodosu esmez
Yağmuru yağmaz nisanın
Ben sana nasıl küseyim
istanbul üstüme gelir
içim yanar içim
Bir aşk için bir içim
Kendini vurur sokaklarına Cihangir'in
Eyüp Sultan sabahlarına
Ve ekmek kavgasına yemin olsun
Bir de umuduna
Kavgaya düşmüş yeni gencin
Beyoğlu
Arsız bir gece beyim
Hayat üryan edilmiştir
Ve sevilmiştir, ve sevmiştir
Gül pavyonda sevim
Söyle
Söyle ben sana nasıl küseyim
Yolda yürürsün
Canın çeker
Kestane satarım Taksim'in köşesinde
Beyoğlu'nda sinemaların kapısında dururum
Her filimde Türkan Şoray oynar
Ben sana nasıl küseyim
istanbul üstüme düşer
Minibüslerin kapısında bağırırım
Sen binersen ön koltuğu ayırırım
Bir de teybe attım mı şarkımızı
Bir tek dileğim var
Mutlu ol yeter
Ben sana küsmem
istanbul üstüme düşer
Yangın çıkar Üsküdarr17;ın içinde
Aslan arkadaşla belalardan geçerim
Her bir şeyi taşır yüreğim
Her bir şeyi taşır
Bir senin yokluğunu çekemez
Söyle ..
ben nereye baksam beyaz bir ayrılık
nereye doğru yürüsem yağan kar görüyorum
yağmalanmış bedenimi açın. içinde,
izimi kırılgan çakallara sürdürün
beni yalnız onlar aramadıkları yerde bulurlar
biryerlere gözlerimi unutuyorum sık sık
ellerime bakıyorum, beyaz
sonra sokaklara çıkıyorum, gülümsüyorum
kalbimi oralarda unutuyorum
gökyüzü beyaz
beni biryerlere unutun diye
ruhumun kıvrımlarındaki yorgunlukla vedalaşıyorum
sürekli canımı acıtan ötekim, ötekimle
beni yolcu edin istemediklerinize
gitmek ayıptır dediklerinize, korkularınıza
bir işe yaramak olsun bunun da adı
herkes kendi çığlığının peşinde
kimse kimseye aşk değil artık
duyulmuyor kokuların sesi, şiirin müziği metalik
kendi çığlığında sağırlaşınca sesler iyice
uçuşan sözcükler sığ ve tedirgin
hadım edilmiş dil, inmiyor derinlerimize
kimse kalbini kutsamıyor / şarap aşağılanıyor
herkes kendi bulmacasında bilge
öyleyse
başka sulara gece olsun benim dudaklarım
kazınsın mührüm bütün taşlardan
silinsin hükmüm zamanın aynasından
çünkü,
kendimi alıp kuytulara götürüyorum
soytarı bilgelere inat
buna sevinsin lunaparklara sokulmayan çocuklar
onların sevinçleri; anlatan hıçkırıklardır
çünkü hayatın kaydını onlar tutarlar
onlar bilirler ki, lunaparklarda yalnız ışıklar yanar
zamansa;işte tam orada hepimizi ıskalar
geriye kalanı da kim isterse o alsın