"... kim ne derse desin ben bugünü yakıyorum
Yeniden doğmak için çıkardığım yangından."
Sen bugünü yaktın, yıllar önce yaptığın gibi.
Önce dünyaya düştün, bugün insanlığın bir adım ötesine.
Geriye yalnızlığın kaldı, eski yapraklara sığdırdığın o koca yalnızlığı biz dünyamıza sığdıramadık, kanadık..
iyi doğdun, koca bir yalnızlık doğurdun, adına şiirler yazdığın..
" ne yapsam bütünleşemiyordu olup bitenler ben de. oluşuna şaşırmış bir çakıl gibiydi yüzüm. dümdüz, çizgi tutmayan bir çakıl gibi. tek bir anlam çizgisi yer etmemişti yüzümde ya da bana öyle geliyordu. dışımdaki varoluş biçimleri dışımdaki devinimler de durumumun yansımasıydı bir bakıma. tanrı adı gibiydi bütün adlar, tanrı yüzü gibiydi bütün yüzler. dünyaya sığınmış bir dünyaydı karşımdaki. "
"insan yalnızdır, yalnızlığını başkalarıyla gideren tek yaratıktır. Kapanık bir yaşamım yok. Her zaman kalabalıklar içindeyim. Ne var ki gene de çoğu kez yalnızım. Belki bireyliğimin (bireysellik değil) bilincine vardığım için. Belki de genelgeçer duyarlıktan sıkıldım. Mendimi açıklayarak yaşamaktan bıkmış da olabilirim. Ama sorun bu kadar özel değil. Kendimi toplumdan istesem de soyutlayamam. Toplumla, toplumsal olaylarla kopmaz bağlarım var. Ayrıca şiirlerimi yaşamımdan özümlediğime göre... Öyleyse insansal bir durum bu, daha çok zamanla ilgili. Kişi kendindeki karşıtlarla yaşıyor. Çoğu kez de birinden birini seçerek..."
" Ne kalır ne kalır
Tuz gibi susayan, nane gibi yayılan
Dokuzu unutulmuş on yüz mu kalır
Onu da unutulmuş bir şiir belki kalır
On çizik, on çentik, on dudak izi
Bir çay bardağında on dudak izi
Aşklardan sevgilerden
Suya yeni indirilmiş bir kayık gibi
Akıp geçmişsem, gidip gelmişsem
Bir de bu kalır.
Ne Kalır benden geriye, benden sonrası kalır
Asıl bu kalır.
On yerde adam geçse geçmese
Dağlardan tepelerden inen bir düzlüktüm,
anlaşılır.
Aksam olur bir günden dibe çökerim
Su içer dibe çökerim
iyimser bir duvarcıyım her gün bir tuğla
düşürürüm elimden
Bu yüzden gecikirim
Size bu sıkıntı kalır. "
"ve ağzım ağzını öptü ise
çünkü için sözle doludur
elim eline değdi ise
çünkü elin yaratılmış işler doğurur
gözlerine baktım ise
ki bakmışımdır
onlar bir denizi sezme derinliğindedir
ve saçlarına
ve boynuna
ve omuzlarına
baktım ise
ki bakmışımdır
onlar bir kuşun uçuşunu
sezme derinliğindedir."
Anılardan anılardan çoktan vazgeçtik
yaşadığımız bugün nasıl
güzelliğimiz hangi güzellik
biliyor muyuz, hayır, bilmiyoruz da
acılarımızdan bir yaz kurduk onarıyoruz
belki bir hazırlık bu başka yazlara
yakın yazlara, uzak yazlara
çünkü her şey eskiye kaldı, anılar bile
her şey, ama her şey eskiye kaldı
vakit yok bir daha yemyeşil eylül tramvaylarına. "
"...işte bir orman daha
sanki bir gölgeye geldik; yorulduk, acıktık, susadık biraz
ve doyduk, ve içtik, ayıldık bir anlamda
ayıldık ve sorduk, baktık ki hep ormandayız
kaç kere ölmemişiz, kaç kere sormamışız, bu kaçıncı dalgınlığımız
yani kaç sesli bir evrende kaç kere yalnız
ne ölmek, ne ansımak! sadece yaşamakla
tam öyle gibi.. demeyin: eh, biraz yorulsak da
demeyin, sakın haa, yok şu kadar bir şey insanın sonsuzunda
biz şimdi ne yapsak, biz şimdi ne yapsak, biz işte biraz
bilmiyoruz ya
diyoruz: yaşasak çıkmazları, sevişsek olmayanlarla "
"maviyi soruyordun,gözlerimden yüzüme yayılan maviyi mi bir renk değildir mavi huydur bende
ve benim yetinmezliğimdir
ve herkesin yetinmezliğidir belki
denecektir ki bir süre
ve denecektir
bir akşam üstünü düşünmek bir akşam üstünü düşünmekten
başka nedir ki."
yere dökülern bir un sessizliği mi
göğe bırakılmış bir balon sessizliği mi'
dizelerinin sahibi. inanılmaz bir gözlemci; çok ince bir zeka ve dile hakimiyetiyle şairdir. ikinci yeni akımının üç silahşörlerinden biridir kanımca. kullandığı imgeler, betimlemeleri şiiri okumaktan ziyade hissetmeye götürür insanı. cahit külebi'nin istanbul şiirini de sever. uykusuz gecelerde ve uykusuz gecelere sebebiyet vermede üstüne yoktur, can'dır.
"duymuyorum ben acılarımı. ve yitirdim çoktan
yitirdim bütün karşıtlıkları. ne umut
ne umutsuzluk, ne hiçbir şey
kurtaramaz varlığımı benim. ve yoğun bir anlamsızlığın içinde
sanki renksiz, boyutsuz
ve göksüz, zamansız bir evrende
tek çıkar yol yaşamaksa lusin
yaşıyorum ben de kaygısız
değişmez bir anlamsızlığı böylece."
uyku tutmadığında bana kendini hatırlatıp daha da uykumu kaçıran şairdir. olsun ya. sorun değil.