edip cansever

entry917 galeri57
    440.
  1. kırmızı bir atkı al sade, yalnızlığını saklar
    Edip Cansever okuma bu mevsim, ruhunu sakatlar.
    cemal süreya
    10 ...
  2. 439.
  3. Her şiiriyle, tragedyasıyla okunma anını bile şiire çevirebilen şair ama insan...

    Ne kalır benden geriye
    Benden sonrası kalır
    asıl bu kalır.
    10 ...
  4. 438.
  5. Tenha semtlere kurulmamış saatleri yakıştıran koca şair ve özlenen insan...
    ...Hatırla
    Ne demiştim o gün ben sana
    "Her tenha semtte kurulmamış bir saat yakışır"
    Benim o bunaltılı günlerimden kalma bir mısra
    Ve sense bana Aragon'un
    -Parisli şair, yüzü aslan dolu-
    Sımsıcak, dipdiri bir mısrasını anlatmıştın
    Seninle ve parmaklarınla
    Bardakta duran suyun bir akarsuyu
    Nasıl kıskandığını anlatmıştın boyuna
    Nasıl mı
    Dedim ya, seninle ve parmaklarınla
    Neden olmasın, yeni yakılan bir sigarayla da anlatılabilir şiir
    Apansız bir yolculukla da
    Bir karpuzu ikiye bölmekle, bir portakalı dilim dilim ayırmakla
    Anlatılabilir
    Ama bizim memleketimizde şiir
    Yazık ki ölümle anlatılır biraz
    Ölümle anlaşılabilir...
    11 ...
  6. 437.
  7. Biz aykırıya, ayrıntıya, ayrıksıya, azınlığa tutkunuz.
    1 ...
  8. 436.
  9. akşam akşam "Eski Bir Takvim için Şiirler"i aklıma düşen şair...

    Evlerin saat beş olma hali
    Ben yorgunum anlamaktan
    Bir duvar, bir tebeşir gibi yazmaktan yazılmaktan.

    Ve akşam
    Alanların caddelerin bana biraz fazla geldiği
    Üstümü başımı bilmediğim bir akşam
    Ne yapsam
    Alkollere gitsem. Giderim alkollere bir mektup gibi
    Alkollerden gelirim bir mektup gibi
    Bellidir sırtımdaki kan lekesinden ve puldan.

    Yağar ki sokaklarda bir uzun yağmur
    Islanırım ıslanırım anlamam
    Sanki nedir bir yağmurun güzel olması
    Sahi bir yağmurun güzel olması
    Yağarken kendine severek bakmasından.
    2 ...
  10. 435.
  11. bu saatlerde dunyami daha da bulandiran.

    "hepimiz tanri kaldik, kimse mutluyum demesin."
    3 ...
  12. 434.
  13. benim canım şairim.

    Gezginim, açık denizlerden yanayım
    Biraz da Akdenizliyim, bu işte böyle kalır
    Akdenizli herkes konuşur duyarlığını
    Başka ne kalır
    Biz ki bir konuşuruz geriye on şey kalır.
    2 ...
  14. 433.
  15. Yaşadım yeni zaman içinde,
    Bol yıldızlı gecelerde sevdalandım.
    Bahar derdinden başka,
    ekmek karnesiz,
    parasız,
    Portakalsız kaldım.
    Hatta ikinci cihan harbinden beri,
    bir de yalnızlık derdim var.
    3 ...
  16. 432.
  17. 431.
  18. ikinci yeni şiir akımının, kapalıçarşı'sı.

    şiirlerinde soru sorarak bilinmeyeni ortaya çıkarmaya çalışmıştır. genellikle insan ilişkilerindeki duygulara, yaşamın rutin zorluklarına, kapalı bir dille değinmiştir. kısa şiirlerinin yanı sıra uzun şiirleri de okuyucuyu yormaz.

    (bkz: aşklar içinde)
    (bkz: mendilimde kan sesleri)
    (bkz: gökanlam 3)
    1 ...
  19. 430.
  20. "Yeşil ipek gömleğinin yakası
    Büyük zamana düşer.

    Her şeyin fazlası zararlıdır ya,
    Fazla şiirden öldü Edip Cansever. "
    0 ...
  21. 429.
  22. "sanki nedir bir sonbahar yağmurunun anlamı
    bir kadın bir pencerede yalnızken..."
    1 ...
  23. 428.
  24. "her şey o kadar dokunaklı ki
    eylülsem, istemeden kırılıyorsam bazen
    dağınık, renksiz bir mozayık gibiysem
    üstelik yalnızsam bir de -telefonda kuş sesleri-
    aynalardan duvarlara bir üzünç akıntısı
    bu dünyada çekingen olmak çok iyi bir şeydir baylar"
    1 ...
  25. 427.
  26. Yeşil ipek gömleğinin yakası
    Büyük zamana düşer.

    Her şeyin fazlası zararlıdır ya,
    Fazla şiirden öldü Edip Cansever.

    Demiştir onun için, Cemal Süreya.
    1 ...
  27. 426.
  28. " yıllar geçmedi, yıllar eskidi
    dokunduğum yerde kalıyorum
    yaşlı bir kelebek gibi.

    yeni bir renk buldum bugün, suyun akışı rengi
    oyuğumdan çıktım
    çıkmamı duydum
    bir süre yürüdüm yürüdüm
    hiç kimsenin ağzını dayayıp da
    suyunu içmediği bir çeşme gibi durdum
    durdum ki
    önce bir elektrik mavisi çöktü içime
    sanki bir suya anlatıldım da bilinemedim
    ben
    benzersiz bir geyiği okşar gibi
    sevgisizliği okşayıp geçtim
    yol boyunca insanların
    uzak yakınlıklarını
    okşayıp geçtim
    sinema girişlerindeki fotoğraflara baktım - bir süre -
    çürük elma kokulu bir sokağa girdim
    küçük bir alana çıktım
    cemal i okuldan aldım
    sonra...
    kestiydim saçlarını çoktan
    gözleri bir çift medüza şimdi
    cemal in
    kurtuluş ta unutulmuş bir bahçe için
    bahane cemal
    kolları iğreti, kısa
    kır yolları gibi tekdüze bir anlatım yürüyüşünde
    anlamsız
    ve yanyana gelince beton yapılarla
    hep aynı soğuk ve yapışkan hüzün
    yedeğine alıyor ikisini de
    oysa pencereden sarkan ışıklar bile
    herbiri başka başka
    acılar başka başka
    hergünkü sözler, hergünkü konuşmalar
    aynı plaklarda aynı şarkılar
    tutmuyor hiçbirini
    ve
    mutluluk
    bir kibrit çöpü ne kadarcık yanarsa. "
    1 ...
  29. 425.
  30. ne gelir elimizden insan olmaktan başka

    ne çıkar siz bizi anlamasanız da
    evet, siz bizi anlamasanız da ne çıkar
    eh, yani ne çıkar siz bizi anlamasanız da.

    hiçbir şey! Kimse bir gün gözlerimi sevmeyecek, biliyorum
    kimse bir gün kimseyi sevmeyecek korkuyorum.
    4 ...
  31. 424.
  32. fener bekçisi salih anlatıyor' daki
    " öyle bir salih' im ki ben, onda hiçbir şey barınamaz
    salih' in kendisi bile"

    dizeleriyle nedense direkt" öteki ben" i çağrıştırmıştır.
    0 ...
  33. 423.
  34. ikinci yenicilerden en şanssızı herhalde. şöyle ki; cemal süreya tomris uyar'a aşıktır ve sevgilisi olmuştur bir zamanlar, turgut uyar aşıktır ve eşi olmuştur, edip cansever de aşıktır ama o sadece şiir yazmıştır en güzellerinden. kim bilir belki de şanstır bu demek istenirdi diğer abilerimiz de bir o kadar güzel şiirler yazmasaydı. yine de :ben seni uzun bir yolda yürürken görmedim ki hiç *
    bi de burdan buyrun http://hturgut.uyar.info/image/45266725635
    1 ...
  35. 422.
  36. bir süre bakışıyoruz karşılıklı
    ben uykudan uyanır uyanmaz
    benimle şiir gibidir bu
    tam karşımda ama yazılmamış
    durmadan bileniyor aklımda.

    seni unutarak baktığımda bile
    dünyanın her yerlerinden geçiyorsun
    yayılıyorsun kalabalıklara
    yalnız yayılmak mı
    aşkın en büyüğü, en dayanılmazı demeli buna.

    özlenirsin, alabildiğine varsın da
    daha da var oluyorsun gün günden
    olgun bir meyva gibi güleceksin zamanla
    bir kadın da değilsin, bir kişi de değilsin
    bir kuş olsa mavilik derdi buna.

    (bkz: Edip Cansever)
    O Mavilik Derdi
    0 ...
  37. 421.
  38. Ve kendine bilinmeyenler yaratan Yakubum ben, iyi ya
    Durduğum bir gündü, diyorum, bütün ilgiler sizin olsun
    Her türlü bir şeyler sizin olsun, ben artık
    Hep böyle istiyorum, ayıp degil ya
    Durduğum bir gündü, diyorum, yüzümü göğe doğurduğum
    Bir gündü ve yaşar gibi kaldığım bir yaşama içinde
    Ve yollarda ölü baykuşlar bulduğum
    Bir ölünün günü boyayan renginde
    Çürük evler bulduğum, içleri sonsuz kayalar
    Kayalardan dondurmalar sorduğum
    Ben, yani Yakup, Yakubun hiç çağrılmamış şekli
    Kim bilir ne diyordum
    Kim bilir ne diyordu bir baykuş yaratıldığına
    Bir baykuş tarafından
    Ve bütün baykuşlar o bütün baykuşların arasında ne oluyordu
    Ben ne oluyordum..
    1 ...
  39. 420.
  40. Bir Genelev Kadını Ve...
    Girdi
    Sırtında eski bir ceket vardı
    Bir yerlerden sızmıştı sanki, gün ışığı gibiydi
    Sarışındı
    Önce bir süre kapının önünde durdu durdu
    Gölgelendi, inceldi, beni gördü
    Pek önemsemedim
    Baktı, hiç konuşmadı
    Oysa bir isa tasviri gibi uçumluydu, güzeldi
    Yer gösterdim, oturmadı
    Bir sigara yaktım, ona da verdim
    Aldı
    Sigarasını ben yaktım
    Kısa bir gülümseme yürüdü dudaklarından
    Benim dudaklarıma da geçti
    Çocuklar gibi kızardım
    Öteki kızlar gülüştüler
    Ben kendimi sevdim, güvendim
    Saçlarımı düzelttim, göğsümü biraz kapadım
    Bana elini uzattı, ellerimiz birbirine değdi
    Sıcaktı, inceydi, kıskanırım anlatmaya bu eli
    Ağır ağır odama çıktık.

    Girdi
    Açık pencereyi kapadım
    Perdeyi çektim
    Arkamı döndüm, yavaş yavaş soyundum
    Bileğimdeki saati çıkardım
    Sigaramı söndürdüm
    Tam o zaman..
    Zaman da değildi belki
    Önce korkunç bir gözyaşı seli
    Sonra alabildiğine bir kayalık
    Kayaların üstünde bir kertenkele
    Ardından bir ormanın uğultusu
    Binlerce kanat sesi
    Sağ elinde bir bıçak
    Yok, hayır, bıçak da değildi
    Vuran, ezen, öldüren bir el
    Ve eller
    Ve dişler
    Kendimden geçtim.

    Bir daha gelmedi, hayır, bir daha hiç gelmedi
    Ama onunla ben
    Ne zaman istedimse o zaman yattım..

    Edip Cansever
    2 ...
  41. 419.
  42. sana her zaman söylüyorum yüzünde gülmek var
    bakınca bir yaşam ordusu çıkıyor aydınlığa
    1 ...
  43. 418.
  44. dil ile öylesine oyunlar oynar ki; betimlediği anlamlardan önce tümcelerin kurgulanma biçimlerine hayran kalırsınız.

    "Öyle bi çık ki karşıma, her baktığımda 'ilk defa görüyormuşum gibi, az kalsın oluyormuşum gibi' hissedeyim seni."
    1 ...
  45. 417.
  46. "yitirdim inançlarımı stepan. ve nasıl alabildiğine
    sorumsuz dolaşırsa kan vücutta
    bir yandan bir parçası olarak insanın
    bir yandan büsbütün yabancı insana. "
    0 ...
  47. 416.
  48. "Ölülere takılmış bir uçurtma gibiyim/Biraz öyleyim." sözünü sahibi, mükemmel şair.
    0 ...
© 2026 uludağ sözlük