ben nereye baksam beyaz bir ayrılık
nereye doğru yürüsem yağan kar görüyorum
yağmalanmış bedenimi açın. içinde,
izimi kırılgan çakallara sürdürün
beni yalnız onlar aramadıkları yerde bulurlar
biryerlere gözlerimi unutuyorum sık sık
ellerime bakıyorum, beyaz
sonra sokaklara çıkıyorum, gülümsüyorum
kalbimi oralarda unutuyorum
gökyüzü beyaz
beni biryerlere unutun diye
ruhumun kıvrımlarındaki yorgunlukla vedalaşıyorum
sürekli canımı acıtan ötekim, ötekimle
beni yolcu edin istemediklerinize
gitmek ayıptır dediklerinize, korkularınıza
bir işe yaramak olsun bunun da adı
herkes kendi çığlığının peşinde
kimse kimseye aşk değil artık
duyulmuyor kokuların sesi, şiirin müziği metalik
kendi çığlığında sağırlaşınca sesler iyice
uçuşan sözcükler sığ ve tedirgin
hadım edilmiş dil, inmiyor derinlerimize
kimse kalbini kutsamıyor / şarap aşağılanıyor
herkes kendi bulmacasında bilge
öyleyse
başka sulara gece olsun benim dudaklarım
kazınsın mührüm bütün taşlardan
silinsin hükmüm zamanın aynasından
çünkü,
kendimi alıp kuytulara götürüyorum
soytarı bilgelere inat
buna sevinsin lunaparklara sokulmayan çocuklar
onların sevinçleri; anlatan hıçkırıklardır
çünkü hayatın kaydını onlar tutarlar
onlar bilirler ki, lunaparklarda yalnız ışıklar yanar
zamansa;işte tam orada hepimizi ıskalar
geriye kalanı da kim isterse o alsın