Yok acı olan annemi tanımam, kadın harbi elalem için yaşıyor. Mesela gece ölürsem evim temiz olsun arkamdan kimse konuşmasın diye evi temizleyip yatar. ölmüşsün gitmişsin evin temiz olsa ne kirli olsa ne, zaten evde 2 kişiyiz ne kadar kirli olabilir ev ama anlatamıyorsun. Ya da bir hastalığım olsa aman kimse duymasın der, niye duymasın diyince de söylenmez öyle diyor herhalde o konuda da hastalıklı derler de evde kalırım diye korkuyor. Elaleme sokayım.
Az önce annemin “hadi ben seni gönderdim diyelim gece vakti dönerken başınıza bir şey gelse, elalem Gece vakti nereden geliyordu, yanındaki kimdi diye sorduğunda nasıl hesap veririz?” içerikli konuşmasına maruz kaldım. Demek ki kaza falan geçirsem kızım ölcek mi diye telaşlanmayacak da elaleme ne dicem diye telaşlanacak.
Insan sosyal bir varlık olduğundan, bir başka deyişle toplumsal bir canlı olduğundan; istediğiniz kadar reddedin ancak toplumun bir parçası olarak uyulması gereken kurallara kimilerine göre minimum, kimilerine göre maksimum seviyede uyulur. Bana sorarsanız ben optimumu bulun kafanız rahat olsun diyorum. Tamamen Başkaları için de yaşanmaz; tamamen içinde bulunulan toplum da terk edilemez. Bu sebeple kendi yolunuzu bu bilgiler ışığında bulursunuz zaten.
Birçok annenin dert ettiği, kendini paraladığı olumsuz duygu.
Elalem ne der diye diye kendini tüketir bu ulu varlık.
Ne kendini gerçekleştirebilir, ne hayallerine emek verebilir, hevesi kursağında Yaşar gider garibim.
Oysa hayat elalem zamazingosuna Zaman harcayacak kadar uzun değil, ahh bi bilebilseler... Anlayabilseler..
Bir hapishanedir.
Duvarları oldukça yüksek, aşılması da hayli zordur.
Bir yandan sağına soluna bakmadan, insanlara kulak kesilmeden yaşayamayıp müebbet yemek de, diğer yandan kendine güvenip, yapacaklarının sorumluluğunu üstlenebilecek özgüvene sahip olup tahliye olmak da kişinin kendi elindeyken, toplumu yaşanabilir kılan etik sınırlarını aşıp umursamazlıkta nirvanaya ulaşıp her şeyi berbat etmek de ihtimaller dahilindedir.